~3.Bölüm~

1137 Words
"İkinizide öldürürüm! Çabuk anlatın her şeyi. Aşk olsun neden hiç bahsetmediniz bana."deyip küstüm bir çocuk gibi. Ela kalkıp yanıma geldi. Mukaddeste diğer yanıma geçti ve ikisi birden bana sarıldılar. "Ya Ceylan gözlüm valla ben anlamasaydım a bu salak anlatmayacaktı hiçbirimize."dedi Ela Mukaddesin kafasını hafifçe itip benim yanağıma bir öpücük kondururken. "İyiki geldin Ceylan. Seninle dertleşmeyi, gülmeyi o kadar çok özledimki."diyen Mukaddes bana daha sıkı sarıldı. "Öyle mi? Ben buradayım ama sana odun gibi görünüyorum o zaman muko!"diyen Elaya hep birlikte güldük. "Ya bırakın didişmeyi. Bana çabuk ne olduğunu anlatın."dedim böyle cümlelerde yine fısıldayarak. Bizimkilerin duyması hiç iyi olmazdı. Allah'tan bilerek onlardan uzak bir yere oturmuştuk. Aşk hikayelerini dinlemeye bayılıyordum ama tabiki Kur'an merkezli bir aşk hikayesi olacaktı. Mesela şu an Mukaddesinki öyle görünüyordu. Ay çok heyecanlı! "Ya bu, meğerse çocukluğundan beri birini çok seviyormuş. Hani hatırlarsın belki orta okuldan, bizim bir üst sınıftan, hep satranç ve deneme birincisi olurdu. İsmi Ahmet." "Yok ya. Hatırlayamadım. Ahmet... Ahmet... Cık. Valla hatırlayamadım." "Neyse görünce hatırlarsın." "Ee?" "Eesi bu çocuk buradan taşınmışlar liseye geçerken, sen gittikten bir 3-4 ay sonra tekrar gelmişler. Zaten muhafazakar bir çocuktu. Şimdi dahada öyle olmuş. Kendini baya aşmış. Bizim camiye müezzin olmuş, anlayacağın." "Aaa deminki ezan sesi onundu demek. Kız Mukaddes yine ballı çıktın bak. Elin abdestlisine gönül kaptırmışın."deyince yine birlikte güldük. Mukaddeste ara sıra utanıyor, kızarıyordu. Hayır. Hayatta benden daha neşelisi, benden daha gülecek birisi varsa oda Mukaddesti derim. Tamam değişmemişti ama Ahmet denen çocuğun ismi ve bahsi her geçtiğinde üzerindeki etkinin farklılığını görebiliyordum. Bak şimdi daha çok merak ettim şu çocuğu. "Ee Ela sonra? Ay hikaye gittikçe heyecanlaşıyor." "Mukaddes hadi sen anlat."dedi Ela. "Ya Ceylancığım... Ela bak gereksiz espriler yapıp utandırma insanı."deyip gülmeye başladı. İşte tanıdığım Mukaddesim. Gereksiz her şeye gülerdi. Allah'ım ya! Bunu bile çok özlemişim. "Ela uğraşma kızla. Sende az değilsin. Sıra sana da gelecek, merak etme." "Tamam ya sustum. Hadi anlat. Çünkü gerisini bende bilmiyorum ve merak ediyorum." "Şimdi kızlar. Elanın dediği gibi ben bu çocuğu orta okuldan beri seviyorum. Tam istediğim gibi bir eş adayıydı. Namazını kılar, Kur'anını okur. Gözleri yerde gezer. Ah ah..."deyince Elayla kıkırdadık. Sonrada Mukaddeste bize katıldı. Ela koluma girmişti. Ya bu sohbetleri, böyle bir arada oluşumuzu ne çok özlemişim Allah'ım! "Ee?"dedik Elayla aynı anda. "İşte onu okulda gözleye gözleye bende tesettüre girdim. Sizin aklınız tabi nerede? Ancak denemelerde birinci olmak için yarışa girin, hocaların peşinden ayrılmayın. Siz öyle yaparken ben hep gizliden onu izlerdim. Allah'ım! O küçük yaşta bile hiçbir kıza bakmıyor, yüz vermiyordu; o kadar yakışıklı ve başarılı olmasına rağmen." "Ya daha çok merak ettim şu çocuğu. Ben niye hatırlamıyorum ya!" "Dedim ya Ceylan. Sende derslere ve spora kendini öyle kaptırmıştın ki bizi bile zor fark ediyordun." Bu doğruydu. Bunlar az kavga etmemişti benim için. Küçükken hep koluma girmek için yarışırlardı, küser dururlardı. Tabi Eladan ve Mukaddesten başka arkadaş grubumuz tam 9 kişilik falandı ve hepsiyle en yakın olan bendim. Onlarla ilgilenmeyince hiç peşimden ayrılmazlardı. "Bir dakika Muko! Demek sen o yüzden herkesi reddediyordun. Ulan o kadar yakışıklı çocuk peşinden koştu. Birine bile bakmadın be. Hepsi Ahmet için miydi?" "Evet Ela. Eğer eşimin temiz olmasını istiyorsam önce benim temiz davranmam gerekiyordu. O zaman Rabb'im nasibimi korurdu zaten." Allah'ım! Bu ne saf bir sevgiydi böyle. Yüreğime bir gülümseme yayılmıştı. "Ya şimdi ağlayacağım. Devam et Mukaddes."dedim heyecanla. "Ya öyle böyle orta okul bitince Elanın dediği gibi buradan taşındılar. Bende tam iki ay boyunca psikolojik çöküntüye uğradım. Aradan kaç sene geçti, kaç görücü geldi. Ahmeti hiç unutamadım ve bütün teklifleri reddettim. Sürekli onu bekleyip durdum. Sen gittikten sonra Ceylan o kadar üzülmüştüm ki bir anda o çıkageldi. Rabb'ime hamd olsun. Gönlümü hoş etmişti. Hani bedenen çok değişmiş olsada yüzünden hemen tanıdım Ahmet olduğunu. Küçükken arkadaşlarıyla konuşurken duymuştum. Hayali hep kendi mahallesine müezzin olup ezan okumakmış. Ezan okumayı çok seviyor." "Ceylan bir görsen çocuk taş be taş! O kadar açılıp güzelleşmişki valla mahalledeki kızlardan biraz zor nefes alır seninki Muko." "Ona güveniyorum Ela. O yanlış bir şey yapmaz. Hem sen ne biçim bahsediyorsun çocuktan öyle. Caiz değil, anlamıyor musun?" "Bak görüyor musun Ceylan? Nasılda hemen kıskandı. Kızım benden bile kıskanıyon. Ya Arzuları ne edecen?"deyince kıkırdadım. "Ya tamam bırakın artık. Didişmeyin yaw. Ela sende dedikoduya girme hiç yavrum. Mukocum sende devam et." "Ya işte biliyorsun. Camide hâlâ kadınlara ve çocuklara ders veriyorum. Haliyle sürekli onu görüyor ve rezil olmaktan çok korkuyordum. Ne kadar çok sakar olduğumu biliyorsunuz. Sürekli karşılaşmaktan artık kalbim dayanamaz hale geldi. Gözlerimi muhafaza etmek gittikçe zorlaşıyordu. O kadar yardımsever ve alçakgönüllü ki Kızlar herkese yardım eder, çocuklarla bile oynardı. Çocukları çok seviyor. Gizliden Kur'an okumalarını ve bazen cemaate vaaz vermesini dinliyordum. Allah affetsin. Birkaç kere inceledimde onu." "Sonuç olarak?" "Ne?" "Kızım oda seni seviyor mu?"deyince Mukaddes başını eğip gülümsedi. "Muko ya! Şu utanmalarına bir son verde bize cevap ver. Valla çatlayacağım!"diyen Elaya güldüm tekrar. "Hümeyra diye bir kız kardeşi var. Bizimle yaşıt sayılır. Oda camiye sıklıkla gelip gidiyordu. Baya samimiydik. Bir gün bana abisinin beni sevdiğini söyleyince kızlar o an sevinçten çığlık attım, biliyor musunuz? Camideki herkes bana döndü. Ahmet yere bakarak güldü ya, biliyor musunuz? Kendimi rezil etmekte üstüme yok." Mukaddesin komik el hareketlerine ve anlatımına gülmekten karnımız ağrımıştı. Oda hem gülüyor hem anlatıyor, farkında değil. Daha da komik görünüyordu. "Bir kere çocuklara ders verirken duvara yaslanmış beni izlediğini gördüm. Tabi gözleri yerde dinliyordu, o ayrı. Beni görmelisiniz. Bir inme geldi, dersin gerisi gelmedi. Gerisini kız kardeşimde geliyordu ya benimle. Sağ olsun Hülya devam etti."deyince hem kalpli gözlerle dinliyor hemde gülüyorduk. "Ya çok tatlısınız. Başka başka?"diye heyecanla sordum. "Ay bir kere şey oldu kızlar. Bizim mahallenin dedikodu olmasın söylemiyorum şimdi. Erkan diye bir çocuk vardı ya?" "Oha. Hâlâ sana takık mı?" "Ya işte tam üstüne bastın Ceylan. Bir kere camiye yürürken beni rahatsız ediyordu. Sonra ne olduğunu anlayamadan aniden yere düştü. Arkama bakmamla kalbimin yerinden çıkması bir oldu. Meğerse Ahmet ona çelme takmış. Öyle sinirli bakıyordu ki çocuğa, Erkan korkudan kaçıp gitti. Sonra bana 'önümden yürüyün' dedi. Bende o görmüyor ya ağzım kulaklarımda, camiyi nasıl ettim bilmiyorum." "Helal be enişteye."diye hafifçe bağırdım ama bizimkiler duymadılar şükürler olsun ki. "Ay bunlar çok tatlı ya. Değil mi Ceylan?" "Sorma kız bende eridim. Ee Muko?" "Ya bunun gibi çok anılar oldu ama en çok beni kıskandığı anlar çok hoşuma gidiyordu. Ay dur, bak aklıma şey geldi."deyip aniden kaşlarını çattı. Ne oldu ya, birdenbire bu kadar sinirlendi? "Bir kere Arzuyu camiden çıkarken gördüm. Meğerse gidip çocuğa evlenme teklif etmişte Ahmette onu reddetmiş. Tabi ben onları böyle görünce yanlış anlamıştım. Ahmet bana açıklama yaptı, biliyor musunuz?" "Ne dedi?" "Arzuya başkasını sevdiğini söylemiş. Tabi bunu söylerken benim yanaklar ateş, onun bakışlar yine yerde ama gülümsüyordu. Ben heyecandan yine sakarlık yapıp çıkacağım yerden kapıya çarptım."diye devam edince yine gülmelere doyamadık. Ay bu kız bir alemdi ya. "Selam Aleyküm?"diye uzaktan bir erkek sesi geldi. Ela daha önce davranıp "Buda kim?"diye sordu. Ben tanımıyordum. Daha önce hiç duymadım bu sesi. Ela yerinden kalkıp ön bahçeye doğru kafasını uzattı. Sonrada heyecanla bize döndü. "Kızım Ahmet bu..."
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD