Artist misin lan sen?

1833 Words
Kulağıma şarkılar söyleyen kuş cıvıltıları öyle güzeldi ki, hiç susmasınlar istedim. Ahh Allahım! Yüzüme vuran bu güneş ışınları nasıl sıcak, ne kadar da güzel böyle?. Ya şu derenin şırıl şırıl sesine ne demeli? Ay hangi cennete düştüm ben böyle ve bunu hak edecek ne yaptım Allahim Allahim? “Ayıl artık be ayıl!.. bayılmak değil bu ya! Kış uykusuna mı yattın küçük ayıı?” Hoşt köpek!.. ayı senin babandır!.. hem n’olüüüyoo beeaağ? Nerde ulan benim cennetim? Bin yıllık uykudan uyanır gibi gözlerimi araladığımda retinama bodoslama dalan şey, telefonun keskin ışığıydı. Lan güneş sandığım şey bu muymuş? Yuhh bee! İlker paşamın dizlerinin üstüne yığılıp kalmışım ve nasıl olmuşsa yüzüm ona dönüktü. Bana doğru eğilmişti ve güneş sıcaklığı sandığım şeyde aşkımın nefesiymiş ayol. “Lan senin işemende bir bitmedi!.. şır şır şır!beynim delindi sidik sesinden! Beş kiloluk su bidonunu doldurdun be!.. Bitir artık şu işi!” “Ne yapayım kuzen! İçkinin dibine vuruyorken, operasyon var diye beni geldin aldın klüpten! Depoyu boşaltamadan kendimi arabada buldum. Biter birazdan!” Allah kahretsin!.. birazdan mı? bizim şırıldayan dere herifin sidik torbasının intahara bağlamasıymış beaaaağ! Durmadan öten şu polis telsizi gibi şeyde gagasına sıçtığımın kuş sesleriymiş. Allahım nasıl bir hayal gücüm var benim? Doğrulmak için harekete geçtiğimde, benim biricik aşkım derin bir nefes verdi. Ay ay ay!.. nane kokulu nefesine kurban olurum ben aşkııım!.. Ya n’olur bir kere öpsene beni beaağğ! “Şeker ister misin? Naneli!” Şeker niyetine seni yerim ben beaağ! Harbi harbi herife sarkıyorum lan! Ama sarkılmayacak gibi de değilsin ki be aşkım!.. “Ağzıma vercen mi?” dediğimde, önde şöför koltuğunun yanında oturan bay sidik torbası bastı kahkahayı. Ama ne gülme ya. İlker paşam ise başını, ‘hey Allahım, çattık belaya!..’ der gibi sallamakla meşguldü. Son anda kırdığım potu anladım ama aynı anda çok kızgındım. “Şii alkolünde kan gezen zibidi! Açta kıçına gül lan! Kalbin bozuk olum senin!” Ohh be! Söylemesem içimde kalırdı vallahi. Kuzen midir ne boktur bilmem, herif iğrenç kokulu sidikle dolmuş bidonun kapağını kapatırken dönüp bana baktı. “Çok konuşma tipsiz!.. kokteyl niyetine içiririm sana şimdi kıymetli sidiğimi!” Tam ağzımı açıp bir şeyler söyleyecektim ki, yanımdaki prensim, “İlkeer! Kes saçmalamayı,” dedi ve dönüp bana baktı. “Sende kapa çeneni!” dedi tüm sertliği ile. Ohaaa!.. kuzenin adı da mı İlkermiş? İlker bolluğu var galiba bu sülalede!. “Pardon da sizde kaç tane İlker var, öğrenenilir miyim acaba?” Tüm saflığım ile sorduğum soru karşısında aşkım bidenem, benden ciddi ciddi sıkıldığına dair bir yüz ifadesiyle baktı gözlerime ve tek kelime etmedi. Bir sigara yaktı ve araladığı camından, soluduğu dumanı dışarı bırakırken, ben de saf saf hâlâ cevap vermesini bekliyordum. “Bizim ailede doğan ilk erkek çocuklara İlker ismi verilir tipsiz! Yani sürüsüne bereket diyelim!” Beklediğim cevap, mesanenin dibi heriften geldi. Aklım karışmıştı. Yanımdaki herif benim İlker’im ise, restoranda içeri alınan İlker kimdi o zaman? ve bir anda kafama dank etti. Ben gerçekten kaçırılmıştım, onu da geçtim.. Melih’in heriflerde bizim eve baskın yapıp beni kaçıracaklardı. Oyy anam anam!.. sıçtım!.. öyle böyle değil! Hem de ne sıçtım?!..Babam kesin öldürecek beni. Ayy camiiden verilen selamı duyar gibiyim!!. Allahim Allahim!! Nerelere gidem ben yaa? • • • “Ya Haşmet amca buna ne gerek vardı ama ya?” “Kes laan! Sızlanmak senin ne haddine? Başıma ne büyük bir bok sardığınızın farkında mısınız siz ha, farkında mısınız o üstün zekâlarınızla? Bak o kızın başına bir şey gelsin!.. senin de, kızım olacak o kafadan çatlağında etlerinizi lime lime yapacağım, bacaklarınızı kırıp, paça çorbası yapıp size içireceğim!.. şimdi anladın mı beni?” Salonun ortasında dört sandalye ve üstünde oturan dört silahşörler, babam tarafından sandalyelere sıkı sıkı bağlanmışlardı. Az önce babamdan Osmanlı tokatı yiyen dört kafadar, başlarına daha nelerin geleceğini bilmiyorlardı. Açıkçası benimde hiçbir fikrim yoktu. “Olum ben dedim sana, uyma şu kıza dedim ama dinledin mi beni? Şu halimize bak ya!” “Furkaan! Yemin olsun şimdi burdan sana sandalyemle uçan tekme atarım ha! Kes ulan!.. rezil olduk ya!” Babamın yüzü bana dönüktü ve bıyık altından onlara gülüyordu. Bense kendimi tutmak zorundaydım. “Hayır yani anlamıyorum ki Haşmet!.. çocukları ne diye bağladın! Kuzularım, çişleri gelse ne yapacaklar!.. acıkmışlardır şimdi bunlar ya!” Annemin derdine bak ya! Gestapo Günay hanım, doğum yaptıktan sonra pamuk gibi birine dönüştü. Kaçırılan kendi kızı ama, dertlendiği burdaki dört çocuğun çişi! İnanılır gibi değil!” “Keeaaass! Delirtmeyin beni ulaaan! Ev değil, tımarhane anasını satayım!” “Şey.. babaa! Ilgaz’ı ne yapacağız! Telefonu artık hiç cevap vermiyor!” dedim korka korka. “Elinin körünü yapacağız. Ne bileyim ben hangi zıkkıma girdiler. Artık sinyalde alınmıyor. Kartı cihazdan çıkarmışlar besbelli! Ahh Ilgaz ahh! Kanını içsem doymam be çocuk!” * * * Ay şimdi bunlar beni zindana atarlar.. aç, susuz da bırakırlar. Gelen giden basar tokatı, gn görmemiş küfürleri. Evde durumlar nasıl acaba yeeaağ? Az gittik, uz gittik.. dere tepe düz gittik! Ulan nereye götürüyorlar bunlar beni? “İlker’ciğim vallahi artık tutamaz oldum.. tuvalete gitmem lazım! Ya bir de bir şey soracağım. Şu tutuklanan İlker paşa sen değilsen kim o?” “Dublörüm!” “Hönk!.. dublör mü? Artist misin olum sen, ne ayaksın olum sen ya dublör falan?” “Cıkks, cıkss, cıkksss!.. şu konuşma şekline bak! Sokaklarda mı büyüdün sen kızım! Az edep yahu! Birde öğretmen kızı olacaksın! Ailen seni hiç iyi yetiştirmemiş!” demesin mi? Kan beynime çıkartma yaptı bir anda. Kim tutar beni beaaağ! Aileme bir tek ben saydırabilirdim. İlker paşam bile olsa, haddine mi benim anama, babama hatta saftirik ablama laf etmek? Gözüm döndü resmen! Aptallar ayaklarımı bağlamayı düşünememişlerdi. Oturduğum yerde bir anda ayağa kalktım! Eh tabii başım tavana vurdu ama götümde bile değildi. İlker şaşırmıştı ve o daha ne olduğunu anlayamadan, kollarımın arasına aldığım boynunu bedenime dayadım ve var gücümle kendime çektim. Ellerimi yakalamaya çalışsada nafile. Ağırlık çalışıyorum olum ben. Beni Böyle tıfıl görüpte bir şeye benzetemedin tabee dimeee? Sikerler gülüm sikerler! Böyle aşkın ızrıbanıda sikerim ben olmayan şeyimle! Herif kollarımın arasında son nefesini verecekken, öndeki sidikli silahını doğrulttu bana! “Geri götürün lan beni evime! Dublörünü kurtarayım derken, aslının bana yaptığına bak ya! Kimsiniz lan siz benim aileme laf edecek? Sok ulan sende o silahını kıçına! Yemin olsun şah damarını ısırırım bu dallamanın, kan kaybından gider! O mezara, bende cezaevine girerim! Delirtmeyin lan beni!” Kollarımın arasında can çekişen İlker pisliği, zar zor uzanabildiği kuzenine dokundu ve böğürme eşliğinde bir şeyler söyledi. “Abii saçmalama ya! Nasıl söylediğini yaparım! Rezil oluruz aleme!” Öndeki tipsiz itiraz etsede, can cekişen ve nerdeyse artık son nefesini verecek olur eski aşkım, inatla istediğimi yapmamı söyledi. Araç, geri dönüş yoluna girdiğinde derin bir nefes aldım. Şöför gazı köklerken, çok az kollarımı gevşettim. Yaklaşık yarım saat sonra evimin önündeydik. Araçtan inen iki zibidi kapıları açtılar ve bizim birlikte dışarı çıkmamıza izin verdiler. İlker pisliği ile kapıya doğru ilerlemeye başladık. Tam kapının önünde durduğumuzda iyice boğazını sıktığım bir zamanların ulaşılmaz aşkıma, “tekmele kapıyı,” diye bağırdım. Heyytt bee! Herifle aramdaki boy birliğine kurban olayım! Benden uzun olaydın bok seni böyle avlayabilirdim! Kapı açıldığında derin bir nefes aldım. Şaşkın gözlerle bize bakan babama kal geldi sanırım. “Babaa! Orkinos avladıım!” Ağzı bir karış açık kalan babam, gözlerini dahi kıpırdatamıyordu. Sessiz geçen birkaç saniyenin sonunda nihayet içeri girmemize izin verdi ve tam bu sırada İlker’in kuzenleri devreye girdiler. “Bırak artık İlker’i!” dediklerinde babam ikinci bir şok yaşadı. “Babaa!.. sizin yakaladığınız bu artistin dublörüymüş!. İnanabiliyor musun?” dedim tüm salaklığımla. Babam, hemen belinde takılı olan silahına davrandı ve kapının dışındaki iki kişiye, “Derhal silahlarınızı ayağımın dibine bırakın, yoksa şimdi kafasına sıkarım bu piçin!” diye bağırdı. Ohaaa! Bir bu eksikti yahu! Ulan ben ne yaptım ya? İlker’in kuzeni ve şöförü, anında ellerindeki silahları tam da babamın istediği gibi önüne, yere bıraktılar ve bavam daha başka bir şey demeden ellerini havaya kaldırdılar. Şaşırma sırası şimdi bendeydi. Babamın telefon trafiği ile beynim döndü. Biraz sonra kapımızın önüne polis araçları bir bir dizildiler. Telefon, telsiz sesleri birbirine karışmıştı. Etraftan meraklılar sanki polisiye bir film izler gibi bizim eve bakıyorlardı. İlker’i benim kollarımdan kurtaran babam, hiç beklemeden onu ters kelepçe yaptı. “Demek dublör kullanıyorsun ha! İçerde görürsün artık dublör kullanmak neymiş?” dediğinde, İlker’in ateş saçan gözleri gözlerimi esir aldı ve ve fısıltıyla bana bir şeyler söyledi. Okuduğum o dudaklar bana, “Bittin kızım sen!” demişti. Kalbimin fena halde sızladığını, acıdığını hissediyordum. Aşkımı içerden kurtarayım derken, kendi ellerimle şimdi ben onu cezaevine gönderiyordum. Bir anlığına soğuduğunu sandığım o platonik aşkım, tüm yakıcılığı ile yeniden yüreğimi kavurmaya başlamıştı. Şu an ben ne yaşıyorum ya! Oyun gerçek oldu ve ben, kendim ettim kendim buldum şarkısının esas kızı oldum beaaağ!.. * * * Odamın kapısında naralar atan babamın susmasını sabırla bekledim ve nihayet kapımı kapatacakken, “Bir hafta bu odadan çıkmayacaksın! Senin aşkına da, oyunlarına da sıçarım. Akıllı ol, yoksa olmayan o aklını almayı çok iyi bilirim ben!” diye son ültimatomunu da verdi ve yine beni odama kilitledi. Hay ben aklıma sıçayım ya! Ulan hem aşkımdan, hem de babamdan oldum ya! * * * Babam yine kıyamadı bana. İki gün sonra odamdan çıkmama izin verdi ama ben buna sevinemedim bile. Annemle konuşurken ablam duymuş. İlker gözaltında sorulan sorulara önce cevap vermemiş ve hakkındaki suçlamaları kabul etmemiş. “Biz mafya falan değiliz, iş adamıyız ve ne işlerle uğraştığımız herkesin malumu,” demiş inatla. Dublör kullanma işinede, “Düşman sahibi olduğumuz biliniyor! Babamın beni koruma amaçlı aldığı bir önlem,” demiş ve kargalarla birlikte buna tüm polis ekibi gülmüş. Hakaretin bini bin paraymış ve babamın anneme söylediğine göre İlker’in çelik gibi sabrı varmış. Tutuklu olarak yargılanacakmış. İddianamenin ne zaman yazılacağı meçhulmüş. Babam bunu söylerken de pis pis gülmüş. Milletin çocuklarını zehirleyenler, insanların birbirini öldürmesine yardımcı olan bu mafyanın veliahtının içerde tutularak, asıl aileye göz dağı verilecekmiş. “Yani demem o ki hatun!.. bunların suyu çoktandır ısınmıştı, hatta fokur fokur kaynamaya başlamıştı ama heriflerin arkası güçlü işte! Bizim kız, bilmeden emniyet camiasına büyük bir iyilik yaptı,” demiş son olarak. Ulan herkese iyiliğim dokunurken, en büyük zararı kendime verdim beaağ! Ben aşkımı geri istiyorum ama yeeeaağ! * * * İki yıl sonra.. Selvi ile Maslak’taki büyük avmde dükkânları dolaşıyorduk. Ablamın uzatmalı nişanlılığı nihayet son bulacaktı ve iki gün sonra yapılacak olan kınasında giyineceği şık bir elbise bakmaya çıkmıştık. “Asma artık şu yüzünü be tontiş!.. unut şu herifi. İki dünya bir araya gelse, biliyorsun ki sizin için bir gelecek yok! Şu okulunu bitir de bak işine. Çalışmak sana çok iyi gelecek,” diyen ablama içimden küfür ediyordum ama dışardan sadece gülümsüyordum. Hergün resimlerine baktığım İlker paşam, iki yıldır içerdeydi ve artık hiç resim yoktu. Sadece arada sırada basında, çıktığı mahkemelerle ilgili haberler dolaşıyordu. Tutukluluğuna devam kararı verilmişti ve her hakim karşısına çıktığında suçlarına bir yenisi ekleniyordu. Karşı taraf da, adalet bakanlığına ve akla gelebilecek her devlet birimine dava açmıştı. Bu işin sonu nereye varır bilinmez ama, aşkımı sonsuza kadar kaybettiğimin farkındaydım. Mutsuzdum ve artık çok iyi biliyordum ki, onun aşkını kazanmama dair umutlarımda çoktan yitip gitmişti. Hangi insan kendisini yakalatan birine aşık olur ki? Aklım, duygularım karmakarışıktı ve aptal aptal öylece etrafıma bakınıyordum. Gözlerim faltaşı gibi açıldı bir anda. Ağzımda, gözlerime eşlik etti. “Ha siktiiir!” * * * * *
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD