Haini uzakta arama..

1604 Words
“Ilgaaaz!” Ablamın tedirgin sesini duyunca hemen dönüp ona baktım. Dayanamamıştı ve taksinin dışına çıkmıştı. Ona elimle, bekle işareti yaptım ve yeniden az öncesinde benimle konuşan yaşlı adama döndüm. “Teşekkür edeyrum emicem, hadi kalun sağlicakila!” dedim ve aracın yanından ayrılmak için harekete geçtim. “Kizuum?” Hey kurban oldigum Allahim, neylersun poyla bucün bana daa! Kendime inanamadım. Anasını satayım iç sesim bile şiveyle konuşur oldu. “Buyur amca,” dediğimde adam şaşkınca baktı bana. “Kizum pen seni ha bizum oralardan sandiydum,ne cizel konişurdun oyle?” O biçim utanmıştım ama adama gerçeği söylemekten de başka çarem yokidur da. “Amcacım, benim şive kapma gibi bir huyum var. Tik gibi yani. Sen şimdi Trakyalı olsan ve benimle Trakya şivesi konuşsan, ben de öyle konuşmaya başlarım. Sizinle ilgisi yok yani,” dediğimde, emice bastı kahkahayı. Yanındaki hatunun omuzuna hafiften bir yumruk geçirince şok oldum. “Kariii! Duydin kizimi? Tam bizum kafadadur daa?” “Sizin kafaniza sıçarum!.. gidelum artik! Yettu bu kadar gevezeluk! Hadi kiz, senda siktur cit şimduk!” diye bana da çıkıştı kadın ya! “Hayırdır ya teyze!.. tavuğuna kışt mı dedik, n’oluyo öyle siktir git falan demeler!.. ayıp oluyor ama!..” Yine gerilmeye başlamıştım. Kesinlikle varidur bugünde bir cenabetlük.Hay anasını satayım ya. Bende iyice hatlar karıştı. Sakata bağlamadan evimize gidebilsek namazdan bihaber ben, vallahi şükür namazı kılacağım ama yeeaağğ. Yaşlı amca, karısına ters ters baktı tıpkı benim gibi. “Hee.. kişt mi dedük tavugina şeyini şey ettuğumin karisi! Düzcün konişasun penum gelunumla daa! Ha şimdu purda çekturma bana kasaturami heee!” Duyduklarıma inanamazken, saşkın bakışlarım yeniden amcayı buldu. “Ne deysun, ne deysun sen da İsmeet?.. Ha pu kizi gelunum yapacacağuma kafama sikarum! Cesadumi çiğnamadan pok alirsin bu kizi!” N’oluyoooo beeeaaaağ! Delirtmeyin lan benii! “Hooop! Ağır olun be! Pazardan hıyar mı alıyonuz beeaaağ! Sen da ne deysun emicem yaaa! De hayde basın gidin ya!” O aracın yanından nasıl taksiye koştum ve ablamı resmen itekleyerek taksiye bindirdim bende bilemedim. Bindiğim aracın kapısını hızla kapatırken şöför amcaya, “Kökle gazı amcam!.. bugün delilerle işim var benim,” dediğimde, şöför amca bıyık altından güldü ve tam da dediğim gibi saldı gazı motora! Millete bak ayol!.. beni geluni yapacakmış. Bi siktirin gidin ya! Bi rahat bırakın bizi yeaaağ!.. • • • İki ay sonra.. “Ya babaa!.. sen delirdin mi, o kızla nasıl evleneyim ben? Olmaz hayatta olmaz!” İki yıldır yaşadıklarım bana yetti de arttı bile, şimdi birde içerden aniden çıkınca babamın benden istediği şeye inanamadım. “Evlanmam demek de ne demektur da? O kizi isteyruum! Gelunum olacakidur işte o kadar! Lan benum aptal uşağum.. kizin babasi emeklü polisudur da! Anlayasun işte. Bizum o herüfe ihtiyacumuz varidur! Kiz da ço cizel ve pek sevimlidur. Kanim kaynadi kiza daa! Gideceksun, o kizin kalbünü koparip alacakisun! Nokitaduurrr!” Şu duyduklarıma inanmanın kıyısında bile gezinemedim. Adam kafayı yemiş iki yılda. Tuturdu ya, tutturdu!.. alacaksında alacaksın o kızı diye. Hiçbir şey diyemedim ve olanca öfkemide yanıma alıp evden defolup çıktım. Aklım karmakarışıktı. Mahkemede gösterdiğimi iyi halden tutukluluk halimin son verilmesine ve bir sonraki davanın beş ay sonrasına atılmasına ilişkin karar açıklandığında, adeta şok olmuştum. En az on beş yıl yemeyi beklerken, kendimi bir anda dışarda buldum. Daha bunun şokunu atlatamazken, eve döndüğüm birkaç saat öncesinden beridir babamla horoz dövüşüne tutuştuk resmen. Gerçi sonunda dilinin altındaki baklayı çıkardı. Kızın babasının polis olması ve ondan fayladalanmak istemesiymiş asıl sebep. Arada da bana kızı överek, sözde onu gerçekten sevdiğini de anlatmaya çabalıyor ama yemezler babam, ye.. mez.. leer!.. Çok pis kin güttüğüm kızı alacakmışım birde. Gerçi bir yerde düşününce, o kıza borcum da var ama.. işte bunun sebebini sadece ben biliyorum. Yok yok!.. tez elden bir yerlere kaçmalıyım ben! Aksi takdirde burda kayışları sıyırtacaklar bana! Hemen telefonumdan internete girerek, Fransa/Paris’e kalkacak ilk uçağın saat kaçta ve hangi şirkete ait olduğuna baktım. Şu teknolojinin gözünü seveyim. Parmaklarının ucunda nerde ne var anında düşüyor gözlerinin önüne. Üç saat sonra uçak havalanacaktı ve tek bir boş yer kalmıştı. Anında bileti aldım. Evdekilere hiç haber vermeden uçacaktım. Neye ihtiyacım olursa olsun, hepsini nasılsa Paris’te alırdım. Daha önce gitmediğim yer de değildi. İyi kötü Fransızca da konuşabiliyordum. Herifler çok gerekmedikçe İngilizce ya da başka dil konuşmuyorlar. Bu yönlerine de ayrıca hayrandım. Hiç oyalanmadan aracımla çevre yoluna çıktım ve istikametim artık İstanbul Havalimanıydı. Allah’tan pasaport ve benzeri şeylerimi daima yanımda taşırdım, yoksa boku yemiştim. Eve dönsem, adım gibi eminim ki, annem birde benim yanımda babama söylenecek ve sonra da hep olduğu gibi hırsından ağlamaya başlayacak. Tabii her zaman ki gibi annemi sakinleştirmekte yine bana düşecek. Hiç çekemem bu kafayla! “Uyy cözinün yağini yedüğüm uşağuum. Hiç de kiyamaz anaciğunaa.. oyyy uşağuum.. gara taşşakluum!” Kulağımda annemin o tiz sesi yankılanmaya başladı bile. Kaç yaşıma geldim, hâlâ beni öyle seviyor ya illet oluyorum. Kaç kez, “Annecim, ne olur şöyle sevme beni ya! Bazen kantarın topuzunu kaçırıp, milletin önünde de böyle söylüyorsun. Utancımdan yerin dibine giriyorum. Yapma şunu ya!”demişliğim var ama, kime diyorum ki? Sözlerim kadının kulaklarına hiç uğramıyor bile. Ayıptır yahu! Uyyy! Kendimi söylenirken buldum yine. Annemi düşününce içim rahat etmedi işte ve onu arayıp kısa bir tatile çıkacağımı, biraz kafayı dinlemek istediğimi söyledim. Cevap ne olsa yine? “Uyy altun taşşaklum, uyy caninu yedüğüm uşağum, pirlantaam! Almayrum o südüklü kizi, istamayruum o zibüdi kizi! Ha bu pok kafali buban bırakmay ki pende o kizin bir cizel agzina siçayum daa! Haçan bana Fransiz celun getüresun.. bu yarrah kafali babanda o buruşik kiçinin üstüna çöksun kalsun daa! Selametle uşağumm!” Ahh Allahım ya! Kafayı yemeden bana buralardan gitmeyi nasip eyle! • • • Nihayet eve girdiğimizde derin bir nefes aldım ve sonunda yuvamıza varabildiğimize inanılmaz seviniyordum amaaa.. yüzümüzden düşen bin değil, on bin parçaydı tabii ki de! Annem çaktı hemen köfteyi. “Neyiniz var sizin, çok mu pahalı her şey? Eliniz kolunuz boş geldiniz!” “Allah aşkına bir dur annem ya! Öldük suszuluktan!” demekte buldum çareyi. Asıl amacım elbette zaman kazanmaktı ve annemle yalnız kalıp onu yaşanacaklara hazırlamaktı. “Kızım dışarda su satılmıyor muydu ya? Alaydınız iki tane, dikeydiniz kafanıza. Siz de gerçekten bir garipsiniz!” diye yapıştırdı tabii cevabını canım annem. Kaş göz işaretini çakınca, durumun ayırdına vardı. Dudakları belli ki, “noldu kızım sana?” sorusunu ablama soracaktı ki, birden yutkundu. Akıllı kadındır annem. Olayın susuzluk olmadığının, çok ama çok ciddi bir şeyler yaşandığının farkındaydı artık. Göğsünün hızlı hızlı kalkıp indiğini fark ettiğimde, dönüp ablama baktım. Hıçkırarak, “Sen söyle sefilliğimi,” diyince, canımdan can kopardılar sanki. “Sefil olan sen değilsin! Rezil, kepaze, şerefsiz olan o göt oğlanı!” diye haykırdım bastıramadığım acımla. İstiyordum ki ablamda bağırsın, çağırsın.. acısını içisine atıp, yüreğine ömür boyu demir atacak bir yara olarak kalmasın o her yanı diken dolu ihanetin, kandırılmışlığın yarattığı hiçlik duygusu. “Yüreğimden vuruldum anneem!” Yüreğinden vurulan sanki bendim ya, bendim. Öyle derinden hissediyordum ki acısını, kollarını açıp kızını bekleyen annemin kucağına koşarak bedenini bırakan ablamla, tek yürekte birleşmiş gibi aynı acıyı hisediyordum ve böyle derinden hissediyor olmama çok şaşırıyordum. Kucağında Doruk ile bahçemizden içeri giren babamın yüzü, kırmızının en yakıcı tonundaydı. “Yazıklar olsun ki bana, hayatımda ilk kez tongaya düştüm. Güvendim o şerefsize. Yanına bırakmam bunu, bırakamam!” Kucağında Doruk olmasa çok iyi biliyordum ki, o dehşetli öfkesiyle yeri göğü inletecekti ve o öfkenin yarısını kendisine duyduğunu hepimiz de biliyorduk. Önce fırtına gibi esecekti biliyorum ve sonra kasırgaya dönüşecekti ve onu o an itibariyle hiç kimse durduramazdı. Vallahi o an gelince, gökyüzündeki bulutlar bile kendilerine kaçacak delik ararlardı. Kardeşimi benim kucağıma bıraktı ve onu başından öptükten sonra, telefonuna sarıldığı gibi kendisini dışarı attı. İşte şimdi sıçtın tipsiz ceo!.. • • • Saatler sonra! Bir babayım ben! Hemde yılarını en pis işleri kovalamakla, sıradan insanların bilemeyeceği kadar şerefsiz, ahlaksız insanları, çeteleri çökertmekle ömrü geçip giden bir babayım, bir polistim ben!.. Hani derler ya tehlikeyi de, düşmanı da uzakta arama. En yakınındakidir en büyük zararı verecek olan ve çoğu zaman dost bildiğin, ailem diye kabul ettiğin insanlardan çıkar böylesi hainler. Benim payıma düşende bunu damadım olacak şeref yoksunundan yaşayacak olmakmış ama, bunca yıllık Adanalı’yım, ben bile böyle Allah’sız kitapsız görmedim. Zamanında yapmadığım araştırmayı artık yapmak zorunda kalınca, çok değil bir saatte hakkında bütün bilgiler düştü telefonumdan kulağıma ve ordanda yüreğime.. tüm o iğrenç şeyler, bir hançer gibi saplanıp kaldı can evime. Herifçioğlu üç kâğıtçının önde gideniymiş meğer. Herifin hayatı yalanmış, hemde tamamen yalanmış. Onun bunun çocuğu, anam-babam diye getirip bizimle tanıştırdığı insanları parayla tutmuş. Aynı yolun yolcusu olunca onlar da üç kuruşa satmışlar insanlıklarını. Uluslararası ilişkiler okuduğu külliyen yalanmış. Sahte diploma, sahte kimlik!.. her şey sahte ve bu ibne nasıl olduysa beni de ayakta uyutmayı başardı. Oysa ilk zamanlar aslında ona hiç ısınamadığımı ve güvenemediğimi hatırlıyorum. Neydi ki onu araştırmaktan alıkoyan şey beni?.. ve hatırladım elbette. Ah benim Selvi boylum, canım kızım! “Seviyorum onu baba! Lütfen araştırma, araştırma yapma onun hakkında. İlk kez biri babamın polis olduğunu duyduğunda benden uzaklaşmadı, bırakmadı elimi. Mutluluğuma engel olma babacığım n’olur!..” o zamanda ağlamıştı ve şimdi de ağlıyor işte. Nasıl uydum ben bu masum kızımın isteğine, niçin gizlide olsa araştırmadım ki o şerefsizi? İşte şimdi geç kalınmış o araştırma ile son sistem teknoloji sayesinde, tanıtınca yüzünü bizim azman bilgisayarlara; gerçek kimliği, ne bok yediği düştü bir bir bizim çocukların ekranlarına. Benim polis olmam bile herifin gözünü korkutmamış iyi mi? Evden çıkar çıkmaz haber saldım benim çocuklara. Mobeselerde yakaladılar dümbüğü. İstanbul’dan defolup gitmiş ve bizim çocuklar aracının plakasını anons geçince, tam Düzce’ye girerken yakayı ele vermiş. Artık nasıl heyecan yaptıysa Allah’ın salağı, kendi aracıyla düşmüş yollara. Yoldalarmış ve getiriyorlar herifi! Yer zaten hazır!.. ve içtiğim son sigaramın izmaritini de o herifin başını ezer gibi ezdim yerde!.. “Madem daha önce korkmadın benden, ehh şimdi artık korkmanın zamanıdır Metin efendi! Ya da Sezgin mi desem?” • • • • •
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD