3.BÖLÜM:BELKİ BU SEFER

990 Words
Çabaladım. Çabaladım. Çabaladım. Çok çabaladım çok emek verdim çok uğraştım ama olmuyordu.Elimden hiçbir şey gelmiyordu.Zihnim ve kalbim bana pusu kurmuş beni dipsiz bir kuyuya mahkum etmişlerdi.Düşünmemek istiyordum Hiçbir şey düşünmemek istiyordum kimseyi düşünmemek umursamamak istiyordum.Kimseyi anlamamak kimse tarafından da anlaşılmamak istiyordum. Elim büyük kapının uzun parlak tutacağına uzandı.Derin bir nefes aldım.Her gün her gün kendime artık her şeyi unutacağıma dair sözler veriyordum ama olmuyordu.İşte şimdi ine içimden binlerce telkin cümlesi geçiyordu her şeyi unutacağıma dair umut kırıntıları serpiştiriyordu kalbime.Zavallı kalbim ayağa kalkmış kollarını genişçe iki yana açmış hevesle bana bakıyordu. Bende unutmak istiyordum.Kim kalbine bu denli acı veren bir adamı unutmak istemezdi ama olmuyordu bir türlü unutamıyordum.Ben unutsam kalbim unutmuyordu kalbim unutsa zihnim sürekli onun adını haykırıyordu. O her yerdeydi.Tam unuttum dediğim anda televizyonda beliriyor aptal kadın dergilerinin içinde gülümseyen fotoğrafı beliriyor gazetelerde ilk sayfalarda elleri cebinde makur bir duruşla bana bakıyordu. Benim için unutmak zordu.Unutmak fazla acı verici çokça acı vericiydi. ''Pardon biz bir geçebilir miyiz artık'' Arkamdan gelen tiz sesle olduğum erde istemsizce hopladı.İşaret parmağımı üst dudağıma erleştirip yukarı çektim.Karşımda iki tane güzel kadın duruyordu.İkisi de birbirinden güzeldi.İkisi de birbirinden alımlı ve şıktı.Sol tarafımda duran sarışın kadın bezgin bir şekilde ofladığımda başımı öne eğip kenara çekildim.İkisi de bana ters ters bakıp içeri girdiklerinde gözlerimi sıkıca kapatıp açtım.Onların peşi sıra bende içeri girdim. Sıcak hava üzüme çarpıp üşüyen kemiklerimi gevşetme başladığında gülümsedim.Benden önce giren iki kız Jale Hanımın yanına geçmiş askıda ki elbiselere bakıyorlardı.Gözlerimi hızla onlardan çekip arka tarafa geçtim.Önce çantamı montum dolabıma kodum ardından dikim haneye geçtim.Dikiş makinelerinin hemen hemen hepsi dolmuştu.Gözüm duvarda asılı duran saate kadı.Geç kalmamıştım.Sessizce erime geçtim.anlarından geçtiğim insanlar bana bakıp gülümseyerek günaydın diyorlardı.Onlara başımla selam vermekle yetindim.Dikiş makinemin başına geçtiğimde elim üzerinde gezindi.Sessizce okşadım on.Beni er şeyden ve herkesten uzaklaştırabilen tek şey belkide oydu.Benim en iyi arkadaşım garip bir şekilde b dikiş makinesiydi.Bazı zamanlarda içimden onunla konuşuyordum aklımdan geçen ne varsa çekinmeden ona söylüyor hatta bazen ondan cevap bile alıyordum. Omzumda bir el hissettiğimde arkamı döndüm.Sevim gülümseyerek bana bakıyordu. ''Günaydın şekerim'' Gülümseyerek kafamı aşağı yukarı salladım. ''Jale Hanımın yanındaki kızları gördün mü?Senin diktiğin elbiselere bakıyorlardı'' Gülümseyerek kafa salladım.Sevim omzuma sertçe vurduğunda kaşlarımı çattı. ''Hadi iyisin kaptın yine primi'' Omzumu ovarak ona ters ters bakıyordu ama o pek de umursamışa benziyordu.Sevim benden iki ay sora işe başlamıştı ben sekizinci ayımı bitirmek üzereydim bu dikim evinde.Patronumuz Jale Hanım kendi alide bir kadındı şimdiye kadar bana karşı hiçbir yanlış hareketi olmamıştı gerçi kimseye karşı görmemiştim.Samimi bir kadındı ama iş disiplini olan sınırını çizen de bir kadındı.On beş kadın bir arada çalışıyorduk .Jale Hanım her ay başı herkese dikmesi gereken parçaları elbiselerin görsellerini dağıtır dikkat etmemiz gereken noktaları özenle belirtirdi.Ay sonuna geldiğimiz için ben çoğu işimi hemen hemen bitirmiştim.Bugün yetiştiremeyenlere destek atacaktım.Gözleri etrafta gezindi.Aramızda ki en yeni kişi Nurcan Ablaydı.Başlayalı üç ay olmuştu ve bu ay ilk defa kendi elbisesini dikmeye başlamıştı.Ayağa kalkıp onun masasına doğru ürüdüm.Başında dikildiğimi fark edince bana baktı.Telefonumu cebimden çıkarıp ''Yardım lazım mı?'' yazıp ekranı ona çevirdim.Burada kimse işaret dili bilmiyordu bende insanlarla bu şekilde iletişim kuruyordum.Nurcan Ablanın gözleri büyüdü. ''Lazım tabi lazım'' Birlikte hızlı bir iş bölümü yaptıkta sora kedi dikeceği parçaları alıp masaya geçti.Derin bir nefes aldı.İşte benim için gün tam da şu anda başlıyordu. Kendimi o kadar çok kaptırıştım ki ne ara öğlen olmuştu anlayamamıştım.Bu sürede elimde ki işi de bitirmiş Nurcan ablayla birlikte birleştirme aşamasına geçmiştik. ''Hadi yemek yiyelim çok acıktım ben'' Nurcan ablanın sesi ile doğruldum.Belkide küt sesi geldiğinde yüzüm buruştu.Ne kadar süredir bu pozisyonda duruyordum farkıda değildim. ''Sende benim yüzümden yoruldun.Hakkını helal et Elif'' Gülümseyerek kafamı salladım.Telefonumu elime alıp alt katta ki yemekhaneye indik birlikte.Bu esnada Nurcan abla çocuklarından dert yakınma başlamıştı.İki kızı vardı ve anladığım kadarı ile ikisi de birbirlerini çok kıskanıyorlardı.emeklerimizi alıp masa geçtiğimizde gözüm ekranı anıp sönen telefonuma kaydı. Kayıtlı olmayan bir numara arıyordu.Belli ki beni tanımayan biriydi çünkü kimse beni aramazdı.Bana ulaşmak isteyen olursa ki onlarda çok az sayıda insanlardı mesaj atarlardı.Telefonum elime alıp ekranda ki numarayı okudum.Umursamadan telefonumu ters çevirip yemeğimi yemeye başladım. Nurcan ablayla birlikte yemeklerimizi yemiş biraz daha erken çıkabilmek için öğlen molası yapmamıştık.Elbisenin de pek bir şeyi kalmamıştı zaten.Masanın üzerinde duran telefonum çalmaya başladığında kaşlarım çatıldı.Yemekte arayan numaraydı. ''Ben açayım ister misin Elif?'' Gözlerimi ekrandan çevirip Nurcan ablaya döndüm.Başımı olumsuzca sallayıp telefonumu sessize aldım.Dalgınlıkla elime iğneyi batırdığımda hızla elimi geri çekip havada salladım.Nurcan abla bana peçete uzattı. ''Sende benim yüzümden yoruldun'' Gülümsedim.Parmağımı uzun uzun peçeteye sildim.Kanın durduğundan emin olduktan sonra işime devam ettim. ''İğne batmasına uğursuzluk derler ama bizim işimiz bu.Her birimizin her gün eline kaç defa batıyordur bu iğneler.'' Nurcan abla kıkırdadığında bende gülümsedim. Elbiseyi birlikte tamamlamıştık.Nurcan Abla Jale Hanıma onaya götürmüştü.Bende masamı toplayıp dikiş makinemin fişini söktüm.Nurcan abla içeri girdiğinde baş parmağını havaya kaldırdı. ''Tamamdır kabul etti'' Gülümsedim.Sandalyenin arkasına astığım montumu üzerime geçirdim.Çantamı koluma asıp herkese el salladım.Kimisi söyleniyordu erken çıkacağınıza bize yardım edin diye kimisi onlar öğlen molası yapmadı diyordu.Nurcan abla elimi tuttuğunda bakışlarım ona kaydı. ''Allah razı olsun senden Elif.Sen olmasan bugün bitmezdi bu elbise'' Gülümseyerek kafa salladım. ''Bu benim ilk elbisemdi.Jale Hanımda beğendi.Çok sağ ol'' Telefonumu cebimden çıkardığımda bir sürü arama kaydı ve mesaj olduğunu gördüm.Kaşlarım çatıldı.Kimdi beni peş peşe arayan.Nurcan abla elimi sıkıp uzaklaştığında ona bir şey yazamadan yanımdan ayrıldı.Daldın dalgın yürüyordum bir yandan da kayıtlı olmayan numaranın kaç defa aradığını sayıyordum.Kafamı kaldırdım.Arabaların durduğunu fark edince hızla yolu geçmeye başladım.O esnada gözüme gelen mesajlardan biri takıldı.Beni arayan numara atmıştı. ''Merhabalar Elif Hanım.CBC Haberden Selin Tufan ben.Sizinle önemli bir konuda görüşmek istiyordum.Lütfen mesajımı alınca bana dönüş sağlayın. Rica ediyorum Elif Hanım dönüş sağlayın.Mühim bir mesele .Görüşme teklifimi kabul ederseniz çok sevinirim.'' Kaşlarım çatıldı.Eskiden olsa böyle bir mesaja şaşırmazdım ama uzun zamandır artık bu tarz mesajlar almıyordum.Dalgınlıkla kafamı kaldırdığımda önce kulaklarıma yoğun bir korna sesi doldu.Kafamı çevirdiğimde bana doğru hızla gelen tırı fark ettim. Sanki dejavu yaşıyordum.Korkuyla elimi yüzüme siper ettim.Tıpkı o gece olduğu gibi.Şoför durmadan kornaya basıyordu ama ben hareket edemiyordum.Bedenim tir tir titriyordu.Nefes alamıyordum.Yolun ortasında öylece durmuştum.Tırla aramda az bir mesafe kaldığında işte dedi kalbim bu sefer ölecek.Bu sefer ki onu öldürebilecek. Gülümsedim. Belki bu sefer diye geçirdim içimden. Belki bu sefer...
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD