Barış tek kelime etmeden göl kenarından kalktımızda Hüseyin amca ve Nevin teyzeyle vedalaşıp mekandan ayrıldık. Okula gidene kadar tek düşündüğüm Ada'ya hesap sormalımıydım ya da onun anlatmasını mı beklemeliydim? Tabii eve gelirse.
Okula geldimizde ister istemez tedirgin olsamda otoparka göz gezdirdim. Arabadan inerken pamuk şekere gözüm takıldığında bir tanesini aldım.
Sonuçta benim için almıştı....
"Ne zamandan beri kızdığında pamuk şeker yiyorsun?" dedi arabadan inerken elimdeki pamuk şekeri fark ettiğinde ne cevap vereceğimi düşündüm.
Kızdığımda değilde sen saçmaladığının da yiyorum desem yeridir.
Sonra derste olanlar aklıma geldi......
"Peki sen ne zamandan beri sınavda resim çizmemizi istiyorsun?" diye sordum ve cevap vermek istemediği için her zaman ki gibi bakışlarını kaçırdı.
Israr yok yani ben de sorularını az cevapsız bırakmadım......
Sorumu cevapsız bırakıp yürümeye başladığında okula yaklaştığımız için birden durduğunda yakında olduğum içinmi durmuştu.
Doğru bugün okul öğrenci kaynıyordu da az önce herkes öğrensede rahatsız değilim demedim mi?
"Gece, Ali'yle ilgili bir sorun olursa beni ara lütfen." diye tembihlerken ne diyeceğimi bilmediğim için dudağımın kenarını dişledim.
Benim aklımdan başka şeyler geçmişti......
Bey efendi nişanlım rolünde ama numarası yok.....
Cebinden telefonu çıkarıp uğraşırken, telefonum çaldığında çantamdan çıkardım. "Kaydet ama Barış hocaya diye kaydetme." dediğinde ters ters bakarak numarasını kaydettim.
Hatırlat hatırlat ondan sonra hoca diye kaydetme de......
Benim numaram sende varmıymış.....
Tabiki Barış diye kaydettim......
"Eğer bir daha hocam olduğunu hatırlatırsan öyle kayıt ederim." dedim kaşlarımı çatarken parmağımı tehtit edercedine salladım.
Hak ediyordu yani.......
"Mesaj alındı. Bunu bir daha asla yapmıcam. Söz." dedi eliyle altını çizerek belirttiğinde gülmemek için kendimi zor tuttum.
"İkimizde derse geç kalıcaz, hadi." diyip okula doğru yürümeye başladım ve onu arkamda bırakırken söylediğine gülümsedim.
Gülmem için mi uğraşıyordu.....
Okula girdimizde gerçekten geç kalmıştık ve ben sınıfıma girerken Barış, Ali konusunda tekrar uyarınca Emir hocanın dersinde olduğumuzu hatırlatıp sınıfıma girdim. Böyle sorunlarla uğraşırken Özğür abinin dışında kimseden yardım istemedim, şimdiye kadar.
☆☆
"Oh! Üstümüzden koca bir yük kalktı." dedi Eğe keyifle söylediğinde sınıftan çıkmak için hazırlandık.
"Aynen öyle, şimdi bi' kahve iyi gider. " dediğim sırada ters ters baktı. "Of tamam çay olsun." dediğimde bakışlarını çekerken cebimden bir kağıt çıkarıp uzattı.
"Al bakalım, bu istediğin liste."
"Saka yapıyorsun." dedim şaşkınlıkla kaşlarımı kaldırırken elinden kağıdı alıcagım sırada geri çekti.
"Sende pamuk şeker olayını anlatırsın." dedi gülerek gözlerini kıpıştırırdı.
Anlatıcam canım yanlız kaldığımızda.....
Gözlerimi devirerek elindeki kağıdı çekip aldığımda sınıftan çıkarken Ali'nin seslenmesiyle kapının önünde durmuştuk.
"Gece beş dakika konuşa bilirmiyiz?"
"Hayır, sana ayıracak bir dakikam bile yok." dedim saniyelik bakışlarımı çevirsemde Eğe'nin verdiğim cevaba sevinmiş olmasıydı.
Ah Eğe olanları bir bilsen bana bırakmaz dalarsın Ali'ye......
"O adamla sevgili olduğunuza inanmamamı beklemiyorsun, heralde." diyip kafa tutarken Eğe'ye baktığımda kaşlarını çatmıştı bile.
"Sevgili değil nişanlı ve seni inandırmak zorunda değilim." dedim her kelimeyi üstüne basa basa söylediğimde alayla kaşlarını kaldırırken pis pis sırtı.
"Parmağında yüzüğün bile yok." dedi eliyle parmağını işaret ederken.
Nişanlanınca yüzük takılıyordu dimi?
İşte kendini rezil etmek böyle bir şey herhalde.
"Barış hocayı mı çağırsak?" diye Eğe fısıldıyarak uyarsada haklıydı ama ben bu lafın altında kalamam.
"Hatırlatıgın iyi oldu, herkes öğrendiğine göre artık takabilirim." dedim elimdeki kağıdı çantama atıp içini karışıktırmaya başladım.
Çantamın içini ne baktığımı bilmeden bir süre karıştırdım. Aslında amacım biraz zaman kazanmaktı, telefonum elime geldiğinde işler daha karışmadan anlaşılan Barış'ı arasam iyi olucaktı....
Barış'ı ararken Emir hocanın sınıftan çıkıp Ali'yi sert şekilde uyardığında aramaktan vazgeçicektim ki hemen açtı.
"Ali sen bu yüzden uyarı cezası almadın mı?"
--'Dersten çıktım, hemen geliyorum.'
Telaşlanıp konuşmasına fırsat vermedi.
-Sakin ol, sınıfta....."
Telaşını yatıştırmak istesemde Ali'nin sesini duyunca bu sefer sinirle kendine söylendi.
"Gece'yle sadece konuşuyoruz." diyip Ali, Emir hocaya açıklamaya çalıştı.
--'Ali mi o? Zaten seni niye yanlız bıraktım ki.'
-'Bi sakin.....'
Tekrar durumu anlatmaya çalışsamda koridorda hızlı adımlarla yanımıza gelirken pes edip telefonu kapatım.
"Erkekler bazen çok aptal oluyor." diye dişlerimi sıkarak kendi kendime söylendim.
"Pardon da, ben niye aptal oluyorum?" diyip Eğe varlığını hatırlatdığında gözlerimi devirip başımı iki yana sakladım 'sabır' dilercesine.
"O uyarı cezası, okul değiştirme cezasına dönüşsün istemiyorsan. Uslu dur Ali." diyerek göz dağı verdiğinde aradaki mesafeyi kapatmıştı. Karşına geçerken epey süre ikiside birbirlerine delice bakışlar attığında ortamın gerginliği belli oluyordu. Bu tuhaf duruma son vermek için varlığımı öksürerek hatırlattığımda Barış bakışlarını bana çevirdiğinde kaşlarımı çatarak baktım. Ali gözünün ucuyla bana bakarak yanımdan geçip gitti. Tehlike geçtiğine göre beklememize gerek olmadığı için Eğe'nin kolundan çekiştirerek oradan ayrılıkdık.
Bizimle böyle her uğraşanı okuldan mı kovucaktık.
Merdivenleri inerken dayanamayıp söylenmeye başladım. "Bu adama yüz vermeye gelmiyor, bir Ali'yi tehtit etmediği kalmıştı. İş yüzük olayına gelmeseydi kendim hallediyordum. Zaten niye aradım ki?" dedim sinirden ellerimi savurarak söylenirken Eğe'nin şaşkınlıkla açtığı ağzı bile beni sakinleştirmemişti.
"Ooo Barış'ı sen mi aradın? ."
"Sus Eğe yoksa onun yerine seni hırpalarım." diyip parmağımı sallarken telefonum çalmıştı. Kim arar beni Barış beyler.
-'Buyrun bey efendi.'
Hâlâ sinirliyken sesim ne kadar sakin çıkabilir.....
--'Nereye kayboldun?'
-'Bana ne gerek var? Sen ne güzel tehtit ediyordun.'
Yaptığı saçma şeye ne gerek vardı, ben ağzının payını vermiştim sadece yanımda olduğunu gösterseydi.
--'Ali'yi mi koruyorsun?'
-'Gerçekten Ali'yi koruduğumu mu düşünüyorsun?'
--'Ben..'
-'Sen mümkünse özür dileme bu sefer seni pamuk şeker bile af ettiremez.'
Sorduğu soruyla daha sinirlenirken tefonu suratına kapattım.
"Bak bak tripde atarmış." diyip Ada arkamdan imâlı imâlı gülerken, yandan bakıp merdivenleri geri çıkmaya başladım.
"Nereye?" diye Eğe dönüp sesledi.
"İşim var." dedim merdivenleri hızlı hızlı çıkarken 'Kafeteryadayım, bak bekliyorum." diye duymam için yukarıya doğru bağırdı.
İşim gücüm hiç bir şeyim yok, bir tek sinirlerim var alınması gereken....
Özğür abinin odasının kapısını çalıp 'gel' sesini duyunca kapının kulpunu yavaşça kavrayıp açtım. Özğür abi önündeki kağıtlara gömülmüş uğraşırken masasına yaklaştığımda başını kaldırdı.
"Ufaklık, hoş geldin." dediğinde gülümsemeyle yetinip çekmecesinden çikolatayı kutusuyla alıp karşındaki geniş koltuğa ayaklarımı uzatarak oturup yemeye başladım. İkinci çikolatayı açıp yerken benden ses çıkmayınca Özğür abi yerinden kalkıp yanımdaki küçük koltuğa oturdu.
Az önce ki gibi söylenmemek için biraz sakinleşip Ada'yı sormaktı, amacım....
Belli bir derdi var yoksa benimle ilgili sırrı niye öylece Barış'a anlatsın....
"Kağıta yazarlarımı mı okudun?" diyip bakışlarını bana diktiğinde ağzıma yeni çikolata attığım için başımla birlikte kaşlarımı kaldırdım. Hâlâ çikolata yediğim ve anlatmadığım için Özğür abi ayaklarını önündeki masaya uzatıp kollarını göğüsünde birleştirdiğinde gülümsemeden edemedim. Ayaklarımı koltuktan aşağı sallandırıp elimdeki çikolata kutusunu kenara bıraktım.
"Sinirli değilim ama sizde sinirlendirmek için elinizden geleni yapıyorsunuz."
"Ben mi yapıyorum? Senin o ayarsız abinin işleri." dedi duruşunu bozmadan.
"Benim abimse senin de arkadaşın." diye söylediğine karşı çıktım.
"Tamam ufaklık dediğin gibi olsun." dedi ayaklarını masadan indirip oturuşunu düzeltirken ben telefonuma gelen mesaja baktım.
Ada: Emir'le çıkıyorum, bu akşamda annemgilde kalıcam.
Ben: Tamam da eve neden gelmiyorsun?
Ada: Abimi, ailemi özledim, biraz onlarla vakit geçirmek istiyorum.
Bahane ürettiğini düşünsemde Özğür abinin, Ada'yla evde nasıl vakit geçirdiğini merak ediyorum.
"Sen benimle ufaklık ufaklık diye uğraşıyorsun ya. Ada'yla da uğraşıyor musun?" dedim sanki alınmış gibi, şimdiye kadar bana özel olduğunu düşünmemiştim.
"Tabii ki hayır. En son Ada'ya liseye giderken böyle sakayla karışık takıldımda benimle bir hafta konuşmadı." diyip açıklarken durumu anlatmaya bu bile yetmişti. "Ada'yla aranızda bir şey mi oldu? " diye sordu anlamış gibi.
"Şey....... Bilmiyorum." dedim oflayarak arkama yaşlandım.
"Benim bir tahmin var gibi." dediğinde şüpheyle baktım.
Lütfen Özğür abi söylemiş olmasın.....
"Kerem'le tartıştığında eve tek gitmene izin verdiği için kızmıştım."
"Niye?" dedim şaşkınlıkla bakarken.
"Bütün gün İzmir'e gitmekten söz edip durmuştun, seni de eve bulamayınca-...." dediği an telaşla konuşmasına izin vermedim.
"Özğür abi bunu kimseyle paylaşmadıgını söyle."
"Sakin ol, paylaşmadım. O gün senin için çok endişelendim. Heralde Ada bunu fark etti." diyip sakinleşmem için elimi tuttuğunda sessizce derin bir nefes aldım.
"Kimse ama kimse bunu bilmeyecek, zaten o hallerim geçti." dedim üstüne basa basa söyleyip ellerimi açtığımda dikkatle inceledi.
Eskiye dair her şeyi unutmaya çalışıyorum zaten, artık isimleri geçtiğinde yumruklarımı sıkıyorum, nefes alışverişimi kontrol altında tutabiliyorum. Olayların yeni ortaya çıktığı zamanlarda kaldı o hallerim. Ellerime tırnaklarımı geçirmediğime göre tek ispatı buydu, sakinleştiğimin.
"Sinirlendiğinde yumruklarını sıkıyor, hâlâ nefes almakta zorlanıyorsun Gece."
"İyiyim ben. İ-yi-yim. Tamam mı?" dedim hızla ayağa kalkıp söylediğine itiraz ettim.
"Tamam ufaklık, iyisin." dedi ellerimden tutup geri oturmamı sağladığında oflayarak sitem ettim.
"Of Özğür abi."
"Sana her şeyden haberin var mı? diye sordum. Bende diyorum ki bu kız nasıl sakin karşıladı? Yarım yamalak öğreniyorsun, sakladığımız için de bize kızıyorsun." diyip söylediğinde kollarımı göğüsümde birleştirip kaşlarımı çatarak baktım. "Ali'nin saçma ithamlarla Kerem'den şikayetçi olduğunda ona attığı yumruk ve o da yetmiyormuş gibi Ada'da gelip koridorda olanları anlatınca okuldan çıkıp eve geldik. Peri'yle seni uyurken gördüğümde rahatladım. Herkes Kerem'i öğrendiğinde ertesi gün güzel bir kahvaltı yapalım dediler ama Kerem, Eğe, Ada, sen ve ben dışında kimse Çağla hanıma açtığın savaşı bilmiyor." diye hızlıca anlatırken ben son cümlesine takıldım.
Demek ki gerçekten Ada söyledi........
"Birde nişan oyunu var. Bu konuda ne yapamayı düşünüyorsun?" diyip nihayet bu konuda fikrim soruldu da zaten Barış beyler her şeyi hallediyor.
"Herkes bilsin diye hafta sonu nişan yapıyoruz sonra-...."
"Yok artık daha neler? Herkesin bilmesine ne gerek var?" diyerek sinirle karşı çıktı.
"Kerem'de sende nişan oyunu bize bırakın da olaysız bitirelim." diye uyardığımda sinirle saçlarını karıştırıp sesizliğini korudu. "Özğür abi bu olaylara rağmen iyiysem Peri'min varlığı bana iyi geliyor." dediğimde biraz olsun sakinleşmişti.
"Bir daha bu kadar olay olurken, beni hemen ara." diye tembihledi.
"Ararım, kaferteryada Eğe bekliyor. Gitmeliyim."
"Kendine dikkat et."
Vedalaşıp kapıdan çıkacakken durup Özğür abiye döndüm.
"Özğür abi, Barış hocayla benim nişanlığımı okul öğrenirse ne olur?" diye dayanamayıp sordum.
Az önce olanları düşünürsek her ihtimale kendimi hazırlamalıyım.
"Özlem'in iftirası yüzden Barış okul kuruluna çıktı, seninle nişanlı olduğunu söylediği için bir ceza almadı ama seneye senin girdiğin hiç bir derste girmicek ve dikkat edin öğrenciler bunu bilmesin." diye yerine oturup uyarırken gözlerimi sıkıca kapattım.
"Ali biliyor." diye mırıldandım.
"Anlamadım." diyip tekrar etmemi isterken derince bir nefes aldım.
"Ali beni nişanlı adamı ayartmakla suçladı. Barış'da beni korumak için nişanlıyız dedi!" dedim tek nefeste söyleyip kurtuldum.
"İnatla herkese duyurma derdindesiniz ya siz gerçekten birbirinizi seviyor musunuz?" diye hiç beklemediğim bir tepki vermişti.
"HAYIR! Yok öyle bir şey." diye karşı çıktım.
"Peki ufaklık. Sen öyle diyorsan, öyledir." dedi umursamayıp söylediğime alınmış gibiydi.
"Ben kimseyi sevmiyorum." diye tekrar belirttim.
"Tamam Gece anladım." diyip yüzüme bile bakmayınca Özğür abiye doğru bir kaç adım attım. "İşim var Gece, bu durumuda abine ben anlatırım." dediğinde hiç bir şey söylemeden odasından çıktım.
Özğür abinin beni Ada'dan ayırmayıp korumaya çalıştıgını biliyorum da bu kadar kızmasını beklemiyordum ve bana ilk defa böyle kızıyor. Hem nişanlılık oyununu başka nasıl oynaya bilirdik? Birde bunu Barış beylere anlatması var. Bakalım Özğür abiye anlattığım için ne tepki verecek. Kaferteryaya doğru giderken Barış'a mesaj attım.
Numarasını vermeseydi, bilmiyorum ne zaman anlatırdım.
Ben: Ben bir şey yaptım, kızıp kızmıyacağını bilmiyorum. Müsait olduğunda konuşalım.
Attığım mesajı görür görmez beni aradığına göre müsait olduğunu dünüşünüp telefonu açtım.
-'Efendim.'
--'İyimisin canım?'
Yine sesinde anlam veremediğim telaşı olsada sakince cevapladım sorusunu.....
-'İyiyim iyiyim, bir sorun yok.'
--'Bitanem sen yanlız mısın?'
Yine aynı telaşla bir soru daha yönelttiğinde anlam veremesemde cevapladım.
-'Evet ama Eğe kaferteryada yanına gidiyorum.'
--'Belli bir sorun var, yanına gelmeyi çok isterdim ama dersteyim.'
Dersteyim mi dedi.
-'Sen........ sen dersteyken mi benimle konuşuyorsun?'
Sorarken resmen kekelemiştim
--'Bu durum seninle konuşmama engel değil canım. Sorunu dersten çıktığımda konuşalım m?'
-'Eğe'yle eve geçerim, beş dakika bize uğrarsın konuşuruz ve canım, bitanem diyerek konuşma.'
Telefonu açtığımdan beri canım, bitanem diyordu bunu nasıl fark etmedim.
--'Biraz kendine gelmene sevindim. Akşam görüşürüz.'
Telefonu kapatırken şaşkınlığıma güldüğüne yemin edebilirim, bir de bunu derste yapmıştı. Ben bile derste güldüğünü görmedim.