Günler sonra..
Babam kazandığı zaferinin keyfini çıkarırken, ben kahroluyordum. İçimden bir ses İlker'in bu insan kaçakçılığı suçu ile bir ilgisi olmadığını söylüyordu.
Heyyt be! Ne filmler, belgeseller izlemişim ben!.. yer miyim bunları? Ehh babiş!.. senin hakkından geleceğim elbet.
Açtım en acıklısından bir arabesk şarkı, verdim sesi benim güçlü ses bombasına.
Ben, güzeller güzeli Külkedisi Sindirella Ilgaz Gürkan!.. geceyi yine uykusuz geçirdim, sizde erkenden uyanacaksınız, yok öyle yağma.
'Bana kaderimin bir oyunu mu bu?'
'Aldı sevdiğimi, verdi zulümüü'
Offf uleyyn off!
Bağır be Orhan babacık!.. bağır da duysun utansın ebesinin ellerine sıçtığımın babası!..
Babamla aramızda savaşı başlatmıştım artık. Sabahın yedisinde evin içinde bas bas bağıran bombam ile geziniyordum. Sesi duyan herkes, boka atlayan sinekler gibi odalarından çıktılar bir bir.
“Kızım delirdin mi sen Allah aşkına bu nedir böyle sabah sabah? Kıs çabuk şunun sesini!”
“Olmaz!.. Mertcan bey ancak uyudu, sesi kısarsam uyanır.. çok sevdi sizin veled bu şarkıyı!”
Kucağımda mışıl mışıl uyuyan kıymetli oğlunu gören babam, kararsız kaldığında hep yaptığı gibi keltoş başının tepesini kaşımaya başladı.
“Başka şarkı mı bulamadın be kız?”
Arabeskten nefret eden babamın dişlerini sıkmaya ve birbirine sürterek gıcırtdatmaya başladığını fark ettiğimde, içimden sinsi sinsi gülüyordum.
“Vallahi her şarkıyı denedim ama tesadüfen telefonumdaki uygulama bu şarkıyı seçince sustu seninki!” dedim ve ikinci golümü babamın sarsılmaz bildiği kalesine salladım. Aynı anda yalan yere yemin ettiğim için çarpılmaktan tırstım ama, Allah biliyor niye söyledim bu beyaz yalanı. Affeder beni yahu!
Affedersin değil mi?
Babamın şüphe dolu bakışları kucağımdaki tosun ile benim arada tura çıktı. Belli ki emin olmaya çalışıyordu kül yutmaz herif!
Daha duuur!.. ben sana ne çok gol atacağım. Sen benim kontra ataklarımı taça çıkar, auta gönder. Ben de mal mal izleyeceğim öyle mi? Yemezler Haşmet Gürkan Ağa!”
Arkasını dönüp gittiğinde son birkaç saniyedir tuttuğum nefesimi bıraktım. Şaka maka Mertcan efendi, kollarımda uykunun dibine vurmaya devam ediyordu.
Şarkı bilmem kaçıncı kez kendisini tekrar ederken annem, “Vallahi kusacağım geldi be yavrum.. geç, kurban olayım sana!.. başka şarkıya geç!” dediğini duydum.
Arabeskin en acıklı listesinden Bergen ablamdan, ‘Acıların kadınıyım,’ çalmaya başlayınca anam ile babam, ikisi aynı anda dönüp bana şok olmuş gözlerle baktılar ve Mertcan’ım da anında uykusundan uyanıp bastı çığlığı!..
Haklısın oğlum ya! Bu biraz hareketli! Yavaştan gidelim!
Orhan babaya hızlı bir dönüş yaptık. Kucağımdaki Doruk Mertcan’ı hafif hafif sallamaya başladım. Edepsiz veled, anında sustu. Yeni keşfim ile paşamı nasıl susturacağımı da öğrenmiş bulunuyordum. Bu demektir ki evde artık Orhan baba sık sık şarkı söyleyecekti ve babacığımın üç tel kalmış sesi de sağa sola savrulup, arada da diken diken olacaktı.
Ay çok mutluyum ya!.. yaşasın kötülük!
Kalbimin bastırmaya çalıştığım sesi, bana durmadan “hain evlat!” desede o sesi duymazdan geldim.
Annem salonda, artık kıçının izi çıktığı koltuğa oturunca, fırsat bu fırsat düşüncesiyle oğluşunu hemen ona verdim.
“Emzirme saati canım anneciğim,” demeyi de ihmal etmedim ve küçük bir öpücük gönderdim.
Kollarımın ağrıdığını, gariplerim özgürlüğüne kavuştuğunda anladım. İster istemez müziği kapadım artık ve bir güzel uyku çekmek için odama çekildim.
Aklım, hep platonik aşkımın bir numaralı sevgilisi İlker’deydi. ‘Bu işte bir iş var!’ kuşkusu hiç yakamı bırakmıyordu. İnternette gezinmeye ve herifin mensubu olduğu aile hakkında bilgi toplamaya başlamayı düşündüm ama, sonra da aklıma her giriş çıkış yapacağım linkte iz bırakacağım geldi.
Eee nasıl yapacağım ben bu işi?
“Off be off! Çalıştır saksıyı be kızım?”
Tabii ya! Durduğum kabahatti. Anında Melih’i whatsappden sesli aradım. Birkaç çaldırmanın ardından nihayet açtı ve ilk sözü, “Lan manyak!.. karga bokunu yemeden ne arıyorsun beni ya! Tam da güzel bir kızı ınının yapacaktım yav!” oldu. Çapkınlığın kitabı onunla yeniden yazılmalıydı. Pis pis sırıtırken, “Kes lan sapık!.. şu İlker’in soyunu, sopunu araştır bana. Sen bilirsin internette nasıl gezineceğini! Bir saat sonra bütün bilgileri şu kulaklarım duymak istiyor. Burdan ara beni kapiiş?” dediğimde, sanırım hayatımın en hızlı cevabını vermiş oldum.
“Kapito.. şunu iki saat yapsak daha iyi!.. arayacağım!.. şloppss!”
Pislik herif! Anında kapadı telefonu ve çok emindim ki kıçını devirip, yeniden uykuya dalmaya başlamıştı bile.
Yarım saat bekledim ama tık yok. Uyuz ya!
Ben şimdi senin uykunun içine tıklarım canım!.
Tekrar arama yaptım. Meşgule attı beni. Kesin uyku sersemi yapmıştı bunu. Ölmek var, vazgeçmek yok! Hiç durmadan art arda aradım benim yalı çapkınını. Üstelik bu defa görüntülü aramalar yapıyordum. Öküzün minyatürü, sonunda açtı telefonu. Karşımda yarı çıplak, kıvırcık saçları iyice birbirine girmiş bir halde duruyordu.
“Giy ulan üstüne bir şey dangalak!”
“Bi siktir git başımdan Ilo yaa! Kızım senin benim sevgililerime kastın mı var? Horoz ötecekken kesiverdin başını!”
“Bu gidişle cidden kesip eline verecem onu, sende bol bol ham meyvayı kopardılar dalından türküsünü çığıracaksın. Kalk ulan! Kafam bin beşyüz olmuş zaten. Hemen araştırmaya başla. Sonra da bir plan kuracağız!.. Babam aşkımla aramıza girmeye çalıyor lan anlasana halimi ya!”
Hıyar ağası karşımda bastı kahkahayı. Zar zor sustuğunda, “Ya kızım, senin tek kişilik aşkınla arana giren baban değil lan, kader kader! İlker piçinin senden haberi bile yok! Vazgeç bu zırva sevdadan!”
Kavgada söylenmez bu ya! İnsanın senin gibi dostu olana kadar, düşmanı olsun daha iyi beeaaaağğ!..
Somurttuğumu görünce, “Tamam tamam!.. asma o cimcime yüzünü! Araştırmaya başlarım birazdan. Senin planın ne cadı?”
Hah işte böyle tava gel, canımı ye lan sidikli!..
• • •
Saatler sonra..
Heyecandan kalbim göğüs kafesimde takla üstüne takla atıyordu ve ben, tüm hislerimi bastırmak zorundaydım. Eğer her şey yolunda giderse çok sevgili babam, biricik aşkımın serbest kalması için o aziz kıçını nereye koyduğunu bilemeyecekti.
Bayan vileda ablam, yine pedallısının başında ayağıyla pedala durmadan basıyordu ve bir yandan da çok sevgili sahtekâr aşkı ile telefonda konuşuyordu. Babam, traşını çoktan olmuştu ve yine tenine çok yakışan çam ağacı kokulu kolanyasında günün ilk duşunu almıştı. Şunun şurasında emekli olmaya aylar kalmıştı ve en büyük hayali Ege’de, bir sahil kasabasında bahçeli bir ev alıp, yılın büyük bölümünü orda geçirmek ve bol bol balık tutmaktı. Bende bu hayaline kavuşmasını canı gönülden istiyordum.
Annem, mutlu mesut oğluşuyla sevişiyordu. Şaka maka bende veledi çok seviyorum. Arada bir yalnız kaldığımda, o mis kokusu burnumda tütüyor ve her ne zıkkımla uğraşıyorsam, hemen işimi bırakıp soluğu bal oğlanın yanında alıyorum.
Kardeş candır be! Yani.. çoğu zaman diyelim!..
Çaktırmadan kolumdaki kocaman beyaz saatime baktım. Daha vakit vardı.
“Kahve isteyen var mı?”
Sorduğum soru karşısında herkes hayalet görmüş gibi bana bakmaya başladı.
“Ne yani, şimdiye kadar hiç mi kahve yapmadım size yahu?”
“Hayııır!”
Koro halinde yükselen o güçlü ses karşısında şimdi şaşıran bendim.
Cidden ya!.. hiç mi yapmamışım ben bunlara kahve?
Heyecanımın doruk noktasına ulaştığı anlardayım ve artık nefes hızımı kontrol etmekte zorlanıyorum. Kahve makinasının cezvesine kaç kaşık kahve attım Allah bilir. Kahveyi kim nasıl içerdi, onu bile bilmiyorum ki!
“Nasıl istersiniz ifinim kahvelerinizi?”
Yalancı bir neşe ile sorduğum soruya üç silahşör koro halinde sade cevabını verdiler. Vallahi cuk oturdu bu sade kahve siparişi. Yoksa kime nasıl yapacağımı bu salak kafamla kesin karıştırırdım.
Teknolojinin gozünü sevem be!
Kahveler keyifle pişmeye başlamıştı ki kapı zilinin çaldığını duyduk. Heyecandan gebermek üzereydim.
“Ben açarıım!”
Ne diye deli gibi bağırırsın yahu? Az sakin ol ya!..
Kapıya giderken attığım her adımda zemin ayağımın altında sarsılıyor sanki!
Vee.. bir! Ve iki! Ve üüüç!
Kapıyı açtım. Karşımda izbandut kelimesinin anlamını yitirdiği herifler vardı ve sadece gözleri görünüyordu.
Elindeki simsiyah silahı alnıma dayadı ve beni geri geri iterken, filmlerdeki gibi çoktan ellerimi iki yanımda havaya kaldırmıştım.
Wuhhuuu! Lan nerden buldun bu herifleri dalyaprak Melih?
“Baabaaa!”
Sesimin titremesi de süper oldu beaaağ!.. Ayyhh seveyim aklımı ben bee!
“Ne oluyor beyler, kimsiniz siz?”
Babamın sakinliği karşısında şaşkına döndüm. Tamam polis olabilirdi ama yani, insanın kızının beynine her an bir kurşun merhaba canım diyebilecekken bu sakinlik neydi yahu?
Geri dönmek ve babama bakmak istediğimde, herifin kolu anında bir yılan gibi boynuma dolandı ve bedenimi kendi bedenine hızla çekti.
“Kıpırdama.. acımam dağıtırım beynini!”
Siktir lan göt!.. gören de duyan da gerçekten bir bok sanır seni!.. ama cidden rolünü iyi oynuyorsun bay lavuk!..
Annem korkuyla çığlık atınca, babam hızlıca dönüp ona baktı.
“Bağırma çocuk korkar!”
Ve haklıydı. Doruk ağlamaya başlayınca yüreğim sızladı. Bu plandan pişmanlık duymaya başlamıştım. Babama olan kızgınlığımla bazı şeyleri hesaba katmadığımın farkına varmak için çok geç kalmıştım.
“Haşmet bey!.. Güngör beyin selamı var ve oğlu İlker beyi ait olduğu yere, evine göndermeniz için tam yirmi dört saatiniz var. Aksi halde, rehin alacağımız kızınızın cenaze namazında buluşacağız!”
Annem ve ablam deli gibi ağlıyordu. Korkunun esiri olmuşlardı ve titriyorlardı. Adam beni geri geri çekerken annem, “Bırakın kızımııı!” diye çığlık attı yine.
“Ay annemin sütleri kaçacaak?” diye bağıran benmiydim yaa?
Ailemin gözleri önünde beni aldılar ve çıktığımız kapıyı yavaşça kapadılar.
Dışarda üzerinde kocaman harflerle polis yazan bir minübüse bindirildim. Birleştirdikleri bileklerime plastik kelepçe taktılar. Bu da yetmezmiş gibi gözlerimi siyah ve oldukça kalınca bir kumaşla bağladılar. Hiçbir şey göremiyordum.
“Ya tamam be aga!.. sizde epey bir rolünüzd kaptırmışsınız kendinizi. Vallahi bravo! İyi iş çıkardınız. Nerden buldu sizi bizim denyo ha?”
“Kes sesini ve sakın kıpırdama!”
Manyağa bak ayol! Kendisini harbi temizlikçi sanıyor!
“Ayıp oluyor ama? Hangi ajansa bağlısınız siz canım?”
Ağzımda patlatan tokatla neye uğradığımı şaşırdım.
“Sana kes sesini dedim. Bir film sahnesinde değiliz! Güngör bey oğlunu alana kadar bizim rehinemizsin!”
Hönk!! Nasıl yani ya?
• • • • •