5. Bölüm

1287 Words
“Offf yeter ama, ben çok yoruldum!” sızlana sızlana sandalyeye attı kendini. “Şu kartları kesmekten parmaklarım mahvoldu!” Gece oldukça geç yatmış,  arkadaşlarıyla saatlerce dedikodunun dibine vurmuştu Ayça Nil. Şimdi de saçma sapan katılımcı kartlarını hazırlama işi ona verilmişti. “Hayır anlamıyorum, o kadar kişi varken neden Mehmet Hoca böyle saçma sapan kağıt kesme işini bize verir ki!” düşüncesi içini kemirse de bir yandan makasla belgeleri kesmeye devam ediyordu. “Ben de çok yoruldum, ara mı versek kızlar?” oflayarak elindeki kâğıtları lobinin ortasındaki masaya koydu Yeliz. “Saçmalama Yeliz, bu işi bir an önce bitirelim. Baksanıza lobinin ortasındayız gelen geçen bize bakıyor,” tıslarcasına konuşuyordu Merve. “Tırnaklarım da mahvoldu, Mehmet Hoca gelene kadar belgeleri tamamlayıp odama çıkmak istiyorum!” diğerlerinin aksine hızını arttırdı ve öfkeyle devam etti. “Nil sen de acele et üç kâğıtlık bir şey kalmış önünde, on dakikaya bitirelim bir daha kâğıt mağıt görmek istemiyorum.” Merve’nin ani çıkışı ile sızlanmalar yarıda kesildi. Gözlerini kısıp mavi bakışlarıyla arkadaşını izledi Ayça. Gözleri kelimelere ihtiyaç duymadan “Ne sanıyor bu kendini, ”diyordu. Birkaç saniyelik süren bakışı karşılık alamayınca makası kavradı sağ eli ile, “Her neyde, bir an önce bitsin şu iş sonra Merve’ye yapacağımı bilirim ben,” düşüncesiyle işe geri döndü. Oysa bu işin ardındaki şahıstan habersiz yirmi dakikada hızla ellerindeki görevi bitirmeye çalıştılar. Sabahın erken saatlerinde herkes kahvaltıdayken Feyza erken davranmış Mehmet Hoca’yı gördüğü gibi yapılacak işleri öğrenmişti. Sunum yapacağı için ayak işlerini almak istemiyordu, bir de dün yırtılan hırkasının intikamını da düşünüyordu tabii. Mehmet Hoca’ya sinsice bir fikir vermişti Feyza. “Davetli katılımcılarımız gelene kadar yapılacak çok iş var hocam,” diye başlamıştı söze. Herkese uygun birer iş bulmuştu. Ama en çok da “Ayça Nil’in el sanatları çok iyidir, katılımcılar için yaka kartlarını o hazırlayabilir,” diyerek bu fikri ortaya atmıştı. Şimdi yapacağı sunum metnini Atakan ile düzenlerken lobide herkesin ortasında canhıraş kağıt kesip sızlayan Çakma Sarışın’ı izliyordu büyük bir keyifle. “O kağıtlardan sonra büyük bir sürpriz bekliyor seni,” düşüncesiyle keyifle gülümsedi. “Bir şey mi dedin Feyz?” diye sordu Atakan. “Yo, ben bir şey demedim…” gülümseyerek kaşlarını kaldırdı Feyza. “Aslında,” bir anda aklına çöreklenen fikirle daha derin bir gülümseme yer etti gözlüklerinin gölgesindeki aydınlık yüzüne. “Biraz ara versen nasıl olur?” “Hay yaşa be Feyz! Ben de tam diyecektim molaya ihtiyacım var diye!” “Lobide dinlenelim biraz, semaver koymuşlar aşağıya çay içeriz dinlenirken. Hem Mehmet Hocayı bir görmem gerek,” lafını tamamladıktan sonra elindeki kâğıdı masanın üstüne koydu. Bir hışımda sandalyeden kalktı. “Bana uyar,” diyerek eşlik etti Atakan’da. Üzerlerindeki lacivert “V” yaka sekretarya giysileri oturmaktan biraz kırışmıştı. Çalıştıkları alandan çıkarken aynalı duvarlara baktı göz ucuyla Feyza. Özel armalarla donatılmış tişörtün sol kısmında okullarının arması, sağ omzunda parlak gümüş işleme ile adı yazıyordu “Feyza Akdeniz”. Yansımasında dağılan topuzu veya yüzünü hepten kaplayan gözlükleri dikkatini çekmemişti her zamanki gibi. Onun için önemli olan tek şey işini en iyi şekilde yapmaktı. Sunuma nasıl çıkmaktan ziyade en iyi şekilde sunum yapmayı düşünüyordu. “Dış görünüş sadece bir aldatmaca,” felsefesine sahipti Feyza, “Yüz güzelliği ufacık bir kazada bile elinden gider ama düşünceler ve öğrenilen her bir bilgi her daim kalır.” Buna inanıyordu. Tam da bu nedenle yaşıtları gibi makyaj yapmıyordu, doğal turuncu saçları genelde uzun olsa da her daim başının üstünde gevşek bir topuzla toplu oluyordu. Güzel olsa da bakımsızlığı yüzünden bu yönünü gizliyordu. Tıpkı şimdiki gibi. Lobiye gelince büyük bir keyifle deri koltuklarda eciş bücüş oturup kâğıt kesmeye çalışan Ayça’ya baktı. Çakma Sarışın, büyük bir hırs ve işini bitirmiş olmanın verdiği mutlulukla elinde son kartı kesmeye çalışıyordu. “Nasıl da mutlu bu neşesi nasıl da kursağında kalacak ama!” düşüncesiyle arkalarından dolandı. Mehmet Hoca’nın deniz manzaralı balkonda telefonla konuştuğunu gördü “Harika, şimdi sen görürsün Çakma Sarışın!” Doğruca hocasının yanına gitti Feyza. *** “Sonunda!” sevinçle bağırarak elindeki makası bir hışımda kıstırarak son kartı da tamamlamayı başardı Ayça. Merve’nin sinir bozucu konuşmasından neredeyse yirmi uzun dakika sonra bütün işleri bitirmeyi başarmışlardı. Üzerleri başları kağıt kıymıkları ve plastik parçacıkları için de kalmış lobinin ortasında makyaj ve kıyafetlerine tezat bir halde neşeyle gülüyorlardı. Ortalığı toparlamak pek cazip gelmese de Merve’nin gazıyla hep bir elden çöpleri ve kartları güzelce ayırdılar. Yorgun olsalar da işleri bitirmenin mutluluğu vardı üzerlerinde. “Mehmet Hoca’yı bulalım da bir an önce odamıza çıkıp hazırlanalım,” dedi Ayça Nil. “Ay evet, nerde ki acaba?” merakla soran Yeliz’den başkası değildi. “En son senin şu Nifak Tanrıçası,” diyerek gözlerini Ayça’ya kenetledi Merve, “Soldaki balkona geçiyordu. Büyük ihtimalle oradadır Mehmet Hoca.” “Olabilir, hadi bir bakalım kızlar.” Sehpanın ve koltukların üzerine koydukları evrakları bir çırpıda alıp doğru balkonun yolunu tuttular. Henüz daha cam kapıdan dışarıya çıkmamışlardı ki Mehmet Hoca ile burun buruna geldiler. “Ooo kızlar, ben de tam yanınıza geliyordum. Bitti mi kartlar ve kayıt belgeleri?” “Evet hocam, neyse ki bitti.” Göz devirerek sözüne devam etti Ayça. “Makas sayesinde parmaklarım kas yaptı!” “Benim de belgeleri zımbalarken tırnağım kırıldı,” acı kaybı için büyük hüzün duyan Yeliz bu gereksiz bilgilendirmeyi yapmakta geri kalmadı. “Hadi ya! Çok üzüldüm, gazimiz var demek,” diye dalga geçti Mehmet Hoca. Ardından evrakları teslim alıp kızlara teşekkür etti. “Neredeyse konuklar gelecek harika iş çıkardınız, bu akşamüstü dışarda çaylar benden.” “Hayır demeyiz!” diye yanıtladı Ayça. “Ayça hazır burada seni yakalamışken…” diye ses tonunu değiştirip konuşmaya başladı Mehmet Hoca. “Hayır, hayır, hayır ya! Kesin bi’ iş daha kilitleyecek bana. Offff!” İçinden geçirdiği kelimelerle yüzünü buruşturdu Ayça. Bu konuşmanın ardından gelecek sözleri kestirebiliyordu. “Senin için bir görevim daha var!” “Hocam, çok yoruldum başkasına verseniz görevi-“ “Aaa, olmaz ama. Daha ilk günden iki kart kesmekle paydosa iznim yok,” derin sesi ve çatılan kaşları ile başını iki yana salladı Mehmet Hoca. “Konuklara katılım kartları ve hediyeler verilecek. Hediyelerin güzelce seminer çantalarına yerleştirilmesi gerekiyor. Çantaları da katılımcı kartlarını bu kadar titizlikle hazırlayan en yetenekli öğrencim hazırlarsa içim rahat edecek.” “Hocam yapmayın lütfen!” “Çok zor bir iş değil, yarım saatte bitirirsin.” “Yarım saat mi! Hocam başkası yapsın ben çok yoruldum. Boşta kimse mi yok?” “Herkes çalışıyor Ayça Nil, lütfen uzatma artık bir an önce işi bitir bir an önce kurtul.” “Madem öyle diyorsunuz,” oflayarak arkasına döndü “Yeliz ve Merve, bari onlar yarım etsin bana,” ağlamaklı ses tonuyla şımarık kız rolünde iş yükünü hafifletmek için her şeyi deniyordu Ayça. “Olmaz, onlara verecek başka görevlerim var.” Gülümseyerek Yeliz ve Merve’ye seslendi. “Düşün peşime, evrakları konuklara dağıtacağız,” dedi ve Ayça Nil’in itirazlarına kulak vermeden yürümeye başladı. “Offfff!” çareyi bağırmakta buldu Ayça, “İnanamıyorum ya! Niye bana patladı bu iş, of of offffff!” söylene söylene arkasına döndü. Ne kadar bağırırsa bağırsın bu işi yapmak zorunda olduğunu biliyordu. Öfkeliyken bile güzelliğini yitirmediği ifadesiyle yola koyuldu, mavi bakışları alev alev yanıyordu. “Katılımcı çantaları, ne saçma şey!” Öfkeyle söylenirken tam ardında duyduğu kıkırtılarla bir hışımda başını çevirdi. “Nifak Tanrıçası!” Feyza ile göz göze gelince içinden geçirdiği sözler bunlar oldu. “Nasıl yaptı bilmiyorum ama bu saçma görevde onun parmağı olduğuna eminim!” Aynı anda Feyza da büyük bir keyifle küplere binen Ayça Nil’i seyrediyordu. Onu daha da kızdırmak için kıkır kıkır gülmeye devam etti. Daha fazla dayanamadı Ayça, burnundan soluyarak sert adımlarla lobiye ilerledi. Koridoru dönünce gözden kayboldu. “İşte intikam böyle alınır Çakma Sarışın!” diye geçirdi içinden. Ardından yüzüne oturan kocaman sırıtışıyla Atakan’ın yanına döndü. Ve artık devam eden çatışmalarında skor “Ayça Nil 1 – Feyza 1” olarak beraberliğe ulaşmış oldu.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD