Ormanın üzerindeki o boğucu karanlık tamamen dağılmış, Dolunay’ın yaydığı o muazzam altın ışığın sıcaklığı havada asılı kalmıştı. Aren dizlerinin üzerinde, ona bir tanrıçaya bakar gibi bakıyordu. Sürünün geri kalanı ise şaşkınlık ve huşu içinde oldukları yere çakılmıştı. Sarah, yüzündeki o vahşi ifadeyi tamamen silmiş, gözleri yaşlı ama kocaman bir gülümsemeyle Dolunay’a doğru bir adım attı. “Biliyordum!” diye sevinçle haykırdı Sarah, sesi ormanın sessizliğini bozarak. “İçindeki o gücü, o ışığı başından beri biliyordum! Sen harikaydın, sen...” Sarah’ın sözleri havada asılı kaldı. Çünkü Dolunay’ın yüzündeki o kudretli ifade aniden silinmiş, yerini saf bir dehşete bırakmıştı. Elleri titreyerek şakaklarına gitti. Kafasının içine, sanki kızgın bir demir çubuk saplanmış gibi keskin, kör edi

