11. BÖLÜM

3446 Words
Eğe'yi eve yolcu edip içeri girdiğimde salondaki tuhaf bakışları umursamadan odama geçtim. Başımı yastığa koyduğumda karnımdaki ağrıya rağmen uyumaya çalıştım. Sabah uyandığımda bütün günü yatakta geçirmeyi planlarken Peri'm yanlız bırakmamıştı. Onu kırmamak için elime battaniye ve yaştık alıp beraber koltuğa kurulduk. Televizyondan çizgi film açıp izlediğimizde o kadar çok gülmüştü ki bakışlarım sürekli Peri'mdeydi. Eğe merak edip arasada telefonda uzunca konuşup Barış hocayla son olayı da anlatmıştım. Peri'm bian kendi isteğiylemi geldi yoksa Barış hocamı yolladı diye düşünmeye başladım. Neden bunu yapsın ki? Her geçen gün aklımdaki sorulara yenisi eklenmeye başlasada sanki Barış hoca hayatıma adım adım girmeye çalışıyordu. Bütün günümü Peri'mle televizyon izleyerek ve pizza yiyerek geçirmiş hata ertesi günü bile aynı şekilde geçirmiştim. Bana kalsa böyle bir kaç gün daha geçirebilirdim taki Eğe'nin zoruyla kendimi hastanede bulana kadar, itiraz etmem hiç bir işe yaramayınca muayene oldum. O gün doktorun duymak istemediğim kelimeleri şimdi Eğe'nin zoruyla hem dinleyip hemde tedaviye başlamıştım. Tamam basit değilmiş? Yumurtalıklarımda bulunan çikolata kisti büyümüş, doktor ameliyat desede ilaç tedavisinde kararkıldık. Nasıl mı? Tabii Eğe'nin bana daha fazla yapışmasını saymazsak, benim inadım galip geldi. Okulun otoparkına girdiğimde Eğe arabayı uygun yere park etti. "Elif abla senin arabayı sormadı mı? Arabasını nasıl aldın?" diye sorduğumda arabadan inip yanına doğru yürümeye başladım. "Sabah acelesi olduğu için hiç sorğulamdı. Ben arabayı alırken, o motoruyla çıktı." diyip beni kolunun altına alırken beraber yürümeye başladık. "Bizim bu araba işini çözmemiz lazım." "Boş ver, bir ara gerçeği anlatırım." diyip boşta olan elini havada salldı. "Bence arabanın aynısından alalım." "Öğrenci adamım ben o kadar param yok." dediğinde ona masumca gülümsedim. "Aklımdan bile geçirme." "Eğe'ye ya bir arabanın lafınımı yapıyorsun." diyip çocuk gibi dudaklarımı büzdüm. "Marketten çikolata almıyoruz canım." dedi çenemden tutup hafiften sıkarken bizim grubu kafenin açık alanında otururken gördüm. "Bizimkiler şurada, biz bu konuyu sonra konuşalım ve Ali'yle atışma lütfen." dediğimde Eğe'nin kolunun altından çıktım. "Başlatma Ali'ne zaten elimde kalıcak." diye söylendiğinde dönüp yumuşaması için gülümsedim. "Selam." diyip Ali'nin yanındaki sandalyeye oturduğumda hemen sitem etmeye başlamıştı. "Kızım nerelerdesin sen? Dün yoktun, bugün sabah derse girmedin." Eğe'de yanıma oturup "İşlerimiz vardı." diye benden önce cevap verdiğinde Ali sinirlenmişti bile. Eğe'nin bu kadar sahiplendigini Ali ve Demir'e göstermesi sartmıydı? "Yalnız ben Gece'ye sordum." dedi bakışlarını Eğe'ye diksede o pek oralı değildi. "Fark etmez, biz hep beraberiz." diyip umursamazca cevap verince Ali'nin yumruklarını sıktığını fark ettim. Sakin ya sakin.... "Eğe hadi bana bir kahve al." dedim sırtına bir kaç kere vurduğumda oturduğu yerden kalktı. "Dipende da me.(Bu benim elimde kalır.)" diye İtalyanca söylenerek bana baksada kafeteryaya yöneldi. "Ne dedi o?" diyip merakla ilk Ada sordu. "Bilmem." dedim omuz silkerek. Tabiki de biliyorum ama söyleyecek değildim. Eğe kısa sürede elinde tepsiyle gelip tekrar yerine oturduğunda "Kahvem nerde?" diye sordum. Çünkü bizim akıllı çay ve tost almıştı. "Bir sabah kahvaltı yapmadın, iki aç karnına kahve sağlıklı değil." diyerek önüme aldıklarını koyup diğerlerine aldığı çayları uzattı. Doktorun tavsiyesiyle bir süre kahve, çikolata gibi şeyleri sık tüketmiyoruz.. Kahve neysede beni çikolatadan uzak tutmak çok zor... "Ama ya.." "Dur ben kahve alırım." diyip Ali yerinden kalkarken Eğe söylediyle öylece kalmıştı. "Güzelim...." Ah Eğe'm ya bende seni çok seviyorum da bu arkadaşlar alışık değil..... "Ben çayımı alıyım." Ali geri otururken gerginlik çıkmasın diye usul usul çayımı içip, tostumu yemeğe başladım. Sabah ki giremediğim dersin notlarını sorarken Barış hocanın yerine Emir hocanın girdiğini öğrenince şaşırmıştım. Ders saatini öğlen sonraya aldırmış, nedeni merak etmiştim. İki saatin sonunda Lütfü hocanın dersinden çıkarken sabah kahve içmediğim için kendime gelememiştim ve resmen uyumak için kendimi çimlere zor atmıştım. "Senin ki nerde?" diyip Ada kolumdan dürterken Ali'nin sert uyarısını duydum. "Adaaaa!" "Ne ya, sonuçta Eğe onun arkadaşı." "Bilmiyorum, belki çay almaya gitmiştir." dedim sinirlemesini umursamadan ellerimi başımın altına koyup ılık ılık esen rüzgarın tadını çıkardım. "Yok, çay almadığı kesin." diyip Ada kolumdan sertçe çekince istemesemde gözlerimi açıp başımı kaldırdım. "Eğe bu ne?" dedim şaskınlıktan öylece bakarken, son söylediklerinde ciddimiydi. Karşımda elinde patenlerle dururken ne yapacaktım..... Kendimi öylece Eğe'nin ellerine bıraksam acaba neler yapardı...... Sadece Eğe'ye baktım, elinde patenlerle gülümsüyordu..... "Sence güzelim neye benziyor?" diyip bir çift pateni gülümseyerek bana uzattı. "Rahat dursana bir sakatlık çıkartıcaksın." diye Ali söylenerek tepemde dikilirken ben ayakkabılarımı çıkarmaya başlamıştım. "Sakatlık hemde bunlarla?" dedi Eğe sırıtarak. Şuan bende olsam aynı tepkiyi verirdim ama patende çok iyi olduğumu bilmeseydim........ "Şu çemberde bir tur ve okula benim kurallarıma göre geleceksin." dedim ayaklarımı kenara koyup, okulun ortasına öğrencilerin oturduğu, çimenden yapılan alan vardı ve çevresi paten için çok uygundu. "Kabul ama ben kazanıcam." dedi oturup patenlerini giyerken, ben kalkmaya çalıştığımda Ali kolumdan tuttu. "Gece uymasana şuna." dedi denğemi sağlıyamıcağımı düşünüp kolumu sıkıca tutarken elini yavaşça ittim. "Gece.." diye arkamdan seslesede ben çoktan kaymaya başlamıştım. Bir iki adım sonra kollarımı açıp kendi etrafımda dönmeye başladığımda tek ayağımı çoktan kaldırmıştım ve bir balerinden farkım yoktu. İşte rüzgarı böyle hissedeceksin. Yüzümde gülümsemeyle geriye doğru kayarken Eğe'de bana doğru kaymaya başlamıştı. "Sana eşlik edebilrmiyim?" diyip elini bana uzattığında tutup kolunun altından diğer tarafa geçtim gülümseyerek. Biraz uzaklaşıp kollarımı açtığımda gülerek bana doğru kayarken eğiymemle yanımdan geçmişti. "Gece fuga.(Kaçma)." diye arkamdan İtalyanca seslediğinde durdum. Kimse anlamasın diye bunu ben başlamıştım ama Eğe şansını zorluyor. "Tamam tamam hadi başlayalım." diyip etrafımda bizi izleyenleri fark etsemde daha çok bizimlerin tepkisini merak ediyordum. Hepsi birbirinden şaşkın ifadeye baksada gülümseyerek yanlarına doğru kaydım. "Ada hadi sen say." dedim elimi gözünün önünde salladım saşkınlığını atsın diye. "Bu sen misin?" dedi elleriyle beni boydan boya gösterirken hâlâ şaşkındı. "Dobbiamo sorprendere?(Şaşırtalım mı?)" diyip belimden tutup gülerek kendine çekti. Herkesin şaşkın olması onu oldukça eğlendiyordu ama ben her defasında ne cevap vereceğimi bilmiyordum....... Her şey bu kadar çabuk olmak zorundamı?....... "Eğeee?" dedim uyarırcasına. "Türkçe konuş sende." dedi Ali şaşkınlığını atıp kızmaya başlamıştı. "Niye ki Gece söylediğimi anlıyor." diyip Eğe inatla sırıtmaya devam ederken kolumdan tutup yolla çektim. "Daha oturacak mısın Ada?" "Geldim." dedi oturduğu yerden kalkıp karşımıza geçti. "Meraktan ölmemi istemiyorsan, söyle çabuk. Az önce ne dedi." diyip tehtit edercedine elini sallayınca küçük bir kahkaha attım. "Vallahi delisin. İtalyanca şaşırtalım mı? dedi." "Sen İtalyanca mı biliyorsun?" dedi şaşkınlıkla gözlerini kocaman açarken ben bu haline hâlâ gülüyordum. "Şu yarışı yapalım merakını sonra gider." "Yarışı kayıt edebilir miyiz?" diye bir kız elinde telefonla sorarken Eğe'yle birbirimize baktığımızda gülüseyip başımı salladım. Benden onay aldığında kayıt etmesi için izin verdi. Bizim böyle yarıştımız videolar o kadar çoktu, katıldığımız yarışmaları saymıyorum bile. "Sorun değil kayıt edebilirsin." Ada ellerini hava kaldırıp "Hazır 1... 2....3..." diye bağırdığında bir kaç adımda ikimizde hızlanmıştık. Kalbimin sesini duymazdan gelip heyecanımı dizğinlemeye çalıştığımda Eğe'nin elimden tutmasıyla rahat bir nefes aldım. "Sakin ol, sadece eğleniyoruz." dedi kocaman gülümseyip elimi yavaşça bıraktı. "Öyleyse eğlenelim." dedim elimi bırakmasını fırsat bilip onu geçtim. Yarıştımızı gören öğrenciler yoldan çekildiği için daha da hızlırken Eğe yanımdan geçip arkasını dönerek kaydığında "Görüşürüz." diyip dalga geçercesine el sallayıp giderken ona yetişmek için hızlanmaya çalıştım. Yolun çoğunu bitirip Ada'yı gördüğümde kazanmam için adımı kaykırıyordu. Ve Eğe kazanmıştı....... "Ben kazandım, ben kazandım." diye Eğe sevincinden patenlerle kendince hareketler yaparken gerçekten yorulmuştum. Paslanmışım sanırım..... "Yoruldum ya." diye söylenerek çimlere oturmaya girerken ayakkarınımın birden kesiymesiyle küçük çığlık attım. Çünkü Eğe kucağına almıştı. "Paslanmışsın yoksa seni hayatta geçemezdim." dedi keyifle gülümserken, kucağında olduğum için kaşlarımı çatarak baktım. "Tamam kızmaya." diyip yavaşça beni yere indirdi. "Çok güzeldi. Okul uzun zamandır böyle şov görmedi." diyip Ada heycan yerinde duramayıp kıpır kıpırdı resmen. "Gerçekten ne şovdu." dedi Ali, Ada'nın aksine tüm huzursuzluğu üstündeydi. "Artık şunları çıkartalım." diyip Ali'nin suratsızlığını umursamadan Eğe'yle çimlere oturduk. Ada etraftaki öğrencilerin telefonlarına bakarken büyük ihtimalle çekilen videoyu izliyordu. Eğe'yle bizde ayakkabılarımızı giydimizde patenleri bırakıp çantamı ve eşyalarımı çimlerden kalktım. Etrafımız o kadar kalabalıktı ki alışık olmadığım için açık havada olmamıza rağmen nefes almakta zorlanıyordum. "Eğe patenleri kaldır, kafeye gel." dedim bir kaç adım atarken "Çay içelim." diye arkamdan seslenince başımı salıyarak onayladım. Ada heycandan öğrencilerle sohbete daldığında Demir onun yanında kalırken ben kafeye doğru yürümeye başladım. Cidden Ali'nin huzurluğuna anlam veremiyordum, ben zaten her zaman onlara mesafeliydim. Okul dışında gezmek ya da sinema gibi normal arkadaşların yaptığı planların hiç birini yapmadık. Ali'yi severim her konuda destek olmaya çalışır ama sadece okulda arkadaşım, gerisi yoktu. Kaferteryaya girdiğimde içerinin sakinliği tuhaf gelsede boş masaya eşyalarımı bırakıp Hasan abiden iki çay ve diğerleride gelir diye onlara kahve söyleyip hazırlanmasını bekledim. "Hasan abi bir tane kahve alabilir miyim?" diyip Barış hoca sipariş verirken elindeki notlara öyle görülmüştü ki beni fark etmesi için bir kaç dakika ayağımı yere vurarak beklemeye başladım. Hastane işini söylemem lazım belki oda sevgili olayına açıklık getirirdi. "Şey..." dedim ellerimi ovuşturken konunun neresinden gireceğimi düşünüyordum. "Elinde notların yok zaten derse girmediğin için soruda sormazsın." diyip daha ağzımı açmadan yüzüme bakmadığı gibi sitemde bulunması sinirlenmeme yetmişti. Sana laf anlatanda kabahat........ "Haklısın derse keyfimden girmedim." dedim sesimi umursamıyormuş gibi tutmaya çalışsamda hâlâ başını notlardan kaldırmamıştı. Hasan abi şiparişlerimi tepsiyle uzattığında alıp gidicekken "O gün doktorun söyledigi tedaviye başlamak için sabah hastaneye gittim." diyip ondan cevap beklemeden gidip masaya oturduğumda Ali'de yanıma gelmişti. Şimdi beni boş yere suçladığı için biraz vicdan azabı çeksin........... "Kızma, özür dilerim." diyip Ali elimden tutarken şu kızgın halimi üzerine alınsada elimi hızla çektim. "Boş ver önemli değil." dedim çayımı yavaşça dudağıma götürürken göz ucuyla Barış hocaya baktığımda hâlâ olduğu yerde bana bakıyordu. İlk defa okulda sana konuşmaya çalışmışım insan bir sorar ama yok yüz vermeye gelmiyor.... "Videoyu bana yolla." "Tamam yollarım da bir grup videoyu elden ele paylaşmış zaten." Demir, Ada ve Eğe'yle çekilen videoyu konuşarak yanımıza gelmişlerdi. "Eee ne yapalım paylaştılarsa, rahatsız olsak zaten yarışmazdık." diye söylendiğime göz devirerek çayımı içmeye devam ettim. Gerçekten kimin ne konuştuğunu umursayacak değildim tabii Eğe'yle yakınlığımızı sorgulayıp sevgili sanmadıkları sürece.... İşte o zaman hiç görmedikleri Gece'ye şahit olurlardı. "Şimdi ders başlar, hadi." diyip Ada ayak üstü kahvesinden bir kaç yudum içerken eşyalarımı toplayıp ayaklandım. "Ben kütüphaneye gidiyorum, derse girmicem." "È successo qualcosa? (Bir şey mi oldu?)" diye kolundan tutup sordu. Böyle sorduğun için çok teşekkür ederim Eğe....... "Abbiamo semplicemente litigato di nuovo. (Az önce yine didiştik.)" dedim aynı şekilde cevap verirken. "Geceee." diye kızıp Ali uyarsada şuan o kadar sinirliyim ki gerçekten laf anlatamazdım. "Tamam sen kütüphaneye git ve çıkışta buluşuruz." Onlar derse giderken ben adımlarımı kütüphaneye yönlendirdim. Şimdi dersine girmiyorum diye kızabilirdi. Hastaneden çıkalı iki gün olmuş, insan bir sorar nasıl oldun diye. Bende deli gibi acaba Peri'mi yanıma o yolladı diye düşünüyorum. "Salaklık bende." diye sesli sekilde kedime söylendiğimi yanımdan geçen öğrencilerin tuhaf bakışları sayesinde anladım. Bugün yeteri kadar gözler üstümde değilmiş gibi birde böyle saçma şekilde dikkat çekmek istemiyordum.Sessizce yürüyüp kütüphanenin kapısından içeri girdiğimde kendime yalnız kalabileceğim bir köşe bulup oturdum. Ada'nın Emir hocanın dersinde tuttuğu notları çıkarıp kendi defterime geçirmeye başladım. ☆ Kütüphanede oturmaktan sıkılıp kalabalığın az olduğu bir noktada gözüme kestirdiğim banka oturdum. Dışarıdan fakültesinin binasına daha sonra çevresine bakınmaya başladım, bu okul bu bahçe ve bilmediğim bir çok alanı vardı ama benimdi. İnanması güç. 'Kozan' soyadını doya doya kullanamıyorum. Bankta kendimi geriye bırakıp yüzüme vuran güneşe rağmen gökyüzüne bakmaya çalıştığımda duyduğum kargaşa sesine başımı kaldırdım. Birileri kavga ediyodu sanırım, kalabalığın içinde Ada'yı görmemle hemen kalkıp hızlıca yanına yürüdüm. Kalabalığa biraz yaklaştığımda Eğe Berk'in yakasına yapıştığı gibi Ali'de Ozan'ın yakasına yapıştı. Ah Eğe okulun ilk günü bir kavga eksikti. "EĞE! ALİ!" diye tüm gücümle bağırdığımda kavgayı unutup herkes bana dönmüştü. Bu ses gerçekten benden mi çıktı?.... Bakışları umursamadan bir adımda kavganın ortasına girdiğimde sanki kavganın durdurma düğmesi varmışta donmuş bir şekilde bana bakıyorlardı. Kavga söz konusu olunca erkekler neden olaya bodoslama dalarlar acaba..... "Yakalarını bırakmanız için ayrılın mı demem lazım!" dedim az öncekinin aksine daha az bağırsamda Eğe'de Ali'de yakalarını iterek bırakmışlardı. Berk'i ve Ozan'ı görmezden gelip bizim iki delinin kollarından tutarak kalabalıktan çıkarmaya yeltenendiğimde Berk'in söylediyle durmuştuk. "Korkak sevgilini al git." diye bağırdı. Her şeye tamamda işte buna Hayır....... Kalabalıktan çıkmak için attığım tek adımı saniyede geri döndüğümde sıktığım yumruğu Berk'in suratına geçirmememle yere düşmüştü. "Eğer bir daha bize bulaşırsan, sana da arkadaşlarına da bu okulu dar ederim." diye tehtit edercedine uyarırken uyardım. "Gidelim." dedim bizimlere bakıp. Üç senedir sakin tuttuğum hayatımı bir günde hiç ettiğime inanamıyorum. Az önce oturduğum banka gidip bıraktığım eşyalarımı toplamaya başladım. "Efsane geri dönüyor." diye Eğe arkamdan seslendiğinde öfkeyle kaşlarımı çatarak bakışlarımı ona çevirdim. "Eğe saçmalama! Şimdi bir yumruk sana geçiricem." diyip elimdeki çantamı ona doğru rastgele savurdum. "Bıraksaydın, biz dövecektik." dedi savurduğum çantamdan kaçarken. "'Bıraksaydın, biz dövecektik'. İyi gidin dövün o zaman." dedim dalga geçerek sitem ederken Ali'nin bağırmasına ikimizde sustuk. "Yeter! Neyi tartışıyorsunuz?" "Gece sen ne yaptığının farkındamısın?" diyip Ada sakinleşmem koluma girdi. "Eğe benim kardeşim gibi ve hiç kimse böyle bir yakıştırma yapamaz." diye ikaz ettiğimde özellikle Ali ve Demir'e baktım. En yakınımızda onlar olup Eğe'yle her halime şahit olucakları için bunu kesinlikle anlamaları lazımdı... "Tamam haklısın ama ben dövdüğümde kızan sen değil miydin?" diyip Ali ona bakışımdan anlamış olacak ki bunu sorgulamadı. Dövmemi saymazsak....... "Evet bendim ama şu an durum farklı." "Sanki yapabilcekmiş gibi birde tehtit ettin." diyerek Demir'in hatırlatmasıyla Eğe keyifle ellerini ovuşturmuştu. "Yapalım, yapalım." "Eğe! Çocuk gibisin büyü artık. Burası lise değil, öyle istediğin her şeyi yapamazsın." diyip sitem ederken laf anlatmaktan yorulup banka geri oturdum. "Bunu istediği zaman derse giren sen mi söylüyorsun?" dedi Ali üstüne basa basa beni işaret ederken. "Ali, Eğe'nin kast ettiğini bilmiyorsun, susar mısın?" dedim bıtkınlıkla oflarken. "Neyi kast ediyormuş? Söylede bilelim." dedi karşıma dikilirken sinirden onunda sabrı taşmak üzereydi, sanırım. "Bence yapalım görsün." dedi Eğe gülerek. "Lan oğlum sana izin versem, Berk'i rezil etmeye kapıdaki billboardlardan başlarsın." dedim elimi üzerine dogru sallarken. "Eh yani. İşimi ciddiye alırım." dedi ellerini göğüsünün altında billeştimiş sırıtırken. "Allah'ım mıknatıs gibi bütün delilleri üstüme çekiyorum, sabır ver." dedim dua edercesine ellerimi açıp. "Gerçekten yapar mısın?" diyip Ada, Eğe'ye yaklaşarak sorduğunda ondan önce cevap verdim. "Yapar Ada emin ol yapar." "Bize diyosun ama sen zırdeliyi yanında taşıyorsun." diyip Ali bir kez daha sinirle sitem edince Eğe araya girdi. Zaten çok bile dayandı.. "Emin ol Gece'nin de benden farkı yok, yeterki damarına basma." diye hepsine bakarak uyardığında, söylediğine gözlerimi devirdim. "Off tamam yeter artık, ben eve gidiyorum." dedim oturduğum banktan kalktığımda Eğe koluma girdi. "Biz eve gidiyoruz." dedi üstüne basa basa. "Ada geliyor musun?" diye dönüp sordum. "Geliyorum, yarın görüşürüz." Sessizce otoparka yürüyüp arabaya bindik. Yeteri kadar gerildiğimiz için eve kadar gözlerimi kapatıp uyumayı düşünüyordum ki Eğe'nin adımı uzatarak söylemesine bakışlarımı çevirdim. Bakalım ne yumurlayacaktı. "Seninkiyle niye tartıştın? Ders boyu suratı beş karıştı." dediğinde ensesine en sert şekildeki vurdum. "Ah! Acıdı be." diyip tek eliyle direksiyonu tutarken diğer eliyle ensesini ovuşturdu. "Eşek! Nerden benimki olur." diye hafiften bağırarak çıkıştım. Nereden benimki oluyorsa? "Sevgilim demiş ya oradan." dedi keyifle gülümserken. "Kim? Nasıl? Ne zaman? Tüm 5N1K sorularına cevap istiyorum. Hemen!" diye heyecanla sorduğunda başını ön tarafta uzatarak bağırdığı için kulaklarımı kapattım. "Sağır oldum ya, sen yeterki böyle bağırma ben sana her şeyi anlatırım." dedi sanki tehtit altındaymış da saniyede bülbül gibi şakımaya hazırdı . "Şimdiden uyarıyorum, savunmaya geçersen seni arabadan atarım Ada." diye tehdit ettim. En ufak bir şeyde savunmaya geçen Ada şuan susmazdı. "Biliyordum biliyordum kesin Barış." diyip sevinçten yerinde duramazken, omuzumun üstünden ters ters baktım. En ince ayrıntısına kadar on kere aynı şeyleri başa sarıp sarıp anlattığında evin önüne geldimiz için arabayı durdurunca hemen indim. "Ay yeter susun." dedim arabanın kapısını çarparken. "Eee niye küstün?" diyip Ada arabadan indiğinde açık kapının üstüne kollarını birleştirip yaşlandı. "Kime?" dediğimde gözlerini devirdi. "Ben okulda Barış hocaya hiç soru sordum mu?" diye sorusuna soruyla karşılık verdiğimde Eğe dikkatle dinliyordu. "Hayır." dedi Ada. "Küsmenle bunun ne alakası var?" dedi Eğe arabanın üstünden bakarken. "Çok alakası var ama kimseye küsmedim." diye altını çizerek belirttiğimde ikisede 'tabi tabi' der gibi başlarını sallasalarda anlatmaya devam ettim. "Kantinde karşılaştık, sabah derse niye girmediğimi söyleyecektim. O ne yaptı dersin? 'Elinde notların yok zaten derse girmediğin için soruda sormazsın.' dedi bana. Bende 'Doktorun söyledigi tedaviye başlamak için sabah hastaneye gittim.' dedim ama onun cevap vermesini beklemeden yanından ayrıldım. Oh iyi yapmışım oda beni dinleseydi." diye kendimi kaptırarak anlattığımda ikisinin güldüğünü fark edince onlara ters ters bakarak merdivenleri çıkıp içeriye girdim. Çantamdan anahtarı çıkarıp kapıyı açacağım sırada arkamdan gelmediklerini fark ettiğimde tekrar dışarı çıktım. Hâlen gülüyorlardı...... "Eğe! Ada!" diye hafiften bağırdığımda gülmeyi bırakıp ciddi durmaya çalıştılar. "Tamam canım, sen haklısın." dedi Ada yanıma gelirken. "Neyse muhabbetinize doyum olmaz, sabah görüşürüz." diyip Eğe arabaya geri binecekken merdivenleri inip yanına gittim. "Gelsene otururduk, hem sana çay demlerim." dedim ikna etmek için hafiften kolundan çekiştirdim. "Ablam arabasını merak etmeden eve gitsem, iyi olur." "Tamam ama araba almayı bir düşün derim." diyip beline gülümseyerek sarılıdım "Güzelim tekrar söylüyorum, marketten çikolata almıyoruz. Araba bu a-ra-ba." diye inatla aynı konu üzerinde diretince son kozumu oymaya karar verdim. Trip..... "Öyle miii?Hani dünya tek biz ikimizdik? Ne ara unuttun. Almazsan alma ya." diye sitem ederken ona sırtımı dönüp kollarımı göğüsümde birleştirdim. "Kız kara şeytan üç sene saklanıp yaş tuttun bir şey demedim. Kaşınma." diye omuzumdan fısıldıyarak söyleyince isyan ettim. "Offff Eğe Off." "Tamam tamam bakarız." dedi dayanamayıp boynuma kollarını doladı. "Alırız." dedim gülümseyip. "Alırız." diye tekrarladığında kollarının arasından çıktım. "O zaman yarın görüşürüz." diyip keyifle yanağından öptüm. "Görüşürüz." Eğe'yi yolcu ettikten sonra Ada'yla biz eve girdik. İkimizde üzeremizi değiştirip mutfağa bir şeyler hazırlamak için girerken ocağın üstünde sıcak yemek vardı. "Selma teyze iş başındaymış anlaşılan." dedim ocağın üstündeki yemeklere tek tek baktığımda mis gibi kokuyordu. "Sen hastayken evde pizza yiyor demiştim. Dayanamayıp yemek yapmaya gelmiş." diye sebebini açıklarken tebessüm ettim. "Annenin ellerine sağlık çok güzel görünüyor." "Hadi yiyelim, çay içerkende dedikodu yaparız." diyip dolaptan tabakları uzatırken gözlerimi devirdim. Biliyorum biliyorum susmayacaktı. Yemeği sessizce yediğimize sevinip koltuğa uzandığımda Ada elinde çay ve bir paket çekirdekle gelip koltuğa kuruldu. Şuan bir kurtarıcı çok iyi olurdu..... "Anlat bakalım nasıl başladı?" dediğinde yattığım yerden kalkıp ters ters baktım. "Bende Emir'le nasıl sevgili olduğumuzu anlatırım." diyip güldügünde ilk defa benimle bu kadar açık koşup yakınlık kurmaya çalışmıştı. "Ada bizim aramızdaki öyle bir şey değil." dedim ama bian onunla inatlaşımız anları düşünsemde saçmaladığımı fark elimi gözümün önüne salladım. Hayır ne alaka o ve ben...... "Olsun anlat." dedi koltukta bağdaş kurup bana odaklandığında kurtuluş olmadığını anlyınca en baştan başladım. Yusuf abinin yerinde karşılaştığımız andan itibaren, dersin sonunda dileği özürü ve o gün kütüphanedeki inatlamazı son olarak Türkan teyzenin kadınlarla gününde yaptıklarını anlatırken yeniden sinirlensemde Ada gülme krizine girmişti. "Gülmesene kızım sinirleniyorum." diyip kolunu çimdiklediğinde acı içinde kolunu ovuşturken kapı çalındığında oturduğum yerden kalktım. "Öyle papağan gibi hocam dersen gülerim tabi." diye arkamdan bağırarak söylensede kapıyı açtığımda Peri'm gelmişti. İşte kurtarıcı meleğim......... "Hoş geldin Peri'm." dedim önünde eğildiğimde yanağından öptüm. "Hoş buldum kömür gözlü ablam." diye gülümseyerek söylediğinde elinden tutarken beraber içeriye girdik. "Oooo Peri hanım hoş geldiniz." "Hoş buldum Ada abla. Ne yapıyorsunuz?" "Çekirdek, çay ve de-...." "Ders çalışıcaktık bitanem." dedim koltuğa otururken Peri'mi kucağıma aldım. "O zaman ben eve geri gidiyim." diyip Peri'm kucağımdan inmek isterken beline sarılıp kendime çektim. "Neden Peri'm?" dedim o masmavi gözlerine bakarken suratını asmıştı. "Teyzem dedi ki; ablanlar ders çalışırsa rahatsız etme." "Eğer gelmezsen seni özlerim hem biz ders çalışırsak sende resim yaparsın." dedim gitmemesi için ikna ederken gülümseyerek kabul etti. Ben masayı temizlerken Ada'da çalışmamız için tuttuğu notları getirirdi. Dedikodu yapmamız yarım kaldığı için keyfi kaçsada ben oldukça mutluydum. Peri'min elinde boş kağıt ve renkli kalemler verip bize ders çalışmaya başladık. Bir süre sonra Ada sevgilisiyle konuşmak için odasına giderken bende ders çalışmayı bırakıp Peri'mle resmin yapmaya başladım. "Uyukum geldi." dedi gözlerini ovuşturken. "Tamam, burda mı uyumak istersin? Odamda mı?" diye sordum "Ama teyzem merak eder." "Hımm, o zaman seni eve çıkaralım." Ada hâlâ telefonda konuştuğu için telefonumu ve anahtarımı alıp Peri'mle evden çıktık. Uykusu geldiği için Peri'mi kucağıma alıp yukarı çıktığımda kapıyı ayağımla yavaşça vurdum. Kapıyı açan kişiyi görmemle kaşlarımı çatmıştım. "Dayısının güzeli, ablanı yorma benim kucağıma gel." diyip kucağımdan almaya yeltendiğinde Peri'm boynuma sıkıca sarıldı. "Banane." "Ben yatağına yatırım." dedim onun varlığını yok sayarak içeriye girip Peri'min odasına yöneldim. Kucağımdan yatağın üstüne bırakıp pijamalarını gidirdikten sonra Peri'm yatağının içine girince elime hikaye kitabını verdi. Yatağın kenarına oturup masal okumuya başlagımda daha bir kaç sayfa okuduğumda hemen uyumuştu. Sessizce yanından kalkarken Barış hoca odaya girsede onu görmezden gelip kapıyı açmak istediğimde önüme geçti. "Bu gün için çok özür dilerim." dediğinde sesindeki pişmanlığa rağmen bakışlarımı ona çevirmedim. "Boş ver." diyip umursamadan kapıyı açmak istediğimde izin vermedi. Şuan burası tartışılacak yermiydi. "Kabul ediyorum hatalıyım herkesi dinlerken sana hak-......" "Herkes gibi sana bir şey sormak için etrafında pervane değilim. O gün hastanede yanımda olduğun için söyleme gereği duydum. Hepsi bu." dediğimde öfkemden kaşlarımı var gücümle çatarken son kelimeyi özellikle bastırarak söyleyip hızla odadan çıktım. "Gece yanlış anladın." diyip arkamdan seslendiğinde Türkan teyze salondan önümüze çıkınca derin nefes alıp hiç bir sorun yokmuş gibi tebessüm ettim. "Peri odasında uyuyor." "Teşekkürler kızım. Ders mi çalışıyormusuz? Saat geçmi olmuş? Sizede ansızın geliyor." diye mahçup şekilde söylediğinde elinden tuttum. "Peri'yi bu konuda hiç sıkma Türkan teyze istediği zaman gelsin." "Sağol güzel kızım." dedi her zaman ki yanağımı okşarken. "İyi akşamlar." diyip dış kapıyı açtığımda "İyi akşamlar kızım." diye karşılık verdiğinde merdivenleri inerken Barış hoca, Türkan teyze 'Birazdan gelirim.' diyip arkamdan indiğini fark ettiğimde adımlarımı hızlandırıp kapımı açtım. "Gece-.." "Kendinizi fazla önemsemeyin, gerçekten boş verin gitsin." dedim içeriye girip kapıyı kapattım. Bu fırsatı ona ben vermiştim, asıl hatalı olan benim..... Şuan itibaren hiç bir şekilde tartışmıcaktım bile....
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD