Tugay, kravatını gevşetmiş, eli yüzü duman karası içinde kaldırım taşına çökmüştü. Terli alnından, küle bulanmış saçlarına kadar her yanından yorgunluk ve çaresizlik akıyordu. Sırtı hafifçe öne eğilmiş, elleri dizlerinde; yanmış evin bıraktığı boşluğa doğru dalgın bakıyordu. Yangın ekipleri, hortumları toplamış, ellerinde el fenerleri ve not defterleriyle evin çevresini dikkatle inceliyor, tutanak tutuyorlardı. Genç adam başını hafifçe kaldırdığında etrafındaki mahşerî manzarayı süzdü. Ambulans kapısı açıktı. Merve’nin anne ve babası, oksijen maskeleri yüzlerinde, sağlık ekipleri tarafından yavaşça içeri alınırken Merve, hâlâ gelinliğiyle yere çökmüş, ağlamaktan morarmış gözlerini kocasının göğsüne yaslamıştı. Alperen'in bir kolu eşinin omzunda, diğeriyle gözlerini ovuşturuyordu. Dumanda

