Gordan gözlerini yoldaki bir başka insan siluetine çevirdi. Toz ve karanlığın arasından çıkan bir figür, kollarında küçük bir çocukla, iki ellerini birden kaldırmış, titreyen bir bedeni savunmasızca sunuyordu önlerine. Gordan’ın sağ ayağı, istemsizce fren pedalına gidecek gibi oldu. İçinden bir ses, “Dur,” dedi. Ama hemen ardından dişlerini öyle bir sıktı ki çenesinden bir çıtırtı geldi. Gözlerini bir an kapattı, derin bir nefes alıp gaz pedalına yüklendi. Motor homurdandı, araç sıçrayarak ileri fırladı. Aynaya bile bakmadı. Biliyordu, bir kez bakarsa... bir kez bakarsa yüreğinde açılan o eski kapı aralanır, geri dönmesi gerekirdi. Ama artık geri dönemezdi. O kapı kapalıydı, kilitliydi. Bu dünyanın kuralı artık acımasızlıktı. Gordan, kendine sürekli bunu fısıldıyordu. Vicdanın fısıltısını

