Gordan, titreyen elleriyle telefonu kulağına götürdüğünde sesindeki panik neredeyse boğazına kadar tırmanmıştı. Telsizden gelen çığlıklar, radyo frekansındaki uğultular ve çevredeki insan bağırışları bir anlığına arka planda kaldı. Gözlerinin önünde az önce bir kadın, kucağındaki çocuğa sarılmak yerine, onu yere savurup üstüne atlamıştı—gözlerinde bir anneye ait tek bir ışık kalmamıştı. Gordan birkaç saniyeliğine dona kalmış, gördüğü şeyin gerçekliğini sorgulamıştı ama kan sesi, boğuk çığlıklar ve panik içinde kaçışan insanların görüntüsü gerçekliği acımasızca yüzüne çarpmıştı. Aracın içinde, çatlamış bir güvenlik balonunun ortasında gibiydi; direksiyonun soğukluğu avuçlarına işliyor, kalbi göğsünü kırıp çıkacak gibi çarpıyordu. Motorun homurtusu, dışarıdaki sirenlerle birlikte bir kabusun

