Buket
Ve o gün geldi... kaçamadığım.. Her şeyinizi kaybettiğiniz bir savaşta canlı kalan tek şeye sığınırsın..
Benim aşkım can çekişiyordu, ayakta kalan bir parça gururuma sarılmaya karar verdim.
Tümer ile çok eski arkadaşız. Bahçeye bir masa atıp limonata eşliğinde çok muhabbetimiz döndü.
Hep kendimizi başka yerde başka hayatlarda hayal ederdik... Çocukluk arkadaşım, sırdaşımdı. Şimdi ise boşanma avukatım!
" Evett, kim benim güzelimin kıymetini bilmeyen öküz, napıyoruz donuna kadar alıyor muyuz?"
Beni güldürmeye çalışmaktan hiç vazgeçmezdi
" Aslında, donu kalsın"
Yüzünü buluşturarak " Bence de, kim napsın onun donunu" dediğinde elimde olmadan kahkaha atarken buldum kendimi
Bir taraftan da o mükemmel limonatanın ve güzel bahçenin , havanın tanıdnı çıkartıyordum. O an göz göze geldik, yanında Cenk ile çitlerin arkasından bize bakıyordu...
Daha doğrusu Tümer'e. Sanki ne konuştuğumuzu duyabilirmişcesine vermişti tüm dikkatini üzerimize.
Onu görmüştüm ama arkamı döndüm, sanki bakmazsam ruhuma acı veren varlığı yok olur gibi. Ama o... hiç öyle biri olmadı ki!
Varlığı da en az yokluğu kadar yakıcıydı...
Bir müddet sonra bize yaklaşan ayak sesleri ve Cenk'in " saçamlama" serzenişi ile Volkan'ın geldiğini anlamıştım
Tam önümüzde durmuştu... iki parça güneş ışığından mahrum ediyordu! Sevgisinden, ilgisinden ve daha saymakla bitmeyecek bir sürü şeyden mahrum ettiği yetmezmiş gibi!
" Noluyor burada ,kim bu herif?"
Pek dost canlısı olarak uyananmmış belli ki! Üstündeki üniformayı bile çıkaramamış, görür görmez mi daldın be adam!
" Tanıştırayım, Tümer. Boşanma avukatı!"
Gözünün içine o kırılmayı gördüm. Saliselik ama çok güçlü! Göz bebeği titredi
" Ne avukatı?"
" Nasıl boşanmayı düşünüyordun Volkan, boş ol, boş ol diyerek mi?"
Alaycı tavrım sinirini daha da bozmuştur belli
Cenk daha da sıkı koluna girip " Abi sakin!" Diye uyarıyordu
" Sizin avukatınız kim, boşanma protokolleri için kimle muhatap olacağız" dediğinde Tümer’e bakmadan gözümün içine baka bana " Ben, benimle muhatap olacaksın"
Nasılsın yani, avukat tutmamış mı daha?
" Peki, o halde ne zaman müsaitseniz?..."
" Şimdi" deyip masanın üstündeki dosyayı eline aldı. Tümer itiraz edecek gibi oldu ama Volkan yine volkanlığını yaptı!
" Nasıl olacak böyle? " diye söylenirken Tümer, o ise okuduğu her maddede sinirle tebessüm ediyor ve tebessümü giderek yayılıyordu
" Demek müvekkiliniz bir şey talep etmiyor " deyip dosyayı masaya fırlattı " Sebep? Bir kuruş nafaka ödeyemeyecek kadar aciz bir adam mıyım ben?"
Tümer’in yüzündeki şaşkınlığını görebiliyordum
" Yani buna mı takıldınız, ben sevinirsin sanım"
" Neyine sevineceğim. Lan? " deyip öfkesini tekrar Tümer yönelnedirdi " Karım boşanırkem ' Yeterki hayatımdan siktir ol git, bir bokunu istemem , al başına çal!' diyor, buna mı sevineceğim? Öyle mi Buket, hayatından siktir olup gitmem yeter mi?"
Neye bu kadar kızıyor anlamıyorum
" Abi tamam bir sakinleş"
" Ne sakinleşeceğim lan, adam yerine katılmıyorum neye sakinleşeceğim?"
İşte yine yaptı! Yine kırıyor döküyor.. Naparsam yapayım Volkan'da hep bir duvara çarpıyorum. Boşanmamızın en doğru karar olduğunu sonunda anlamıştım, bu kadar farklıyken nasıl bir arada durabilirdik ki zaten...
Göz yaşımın aktığını Tümer’in peçete ile yanağımdan almaya çalıştığında fark etmiştim ki onun o kararmış yüzü ile Cenk'in " Yok artık amına koyim" serzenişi eşliğinde havalanan bir Tümer'e şahit oldum
" Seeeeen, sen kimin karısına dokunuyorsun lan?"
" be...be ... ben"
Çocuğun ayakları havada!
" Saçmalamayı keser misin Volkan, bırak çabuk"
Bizi duymuyordu, o kadar sinirliydi ki.
" Şimdi siktir olup gidiyorsun o dosyayı da alıp, yoksa ben o dosyayı alır senin götüne sokarım, duydun mu beni?"
Cenk ise tutmayı bırakmış " Bu nedir arkadaş ya , ne halin varsa gör " diye söylenerek masadan kurabiyelerle benim limonaytamı tüketmeye başlamıştı
" Cenk tutsana!"
" Bu saatten sonra onu tutamam"
Doğru tutamazdı! Ellerimle göğsünden itip
" Yeter artık saçmalamayı kes, bırak adamı"
" Bu adam buradan gidecek Buket"
Neden her sözüm boşlukta kayboluyor, bu adama ulaşmıyor, zerre etki etmiyor?
" Ne demek gidecek? Pardon da bizi kadı mı boşayacak?"
Tüm sinirim tepeme çıkmıştı " Mecbur muyum ben senin ruh haline göre hayat yaşamaya"
Diye bağırdığımda sonunda delici bakışlarını Tümer’den çekip bana dönmüştü
" Benimle bir hayat yaşamak için can atıyordun birkaç hafta önce hatırlatırım"
İşte bu, ondan vazgeçiyor olmamdı onu kudurtan. Gidiyor olmam...
"Bırak adamı"
Gözünü gözümden çekmeden bıraktı... Burnumun dibine kadar geldi " Bu adam buradan gidecek, bir daha bunu burda görmeyeceğim "
Bazen gerçekten sert bir cisimle kafasını yarmak istiyorum şu adamın
" Sebep?"
" Seni benden boşamaya çalışıyor, görmüyor musun?"
Ahaaaahaaa! aklımı kaçıracağım..." Ne?" diye bağırdığımda Cenk'in kahkahası mahallede yankılanmıştı
" Efendim benim işim bu" diye açıklamaya çalışan Tümer’e dönüp " Lan sen hâlâ burada mısın ?" deyip Cenk'in de dizine tekme atıp " Sende siktir git lan evine göt " deyip birini yakasından sürükleyip, diğerini itekleyerek bahçemden çıkarışına şaşırarak bakıyordum.
Bu adam aklını kaçırmış..
Herkesi kışkışladıktan sonra tekrar burnum dibine kadar geldi
" Napacaksın, mahkemede hakime de mi aynısını yapacaksın?"
"Gerekirse yaparım"
Kaşlarını çatmış, çenesini sıkıyordu... o kadar sıkıyor ki bir gün gerçekten bu adamın dişleri ağzında kalacak...
" Saçmalıyorsun!" arkamı dönüp eve gitmek en iyisi. Yine bana çatası gelmiş belli ki, üç harfliler benim suretimle görünmüş buna!
" Bana arkanı dönme" diye kolumdan öyle Bir çekti ki...
Kendine dayamıştı, kollarımdan hafif yukarı doğru kaldırarak tutuyordu, nerede ise ayaklarımın ucundaydım
" Bırak!"
" O kadar kolay olsa bırakırım" bakışları dudaklarımda dolanarak söylemişti... sesi az önceki öfke dolu adamın yerinde yeller ettirerek
" Ben senin değişen ruh haline göre bir hayat istemiyorum " dediğimde bakışını yüzümde dolandı
" Etrafımda gördüğün her adamı tartaklamayı da bırak!"
Gözlerini kısmış şakağındaki 2 damar belirginleşmişti...
" Eeeee" dedi anlat dinliyorum modunda
" Artık ayrılıyoruz, hayatıma bu kadar müdahlin olman hoşuma gitmiyor, eğer bunu yapmaya devam edersen..."
" Ne?" diye bağırdı tehditvari konuşmam hoşuna gitmemiş gibi
" Taşınırım" dediğimde sinirle gerilen yüzü şaşkınlıkla açıldı... " Ne? Ne demek taşınırım??"
Yutkundu... Gözü mü doldu onun!
" Kes sesini, gidemezsin! Gözümün önünden bir yere gitmeyeceksin"
Sesi o kadar düşmüştü ki... kollarımın sıkan elleri yumuşamış, bırakmıştı. Sonunda parmak uçlarım değil ayağım yere basıyordu
" Ne istiyorsun Volkan? Gerçekten ne istiyorsun? Boşanmak isteyen sendin, kabul ettim şimdi ne istiyorsun?"
Yüzüme bakıyordu, bir şey söylemek istiyorum gibi ama söyleyemiyor gibi
" Hayatımda birisi olacak " dediğimde yüzünde yine o korkunç öfke dolu canavarın izleri oluştu
" Er ya da geç olacak. Eğer bunu kaldıramayacaksan"
" Hala benimle evlisin! " Sesi bariz şekilde tehditvariydi " hala benim karımsın" üstüme doğru adım atıyor , o attıkça ben geri adım atarak kaçıyordum " hala vücudunda benim izlerimi taşırken başka .... başka bir şey mümkünmüş gibi konuşup benim canımı sıkma!"
Moralini bozan bu mu? Onun soy adını taşırken mi bu cümleyi kurmam rahatsız etmişti onu?
" Uzun sürmeyecek, boşanacağız, ikimiz de istiyoruz sonuçta" dediğimde " Kim demiş" deyip kendini daha da yaklaştırdı bana. Yüzünde alaycı bir ifade ile !
" Ne demek kim demiş? Volkan ' ayrılalım' dedin, ben de kabul ettim ya! boşanıyoruz hani!"
Yüzüme aynı bakışı atıyordu
" Boşanmıyorum "
Ne? Ne yapmıyormuş... çocuk oyuncağı mı bu be?
" Sen benimle alay mı ediyorsun'" parmağımı göğsüne bastırdım " Sen dedin, 'boşanalım' dedin, ben de kabul ettim. Ne demek şimdi boşanmıyorum"
" Duydun işte boşanmıyorum" göğsüne bastırdığım elimi tutup avcunun içinde okşamaya başladı.. çekmeye çalışıyordum ama nafile.. yine de denedim
" Manyak mısın ya sen, dengesiz misin? Ben senden boşanıyorum tamam mı? Senin gibi ruh hastası ile evli kalamam"
Kavradığı elimden çekerek bahçe kapısından içeri girdirdi " Napıyorsun , çık evimden"
Kapıyı sertçe kapatıp beni kapıya dayadı... kolları ile hapsetti resmen bedenimi
" Ne yaptığını sanıyorsun , gerçekten seni anlamıyorum"
" Kimse olamaz Buket, müsade etmem... beni severken beni unutmak için başka bir adama gitmene izin vermem"
Ne kadar da emin! Aslında haklı ama yine de bu tavırları artık can sıkıyordu
" Seni sevmiyorum, ve bilgin olsun senden boşanacağım"
Gözüm neden kararmaya başladı... o ağustos böceği sesi mi?
" Seni bırakmayacağım, asla bırakmayacağım bunu beyine kazı"
Akşam mı oldu, neden etraf kararıyor ki?
Kendime geldiğimde rahatsız bir yüzeydeydim. Baş ucumda onu gördüm... Beyaz önlüklü birisi ile konuşuyor! Hastanede miyim?
Sis bulutu dağıldığında yüzünü daha da net gördüm...neden gülümsüyor o! Beni hastanelik etmek çok mu hoşuna gitti acaba?