Sabah olmuştu.. Yasemin, yine sabahın saatinde kendisine düşen bazı görevleri yapmıştı.. Murat merdivenlerden inerken.. Yasemin ile göz göze gelir.. Yüzünde , hafif bir tebessüm
''İşin var mı'' diye sorar
Yasemin tek kaşını kaldırıp ''Patron sensin''
''O zaman işin yok, hadi çıkalım''
''Nereye'' Yasemin, meraklı gözlerle genç adamı tek etmeye koyulur.
''Takip et''
Yasemin, Murat ile beraber arabaya binip seyir haline geçmişlerdi..
**
Murat, elinde ki toprağı genç kadına göstererek..
''Bu elimde tuttuğum sana göre toprak, ama burada yaşayan insanlara göre can demektir.. Bu toprağı seversen, sana sağlıklı mahsul verir.. Sana can verir ,sana gelecek verir.. Yok sevmezsen o küser kendini öldürür.. Toprak böyledir işte''
Yasemin dişlerini sıktı, geldiği şu noktaya inanamıyordu..
''Aman ne güzel, İnsan da böyledir biliyor musunuz? geldiğimden beridir işkencelerinize maruz kalırken, şimdi bir bakıyorum elinizde tutmuş olduğunuz toprağa bir bebek misali bakıyorsunuz. Ne hoş ama''
Murat, çömelerek, elinde ki toprağı kibarca yere bıraktı.. Ellerini çırpıp kotunun cebine koydu.. Genç kadının önünde durarak.. Baktı ela gözlere..
''Ne oldu, yoksa toprağı mı kıskandın Sevgili karıcığım''
Yasemin nefretle baktı bu adama, bu adam onun sabrını sınıyordu.. Ve bu adama daha ne kadar katlanacaktı onuda bilmiyordu.. ''Neyini kıskanacağım senin ben be''
Murat, Yasemin'e arkasını döndü.. Güneş'in yakıcı sıcaklığının yüzüne değmesi için yüzünü güneşe sundu.. Sonra derin bir nefes alıp Yasemin'e bakmadan. ''Sen Ziraat mühendisi değil misin. Al sana bir fırsat'
Yasemin tek kaşını kaldırdı '' Fırsat derken''
''Bunu bir staj gibi kabul et.. Bak bu toprağa istediğini dik, ama sen yap bunu.. Burası senin işin olsun.. Hem kendi mesleğinde , kendini geliştirirsin.. hemde burada yaşayan insanlara bir katkın olur ne dersin''
Yasemin toprağa bakarak ''Ya çiftlikte ki saçma işler''
''Gerekmedikçe yapmayacaksın. burayı senin yaşatmanı istiyorum.. Salih abi, Ali sana yardımcı olurlar.. Ne gerekiyorsa hallet, ama burayı sen yaşat.. Sen yap''
Yasemin bu sıcak teklifi düşündü.. ''Peki toprak can bulduğunda ne olacak. Yani benim karım ne olacak''
Murat gülümsedi.. Ellerini cebine koyarak genç kadına baktı ''Şöyle yapalım o zaman, sen burayı yaşat.. Bana iyi bir karı olduğuna inandır.. Sonra senetlerin hepsine kavuşursun''
Yasemin gülerek ''Yemin et''
''Yemin olsun''
''Tamam ben burayı yaşatacağım.. İşimin sonunda o senetleri vermezsen, evini başına yıkarım demedi deme''
Genç adam gülerek ''Tamam dedik ya'' Genç adam elini tuttu genç kıza ''Anlaştık mı''
Yasemin gülerek, kendisine uzatılan eli sıktı ''Anlaştık''
İkili arabaya binmişti.. Yasemin, yapmış olduğu bu anlaşma ile mutlu olurken, öte yandan Murat ise sessizliğe bürünmüş, bu şekilde aracını kullanıyordu.. Tam bu sırada Yasemin'e telefonundan mesaj gelmişti.. Genç kadın eline telefonu aldığında ise, bu kişi Engin di.. Onun mesajını alıp mutlu olan genç kadın.. Ekranı açtı ..
''Seni çok özlüyorum.. Lütfen çabuk gel''
Yasemin mutlulukla mesajı okurken. Murat genç kadına baktı.. ''Kim o''
''Seni alakadar etmez'' derken, mesaja yanıt vermeye hazırlanıyordu Yasemin, Bu sırada Murat ise, Yasemin'in elinden hızla çekmişti telefonu. Ekranda kayırlı olan isme baktı, ''SEVGİLİM'' Olarak kayıtlıydı, Kan beynine sıçrarken, ekrana gelen mesajı gördüğünde daha da delirmişti. Kendisini ne olarak kayıt ettiğini de içten içe merak ediyordu genç adam..
''Sen ne hakla benim özelime müdahale edersin, kimsin sen ya kimsin''
Murat, arabanın içinde öyle bir bağırmıştı ki ''KOCAN'' diye, Yasemin bir an korkmuştu.. Genç kadın öfke ile arabadan inerken, Murat'a, mesajı silerek koltuğun arkasına atmıştı telefonu..
Yasemin arabanın tekerine bir tekme attı ''yeter be, sana zaten zor katlanıyorum, yeter anladın mı, beni burada zorla tuttuğun yetmiyor birde özel hayatıma karışıyorsun''
Murat, genç kadının kolundan tuttu ''Sen benim soy adımı taşıyorsun, başka bir adamla mesajlaşamazsın''
''İstediğimi yaparım anladın mı'' bu adam kim oluyordu da, kendisine hesap sormaya kalkıyordu.. Haddini bilmesi lazımdı artık
''bana bak'' dedi murat dişlerini sıkarak
''bakıyorum,ne görüyorum biliyor musun, öküz'ün birini görüyorum'' gerçekten öküzden bir farkı yoktu bu adamın
Murat burnundan soluyordu, yanlış bir şeyde yapmak istemiyordu artık.. Sakin olarak ''Bin arabaya benim canımı sıkma''
Yasemin kolunu sertçe çekerken ''Ben senin kölen değilim. o emrinde çalıştırdığın köylülerine hele ki hiç benzemem.. Anladın mı beni.. Senin bu iğrenç aracına da binecek değilim. Defol, ben kendim yürüyerek gelirim''
''Son kararın bu mu'' dedi Murat dişlerini sıkarak
''Cehenneme kadar yolun var'' Yasemin, öfkesinin azizliğine uğruyor ve ne olursa olsun, geri adım atmayacaktı..
Murat öfke ile arabaya binip, genç kızı dağlık alanda tek başına bırakmıştı.. Yasemin öfkeyle dişlerini sıkarken, telefonunun da arabada kaldığını son dakika da fark etmişti..
''Allah kahretsin seni.. Allah'ın cezası.. Asla senin kölen olmayacağım.. Asla''
Genç kadın ağlayarak bir kütüğün üstüne oturmuştu.. Göz yaşlarını silerken ''Allah'ım ne zaman bitecek benim bu esaretim''
Yasemin ağlamaya devam ederken.. ona sinsi sinsi yaklaşan yılanın farkında bile değildi.. Ayağında, Hanife'nin verdiği lastik ayakkabı ve açıkta duran bacağı, adeta yılana davetiye çıkartıyordu.. Genç kadın ağlamaya devam ederken. Yılan git gide yaklaşıyordu.. Artık saniye aralığı kaldığı anda, başını çevirdiğinde yılan
**
Murat, çiftliğin kapısına doğru sürdü.. Ali demirli kapıyı açtı.. murat o an öfke ile elini yumruk yaparak direksiyona vurdu.. Ökesi geçmiyordu, ama o an da lanet etti kendisine. Bilmediği bir yerde, kızı orada bırakmanın verdiği vicdan azabı da canını içten içe sıkıyordu.. Ali hala içeri girmeyen patronuna bakarken, Murat ise eline telefonunu alıp arama yerinden ''Yasemin'' olarak kayıt ettiği karısını aradı..
Ama telefon ise uzakta değil hemen arka koltukta çaldığını görünce, genç adam eline almıştı telefonu. Ekrana bakması sinirini daha da çok belirlenmesini sağladı. Telefonun da ne olarak kayıtlı olduğunu merak ederken. Aradığı anda ekranda beliren ''Öküz Arıyor'' kayıtı sinirden gülmesine de sebep olmuştu.. Boşluğa bakarak..
''O Öküz lafını sana yedirirdim de dua et baş belası''
Genç adam arabayı çalıştırıp, Ali'ye selam vererek .. Yasemin'i bıraktığı yere doğru sürdü.. Salih ise oğlunun yanına gerek ''Murat nereye gidiyor''
''Bilmem, şımarık karısının yanına gidiyordur''
Salih oğluna sinirle bakarak ''Düzgün konuş, her şeye rağmen Murat beyin eşi o''
Ali umursamadan yanından ayrıldı babasının. O sırada, yanında avluda karşısında tam Hanife dururken, umursamadan yanından geçmişti onunda. Hanife ise arkasından baka kalmıştı..
**
Murat, arabayı ani bir fren yaparak durdurmuştu.. Genç adam , Yasemin'in yerde hareketsiz yatmasına anlam veremezken.. Elini cebine koyarak.. yaklaştı genç kıza
''Biliyordun demi geleceğimi.. Nasıl olsa gelecek, pişman olacak diyordun. Şimdide yeniden bayılma oyunu''
Genç adam güldü.. Yasemin'in şaka yaptığını düşünerek, devam etti konuşmaya.. genç kız hala yerde hareketsiz yatıyordu.
''Tamam, özür dilerim.. Hadi kalk, gidelim eve taşıyamayacağım seni. İstediğin kadar numara çek, yemezler'' tabiki taşımayacaktı..
Yasemin'in hala hareketsiz yatmasına tek kaşını kaldırıp baktı.. Bu kez can alıcı sözünü kullandı ''Eğer kalkmazsan, kucağımda seni odama kadar taşırım'' maksadı korkutmadı, Yasemin korkacak ve gözlerini açıp “Hele bir bunu yap, seni parçalarım” demesini bekledi
Murat, gülüşünü durdurdu.. Genç kadının hareket etmeyişinden rahatsız olunca eğildi.. ''Heyy'' deyince, kızı sarsması ve Yasemin’in cansız bir şekilde kolunun , yere doğru düşmesi ile şaşkına döndü
''Yasemin'' Yüzüne dokunarak ''Yasemin'' diyerek tekrarladı. Tam o sırada, kütüğün ilerisinde, yılanın sinsi sinsi uzaklaştığını görünce, genç adam o an anlamıştı korkunç olayı ''Allah kahretsin''
Yasemin'inin yılanın soktuğu yeri ararken, bacağında olduğunu fark etti. Hemen lastik ayakkabısını çıkarttı. Ardından uzun çorabı da çıkarttı.. Cebinden çıkarttığı çakısı ile, ucunu açıp, genç kadının bacağına derin bir kesik atınca, Hızla pis kanı akıtmak için hemen müdahale etti. Kanamayı emip, çektikçe, yere de tükürmeyide ihmal etmiyordu genç adam. Bu müdahale sırasında, kendisini de zehirleyeceğini bilen Murat, o an için kendi canından çok, Yasemin'in canının derdine düşmüştü bile
Hemen, yerde ki çorabı, bacağına sararak kucağına aldı.. Arabanın arkasına yatırarak, ön koltuğa geçmişti.. Arabayı hızla çiftliğe sürerek ani firen yaparak ''Salihhh abii'' diyerek bağırdı..
Salih ise, koşarak geldi ''Beyim ne oldu, Yasemin kızıma''
''Abi, Yasemin'i yılan soktu, sen benim arabayı al, kasabada ki dokturu hemen getir.. Çabuk abi''
Murat, Yasemin'i kucağına alarak eve, odasına kadar taşımıştı.. Salih de arabaya binerek kasabaya inmişti hemen..
**
Murat, Yasemin'i odasında yatağına yatırarak üstünü örttü. Koşarak odaya, Saniye ve Hanife geldi. Yasemin’i o halde görünce iki kadında üzülmüş, ve korku ile bekliyordu
''Murat bey oğlum ne oldu Yasemin’e''
''Yılan soktu abla''
Saniye, çok üzülmüştü ''Ay tüh, Şimdi nasıl. Gelmedi mi hala kendisine”
Murat, Yasemin’e bakarak gözlerini açması için bir umut bekliyordu “Hala gelmedi''
Hanife araya girerek ''Murat abi, ben nenemi çağırayım mı hemen''
''Çok iyi fikir Hanife, tek gitme sakın.. Salih abi kasabaya gitti, Doktoru getirecek sen Ali ile yola çık. Dikkatli olun'' Her şeye rağmen Hanife’ninde hayatını tehlikeye atmak istemiyordu
''Hemen abi''
Hanife ve Ali yola çıkmıştı..
**
Murat, genç kızın ateşine baktı.. Hafif olduğunu anlayınca, tam ayağa kalktığında saniye elinde ki demir büyük tas ve havlu ile girdi odaya.. ''Sirkeli su yaptım, şimdi ateşi çıkar kızın, ben sileyim mi''
''Yok abla ben hallederim''
Saniye, genç adamın bu telaşına sevinmişti.. Murat elinden tasla havluyu alınca, Genç kızın yanına oturdu.. Ateşini silerken, Saniye , Murat'ın bu halinden keyif alıyordu..
**
Hanife ve Ali , köye geldiklerinde.. Ali durumu bildiği için Hanife'ye baktı ''Sen arabada kal ben alır gelirim nene ni''
Ali'nin kendisi için böyle endişe etmesine gülerek bakıyordu genç kız ''Tamam''
Ali, arabadan inip yaşlı kadının evine girmişti.. Evden kimsenin çıkmadığını görünce Hanife arabadan iner. Bu sırada, arkasında yaşlı ve hey betli bir adam kolundan sıkıca tutarak ''Bak sen, kuş kafese dönmüş''
Hanife kocaman açtı gözlerini korku tüm benliğini sararken yutkundu genç kız ''bırak kolumu''
Bu kişi, köyün ağası Hurşit ağaydı.. ''Ne o kız, Özlemedin mi beni''
Bu kez Hurşit, tek başına çıkmıştı Hanife'nin karşısına.. Ali uzaktan durumu görünce koşarak geldi. Yaşlı adamı iterek ''Defol lan buradan azgın şerefsiz''
Yaşlı adam güldü.. Gülerken, sigaradan sararmış dişlerinin iğrençliğini de sundu.. Hanife korkarak bakıyordu ama Ali'nin de onu korumasına sevinmişti. ''Bak sen p.çe.. Bana ağasına karşı geliyor.. Sizi o Murat p.çimi dolduruyor lan''
Yaşlı adam, Ali'ye elini kaldırıp vuracağı an.. Hanife'nin nenesi elinde tuttuğu tüfeği Hurşit'e tuttu ''Bana bak azgın deyus defol git benim sokağımdan.. yoksa yeminlen vururum seni''
Yaşlı adam korkarak baktı.. Ama bir o kadar da sinirliydi ''Yemin olsun, bu kızı kendi elinizle vereceksiniz bana''
ile göz göze gelmişti.. Tam bağıracağı anda, Yılanın bacağını sokması ile şoka girmesi bir olmuştu..
**
Murat, Yasemin'in terini silerken, Salih içeri girmişti. Gördüğü manzara ile mutlu olmuştu yaşlı adam. Murat belki bu dünyada, ona göre mutluluğu en çok hak eden adamdı..
''Murat''
Murat panikle, elinde ki havluyu, tasa bıraktı ''Ne oldu abi doktor nerede''
''Oğlum, doktor bey'in annesi hastalanmış oda şehir dışına gitmiş. Pazartesiye kadar da yokmuş''
''Off''
Saniye araya girerek ''Neyse ki, Hanife nenesini almaya gitti. Yapar o şimdi bir şeyler''
Murat saçına götürdü elini. Yatakta yatan genç kıza baktı. onu bu duruma sokan kendisiydi ve kendisini suçlamaya da devam ediyordu..
**
Hanife'nin nenesi ''Hatice Nine'' , bir karışım hazırlamış, bunu Yasemin'in bacağına sarmıştı.. Genç adam gergin bekliyordu..
''Hatice nine, kesin ama bu demi.. Düzelir demi''
''Oğlum korkma dedim ya.. Allah'tan, kanı dışarı akıtmış sın.. Sabaha kadar ateşi çıkar ama bir şeyi de kalmaz merak etme sen''
Diğer karışımı da, su bardağına dökerek, içine de su doldurdu.. ''Sende şunu iç bakayım''
Murat, iğrenç kokuya rağmen bu karışımı içmişti. Hatice ise Murat'a bakarak ''Kızın gece boyunca biri başında beklesin. Ateşi çok çıkar, üstünü falan değiştirirsiniz''
Hanife tam araya gireceği an ''Ben beklerim'' demişti Murat..
**
Gece, olmuştu.. Yasemin'in ateşi çıktıkça, sirkeli su ile ateşini siliyordu genç adam. Öte yandan, odada da tur atıyordu.. Ellerini doladı birbirine tam karşıdan Yasemin'e baktı.. Kendisi yüzünden bu hale gelmişti. İçinde ki suçluluk duygusu bir türlü geçmek bilmiyordu.. Belki de ölebilirdi. İnat edip gitmeseydi, zehir onun vücuduna yayı bilir oracıkta ölebilirdi.
Bunları düşündükçe kan beynine sıçrıyordu genç adamın. Ellerini sıktı.. Yasemin'e yaklaşarak, elini onun alnına götürmeye çalıştı.. Bir yandan çekiniyor öte yandan da ateşini kontrol etmek istiyordu. Elleri büyüktü ve genç kadının yüzü, onun elinin altında küçücük kalıyordu. Derin bir nefes aldı. cesaretini toplayıp, elini kızın alnına götürdü. Neyse ki ateşi yoktu.. Biraz daha iyi olduğunu anlamıştı.
Sabah artık saat 6 yı gösteriyordu.. Genç adam belini kütletip, tekrar kontrol ettiğinde kızın ateşini.. Odadan çıktı.. Evin öteki odasında olan banyoya girip hızla duşun altında dinlenmeye koyulmuştu..
**
O sırada, Yasemin de derin uykudan sonunda yavaş yavaş gözlerini açtı. Nerede olduğunu anlamaya çalışırken, ayağında ki acıda canını yakıyordu.. Kendisini yavaşça doğrultup odaya baktı..
''Burası neresi ya''
Başını çevirdiğinde şifonyer de duran resme baktı. Sultan hanım ve o öküz ile beraber resmi görünce ''Ay burası onun odası'' diyerek hızla kalktı. Genç kadın hızla kalkınca da yere bir anda düşmüştü
''Ya ayağım çok acıyor ne oldu bana be'' O an, aklına dün ki olay geldi, yılanı hatırladığında ise kocaman açtı gözlerini ''Ohaaa, yılan sokmuş olamaz her halde beni. Yuh, yuh, çüş artık. Bir bu eksikti. Ay ben niye hastane de değilim. O öküzün odasında ne işim var'' genç kadın hemen kıyafetlerini kontrol etti.
''Yok artık'' iğrenerek baktı ''Yok yok, yok olmaz, mümkün değil, olunca bende anlarım demi. yok yapmamıştır. Yok yok olmaz ya, niye olsun ki. Yok yapmamıştır. Yok olmaz benim kıyafetlerimi o değiştirmiş olamaz her halde. hiiiiii ya gördüyse.. Ay ben senin'' Genç kadın odadan hızla çıktı..
Ayağının acıdığını fark edince ''Acaba küfür vazifemi arkasından mı yoksa yüzüne mi yapsam''
Genç kadın hızla evden çıktı. Avluya geçtiğinde ise, Sütçü ''Hilmi'' dedikleri gelmiş sağın'an sütleri almış yola da çıkmaya hazırlanmıştı.. Hemen Hanife'nin yanına geldi
''Abla iyi olmuşsun ay çok şükür''
''Hanife, üstümü kim değiştirdi''
Hanife şaşkınca bakarak ''Bennnn''
''Ohhh bende şey sandım''
''Ne sandın abla''
''Ayyy sana ne'' Yasemin, konuyu değiştirmek için ''Ya bu ök'' durdu o an devam etti ''Murat beyciğin yani, bu kadarcık sütle ne yapıyor, satıyor mu ya, şu kadarcık sütten ne kazanıyor da her gün süt sağdırıyor sana''
Hanife gülerek ''Alemsin abla ya, Bunları satmıyor ki Murat abi''
''Ne yapıyor, kemiklerini güçlü yapmak için hepsini içiyor mu''
Hanife gülerek ''Abla, bizim civarda bir kaç köyler var, durumları pek iyi değil. Haliyle kasaba da buraya çok uzak olduğu için, Murat abi, onlara süt dağıttırıyor. Yani para falan da almıyor''
Yasemin şaşırmıştı o an '' Nasıl yani yardım için mi''
''Hıı hıı, bizim civarda ki köylerde durumlar çok iyi olmayanlar var, Anasız babasız çocuklar falan var işte. Murat abi hem onlara erzak yardımı yapıyor hemde, okutuyor. Bu sütte o çocuklar için''
Yasemin duyduklarına şaşırmıştı. o sırada merdivenlerden inen Murat'ı gördü. Küçük bir çocuk elinde topla ona koşarak kucağına bindi.. genç adam sarılıp öpmüştü onu. Yere indirip evin arkasında ki o yere gitmesini söylemişti. yasemin'i görünce, ona doğru yaklaşıp
''Nasıl oldun''
''Aman iyiyim, İnsan bir doktora falan götürür. ne bu böyle evde koca karı ilaçları''
Murat elini cebine sokarak '' Sorma, sigortan yoktu, bana tazminat davası açarsın diye götürmedim. Evde ölürsen arka bahçeye gömerdik diye düşündüm''
''Senin ben''
Genç adam gülerek ''Hakaret yasak, küfür de''
Murat arkasını dönerek Kerem ile selamlaştı. İkisi de birlik olup, evin arkasında ki yere doğru gitti..
Yasemin sinirle dişini sıktı.. bu adamı öldürmek, boğmak istiyordu... Ama sakin kalacak böyle bir adam için katil olmayacaktı. o sırada, o ikilinin nereye gittiğini de merak ediyordu.. topallayarak onların gittiği yere doğru gitmeye başladı..
Genç kadın, ayağının acısına rağmen, çocukların sesinin geldiği yöne doğru ilerledi.. Uzaktan bakıyordu, topallamasına rağmen, yinede devam ediyordu yürümeye.... Hanife, hızla geldi.. Elinde ki poşetlerde soğuk içecekler ve ped bardakları vardı..
Yaşları 7 ila 15 arası değişen 20 ye yakın çocuk , ve onların yanında Murat ve Kerem maç yapıyordu.. Yasemin bakındı, köylüler de alkış tutuyor çocuklar daha da mutlu oluyordu..
''Ne yapıyor bunlar''
''Maç yapıyorlar abla, bu gün maç günü.. Hiç atlamaz Murat abi gil''
''Koca koca adamlar küçücük çocuklarla mı maç yapıyor ne komik ama şaka gibi cidden'' dedi genç kadın , önemsiz bir tavırla
Hanife gülerek ''Murat abiyi hiç tanımıyorsun abla, keşke tanısan emin ol seversin sende.. Burada ki köylüler onu çok sever, sevip sayarlar.. Hele köyün çocukları onlar maç bilmezdi ama Murat abi hepsine öğretti. Aralarında '' Üzülerek devam etti '' anasız babasız olan çocuklar da var, sırf onlar mutlu olsun diye Kerem bey ile beraber yeniliyorlar çoğu zaman.. Sırf onlar gülsün diye, yeniliyor numarası yapıyorlar.. Bir mutlu oluyor çocuklar görsen.. Bak biraz sonra yine yenilirler''
O sırada bir çocuk yere düşmüştü.. Yasemin tam çocuğa gidecekken, Murat çocuğun yanına eğilerek, dizine baktı.. Küçük bir sıyırık vardı dizinde.. Murat cebinde ki mendili ile çocuğun bacağını sarıp kucağına alarak banka kadar taşıdı..
''Murat abi'nin kalbi melek gibidir.. ''
Genç kadın, Murat'ın bu halini görünce, Aklına sevdiği tek adam Engin gelmişti.
''Abla bir selpak alır mısınız''
''Tabi ki kuzum'' dedi genç kadın.. hemen, çantasına elini attı
Engin ise o an araya girerek, açık olan pencereyi otomatik tuşa basarak kapattı.. Yasemin şoku atlatmaya çalışırken, küçük kız ise bu durumlara alışkındı.. ve boynu bükük arabadan uzaklaştı.
''Hadi git'' dedi genç adam.
Yasemin öfkeyle sevdiği adamın kolunu tutarak ''Sen ne yaptığını sanıyorsun Engin nasıl böyle bir şey yaparsın''
''Hayatım bunlar gibi lerine yüz vermeyeceksin, alışkın bunlar.. Tabi gördüler pahalı arabayı hemen atlarlar.. Boş ver sen onları''
Yasemin, kendisini toparlayarak Murat'a baktı.. Çocuğun başından öptüğünü görünce ''Nasıl yani, bu adam nasıl biri ya'' diye bilmişti
**
Yasemin topallayarak ileride duran banka oturdu. Yanına da Hanife oturmuştu. Genç kadın Murat'a bakmaya devam ediyordu.. Murat ise oyuna öyle adapte olmuştu ki, onu izleyen kişinin olduğunun farkında bile değildi.
''iyi dayandı Murat abi, ben bu gün oynamaz sanıyordum''
Yasemin , umursamadan ''Niye''
Hanife gülerek, ''Sabaha kadar başında bekledi abla, hiç uyumadı ki. İyi dayanıyor''
''Başımda bekledi derken''
''Gece, ateşin çok çıkar dedi nenem, Murat abide ben beklerim dedi. Sabaha kadar uyumadı''
Yasemin duyduklarıyla yutkundu. bu adam , kesin kendi vicdanını rahatlatmak için bu iyiliği yaptığını düşünüyordu..
**
Murat, futbola öyle çok kaptırmıştı ki kendisini, yorgunluk çocukların gülüşünde çoktan kaybolmuştu. Kendisine top geldiği anda, ona gelen küçüklere, yeniliyor gibi, topu , sanki onlar daha iyi oynuyor gibi almalarını sağlıyordu. Aynı şekilde Kerem de yapıyordu. Murat ve Kerem'in takı mı yavaş yavaş yediği gollerden ötürü, Terini sildi genç adam.
''Ya Kerem ne beceriksizsin sen oğlum ya, şuncacık çocuklara da yenildin'''
Kerem kendinden ödün vermeden ''Diyene bak, şu bücüre topu kaptıran da sensin, boyun düşsün kanka bu bücüre de kaptırdın ya topu''
7 yaşında kendisinden bahsedilen çocuğun adı da Mehmet ti. Annesi ve babası traktör kazasında, ölmüş, ona da amcaları sahip çıkmıştı. Murat'a bu çocuğu mutlu etmek için elinden geleni yapıyordu. Mehmet ellerini beline götürerek.
''Ben iyi oynuyorum demi Murat abi''
Murat dizini tuttu ''Oğlum harbi süper oynuyorsun, Kerem'i yeniyorsun lan daha ne olsun''
Hanife, çocuklar, ara verince herkese soğuk içecekleri doldurmuştu. Sıcak havada herkes soğuk içeceklerini içmiş rahat etmişti.. Murat, soğuk içeceği kafasına dikerken, uzakta bankta oturan Yasemin'i görmüştü. Hepsini orada bırakıp, eline yeni bardakta aldığı soğuk içeceği Yasemin'e uzattı
Yasemin eline aldı soğuk içeceği ''Teşekkür ederim''
''Rica ederim''
''Küçücük çocuklara da nasıl yenildiniz siz ya'' gülerek devam etti ''İnsan bilmiyorsa bile biliyormuş gibi yapar''
''Beni bu kadar dikkatli izlediğini bilseydim daha iyi oynardım, Sevgili Karıcığım''
''Haaaa haaa haaaa''
Maç bitmiş, herkes evlere dağılmıştı. Yasemin de ayağında ki ağrıya rağmen yine de yürümeye devam ediyordu. Murat bunu fark edince yanına gelerek.
''Yardım edeyim mi''
''Gerek yok'' demişti..
Murat burnunu çekerek ''Sen bilirsin'' diyerek uzaklaştı..
Genç kadın şaşkınca baka kaldı arkasında ''Yuhh Öküz bu ya harbi öküz, insan bir diretir, daha olmadı zorlar, kibarlığı tuttu öküzün'' demişti sinirle..
Murat, çiftliğe geldiğinde, Karşısında orta yaşlı bir adam elinde büyük çanta ile gelmiş bekliyordu.. Murat, adamı görünce, gülerek ''Mahmut abi'' demişti
Mahmut, hemen eline sarılarak ''Murat beyim nasılsın''
Murat, elini hızla çekerek ''Aman abi o nasıl bir hareket lütfen bir daha görmeyim''
Yasemin olan biteni öylece izliyordu. bu adam , Murat'ın elini öpecek kadar ne yapmış olabilir diye düşündü..
''Allah ne muradın varsa versin Biz senin hakkını nasıl öderiz''
''Sen beni boş ver Fırat nasıl oldu abi''
''Sayende çok iyi, kanserden eser bile kalmadı. Oğlum sen o parayı bize vermeseydin , oğlum ellerimde ölecekti''
''Abi ne demek, Bir şeye ihtiyaç olursa her zaman söylemen yeter''
Yasemin şaşkınca baka kaldı. ''Nasıl yani'' demişti mırıldanarak.
Hanife yanına gelerek ''Mahmut abi bu civarda ki köylerden birinde yaşıyor, Oğlu geçen sene kansere yakalandı, daha 10 yaşında Fırat, Ameliyat olması gerekiyormuş, Kerem abi, İstanbul dan çok iyi bir doktor buldu, ameliyatın da ücreti biraz fazlaydı hepsini Murat abi ödedi''
''Karşılığında ne istedi''
''Hiç bir şey'' demişti genç kız gülerek.
Mahmut, elinde ki çantayı yere bırakıp içini açtı. İçinden bal, pekmez, reçel hepsini çıkarttı ''Benim hanım yaptı beyim, eğer kabul edersen çok seviniriz. Bize yaptıklarını ödeyemeyiz ama en azından bunları kabule t''
''Abi, biliyorsun ben karşılık beklemeden yaparım. Yeter ki siz iyi olun ''
**
Murat, ahırda Atı Rüzgarın saçlarını tarıyordu.. yasemin yanına gelerek.
''Sen nasıl birisisin''
Murat, genç kadının ne demek istediğini anlamadığı için bakmadı, Atını sevmeye devam etti ''Anlamadım''
''Niye onlara yardımcı oluyorsun. Köylüleri, çocukları yani insan karlılık beklemeden neden yapar ki''
''bazen bir dua her şeye yeter derdi Rahmetli babam''
Genç kadın, ilk kez baktı ona gerçek bir gözle.. Murat hala bakmıyordu.. ''Gezelim mi seninle, binmesini biliyor musun''
Kendisine söylendiğini anladığın da Yasemin şaşkınca baktı ''Hayır, yani bir iki kez denemiştim ama korktuğum için yapamadım''
''İster misin binmek'' Murat bunu bu kez istekle söylemişti.
''Yok , yani cesaretim yok şuan istemiyorum''
''Sen bilirsin, ben gezmeye çıkıyorum. Görüşürüz''
Genç adam atına binerek ahırdan çıkmıştı. Yasemin ise, genç adamın arkasından, hızla atan kalbine götürdü elini ''Ne oluyor, kalp krizi falan mı geçiriyorum. Niye atıyorsun be''
**
Murat atından inip ahıra bağlamış odasına çıkmıştı.. Hemen bir duş alıp odasına gitti genç adam, üstünü giyinip çalışma odasına geçtiğinde.. Maillerini kontrol etmeye başlamıştı. Yazışmalarını kontrol ederken o sırada gayette düzgün bir şekilde kapının çalındığını fark etti. Evin çalışanlarından birisinin olacağını düşünerek sakin bir şekilde
''Gel'' diyerek yanıt verdi. Mailini cevap yazdığı için kapıdan giren kişiye bakmamıştı. Masaya bırakılan kahve baktı genç adam bir yudum almadan önce ''Teşekkür ederim Hanife''
''İsmim Yasemin, Hanife aşağıda''
Murat tek kaşını kaldırdı. Kendisine bakan genç kıza yöneldi ''Sen''
''Ben'' dedi başını sallayarak
Genç adam korkarak kahveyi götürdü ağzına ''İyi misin sen''
''Normal kahve korkma, bu gün iyi tarafımdasın''
''Neye borçluyuz bunu, kapıyı da normal çaldın. Bünyem alışkın değil . Alıştırma beni . Neredeyse Yılan soktuğuna sevineceğim''
Yasemin dudağını büzerek ''Haa haaa haaa, insan bir özür diler. Senin yüzünden ölüyordum''
''Niye ben özür dileyim ki, sonuçta yılanı gönderen ben değilim. Arabadan inip yılana davetiye veren sensin''
Yasemin tepsiyi masaya bıraktı ''Bana baksana sen, ben öle bilirdim diyorum. Şaka mısın bu şaka yapılacak bir olay mı''
Murat tek kaşını kaldırdı. Koltuğuna yaslanarak ''Bak Yasemin, benim kurallarım bana göre önemlidir, sen bir hata yaptın. Derdim seni orada bırakmak değildi. Hatanı anlatmaktı. Ama o arada ikimizde sinirliydik.. Ama adam kaçırır gibi de kocaman kızı zorla arabama bindiremez dim. Kendi cezanı kendin çektin'', İmalı bir şekilde ''Allah'ın tokatı bu olsa gerek''
''Sen'' tam devam edeceği zaman
''Madem öyle, özür dilememi istiyorsun. Tamam özür dileme şekli olarak da o halde seni yemeğe davet ediyorum''
Yasemin baktı genç adama ''Zehirli olanından mı''
''Merak etme, zehirsiz olanından''
''Ehh hadi kabul edelim bari''
**
Yasemin ve Murat, kasaba da, ırmağın bulunduğu küçük bir balık lokantasına gelmişti. Murat burayı çok seviyordu.. Irmak gece de gündüz de çok ürkütücü durmasına rağmen, bazen şehrinde kaçamak için böylesine güzel bir yere sahip olduğu için mutlu oluyordu.. Garson koşarak geldi
''Hoş gelsin abi''
''hoş bulduk aslanım nasılsın''
''İyiyim abi, sen nasılsın. Hoş geldin yenge''
Yasemin yenge lafına sinir olsa da, çocuğun selamını havada durdurmamak için başıyla onayladı..
''Aslanım sen bize ne var ne yok, hepsini yığ masaya. bana da rakı getirsene''
''Çarpmasın sonra'' demişti dalgasını savurarak Yasemin
''Merak etme, yanımda yılanlara yem etmeyecek karım duruyor. Çarparsa o müdahale eder''
'' Aman ne komik''
''Sen içecek olarak ne alırsın''
''Su alıyım, yada varsa meyve suyu, karışık olabilir. Sevmem içkiyi''
Murat o an şaşkınca baka kaldı Yasemin'e. Yasemin bu bakışı anlamasa da, Murat , İstanbul da o gece kulübünde gördüğü kızla bu kızın aynı olup olmadığı sorguluyordu
''Hemen getiriyorum''
İkisi de balıklar gelince yemeğe başlamışlardı. Murat, kıza baktı karşısında duran genç kız, çatal ve bıçakla balığı kibar olarak nazikçe ayırdığı etleri yemeye çalışmasına gülmüştü. ''Balığa tecavüz ettin, yeter bence bu kadar işkence''
''Ne yapıyım, ben böyle yiyorum.. Allah Allah '' diyerek sitem etmişti Yasemin
''Ya kibar olma, burada magazinciler senin resmini çekmez, yada jet sosyeteden meraklıların seni kınamaz. Yani rahat ol. Balık öyle çatal bıçakla değil direk elle yenilir'' diyerek balığın etlerini ayırdı genç adam. Küçük bir parçasını kendi elleriyle genç kadına uzattı. Yasemin bu durum karşısında şaşkına uğrasa da ''Hadi al, elim temiz merak etme'' diyerek dalgasına devam etti.
Yasemin de saçını, gözünün önünden alarak Murat'ın parmaklarının ucunda duran eti yemişti. ''İyiymiş, al benim tabağımı da ayıkla, balık ustası. Ben anlamam balık ayıklamaktan''
Murat gülerek başını salladı.. Bu kızla işi vardı gerçekten de. O sırada Hurşit ağa iki tane adamıyla beraber balıkçıya girmiş bu ikiliye bakıyordu..
''Bak sen, Murat p.çide buradaymış.. Yanında ki kim''
Adamlarından birisi eğilerek ''Ağam şu karısı galiba. Yalnız kızın İstanbullu olduğunu duymuştum, bu kız köylü gibi giyinmiş''
''Boynuz takıyor dur belki İstanbulluya''
Hurşit ve adamları gülmeye başlamıştı ''Karı güzelmiş, hangi köyden acaba''
''Öğrenelim hemen ağam''
''Gidin öğrenin lan''
**
Yasemin balığı eliyle yemeğe çalışırken, ellerinin yağlı olmasına da sinir olmuştu. İlk defa bu şekilde yiyordu balığı genç kadın. ve kendisine inanamıyordu. Artık selpak da ellerine yapışında tiksindi o an kendisinden, Murat kızın bu haline gülerek.
''Ay yapıştı bu selpaklar iyice ''
''Her defasında kullanırsan o selpağı yapışır tabi ki, az parmaklarını yala, Öyle kibar olmana gerek yok, kocan gibi öküz ol''
''İğrençsin.. Ben lavaboya gidiyorum. Ellerimi yıkamam lazım hemen''
Genç kız masadan kalkmış, lavaboya doğru giderken. Murat arkasından baktığında, Hurşit ağanın, rakısını kendisine doğru şerefe diyerek kaldırdığını fark etti. O an bir terlik olacağını anlamıştı genç adam.
Yasemin, lokantanın tekli tuvaletinde, kendi kaldığı oda gibi bir tuvalete girmişti. Biraz irense de, yinede buranın temiz olmasını sevmişti. Sabunluk tan sabun alarak, ellerini yıkadı genç kadın. Selpak da alarak iyice kuruladı. Kendisine çeki düzen vererek kapıyı açtığında kendisine gülen iki arsız adamı fark etti.
''Pardon'' diyerek müsaade istedi genç kadın, korkmuştu bu durumdan ama olay olsun da istemiyordu aralarından çekip gideceği an, adamlardan birisi kızın kolunu sıkıca tutunca.
''Korktun mu kız, korkma biz öcü değiliz''
''Çek be pis elini''
''Sen ne biçim konuşuyorsun kız benimle'' diyerek adam tam elini kaldıracağı an, Murat'ın ani hareketiyle, adamın eli havada kalmış tı. Murat adamı kendisine döndürerek, kafasıyla vurmuştu adamın tam burnunun üstüne.
Öteki adama da bir yumruk salladığı an, ikisi de çoktan bayılmıştı koridorda.
''İyi misin sen'' diye bildi Murat,
Yasemin ise o an Murat'a sarıldığının farkında bile değildi.