Gelun!..

1643 Words
Kılcal damarlarımdaki kanımın dahi ışık hızıyla çekildiğini hissettim. Ellerim buz kesti bir anda ve beynimde kırk değil, yüz kırk iki tilki aynı anda isyan bayrağını çekti. Hepsi birden çıldırmış gibi bağırıyordu. Saldııııır!.. Beynimde otomotik pilot devreye girdi ve sanki ruhum bedenimden çekilip alındı. Uzaktan film izler gibi kendimi bize bakarken gördüm. Başımı çevirmiş ablama bakıyordum ve ağzımdan tek kelime çıkmıyordu. Bir anda ciğerlerime oksijen doldu ve benden, “Hiiiiihh” diye anormal bir ses çıktı. Lan nefesimi tutmuşum ya ben! Arada geberip gidecekmişim haberim yok! Ruhum ile kısa süreliğine dumura uğrayan aklım, sonunda geri döndü ve tilkiler kaldığı yerden bas bas bağırmaya devam etmeye başladılar. Dal herife, dal!.. hadi Ilgaz dal beeaaağğ! Hay Allah’ın salağı Selvii! Hay gören kör ablaam! Lan ben şimdi genç yaşımda katil mi olacağım beaaağ? Alllaaaah!! Tutun beni uleeeyn!.. Başka bir mağazadan çıkan ığzına sıçtığımın sahtekâr eniştesini, elini tuttuğu hamile sarı bir gacıyla gördü ya bu gözler!.. sigortalarım bir bir attı. Kocaman bir adım attım ve aynı anda durma ihtiyacı hissettim. Aklım, ruhum tam bir kaos yaşıyordu. Ablamın ne kadar hassas olduğunu ve bunu kaldıramayacağını çok iyi biliyordum ama, göz göre göre de onu boynuzlayan bu herifle evlenmesine müsade edemezdim ki! Aynı anda aklım bana, ‘Yahu bir dur!.. belki de kız kardeşidir ya da yeğenidir lan o sarışın!’ diye fısıldıyordu. Olabilir miydi ki böyle bir şey? Sonra fark ettim ki biz bu herifin hakkında doğru dürüst bir şey bilmiyorduk ki!.. yedi yirmi dört beni takip eden babam, ne hikmetse bu herife pek bir güvenir olmuştu. Özelllikle de söylediği gibi yılan hikâyesine dönen o ceoluk konusu yeniden gündemimize bomba gibi düşerek gerçeklikle buluştuktan sonra. Bak işte, bu konuda babamın hakkını yiyemem. Ceoluk olayını gerçekten araştırmıştı ve doğruluğunu ispatlamıştı. Hepimizde sonunda rahat bir nefes alabilmiştik ve herife ilk günden beri tuhaf bir şekilde gıcık olan ben bile, ona güvenir olmuştum. Tam bir karmaşa yaşayan benliğime inat, ayaklarımın sakinliğimi korumaya çalışmama isyan ettiğini ve beni o şerefsizin yanına götürdüğünü ancak herifin karşısına dikildiğimde fark edebildim. Enişte bey, beni görünce şeytan çarpmış gibi oldu ve o esmer yüzü, beyazın en koyu tonuna büründü. Dudakları titreyerek, “Il.. Ilgaz, söyleyecektim!” dedi pis kekek birde hiç utanmadan. “Ne zaman laan! Ablamı da düdükleyip, hamile bıraktıktan sonra mı?” derken burnunun dibine kadar girdim. Dişlerimi, kalk gidelim diyen sinirimle öyle sıkıyordum ki çene kemiğimin ağrıdığını hissettim. Yumruk haline getirdiğim ellerim ise çoktan balyozlara dönüşmüştü. Tüm bedenim deli gibi titriyordu. Bu herifi çok pis çarpmak istiyordum ama elimi ayağımı bize şaşkınlıkla bakan hamile kadın bağlıyordu. “Oyarım ulan seni burda şimdi kabak gibi! Göt herif!.. nasıl bir utanmazsın sen böyle haa, nasııll?” Engelleyemediğim öfkemle deli gibi bağırdım bir anda. Etrafıma bakmasamda yanımızdan geçip gidenlerin kimisinin durduğunu ve merakla bizi izlemeye başladığını tahmin edebiliyordum. Lavuk, korkuyla kadının elini bırakıp bir adım geri çekildi ve ben aynı anda yalnız başına kalan kadına dönüp baktım. “Üzgünüm canım, sana da gösterebileceğim müsamaha bu kadar!..” dediğim kadına bakan gözlerim, yeniden piç kurusu enişte bozuntusunu buldu ve Allah yarattı demedim. Attığım bir adımda yeniden herifin tam karşısındaydım ve bastırmaktan çoktan vazgeçtiğim öfkemle, yumruğumu gözünün üstüne geçirdim. Ulan iyi ki kick boksa yazılmışım be! İlk döveceğim herifte bu pislik olacakmış!.. Kadere bak beeaaağ!.. Herif geriye doğru gidip geldi ve dengesini korumaya çalıştı ama ben, nefes almasına fırsat tanımadan ikinci yumruğumu tam midesinin üstüne geçirdim. Sonraki hedefim karaciğeriydi ama, can acısıyla inleyerek öne doğru eğilen ibne kılıklı herif hevesimi kursağımda bıraktı. Bende bu defa tam önümde Japonlar gibi eğilen herifin yere bakan yüzüne, kıvırdığım dizimle bastım tekmeyi. Dengesini kaybeden şerefsiz, hızla geriye doğru savruldu. “Delirdin mi yaa, ne yapıyorsun sen nişanlımaaa?” diye bağıran kadına kısa bir bakış attım. Anladığım kadarıyla bu sarı gacı, nişanlısı sandığı bu boktan herifin burnunun dibine giripte hırlayarak söylediğim sözleri hiç anlamamış ya da duyamamış. Hay hay güzelim!.. şimdi anlarsın!. “Ablamında nişanlısı o ve gördüğün gibi dövüyorum bu çifte nişanlı lavuğu,” diye bağırdım. Kadından kopan kocaman bir “Neee?” çığlığı etrafımızı sardı ve etrafımızı saran sadece bu çığlık değildi. Şaşkınlıkla bizi izleyen kalabalığında, seyirlere doyamadıkları bu kepazeliğe aynı tepkiyi koro haline verdiklerini duydum ama, artık hiçbir şey umrumda değildi. O kadar koptum yahu!.. “Cevap ver ulaaan! Bu kadına da mı yalanlar sıraladın haa şerefsizin önde gideniii? Cevap veeer!” Ortalığın karıştığını fark eden ve yanımıza gelen güvenlik görevlileri beni iki kolumdan yakaladılar. İyice delirdim. Bir kadın, diğeri erkek, iki çam yarmasının ellerinde çırpınmaya başladım. Artık iki kez öfkeliydim ve bacaklarımı devreye soktum. Metin şerefsizine tekmeler savuruyordum ama hepsi boşa çıkıyordu. Bildiğim ter içinde kalmıştım ama hırsımı bir türlü yenemiyordum. Nefesim öyle hızlanmıştı ki, havadaki oksijen bana yetmez olmuştu. Kargaşanın içinde götelek Metin’e laf sayanlar, küfredenler gırla gidiyordu. En son gördüğüm yanındaki o sarışın kadının da çantasını şerefsizin kafasına geçirdiğiydi. “Seninle mahkemede hesaplaşacağız pislik herif! Donuna kadar alacağım senin!” Bas bas bağırarak söylediği sözlere, ahali de, “Al kız al!.. böyle şerefsizlere nefes aldırmayın!” diye bağırarak destek veriyordu. Ohh canıma değsin! Ahh o senin beyninin pekmezini akıtmak var ama bırakmıyor ki bu görevliler beni! Biraz olsun sakinleşmeye başladığımda aklıma yalnız bıraktığım ablam geldi. Başımı çevirmeye çalışırken görevlilere, “Bırakın benii!. Tamam yaa!.. sakinim, bırakın artık!” demek zorunda kaldım. Başımı çevirip arkama baktığımda ablamın onu bıraktığım yerde öylece kaldığını gördüm. Uzaktan bile olsa ağladığını hemen anladım. Allah’tan güvenlikçiler beni bırakmaya ikna olmuşlardı. Hiç oyalanmadan koşarak ablamın yanına gittim ve tam önüne geldiğimde durdum. Ne diyeceğimi hiç bilemezken, öylece birbirimize bakıyorduk. Yüreğimin onun için kaç parçaya bölündüğünü ben bile bilmiyorum ki. “Ablaaam!” “Ilgaaaz!” Bir anda birbirimize öyle sıkı sarıldık ki, sanırım hayatımız boyunca hiç böyle birbirimize sarılmamıştık. Duygu karmaşasına girmiştim ve şimdi bende onun gibi ağlıyordum. İster istemez neredeyse tüm duygularını hissediyordum. İnsanın çok sevdiği biri tarafından aldatılması çok acı bir şey olsa gerekti ve bunu düğününe üç gün kala öğrenmesi felaketin dibi değildi de neydi? “Ağla ablam ağlaa! Şimdi ağlatsa da, ilerde hiç ağlatamayacak seni! Senin için öldürürüm bile ben o sikik herifi!” “Kız o nasıl kelime?” diyen ablamın saftirik şaşkınlığına, salya sümük ağlarken gülmeye başladım. Dönüp arkama baktığımda ise ortalığın dağıldığını ve o piçin çoktan gittiğini gördüm. Ablamdan ayrıldığımda, onun hâlâ ağladığını biliyordum. Alelacele çantamdan kâğıt mendil çıkardım ve ona uzattım. Uzun uzun burnunu sildi. Etrafındaki mağazalara acı dolu gözlerle baktığını gördüm ya, kalbim göğsüme çöktü kaldı. Ulan sikik! Sen bu dayakla kurtuldun sanıyorsun ama asıl dayağı babam atacak sana!.. Aklın varsa kaç kurtar kendini. “Hadi canım, çıkıp gidelim eve!” Başıyla beni onaylarken hıçkırdı ya, öldüm sandım. Boku yediğimizin resmiydi. Dağılan bu kızı toparlamak yine bize düşecekti, düşecekti de.. işte bunu nasıl yapacaktık, o anda buna dair hiçbir fikrim yoktu. Offff uleeeyn offff!.. • • • Aynı mekân, aynı dakikalar!.. “Haçan İsmeet!.. kiz herüfü pataklay daa! Ne oli orada, ne oli daa?” “ Ne olay ne pileyum? Kizin kuyrigina basmiştir şerefsüz belçü daa! Ne olaçi paşka hee! Ellerüne sağluk kizun!.. Uyyy!! Anam anam!.. pen tanidum bu kizi! Uyyy!! bu kiz haçan bizum uşağu içeri tiktiran kizdur daa!” “Uyyy ağzüna siçtiğimin kiziii! Penda şimdu oni döfmem mi hee?” “La bii dür da bii düür! Ha pisim piçkinüma bu kisi alacağüm karii! Gelinum yapacağum oni pize! Buldim gelunimi soninda daa! Pize pöylesi lazumdur daa! Haçan pir taşilan iki kuş furayruz daa!” “Sen keçülerü kaçirdin heee? Ölirim de gelünum etmam pen o kizi!” • • • Birkaç dakika sonra.. Avmden çıktığımızda eve dönmenin pekde iyi bir fikir olmadığını düşünmeye başladım. “Abliiş, sahilde yürüyelim mi biraz ha? İkimizede deniz havası iyi gelir belki,” dedim. Garibim gül gibi solmuştu. Hiç itiraz etmedi. Biri karşısına dikilse ve ona seni becereceğim dese, büyük ihtimalle ona da itiraz etmezdi. Muhakemesini yitirmenin eşiğinde olduğunu kendisini yola attığında fark ettim. Son anda kolundan yakaladığım ablamı, hızla kendime çektim. Ablama çarpmaktan kıl payı yırtan araç, ani frenle durmuştu ve şöför, camını aralayıp bize bas bas bağırmaya başladı. “Babanın tarlası mı kızım bu yol?” “Babamın tarlası değil ama, her an sana mezar olabilir şerefsiz!” Bas bas bağıran tabii ki bendim. Zaten sinirlerim yeterince gergindi, birde bu denyonun anlayışsızlığı ile hepten yay gibi gerildim. “Allah’ınızdan bulun belanızı,” diye bana bağıran şöför gazı kökledi bir anda. Korkuya kapılan ablam, aniden koluma yapıştı ve eve gitmek istediğini söyledi. Bencede olması gereken buydu ve hemen bir taksi çevirdim. Aksi takdirde günü bir katil olarak tamamlayabilirdim. Bindiğimiz taksiye, ikide bir korna basan arkamızdaki araca, dikiz aynasından bakan şöför amca sinirlenmeye başlamıştı. Bende engel olamadığım merakımla dönebildiğim kadarıyla arka camdan bizi takip eden araca baktım. Devasa bir araçtı bu ve bembeyazdı. Aracın inatla selektör yaptığını fark ettim. “Abi Allah aşkına yol ver şu dallamaya da çekip gitsiz tacizci şerefsiz!” Lan paramı saydık bugün topunuza bize musallat olun diye beeaaağğ?.. “Kızım yol istemiyor şerefsiz, sağa çekin diyor besbelli,” dedi bizim şöför aga. Ablamla birbirimize baktık. İkimizde şaşırmıştık. Peşimize düşen kim olabilirdi ki? “Çek abi sende sağa!.. bakalım heriflerin karın ağrısı neymiş?” dediğimde, şöför abi ile dikiz aynasından göz göze geldik. “Emin misin kızım? Zarar vermesin size her kimse?” Bana zarar vermek isteyecek tek bir kişi vardı ve o da içerdeydi. Gerisi de fasa fisoydu benim için. Bizim taksi durunca, hiç beklemeden açtım kapıyı ve çıktım dışarı. “Ilgaz şaçmalama!” Ablamın bağırmasını duymazdan geldim ve hemen bizim arkamızda park eden araca doğru kızgın adımlarla yürüdüm. Ön sağ camın tarafına geldiğimde, tam da beklediğim gibi cam sonuna kadar açıldı. “Hayırdır kardeş, derdin ne senin bizi taciz edip durdun?” Ben şöförün cevap vermesini beklerken, arka koltukta oturan yaşlı bir adam öne doğru uzandı ve biraz da mahçup baktı bana. “Kizum küsürümüza bakmayasun! Seni avmde görmişidum. Herüfi çok cizel patakladun! Tebriç edeyum dediydum daa!” “Uyyy cizel emiceem! Çok sağolasun da poyle de yapilir mu? Ödimuz pokumiza garişdu daaa!" Allah kahretsin ya! Yine şive kapma moduna geçtim. Herifte dalga geçtiğimi sanacak yeeaağ!.. • • • • •
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD