GERÇEKLER

1041 Words
Kendimi hızlıca toparlanam gerekiyordu. Bunun için bir kaç saniye sessliği fırsat bilip kelimelerimi toparladım. “Sen benden o halimle faydalanıp sonra hiçbirşey olmamış gibi burakıp gittin” dedim ağlamayacaktım ama zor tutuyordum kendimi. “Halime baksan zaten normal olmadığımı anlayacaktın hadi onu da geçtin hiçbirşey söylemeden öylece kayboldun ortadan. Ordan bakınca neye benziyorum? Günübirlik hatta saatlik ilişkiler yaşayıp takılan birine mi benziyorum.” Titremeye başlamıştım artık. “Acil görev emri geldi “ diyebildi sadece. Konuşmasına devam etmesine izin vermeden araya girdim. “Her ne olursa olsun bana bir mesaj bir söz bişey ya bi şekilde ulaşabilirdin ya da Ferdaya ulaşıp yoklayabilirdin her türlü haberim olurdu en azından buna hakkım vardı. Ben neler hiisettim neler yaşadım haberin var mı? Sen benim ilkimdin ve bunu kendimde değilken yaşadım. İlkim olduğunu anlamadığımı söyleme sakın bana o kadar da tecrübesi olduğunu düşünmüyorum. Ya üç ay üç ay boyunca bir kere bile ulaşmadın bana.” Lanet olsun gözyaşlarımı kontrol edemiyordum artık. Konuştuköa yaşadıklarım hissettiklerim canlanıyordu zihnimde. “Evet haklısın bak ama sonuçta kaçacak değildim öyle biri olmadığımı anlamış olman gerekirdi. Ayrıca sen dudaklarıma yapışıp lütfen gitme derken karşı koyamadım. İlk defa irademe sahip çıkamadım. Sana dokunmak kokunu almak sıcaklığını hissetmek bambaşka bişeydi. Bak hiç aklımdan çıkmadın. Bu görev kısa sürecekti ve bende hemen dönüp seni bulacakfım ama olmadı.” Artık iyice tepem atmıştı ne demek dudaklarına yapışmak ben böyle birşey mi yapmıştım? “Yeter yalan söyleme bana artık. Bahanelerini dinlemek istemiyorum. “ diyerek ayağa kalktım bir hışım ancak kasığıma bir sancı girmesiyle yüzüm buruştu ve elim reflekse bebeğime gitti. “İyi misin hastaneye gidelim mi ? “ diyerek temkinli adımlarla yanıma yaklaştı ancak elimle dur işareti yaparak durdurdum . Artık iyice kıvranıyordum ve sancının şiddeti artmaya başlamıştı. “Bana bir daha dokunmayacaksın anladın mı? Gözlerindeki endişe yerini öfkeye bırakmıştı. “Bana tecavüzcü muamelesi yapma Defne sen istedin beni bende seni ikimiz arasında ilk andan itibaren bir çekim vardı kabul et artık bunu ve bana böyle davranmayı kes “ İyice sinirlenmişti artık kendini zor tutuyordu. Ela gözleri bir çift alev topuna dönmüştü. Ama umrumda değildi söylediklerinin hiçbir tutar yanı yoktu ve ben çok doluydum. Belki hamile olmanın verdiği hissiyatla daha da yükselmiş olabilirim ama asla sakinleşemiyordum “Sen benden en özel anımı aldın ve hiçbirşey söylemeden ortadan kayboldun. Kendini benim yerime koyabiliyorsan koy ve bir saniyeliğine düşün bakalım. Nasıl hissedecek— ahh” Noluyor annem neden bu kadar zorluyorsun beni bu sancı dayanılacak gibi değil burda. Çıkıp hastaneye gitmem lazım. Panikle yanıma koşan Ateşe tepki veremedim. “Lütfen artık karşı koyma bana da yardımcı olayım. Hadi hastaneye gidelim yüzün bembeyaz oldu iyi görünmüyorsun “ titremeye başladım üşüme geldi birden ve giderek artıyordu. Altımdan ılık ılık akab bişeyler hissettim sanki ama onunla hastaneye de gitmek istemiyordum. “Bırak beni ben giderim bana bi taksi çağır “ Yeniden sinirlenen Ateş “ inadığını seveyim senin kadın yeter artık karşı koyma hastaneye gidiyoruz dedi . İki büklüm sancılı haldeydim karşı koyacak gücüm kalmamıştı artık tam bişey söyleyecekken giren sancıyla inleyip kolundan destek aldım artık dayanamayıp beni kucağına alan Ateşin kollarında cenin pozisyonunda kıvranarak yatıyordum resmen. Sancı çok şiddetliydi kasığımdan belime ordan bacaklarıma doğru artarak yayılıyordu. Terlemeye başlamıştım artık kendimi sıkmaktan. İçimden bebeğim nolur dayan baban bizi yetiştirecek hastaneye diye konuşup duslar etmeye başladım. Bebeğime çok bağlanmıştım ve bu süreçte o bana güç olmuştu hep. Daha minnacıkken mercimek kadarken annesine destek olmuş ve herşeyin üstesinden gelebilecek bir kadın haline getirmişti beni. Onu hissettiğin andan itibaren anneliği benimseyip sadece onun için hayata tutanacağıma söz vermiştim. Eğer o benden giderse asıl o zaman biterdim ben. Gözlerimi kapatmış düşüncelerim arasında elim karnımdayken “gitmee “ gözyaşlarımın arasında. Çıkan fısıltıyla Ateş bana dönmüş ve endişeli gözlerle bana bakarken “buradayım iyi olacaksın “demişti. Galiba bugün Ateş gerçeği öğrenecekti. Hastanenin acil bölümüne giriş yaptığımızda Ateş hızla araçtan inip beni kucağına alıp hızlı ama dikkatli bir şekilde içeriye girdi. Bizi gören personeller bişey demesine gerek olmadan zaten koşup gelmişlerdi. “Aniden sancı girdiğini söyledi titremesi ve biraz da ateşi var “ diye gelen sedyeye beni bırakırken gerekli bilgilendirmeleri yaptı . O esnada kollarına bulaşan kanı farkedip şok geçirdi. Ne olduğunu anlayamaz halde bir süre kaldıktan sonra ben sedyede götürülürken arkamdan şaşkın halde takip etti. “Beyfendi siz burda bekleyin biz gerekli kontrolleri yaptıktan sonra size bilgi vericez” “Tamam buradayım” dedikten sonra düşünmeye başladı Ateş. Neden kanaması vardı o kan nereden geliyordu. Ciddi birşeyi var mıydı diye aklında geçirirken çalan telefonuyla kendine geldi. Arayan Timurdu “Efendim Timur” “Ateş sesiniz çıkmadı hiç kaç kere aradık bir sıkıntı yok değil mi “ demesiyle olanları anlattı. Kısa bir süre sonra herkes hastaneye gelmişti . O esnada hemşire yaklaşıp hastamızın yakınları siz misiniz diye sordu. Herkes evet cevabı verince hastamız içerde biraz yorgun düşmüş tabi serum takıldı girip görebilirsiniz doktorumuz birazdan gelip detaylı bilgi vericek lütfen kendisini yormayın demesi üzerine hızla içeri girdiler. Ben yatakta uzanmış ağlamaktan bitap düşmüş şekilde kapıya yönelttim gözlerimi. Ferdayı görünce kendimi daha da saldım ve bana yaklaşıp sarılması üzerine ağlamam şiddetlendi. “Kaybediyordum Ferda az daha kaybediyordum onu “ Ateş anlamaz gözlerle bana bakıyordu. Ferda ise teselli edici bir kaç cümle kurarak beni rahatlatmaya çalışıyordu. “İyisin bitanem ağlama artık üzme kendini bak” En son dayanamayıp Ateşin konuşması üzerine herkes bakışlarını üzerine çevirdi “Neler oluyor Defne kimi kaybediyordum ayrıca senin neden kanaman vardı “ konuştukça gerildiğini sesinden hissediyordum. Ve kafamı çevirip cevap vermedim. “Defne konuşur musun artık” ses tonu biraz daha yükseldi. Ellerimi önümde bağlayıp omuz silktüm. “Ya sabır siz söyleyin biliyorsunuz belli demesiyle Timur Funda ve Ferda birbirine baktı” ama bişey diyemediler. O sırada doktır içeri girdi. Doktor da doktordu yani Ferdanın doktoru gördüğü anda dibi düştü hemen anladım. “Geçmiş olsun tekrar Defne hanım nasıl hissediyorsunuz “ geniş bir gülümsemeyle sorusunu sordu. “Teşekkür ederim daha iyiyim” “Riskli bir durum yaşadınız lütfen stresten uzak durun ve beslenmenize dikkat edin değerleriniz düşük artık bebeğiniz daha da büyüyor ve sizin kendinize daha da dikkat etmeniz gerekiyor” Ateşin gözleri gözlerimi bulduğunda yatağın içinden bir tünel geçmiş olmasını ve ordan kaçmayı diledim resmen. Benim üste çıkmam lazımdı böyle olmamalıydı Allahım çok kötü bakıyor. “Bebek mi Defne duyduklarım doğru mu” “Evet Defne hanım 3 aylık hamile “ Dik dur Defne gardını düşürme sakın hadi kızım yaparsın inşallah yani. Peki şimdi ne olacaktı.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD