8. Bölüm

1201 Words
Henüz güneş doğmamıştı. Deniz dalgasız ve sakindi tıpkı günün bu saatinde Ayvalık’taki çoğu insan gibi uyuyordu. Hatta kuşlar bile günaydın şakımalarına başlamamışlardı, günün en karanlık vaktinde bir çift ölü mavi göz uyuyanlar kervanının dışındaydı. Yaşlı kadın, yanında sadece çapraz taktığı örme çantasıyla yürüyordu. Gece lambalarının sarı ışığı altında uzayıp kısalan gölgesi eşliğinde sessizce ilerliyordu. Bir hayalet edasıyla çıt çıkarmadan atıyordu adımlarını. “Temkinli ve sessiz olmak!” Kimselere duyulmadan ve görünmeden ilerlemenin en önemli unsuruydu bu. “Tıpkı bir yılan gibi,” diye düşündü içinden. Yüzünde beliren kocaman gülümseme ile suratındaki çizgiler, gözlerinin kenarına taht kuran kaz ayakları daha da derinleşti. Pazarda yaşananları düşünüp ellerini ovuşturdu, bileklikler için nasıl da kavga etmişti iki kız! Tıpkı falda gördüğü gibi olmuştu her şey, kartlar bir kere daha haklı çıkmıştı. “Şimdi, yapmam gereken son bir şey kaldı,” düşüncesiyle yoluna devam ediyordu. “Yetişmem gerek, güneş doğmadan kimse uyanmadan orada olmam gerek,” dedi içinden. Karanlık bir sokağa saptı. Hafif hafif esmeye başlayan rüzgârla deniz dalgalanmaya başladı. Yaşlı kadın dalga sesleri eşliğinde gölgelere karıştı. *** Dünün yorgunluğu ile kendini yatağa attığından beri deliksiz bir uykudaydı Ayça Nil. Eğer rahatsız edilmeseydi belki de öğlene kadar uyur anca kendine gelirdi ama kulağının zarını yırtan korkunç bir alarm sesi onu bu tatlı uykudan zorla alıkoyuyordu. Oflayarak bir hışımda başının üzerine kadar çektiği yorganla “Yeliz, Merve! Kapatın şunu!” diye bağırdı. Birkaç saniye geçse de beynine saplanan ses hala devam ediyordu. Klasik telefon alarm sesi değildi bu, öyle rahatsız edici bir sesti ki bu Ayça Nil’i çılgına çeviriyordu. “Ya kapatın şunu! Sağır olacağım birazdan! Kimin alarmı bu, kusacağım şimdi!” dırdırlanarak yorganı tepesinden attı, kaşlarını çatarak açtı gözlerini. “Şimdi başlayacağım ama-“ derken gördükleri yüzünden sözüne devam edemedi. Güneş yeni doğuyordu, hava karanlık olsa da Ayça Nil bu küçük odanın içinde bir tek yatağı görünce odasında olmadığını anlamıştı. Afallayarak yatağında doğruldu. “Neredeyim ben?” diye düşünüyordu içinden. Bir anda kendini başka bir odada bulunca kalbi korkudan deli gibi atmaya başladı. Bir yandan devam eden alarm sesi eşliğinde derin derin solumaya başladı. Duvar kâğıdı ve etrafa bakınca hala otelde olduğunu fark edebiliyordu. Bir kahkaha patlattı aniden. “Merve ve Yeliz, saçınızı başınızı yolacağım sizin böyle şaka yapılır mı? Aklım çıkıyordu! Uyurken beni başka bir odaya taşımak mı, bunun intikamı fena olacak!” Dolabın ardından veya lavabodan birinin çıkıp gülmesini, bir şaka yaptıklarını söylemesini bekledi. Henüz üstünden atamadığı uyku mahmurluğu ile ayağa kalktığında şaşkınlıkla üstüne baktı. “Bir dakika, bu pijamaları ne zaman giydim ben?” gri eşofman altına ve üstündeki kedi bakılı kısa kolluya baktı. “Üşenmeden üstümü değiştirecek değiller ya, bu kadar boktan bir şaka yapmaz Yeliz ile Merve!” Artık bunun bir şaka olmadığını fark etmişti Ayça Nil. “Yoksa… Uyur-gezer mi oldum ben? İyi de kapılar kartlarla kilitli başka bir odaya gece gece nasıl girerim ki? Telefon-“ bir hışımda komodinde hala alarmı çalmakta olan telefonu eline aldı. Ekrandaki yazıyı okumaya çalıştı. “Ne kadar bulanık, bunu okuyamıyorum!” gözlerini kısınca güç bela “06:45 uyan!!!” yazan alarmı okuyabildi. Hızla ekranı kaydırıp sonlandırdı kulaklarına işkence çektiren sesi. Kapanan alarmın ardından kilit ekranı açılınca bir şaşkınlık tufanı daha etkisi altına aldı Ayça’yı. Gözlerini kısmasına gerek yoktu bu kez, kocaman bir puntoyla bildirim panelinde yazanları görünce ışık gören tavşan gibi olduğu yerde dondu kaldı. Mesajlar • şimdi Atakan Doğan MAT -Feyz, uyandın mı kankam? Bir böceğe dokunmuş gibi telefonu komodine atıp geriledi. “Nifak Tanrıçasının telefonu bu!” hızla yatağın yanındaki gece lambasını yaktı. “Burası, onun odası! Bu üstümdekiler, onun pijamaları! Ne oluyor böyle ya!” Bolca panik ve bir tutam korkuyla neler olduğunu anlamaya çalışıyordu Ayça Nil. Öyle hızlı nefes alıp veriyordu ki başı dönmeye, midesi bulanmaya başladı. “Kusacağım!” Panikle lavaboya doğru koştu, klozetin kapağını açıp öğürmeye başladı. Ne zaman paniklerse, çok korkarsa kusardı Ayça Nil, ama ne hikmetse ağzından iğrenç sesler çıkartmak dışında ileri gidemedi bu kez. “Bayılacağım! Neler oluyor burada çıldıracağım!” lavaboya gidip musluğu soğuk kısma çevirdi. Buz gibi suyu yüzüne çarpmaya başladı. “Yeliz ve Merve bu bir şakaysa sizi öldüreceğim!” diye bağırmaya başladı. Soğuk su kollarından, çehresinden süzülüp damlacıklarla yere düşerken başını kaldırıp aynadaki yansımasıyla göz göze geldiğinde çığlıklar atmaya başladı. “Hayır, hayır hayır!” Turuncu saç, badem şeklindeki ela gözler ve kaşlarına teğet kaküller… “Rüya görüyüm ben! Hayır bu!” Yüzüne dokunduğunda parmağının altında hissettiği sivilceler, çok dipten kesilmiş tırnaklar ve ölü gibi beyazdan da beyaz bir ten… “Böyle bir şey olamaz!” Çığlıklarla baktığı aynada Feyza’nın yüzünü görüyordu Ayça Nil. *** Karşı odadan gelen haykırış sesleriyle uyandı Feyza. Yüzükoyun yatıyordu yatakta, asla böyle uyuyamazdı hâlbuki. Sesler o kadar rahatsız ediciydi ki uyumaya devam etmek bir yana dursun sakin kalmak bile imkansızdı. “Kesin Çakma Sarışın bu bağıran, sabah sabah dikkat çekmek için yine numara yapıyor olmalı,” düşüncesiyle oflayarak elini komodine attı. Bir süre gözlüğünü yokladı, orada olmadığını fark edince doğruldu soluna dönüp diğer komodine bakacakken Yeliz’i diğer yatakta görünce yerinde sıçradı. “Bu ne arıyor burada? Bir dakika Merve de burada! Ben, onların odasında mıyım?” Ayça’ya göre çok daha sakindi Feyza. “Acaba dün olanlar yüzünden Çakma Sarışın intikam almak için beni gece gece odasına mı taşıdı yoksa? Ama hayır, odamın kartı onda yok bu imkansız…” usta bir dedektif gibi zihninden geçirdiği düşüncelerle neler olduğunu anlamaya çalışıyordu. “Üstelik burası ne kadar da soğuk, burnum kırılacak parfüm kokusu yüzünden! Üstümdekiler de ne böyle, bunlar… Çakma Sarışının dün giydiği pembe etek değil mi bu?” Panikleme sırası şimdi de Feyza’ya geçmişti. Ellerine bakmaya başladı, ince uzun güzel parmaklar ve manikürlü pudra renk ojeli tırnaklarını görünce afalladı. Bu ellerin kısa parmaklarıyla alakası yoktu yine de sol bileğindeki mavi taşlı gümüş yılan hala yerli yerinde duruyordu. Hala uyumakta olan Yeliz ve Merve’ye baktı. Onları uyandırıp neler olduğunu sormakla sessiz kalmak arasında ikilemdeydi. Tercihini ikincisinden yana kullanarak yataktan kalktı. “Ne kadar saçma, ayak tırnaklarımda bile oje var!” otel terliklerini giyerken fark etmişti bunu, ardından başını öne eğince önüne hücum eden sarı saçları görünce öfkeyle küfrü bastı. “Saçım! Sarıya boyamışlar! Olamaz hayır hayır! Bana ne yaptınız böyle!” bağırarak ne halde olduğunu görmek için ışığı açtı. Acilen bir ayna bulmalıydı, “Mahvoldum ben! Saçlarım mahvoldu, annem canıma okuyacak şimdi!” düşüncesiyle sağa sola koşturmaya başladı. “Ayna nerde!” Hemen karşısındaki boy aynasında yansımasını görünce çığlıklarla bağırmaya başladı Feyza. “Böyle bir şey olamaz!” Aynanın iyice yakınına gidip kendisine tokat attı, çimdirdi, bağırdı ama ne yaparsa yapsın Ayça Nil’in yansıması hala karşısında duruyordu. “Hayır! İmkânsız, böyle bir şey olamaz!”   Panikle bir kere daha bağırınca Yeliz ve Merve’yi uyandırdı. Ablak ablak ona bakan iki kızı görünce doğru kapıya koştu Feyza, dışarı çıktı. “Yine niye bağırıyor bu ya?” yatağın içinde sola dönerken sitemle sordu Merve. “Ne bileyim, sivilcesi falan çıkmıştır belki de,” diyerek cevapladı Yeliz. İkisi de sesleri önemsemeden uyumaya devam etti. O sırada Feyza karşı koridordaki odanın kapısına vuruyordu. “Kapıyı aç! Lütfen aç şu kapıyı!” kulağına bile yabancı gelen bu sesle tüm gücüyle bağırdı. Dışarıdan gelen bağırış seslerini duyunca korkarak kapıya yöneldi Ayça Nil. Gözlerinden oluk oluk boşalan yaşlarla ne yapması gerektiğini kestiremiyordu. Daha doğrusu neler olduğunu bile bilmiyordu. Kapı çalmaya devam edince dayanamadı, açtı. Kendisini karşısında görünce ağzı bir karış açık kaldı.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD