Öyle bir girdaptayım ki şimdi. Her an yükümü omuzuma vurup defolup gitmek isteyecek kadar çok nefessiz, Alp beyden uzaklaşınca boğulurmuşum gibi yalnız. Her şeyi düşündüm. Alp beyi daha çok. Eray artık canını yakmak istediğim biriydi. Değersiz, vasıfsız, insafsız. Ben gözümün yaşını dindiririm de kalbim bu aptal yerine koyulma hissini nasıl yenerdi bilinmez...
Sabah kapının sesiyle derin uykumdan uyandım. Koltukta uyuyakalmıştım. Üzerimi örtmediğimden emindim ama üzerimde örtü vardı. Alp bey gece örtmüş olmalıydı.
"Geldim, patlama." Alp bey söylenerek kapıya giderken yan dönerek uykuma devam etmeye çalıştım. Çok geç uyumuştum ve uykumu henüz alamamıştım. Bugün pazardı ve pazar sabahları saat onda kalkardım.
"Günaydın oğlum." Nebahat hanımın sesini duymamla gözlerim fal taşı gibi açıldı. Alp beyin annesi gelmişti.
"Uyuyor muydun yoksa."
Ben kalkmaya çalışırken yere düştüğüm anda Nebahat hanım görüş açılma girdi.
"Aaa, Hazal. Ne yapıyorsun yerde tatlım."
"Ben mi, şey kalkıyordum." Hızla ayağa kalktım. Nebahat hanım üzerime bakıp gülmeye başladı. Pijamalar komik görünüyordu gerçekten.
"Hoşgeldiniz."
"Hoşbulduk. Sen bize izin verir misin? Alp'le konuşacaklarım var."
Kibarca kovuldum.
"Tabi tabi. Ben hemen çıkarım."
"Anne" diye uyarı yapan Alp beye sorun yok der gibi baktım.
"Yo, yo sorun yok zaten işlerim var. Onları hallederim." Örtüyü katlayıp yanlarından geçip Alp beyin odasına girdim. Üzerimi değiştirirken ilk defa Nebahat hanıma sinirlendiğimi anladım. Her zaman oğluyla baş başa kalmak istiyordu da, bu yine beni neden şimdi sinir etmişti. Hayret yani. Üstümden çıkardıklarımı kirliliğe alıp kendi kıyafetlerimi giydim. Neyse ki fazla dağılmamışım. Telefonumu kontrol edip çantama attım. Odadan çıkarken Nebahat hanımın mutfaktan gelen sesini duydum. Ben duymayayım diye kısık sesle konuşmaya çalışıyor olmalıydı. Alp bey öyle değildi.
"Anne, hayır. Onu göndermem. Babam da kendine yapacak başka iş bulsun 30 yaşındayım artık. Düşsün yakamdan ya."
"Oğlum" derken dinlemeyi kesip kapıya yürüdüm. Sessizce çıkmak için kapıyı arkamdan çekerken kapı geri çekildi. Anın ilk şokuyla başımı çevirdim, Alp beyi gördüm.
"Nereye?"
"İşlerim var."
"Ne işi?"
"Arkadaşlarımı arayacağım, sonra babamı. Sema'ya gideceğim ama önce eve giderim."
"Arabamı alabilirsin."
"Gerek yok, teşekkürler." Soğuk tavrım onun yüz halimi sorgulamasına sebep oldu. "İyi günler" dileyip kapıdan elimi çektim. Asansöre doğru yürürken arkamdan bakıyormuş gibi hissediyordum, çünkü dizlerim dolaşıyordu. Na ara yürüdü bilmiyordum, kolumu tutarak beni kendine çevirdi.
"Bozuldun sen." İçi rahat etmedi yine. Her zaman tam anlamıyla iyi ya da kötü olduğumu görmek isterdi. Çünkü arasında bir yerlerdeysem eğer bunu çözmekte zorlanır, zorlanınca huzursuz olurdu.
"Hayır. Sadece uzun zamandır ilk defa bir pazar işimiz yok. Sizinle bir şeyler yaparız sanmıştım." Tebessüm etti.
"Telafi ederim ama biliyorsun." Başımı salladım. Biliyordum. Ne yazık ki çok iyi biliyordum.
"Tekrar iyi günler."
Kolumu bıraktı. Gözlerimi ondan almayı başarıp asansöre yürüdüm ama aklım tebessümünde kaldı...
*
Yapacak hiç bir işim yoktu. Eve gelir gelmez bir duş almıştım ve. Şimdi oturmuş kahve içiyordum. Ne televizyon izleyecek kadar boş, ne de kitap okuyacak kadar sabırlıydım şu an. Evimin içindeki sessizliğin tadını çıkarmayacak kadar doluydu beynim. Bir çıkış yolu aradım kendime ama sanki nefes alacak kadar bile yerim yokmuş gibiydi.
Düşündüm. Yedi yılda yapmadığım ne kaldı da içimde yeri dolmayan bir oyuk vardı. Çalış, oku, gez, eğlen... Eee, nerde tıkanıyordu. Kalbim bu eksiği bana söylemek ister sızlıyordu. Koskoca yedi yılda neyi kaçırdım.
Sıkılıp Zeynep annemi aradım. Biraz kafamı dağıtsam fena olmazdı.
"Hazal, nasılsın kuzum."
"İyiyim Zeynep anne sen?"
"İyiyiz bizde."
"Ateş ne yapıyor?"
"Sanayi de çalıyor. Baban onu oraya verdi, nefes aldırmıyor. Ablana borcunu ödeyeceksin dedi."
"Oh iyi yapmış. Borcu umurunda değil de, adam olsun yeter."
"Sen ne yaptın. Konuştun mu Alp beyle." Sıkıntılı bir nefes verdim.
"Konuştum ama cevapları hazırdı. Benim üzülmemi, okulumu engellemesini istemediği için sakladığını söyledi. Cevapları hiç benlik değilmiş gibiydi."
"Belki de öyledir. Aslında bu onunla ilgilidir. Sonuçta onca zaman saklamış. Sadece seni düşündüğü için değildir belki."
"Bilmiyorum ya. Neyse konuşuruz yine, kapatıyorum."
"Tamam canım görüşürüz."
Telefonu kapattım. İyice sıkıldığımı anlayıp dışarıya çıkmaya karar verdim. Üzerime spor bir şeyler giyip Sema'ya mesaj attım. Çanta falan almadan evden çıktım. Arabama binip Sema'dan gelen mesaja göre geçen ki gece kulübüne doğru yola çıktım.
Belki seninle ilgili değildir...
Kafamda yankı bulan bu cümleyle Zeynep annenin sözlerinde kaçırdığım ayrıntıyı düşünmeye başladım. Sadece benimle ilgili değilse Alp beyi ilgilendiren ne olabilirdi ki. Kafam iyice karışmıştı. Düşündükçe düğüm oluyordum. Her şeyi düşündüğümden emindim. Neyi atlıyordum. Alp beyin bana sırılsıklam aşık olacak hali yoktu. Sonuçta ben onun çalışanıydım. Hem öyle bile olsa anlamaz mıydım.
"Ya kafayı yiyeceğim artık." Gaza basarak hızlandım. Düşündükçe içinden çıkamıyordum. Gece kulübüne gelip arkadaşlara katıldım. Biraz ortamı izleyip, bir şeyler içtim ama aklımda deli sorular! Herkesin keyifli hali bile dikkatimi çekmiyordu.
"Ya bu grubu efsane diyorlar" diyen Cem'e baktım.
"Tabi oğlum, ben daha önce dinledim. Bayılacaksın" diye cevap verdi Tarık. Sema onlara takılırken bahsi geçen grup sahneye çıktı. Ortamda deli bir coşku oluştu. Hiç beklemeden şarkılar söylemeye başlayan grup kafamda bir şimşek çaktırdı.
"Tabi ya" dedim kendi kendime. "Daha evvel nasıl aklıma gelmedi." Kimse beni fark etmeden ordan hızla ayrıldım. Hemen eski arkadaşlarıma ulaşmak için ne yapacağımı düşünürken Zeynep annemi aramaya başladım. Bu sırada arabaya binip yola çıktım.
"Hazal, ne oldu?"
"Zeynep anne benim eski arkadaşlarımdan birine ulaşmam lazım. Sen bulabilir misin birinin numarasını."
"He, şey var. Ayşegül. Annesi İstanbul'a dükkan açtı. Beyoğlu'nda bir kuaför salonu. Ayşegül'ü orda bulursun."
"Sağol annem, sen bana adresi yolla mesaj olarak."
"Tamam."
Bu iyi olmuştu. Rotam Beyoğlu...
Ummuduğum gibi kuaför salonu açıktı. Üstelik Ayşegül'ü de buldum. Onca zaman sonra sıkı sıkı sarılıp hasret giderdik önce. Bana kahve ısmarladığında yan yana oturuyorduk.
"Nasıl özlemişim kızım ya."
"Bende öyle. Sana bir şeyler soracağım Ayşegül."
"Sor canım."
"Grup nasıl dağıldı."
Anında burnundan soludu.
"Eray yüzünden. Gerizekalı bütün çabamızı bir gece de çöpe attı."
"Neler oldu?"
Uzun soluklu konuşma için onu pür dikkat dinleyemeye koyuldum.
"Biz giderken aslında bütün plan belliydi. Bir kaç gece kulübü işi aldık. Sonra organizasyonu büyütüp daha büyük işler aldık. Bu sırada kazandığımız parayı albüm için biriktiriyorduk. İki sene dolmak üzereydi, bir müzik yapım şirketiyle anlaşma yaptık ama imzalar için bir sonraki gün sabah erkenden toplantı yapacaktık. Biz hazırdık. Çocuklar bütün gece canla başla çalıştı. Yarım olan besteleri bile tamamladılar ama Eray o gece eğlenmek için bizden ayrıldı. Sabah oldu yapımcıyla toplantı için yola çıkmak üzereydik ki Eray bize bütün parayı bir gecede yediğini, artık grupta olmayacağını söyledi ve bütün hayallerimiz suya düştü. Çocuklar onu öldürecekti zor aldık ellerinden. Sonuç olarak her birimiz bir yere dağıldık. Grup en son orda bir ayrıldı sonra görüşmeyi de kestik. "
İnanamadım. Gerçekten paraya bu kadar düşkün olduğunu bilmiyordum. Tamam ben onun kötü huylarını hep bir şekilde görmezden geldim de, nasıl olurda bu kadar insanı peşine takıp onları da mağdur etmişti. Bende gitseydim onunla ne olurdu kim bilir. O an halime şükürler ettim.
"Pişman olmuş sonra, grubu tekrar toplamaya çalıştı ama kimse ona kanmadı. Müzik sadece Eray'ın değil o çocuklarında hayaliydi. Eray babasının eteğine yapıştı kendini kurtardı ama diğerleri aileleriyle görüşmüyor. O yolculuk aile bağlarını kopardı. Kimse inanmayınca onlar başarıp ailelerine kendilerini kanıtlayacaktı. Eray her şeyi mahvetti. "
Aklımda yanan ışık için kendime güvendim. Eray yaptıysa bende yapardım, hemde onun gibi yarı yolda bırakmazdım.
" Grubu tekrar toplama şansını ben versem?"
"Niye yapasın ki, sonuçta Eray seninde canını yaktı."
"Eray için değil. O grupta olmayacak. Sen herkesi ara, onlara Alp SARSILMAZ sponsorluğunda grubu tekrar toplama şansı veriyorum. Hatta yarın için Alp beyle görüşme fırsatı da veriyorum. Ne diyorsun?"
Ayşegül şok olarak bakıyordu bana. Ne diyeceğini bilemedi.
" Tamam, olur. Hatta süper olur "diyerek ayağa zıpladı.
Şimdi başlıyorduk işte. Eray'ı pişman edecektim. Hemde bunu onun gözleri önünde yapacaktım. Ben bu grubu kurup onları yeniden ve en başından ayağa kaldırırken, Eray'ı yerin dibine gömecektim...