Çat diye duyduğumuz bir sesle bakışlarımız Melih'e kaydı ve anında beynimde bir ampul yandı. Öyle sarı, etrafına ışık saçan ampul değildi bu. Baya bildiğin kıpkırmızıydıve patlamak üzereydi. Resmen bab bas "kaçııın!.." diye bağırıyordu. "Unuttun değil mi Allah'ın öküzü?" Salonda buz gibi bir rüzgâr esti adeta. Melih'in o yakışıklı yüzü bembeyaz keserken, ben dişlerimi kırmak istercesine sıkmakla meşguldüm. "Valla hazırlamıştım ama cebime koymayı unuttum!" "Siktir manyak!.. sonuçta elimizde maymuncuk yok! Nasıl açacağım olum şimdi ben o kapıyı? Yılan olup anahtarın deliğinden mi gireceğiz?" Göğüs kafesimdeki kemiklerimin sanki birbirine geçmişçesine sıkıştığını, kalbimin nefes alamaz hale geldiğini hissediyordum. Melih, çaresizdi ve savunma yapmayı bırakıp, diğerlerine yardım iste

