Meva, Kutay’ın dümdüz, hiçbir duygu kırıntısı barındırmayan ama kelimeleriyle odadaki tüm oksijeni yakan cümlesi karşısında adeta taş kesilmişti. Yanaklarındaki o kızarıklık, boynuna ve kulaklarına kadar yayılmıştı. Alacakaranlık filmlerindeki kurt adamları sormuştu ve karşısındaki bu devasa, buz bakışlı adam ona “kendi tecrübe edeceğini” söylemişti! Kutay, kızın o afallamış ve nefesi kesilmiş halini birkaç saniye daha izledi. İçindeki kurt, bu küçük, renkli dişinin kalp atışlarının odanın içinde adeta bir davul gibi yankılanmasından tuhaf bir tatmin duyuyordu. Ama o sürünün disiplinli savaşçısıydı. Bu tür oyunlara ayıracak vakti yoktu. Özellikle de sınırda karanlık bir tehdit kol gezerken. “Şimdi,” dedi Kutay, sesini bir tık daha sertleştirerek. Yatağın kenarından uzaklaşıp odanın ortas

