Ders arasında olan biteni önce Özğür abiyle konuşup okula ilgili her şeyi Asaf amcayla konuşmasını istedim. Zaten kağıttaki notu okuyunca olan biteni az çok anlamış.
''Okulu geri almış olabilirsiniz ama savaş daha yeni başlıyor.' yazıyordu. Bir insan kızına neden savaş açar hemde suç kendisindeyken.
Özğür abide beni korumak için haber vermemiş, önce kızsamda bu yaptığını anlayışla karşıldım. Çağla hanım huzurumuzu bozmak için daha çok sorun çıkartacağa benziyordu ve bu yüzden beraber hareket ediceğimize dair anlaşma yaptık. Ne tuhaf dimi? Özğür abi sonunda ona güvenmemi sağladı oysa ondan Ada mevzusunu gizliyordum. Odasından çıkmadan Asaf amcanın gönderdiği kredi kartlarınıda vermişti ve artık istediğim gibi harcama yapabilirdim. Tabii şımarmadan...
Okuldaki herkesin gözü üzerimdeymiş gibi hissetsemde bunu saçımdaki çilekli tokalara verip umursamadım. Ege'ye de her şeyin yolunda olduguna dair mesaj atıp zamanımın çoğunu Ali'nin isyanı üzerine dördümüz beraber geçirdik. Bizimle sobet etmeyi özlemiş, Ege'de yok diye keyfi oldukça yerindeydi. Taki ben; bizim okula geçiş yaptı diye kadar, niye buna bozulduğunu pek anlamasamda her zaman ki Ali işte takıcak bir şey illaki buluyordu.
Okuladan kafeye geçip Ahmet amcayla işi bıraktığıma dair gerekli konuşmayı yaparken Özğür abinin benim yerine zaten konuştuğunu öğrendim. Nasıl oluyordu da beni benden önce düşünüp her sorunumu halletmek için koşturuyordu.
Ege'yi daha fazla merakta bırakmamak için eve girmeden direkt yanına çıktığımda kapıyı Ada açmıştı. Türkan teyzeyle Peri'nin dışarda işi olduğunu söyleyip gelmemle eve indiğinde bende aradığım fırsatı bulmuştum. İçeri girdiğimde Ege soru yağmuruna tutarken sorunu nasıl hallettiğimi anlatığımda ağzı şaşkınlıktan bir karış açılmıştı.
"Yuh kızım, resmen annene savaş açmışsın."
"Senin ağzının ayarına sıçıyım." dedim uzandığım yaştığı ona atsamda denk gelmesin diye rastgele attım. Kızsamda kıyamıyorum.
"Iyy.... Pislik." dedi yüzünü buruşturak.
"Sende annenen diyip durma." diye çıkıştım.
"Off... unutuyorum."
"Senin unuttum dediğin gerçeğe her sabah gözlerimi açıyorum." dedim huzursuzca. Eğer unutursam savaşamazdım.
"Bence sende unutmalısın, etrafındaki insanlar seni önemsiyor. Özğür abi her sonunu kendi sorunu çözmeye çalıyor, hastaneyken Barış'ın sana nasıl destek oldugunu da gördüm." diyip kendince niye unutmam gerektiğini hatırlatıyordu.
Bir dakika ya Barış hocaya ne oldu?
"Hayırdır birader hocaya ne oldu?" dedim hesap sorarcasına.
"Onu inatlık olsun diye söylüyorsun araya laf sokma, asıl sen söyle bakalım. Barış ne iş?" diye sordu merakla kıpırdanırken.
"Ne ne iş ya?" dedim sanki anlatıcaklarımı hemen sezmiş gibi.
"Kıvırmaya başladığına göre kesin bir şey var, anlat." dedi hemen merakla gözlerini üsttüme dikti.
"Sence Barış hoca nasıl biri?" diye sordum kucağıma aldığım yaştığı sıkarken.
"Sinirli, huysuz biri gibi duruyor ama ailesinin yanında tam tersi. Niye sordun?"
"Bilmiyorum ya. Sanki sürekli benimle bir derdi varmış gibi uğraşıp duruyor. Şu saçlarımı bile onunla ğirdiğim iddiayı kaybettiğim için bağladım." dediğimde şaşkınlıkla açtığı gözlerle yüzüme baktı dakkikalarca.
"Onunla iddiaya mı girdin? Maşallah aranız baya iyi." dedi gülerek.
"Benimle sürekli didişiyor diyorum ne iyisi be?" diye çemkirdim resmen ama Ege pek oralı olmadı.
"Eee ne demişler büyük aşklar nefretle başlar." diyip pis pis sırtı.
"Geri zekâlı." diyip göz devirmele yetinirken. "Bende sana burda oturmuş derdimi.........." diye söyleniyordum ki izin vermedi.
"Böyle derde can kurban, valla kız olsam kesin aşık olurum." dedi elini göğüsüne koyup iç çekti.
"Salak." diyip artık sinirimden güldüm.
"Gece gerçekten hiç mi bir şey hissetmiyorsun?" diye sorunca gülmem birden durdu.
Hissediyorum........
İçimde ancak ona öfke hissetsederim ben.....
"Hissediyorum." dediğimde gözlerini kocaman açtı. "Elimden gelse bir kaşık suda boğucam, beni o kadar sinirlendiriyor." dedim onun yerine kucağımdaki yaştığı boğdum.
Ege'ye Barış hocanın diğer yaptıklarını da anlatınca en azından burda olduğu süreçte benimle uğraşmasım diye yardım edicekti. Bir kaç saat geçmesine rağmen ev halkından kimse gelmeyince merak etsemde aklımı dağıtmak için kendimi mutfağa attım. Türkan teyzeden öğrendiğim kadarıyla mercimek çorbasını ocağa koyduktan sonra pilavı pişirirken kapıdan girdiler. Ada'yı da çağırıp hep beraber yemek yediğimizde Peri'm yorgun olduğunu söyleyip parka gitmek istemedi.
Bir çocuk yorgun olsa bile kolay kolay parka hayır demez daha çok keyfi yok gibiydi.
Peri'me uyuması masal okuduktan sonra biz Ada'yla eve indik. Sonunda saçlarımı rahat bırakarak yatağıma uzandım.
Ne gündü ama saatlerin geçmek bilmediği.....
Ege derslerden geri kalmamak hemde Barış hocayı oyalamak için okul dışında ona ders anlanlatmasını istemişti. Bende bu sayede Peri'mle rahat rahat vakit geçirdim. Günlerimizi böyle geçirirken Ege artık kendini iyi hissetdiğini söyleyip eve gitmeyi isteyince itiraz etmedim.
☆☆☆☆
Sabah duydugum sese yatakta sıçrarken odanın içine bakışlarımı gezdirdim. Her şey yerli yerindeydi.
"Ee bu ses neydi o zaman." diye kendi kendime söylenerek yataktan kalktım
Odamdan çıkarken Ada'da benim gibi sese uyanmış olsa gerek ikimizde öylece birbirimize baktık. Çok geçmeden kapı vurulunca Ada söylenerek açmaya gittiğinde arkasından usul usul takip ettim.
"Türkan teyze....."
"Gece, Peri kendini odaya kitledi, açması için ikna edermisin?" diye sakinlikle sorsada telaşlandığı yüzünden anlaşıyordu.
"Yine neye kızdı da kendini odaya kitledi?" diye Ada hemen sorduğunda kapının önündeki terliği ayağıma takıp hızla merdivenleri çıkmaya başladım.
Merdivenleri çıkarken içten içe Barış hocaya söylemeye başlamıştım bile......
Sordum dimi? Peri'mle, ben konuşurken niye şaşkınlıkla izliyorsun diye sordum? İnatçı keçi, Pis yalancı.....
Açık kapıdan içeri girdiğimde Peri'min kapısının önünde Barış hoca ve bir kız açması için ikna etmeye çalışsada varlığımı fark etsinler diye hafiften öksürdüğümde ikisede bana döndü.
Bu kız şey değilmiydi, Seda.....
Yine beni sürüyordu.....
"İyi ki geldin, sen söylersen kapıyı açar." diye Barış hoca geçmem için kapının önünden çekildiğinde ters ters bakarak kapının önüne geçtim.
"Peri'm kapıyı açar mısın?" dedim kapıya yavaşça vururken Seda mımırıldanarak homurdanmasını duyduğumda dönüp baktım.
"Sanki biz başka bir şey söyledik."
Acaba yine Peri'mi o kızdırmıştı.....
Neyse önceliğim Peri'm....
"Peri, aç kapıyı artık kızıyorum bak." diye Barış hoca seslenirken bakışımı direkt ona çevirdim
"Şuan sen karışma." dedim sinirimden dişlerimi sıkarak söylenip tekrar Peri'me döndüm.
En baştan onun hatasıydı. Niye bana doğruyu anlatmadı ki?
"Peri'm, Peri kızım korkuyorum bak. Lütfen kapıyı açar mısın?" diyip kapıya bir kaç kere vurduğumda açması içimden dualar ederken kapının kilit açma sesini duydum.
Peri'm kapıyı yavaşça açtığında ellerini arkaya koyup başını eğmişti.
"Peri'm." dedim dizlerimin üstüne oturup onu kollarımın arasına aldım. "Bitanem korkuttun beni. Neden kapıyı kitliyorsun?" diye sesimi olabildiğince yumuşak tutmaya çalıştığımda eğmiş olduğu başını çenesinden tutup kaldırdım.
"O bana elbise almış, giymek istemediğim için kestim. " dedi arkasına sakladığı elbiseyi ve makası çıkarıp gösterdi.
"Senin için almıştım, niye kestin ki?" diyerek Seda tatlı dilde söylendiğini düşünsede onu duymazdan geldim.
"Böyle yanlız başına kesersen makas elini acıta bilir, bir dahakine beraber keselim." dedim tebessüm etmeye çalışırken elinden makası aldım.
"Kızmadın mı?" diye masumca sorarken gözlerime baktı.
Elbiseyi zaten kestiği için kızmak boşunaydı hem önemli olan canını yakmamış olması değilmiydi.......
"Hayır bitanem ama istersen bugün gidip sana beğendiğin bir elbise alabiliriz." diyince gözlerinin içi gülmüştü.
"Alalım alalım." diyip sevinçle yerinde zıplarken boynuma sarıldı.
Benden ayrılıp neşeyle Türkan teyzeye gidip sarıldığında, 'Teşekkür ederim.' diye sessizce söyleyip tebessüm ettiğinde bende tebessüm ederek karşılık verdim. Oturduğum yerden kalkıp başımda dikikenlere baktığımda Seda'nın bakışları hâlâ üzerimdeydi. Onun bakışlarını umursamadan Peri'min odasına girip içeriye göz gezdirdim. Yatağın üstünde renkli renkli kumaş parçaları gördüğümde elime alırken anlaşılan Peri'm birden fazla elbise kesmiş diye düşündüğümde odanın kapısı kapanınca dönüp baktım.
"Ne demek beraber keselim?" diyip hesap sorarcasına karşıma dikildi.
Kime neyin hesabını soruyorsa senin kafanı kırmam lazım bana doğruyu söylemediğin için.....
"Al, iyi sakla o zaman." dedim iğneleyici bir ses tonuyla söylenip makası uzattım.
Makası alıp odadan çıkarken "Sen tam bir umursazsın." diye duyucağım şekilde mırıldıldandı.
"Ben mi umursamazım?" diye hemen karşı çıktığımda bakışlarını bana geri çevirdi.
"Okulu, dersleri." diyip her adımında bana yaklaşırken sadece gözlerime bakıyordu.
Sabah sabah nasıl görünüyorum da sadece gözlerime bakıyordu. Yüzüme gelen saçlarımı geriye atarken bir adım daha yaklaştığında istemsizce kalbimin atışı hızlanmıştı.
"Ve Peri'yi umursa-...." dediği an öfkeyle sözünü kestim.
"Derslere girmiyorum diye bana karışmanı, inatla her fırsatta benimle didişmeni ve sana adınla hitap demiyorum diye zıtlaşmanı umursamıyor olabilirim ama Peri'mi umursuyorum." dediğimde öfkemden kaşlarımı var gücümle çatarken her kelimeyi baştıra baştıra söyleyip göğüsünden ittiğimde artık kapıya yaşlamıştı.
"Sakin." dedi sanki her an gülücekmiş gibi bakması beni daha da sinirlendirmişti.
"Bana bak.." dedim boy farkından dolayı başımı yukarı kaldırıp parmağımı yüzüne tehtit edercedine salladım.
"Bakıyorum zaten." diyip daha fazla saklıymadığı gülüşünü gösterince komik mi görünüyorum diye düşündüm ve kapıya yaşlanan Barış hocaya baktım.
Hayır ya...
Şuan onu boy farkına ve iri bedenine rağmen kapıya sıkıştırmış gibi duruyordum.
Ne yaptığımı fark ettiğimde bir kaç adım geri çekilip yatağın yanına vardım. "Bana Peri'mle ilğili her şeyi anlatıcaksın." dedim buruya niye geldimi hatırlatarak yatağın üstündeki kesik kumaşları alıp her rengi görebilmesi için yavaş yavaş bıraktım.
"Tamam anlatıcam ama şimdi değil." dediğinde bakışlarımı ona geri çevirdim.
"Niye şimdi değilmiş?"
"Gece." dedi ciddiyetle anlık beni süzsede bakışlarını aniden çektiğinde aklıma gelen düşünceyle üstümde hırka olmasını diledim.
Allah'ım bir rezil olmadığım kalmıştı....
Gece sıcaktan uyuyamadığım için askılı bluz ve kısacık şort giymiştim......
Şuan yanaklarıma hücum eden sıcaklık öfkemden mi yoksa utancımdan mı bilmiyorum ama bu odadan biran önce çıkmak istiyordum......
Sakin ol Gece, sen İzmir'de sokakta böyle geziyordun.....
İçimden kendimi cesaretirmek için söylenirken kapıyı açıp çıkmamı beklediğinde her şey normalmiş gibi davranarak göz teması kurmadan odadan çıktım.
"Öküz, hayvan." diyerek mırıldanarak dış kapıyı açtığımda "Öküzde bir hayvan yalnız." diye karşılık versede saçlarımı savurarak çıktım.
Yine mi beni duymuştu....
"Allah'ım bu adam niye denğemi bozuyor ya. Saç savurmak ne Gece? Neyin tribini atıyorsun." diye kendime küfür edecesine söylenirken Ada sesimi duyup kapıya çıktı.
"Eee kapıyı açtı mı?"
"Açtı açtı." diye söylenerek içeri girdiğimde Ada'nın da gerçeği sakladığı aklıma geldi. Tabii Özğür abinde.
Odama girip telefonumu bulduğumda ilk işim Özğür abiyi aramak oldu, aramayı onaylanması beklerken odanın içinde volta atmaya başladım. Telefonu açar açmaz konumasına fırsat vermedim.
-'Bana niye doğruyu anlatmıyorsun Özğür abi ya? Hemen bize gelmelisin.'
Cevap vermesini beklemeden telefonu suratına kapattım. Sabah sabah bu kadar gerginlik karnıma ağrılar girmesine neden olurken telefonuma düşen bildirime baktığımda bunun sebebinin gerginlikten değil regl oluşumdu. Üzerime uygun kıyafet giydiğimde belime hırkamı bağlayarak ağrımı hafifmeye çalıştım. Salona girdiğimde Ada kahvaltıyı hazırlamış beni bekliyordu.
"Hasta mı oldun?" diye hemen sorunca başımı salıyarak onayladığımda hazırlandığı sofraya oturdum. "Bu gün yat dinlen, bende sana bitki çayı yaparım." diye tembihledi her zaman ki gibi.
Üstümde bir hırka belimde bağlı olan bir hırka ancak hastalık beni böyle giydire bilirdi zaten.
"Maalesef, bugün Peri'mle alışverişe gitmem gerek ve sende geliyorsun."
"Günün sonunda hastanelik olmaya niyetlisin herhalde." diyip doldurgu çayı uzatırken kapının vurulmasıyla bardağı bırakıp açmaya gittiğinde çok geçmeden Özğür abinin sesini duydum.
"Gece nerde?" diyip telaşla beni sordu.
"Kahvaltı yapıyoruz, gelsene." diye onun aksine sakinlikle seslenidiğimde çayımdan içmeye başladım. Sıcaklığının karnımın ağrısını hafifletmesini umuyordum.
"Abi n'oluyor sabah sabah."
"Size kahvaltıya geldim." dedi Özğür abi sandelyeyi çekip oturduğunda olaya el atmam için kaş göz yapsada hiç oralı olmadım.
Banane canım kardeşi değil mi söylesin işte.......
Sahi niye söylemiyor ki niye geldiğini....
"Peri'm kendini sabah odaya kitledi. Sebebini söyleyin." dedim ikisini bastıracak ses tonunda söylediğimde Ada bardak alma bahanesine sığınıp mutfağa giderken bakışlarımı Özğür abiye çevirdim.
"Barış daha anlamadı mı?" diye saçma bir soru sordu.
"Anlatsa niye soruyum Özğür abi?" dedim oflayarak.
"Onların ailevi sorunu Barış anlatması daha doğru olur." diyip sorumu kestirip attığında kahvaltılıklardan atışmaya başlamşıtı.
"Ama ya." diye sızlandım yüzüme ağlamaklı bir ifade büründürerek, zaten karnıma ağrı girip durduğundan kötüyüm.
"Ufaklık toplantıya Barış'la daldığında, annenisi okulu satın alıp yıktırmak istiyor Gece'de bu yüzden toplantıya daldı demediysem. Bu sorunun da öyle bir şey. Ailevi." diyerek beni ikna etme konuşması yaparken kırılan cam sesine ikimizde baktık.
"Farz-ı misal diyorum." dedi Ada'nın şaşkın halini görünce hemen konuyu farklı tarafa çekmeye çalıştı.
"Çağla hanım okulu satın almıştı, bende geri aldım." dedim sanki önemsiz bir konudan bahsedermiş gibi, gerçi o gün sinirimden kurdurmuştum ya neyse.
"Ne yaptı dedin?" diyip hâlâ olduğu yerde şaşkınlıkla bakarken Özğür abinin de pek ondan farkı yoktu.
Üçümüz bir araya gelmedik ki hiç durumu anlatayım......
"Ben şunları temizliyim sende abine çay koy." diyip oturduğum yerden kalkacağım sırada Ada izin vermedi.
"Kalkma hiç zaten...... hastasın."
"Kötüysen doktora gidelim mi?" diye sordu Özğür abi az önceki durumu unuttup benim için endişelenmişti.
"Yok yok iyiyim." dedim gereksiz yere telaştırmak için tebessüm etmeye çalıştım. "Çağla hanım iki hafta önce beni aradığında telefonuma Ada baktı da, o zaman anlattım."diyip nasıl öğrendiğini anlatırken Ada abisine çay doldurup yanımıza oturduğunda bu sefer ona döndüm.
"Abinde seninle bu eve çıktığım günden beri biliyor. Lütfen şuanda ikinizede laf yetiştiricek hiç halim yok, tartışmayı sonra yapalım ve bir daha o kadından annen diye de bahsetmeyin." diyip konuya son koyduğumda sessizce kahvaltımızı yaptık.
☆☆☆
"Buda çok güzel yakıştı, Peri'me." dedim oturduğum yerden kalkamadığım için Peri'm giydiği beyaz elbiseyle etrafında dönüyordu.
Evden çıkmadan ağrı kesici içip hep beraber alışverişe gelmiştik ama aksine sanki ağrım atmış gibiydi.
Kim kim mi?
Peri'm varsa Barış hoca var. Ada varsa Emir hoca var..
Maşallah yapışık gibi geziyoruz.
"Peri bu sondu, artık gidelim." dedi Ada benim hâlimi bildiği için hızlı hareket etmeye çalışıyordu.
"Tamam." dedi hiç itiraz etmeden üstünü değiştirmek geri giderken Ada onu takip etti.
Karnıma giren ağrıyla iki büklüm olurken kasıklarımın üzerine elimi bastırdım. İçimden genetik kodlarıma sövüyordum, reglimin bu kadar ağrılı geçmesi önceden yaşadığım rahatsızlıktan dolayı olsada, bu seferki beni yine hastanelik edecek boyuttaydı.
"Bir yerin mi ağrıyor?" diye Barış hoca sevkatle sorsada başımı olumsuz manada salladım. Alışverişe çıktımız andan beri benimle konuşmaya çalışsada hiç cevap vermedim, birde şimdi ona hiç laf anlatamazdım. "İstersen hastaneye gidelim." dediğinde zorlansamda belli etmemeye çalışarak ayağa kalktığımda kolumdan tutmak istesede hemen çektim.
"Senin hâlâ Peri'mle ilğili bana vericek hesabın var, hatırlatırım." dedim inatla göz teması kurmadan uzaklaştım yanından.
Peri üzerini değiştirip geldiğinde giydiği tüm elbiseleri Ada'da eline almıştı. Kasaya ödeme için geçerken yine Barış hocaya karşı karşıya gelmiştik.
"Gece saçmalama, ben ödüyorum." diyip kartını çıkarmaya çalışırken ben önce davrandım.
"Ben istedim alışverişi." dedim dişlerimi hem ağrıdan hemde sinirden sıkarken kartı karşımdaki kadına uzattım. "Sizde ödemeyi artık alırmısınız?" dediğimde öfkem sesime yansımış olmalı ki kadın hiç itiraz ederek gereksiz diyalog kurmadı.
Kadının uzattığı poşetleri alacağım sırada Barış hoca benden önce uzanıp aldı. Kartımı alıp çantama içine gelişi güzel atarken mağazadan çıktık.
"Hadi, dayısının güzeli artık eve gidiyoruz." diyip tatlı tatlı ikna etmek yerine emir verdiğinde Peri'm dahil hiç birimiz itiraz etmedik, zaten inatkaşmaya pek halim olmadığı için Peri'm elinden tutup yürümeye başladım.
☆
Arabayda koltukğa iyice yaşlanıp başımı camdan dışarı çevirdim, akıp giden yolu izlerken biran önce eve gidip uyumak istiyorum ve evet ben ön koltuğa oturdum. Çünkü bizim çifte kurularımız ayrılmak bilmiyordu. Barış hoca arabayı kenara park ettiğinde bakışlarımı ona çevirdim.
"Emir siz eve taksiyle geçin, bizim biraz işimiz var."
"Olur kardeşim, o zaman sonra görüşürüz." diyip Ada ve Peri'mle arabadan indiklerinde Barış hoca tekrar arabayı çalıştırdı. Sessizce bakışlarımı tekrar camdan dışarı çevirsemde uyumamak için kendimi zor tutuyordum.
"Şuan bu yaptığıma kızman lazım." dediğinde haklı olsa bile kendmi iyi hissetdiğim için cevap vermedim.
"Gece." diye sesledi bu sefer. "Hı." diye bildim sadece. "İyimisin?"
"Hı, hı." diyip başımı hafiften salladım. "Bana bakarak cevap verirmisin?" dediğinde sesinde öfke vardı sanki. Onunla didişmiyorum diye kızıcaksa istediğini yapabilirdi.
"Eve gitmek istiyorum." diye mırıldandım gözlerimi açık tutmakta zorlansamda bakışlarımı ona çevirdim.
"Gece." dedi endişeyle saçlarımı geriye atsada kolumu kaldıracak halim olmadığı için engel olamadım.