7.BÖLÜM

2855 Words
Başlamadan önce beğenmeyi unutmayın..? KEYİFLİ OKUMALAR HERKESE.? Zamanın yeri geldiğinde gözümüze oldukça anlamsız geldiği bazı anlar vardır. İşte bu anlar hayatı sorgulamak için büyük bir sebep kaynağı olur bize. Hemen karşımda ki görüntüye anlam vermeye çalışan gözlerim ve zihnim iletişim kopukluğu yaşıyordu birbirleriyle. Ne zihnim gördüklerime bir anlam verebiliyor ne de gözlerim olanlara bir anlam katmaya çalışabiliyordu. Arkası bize dönük siyah bir silüet hemen arabanın önünde durmuş hareket dahi etmiyordu. "Bu da ne böyle?"diye sordum şaşkın ve biraz da tedirgin bir sesle. Arel en rahat hali ve yüz ifadesiyle başını geriye yaslayıp "Yine mi Baral?"diye söylendi kendi kendine. Sesi her ne kadar kısık çıksa da duymuştum. "Arabada bekle beni, geliyorum hemen." Arel yaptığı kısa açıklamasıyla saniyeler içinde arabadan inerken yalnızca arkasından bakakalmakla yetinmiştim. Arabadan iner inmez arkası dönük siyah siliuetin karşısına geçti. Bir kaç saniye ifadesiz yüzüyle bir şeyler söyleyip hemen sonra tümü siyaha bürünmüş kıyafetlerle karşımda duran kişiye dostça sarıldı. Yüzünü göremediğim fakat boy ve fiziğine baktığımda karşımdaki kişinin genç bir adam olduğunu anlamam uzun sürmedi. Yaklaşık bir kaç dakika sonra nihayetinde hem Arel'i hem de bana arkası dönük olan adamı daha net görebileceğim bir pozisyon da durdular. İlk bakışta yüzünün tanıdık geldiğini hissettiğim bu adamın daha sonra kutlama sırasında rastgele beni durdurarak ayaküstü tanıştığım o adam olduğunu hatırladım. Benim bakışlarımla beraber her ikisinin de bakışları bana doğru döndüğünde usulca yutkundum. Arel her zaman ki ifadesiz gözleriyle bana bakarken yanındaki arkadaşı daha tuhaf bakıyordu. Öyle ki bakışlarını bir saniye bile üzerimden çekmeden olduğum yolcu kapısına doğru yürümeye başlayıp saniyeler sonra ise benim kapımı açıp yüzündeki tebessümle konuşmaya başladı. "Sen o kutlamada ayaküstü tanıştığım gizemli kız değil misin?"diye sordu. Yüzündeki gülümseme daha da genişlemişti. "Şey.."diye geveledim ne diyeceğimi bilmeksizin. "Hatırlamıyorum." Verdiğim cevapla beraber yüzündeki gülümseme hafif silindi. "Oysa ben seni hiç unutmadım. Neyse peki öyle olsun yeniden tanışalım o halde,"diyerek elini bana doğru uzattı. "Ben Baral. Arel'in tek ve en özel dostuyum. Hatta bir nevi kardeşim sayılır."diyerek kendini tanıttı. "Az önce seni korkuttuysam üzgünüm, Arel'in tek başına olduğunu düşündüğüm için ona böyle korkunç bir şaka yapmak istedim." Hafif bir tebessümle sözlerini onaylıyıp uzattığı eline karışılık verdim. "Memnun oldum."dedim. "İsmini söylemedin?"diye sordu. İstemsizce öne eğilen başımla sorusuna karşılık nasıl bir yanıt vereceğimi bilemedim. Benim tek bir ismim vardı o da şifacıydı. Kendi ismimi bile hatırlamayacak kadar yabancıydım her şeye. "Aslında..."devamını getiremediğim cümlem farklı bir sesle kesildi. Araya Arel'in sesi girdi. Hemen yanımızda aldığı solukla gözlerini gözlerime sabitledi. "Onun adı Lavinya."dedi. Verdiği cevap karşısında yüzümdeki şaşkınlıkla Arel'in karamellerine baktım. Lavinya demişti ismim için. Bunu öylesine aklına geldiği herhangi bir isim olarak mı söylemişti yoksa o benim ismimin ne olduğunu gerçekten biliyor muydu? Karışan aklım ve hemen karamellerine odakladığım Arel'in gözlerinde bir cevap aradım. Fakat Arel hızlı davranıp arkadaşı Baralı yanımdan uzaklaştırarak kısa bir sürede yanımızdan ayrılmasını sağladı. Yeniden yalnızca ikimiz kaldığımızda hızla sürücü koltuğunda ki yerini alıp arabayı çalıştırdı. Sessizdi, az önceki konuşmamızdan bu yana bir kez olsun yüzüme bakmamıştı. Arel'in bu sessizliği içimdeki merak duygusunu geçen her saniye biraz daha tetiklerken dayanamadım. Olduğum yolcu koltuğundan tüm bedenimi ona döndürecek şekilde durup bana bakmayan gözlerine odaklandım. "Bunu neden yaptın?"diye sordum. Cevap vermedi. Öyle ki bakışlarını bana bir kaç saniye çevirme zahmetinde bile bulunmadı. "Arel,"diye söylendim adını. Bu defa baktı. "Az önce ismim için neden Lavinya dedin?"diye sordum. İçli bir nefes aldı ardından hiç bir duyguyu barındırmayan gözleriyle yüzümü inceledi bir kaç saniye. "İsmini hatırlamıyorsun, hatırlamayacaksın da hiç bir zaman."diye cevap verdi. "Ömrünün sonuna kadar herkesin sana şifacı olarak seslenmesini istiyorsan sen bilirsin."diye tersledi bakışlarını yeniden yola çevirerek. "Bu yüzden bana kendi seçiminle bir isim taktın?" "Daha iyi bir seçimin varsa onu kullan. Bu ismi kullanmak zorunda değilsin." Her zamanki gibi kendine has cevaplarından birini verirken bu konunun daha fazla uzamasını istemedim. Bu yüzden yeniden önüme dönüp bir an önce saraya varmayı diledim. YAZAR ANLATIMI Yaklaşık on beş dakikaya yakın bir süre devam eden yolculuğun ardından genç kız saraya varmadan olduğu koltukta uykuya daldı. Bedeni bugün öylesine yorucu işlevlere ev sahipliği yapmıştı ki daha fazla dayanamamıştı. Arel sarayın önünde park ettiği arabanın ardından hemen yan tarafındaki yolcu koltuğuna çevirdi bakışlarını. Karşılaştığı görüntü beklemediği türden olacaktı ki bir süre anlamsız bir ifadeyle başı yana düşmüş, genç kıza baktı. Bu kısa süre içinde nasıl hemen uyuyakaldığını düşündü. Ardından bugün yaşananları kısa bir süre zihninde yokluyup nedenini daha iyi anladı. Bugün oldukça zor şeyler yaşamıştı, koca bir ormanda başına buyruk hareket edip kendi bildiğini okumuş ardından ise bu inadı yüzünden istemeden de olsa vücudunda ufak tefek yaralar açmıştı bilmeden. Bir süre daha genç kızın bu sakin ve sessiz halini inceleyip içli bir nefes aldı Arel. Bu gecenin bir daha tekrarlanmayacağını, gerek olmadıkça bir daha şifacıyla karşılaşmayacağını kendine hatırlattı. Ardından arabadan inip yolcu kapısını açarak hafifçe kolundan dürttü genç kızı. "Şifacı, uyan."diye seslendi. Fakat tüm çabalarına rağmen uyandıramadı genç kızı. Belli ki derin bir uykudaydı diye iç geçirdi. Kalan son çözümün onu yeniden kucağına alması gerektiği olduğunu anladığında çok geçmeden yeniden kucakladı genç kızı. Arel'in büyük ve geniş kollarının arasında küçücük kalan kıza son kez bakıp adımlarını hızla saraya doğru atan genç adam başta kapıda duran korumalar olmak üzere sarayda görevli olan hizmetkarların bu şaşkın dolu yüz ifadelerini pek umursamadı aksine bu gecenin bir an önce bitmesini diler gibi genç kızı kaldığı odasına geçirerek usulca yatağının üzerine bıraktı. Her ne kadar bugün zarar gören ayak bileğini göz önünde bulundurarak hareket etse de genç kız Arel'in hafif kıpırdamalarıyla yüzünü buruşturdu. Ardından ise belli belirsiz açtığı gözleriyle Arel'e baktı. "Sen.."diye söylendi etraftaki karanlığa inat hemen yanı başındaki yüzü görmek ister gibi. "Kimsin?" Genç kızın bu sorusuna karşılık Arel'in dudaklarında hafif bir tebessüm belirdi. Genç kız bu soruyu tanıştıklarından bu yana ikinci kez soruyordu. Ve yine ikinci kez alacağı cevabı hatırlayacağını düşünmüyordu. "Bu sorunun cevabını alsan dahi yarına hatırlayacak mısın bilmiyorum. Ama bugün ilk ve son kez cevap vereceğim soruna şifacı."diye mırıldandı Arel. Ardından gözleri bu defa tamamen kapalı olan genç kıza doğru eğildi. "Ben.."diye başladı söze. "Bu şehir uğruna gözümü kırpmadan hayatımı feda edecek bir savaşçıyım. Ölüm ve hayat arasındaki o ince çizginin üstünde yaşayanım. Ben Arel Asilkan herkesi yenecek kadar güçlü ve yenilmez görünüp fakat her gece kendine ve kalbine yenilen adamım." * Sabahın ilk ışıkları genç kızın kapalı olan perdelerinin arkasından içeri sızıp odayı olduğundan da fazla aydınlatırken yüzüne vuran güneş ışınları sayesinde bir kaç saniye kıpırdanıp ardından usulca açtığı gözleriyle olduğu yataktan hafifçe doğruldu. Bu doğrulma sırasında ayak bileğinde hissettiği belli belirsiz o hafif sızıyla yüzünü buruşturdu. Aklına dün gece olanlar geldiğinde en son eve dönüş yolunda Arelle beraber arabada olduğu anı hatırladı. Gerisi sanki silinip gitmişti hafızasından. Bu durumda şu an kendi odada olması yalnızca Arel sayesindeydi. Dün yeterince onu yormuş ve işinden alıkoymamış gibi tüm bu yaptıkları içinde yeterli teşekkür edemediğini düşündü. Bu yüzden önce zor da olsa dün geceden kalma kıyafetlerini değiştirerek başladı işe. Hemen ardından rutin işlerini halledip odadan çıkmak üzere hazırlanmıştı ki odasının kapısı ondan önce hafifçe tıklatılıp hemen ardından ise açıldı. Hemen karşısında Bilge Haresi gören genç kız tebessüm etti. "Günaydın Bilge." "Günaydın kızım sanırım dün bir takım kazalar yaşamışsın."dedi. Bilgenin bu sözleri karşısında kısa bir şaşkınlık yaşadı genç kız. "Sen nereden biliyorsun?"diye sordu düşünmeden. Bilge genç kızın sorusuna cevapsız kaldığında ise bunu ona Arel'in söylediğini anladı. "O mu söyledi? Endişelenecek bir şey yok şimdi daha iyiyim."diye söylendi fakat söyledikleri Bilgeyi kararından vazgeçirmedi. "Sana bir karışım hazırladım. Bir tane ayak bileğin için bir tane de başındaki yara için. Muhtemelen ayak bileğinde o acı bir iki gün daha sürecek ama başındaki yara için hazırladığım karışım anında etkisini gösterecek. Ben her ikisini de masanın üzerine bırakıyorum. Müsait olduğunda bu karışımları kullan daha sonra kontrol etmek için yeniden geleceğim kızım." Bilge son sözleri ardından yüzündeki gülümsemesiyle odadan ayrılırken masanın üzerindeki iki küçük şişeye baktı. Elbette Bilgenin hazırladığı bu karışımları kullanacaktı fakat ondan önce yapması gereken daha önemli bir işi vardı... * Arel'in oda kapısı önüne gelen genç kız derin nefesler aldı bir kaç saniye. Arel'in onu dün geceden sonra çok ta iyi bir tavırla karşılamayacağını biliyordu. Hoş bugüne kadar hiç bir zaman da iyi bir tavırla karşılamamıştı. Fakat dün gece ona fazlasıyla yük olmuş kendi yapacağı işlerden alıkoymuştu. Onu kendiyle uğraşmak zorunda bırakmıştı. İnat edip başına buyruk hareket ettiğinde bile ona sırtını dönüp gitmemişti Arel. Eğer gitseydi genç kız şu an hala o çukurun içinde olabilirdi. Hatta belki de çoktan o ruhlara yem olup hayatını kaybetmiş bile olabilirdi. Tüm bunları son kez düşünüp içinde toparlamaya çalıştığı cesaretle kapıyı bir kaç kez tıklattı. Ardından ise içeriden gelecek olan sesi bile beklemeden kapıyı açtı. Genç kız bir anlık toparladığı cesaretiyle Arel'in odasına giriş yaparken hemen karşısında hatta bir kaç santim mesafe uzaklığında ki yüzüyle bu denli yakın olmayı hiç beklemiyordu. Arel de bu yakınlığı hiç beklemez şekilde genç kızın ona bu denli yakın olan yüzünü incelerken kısa sürede toparlanıp geri çekildi. Yüzündeki şaşkın ifade ise saniyeler içinde hafif bir öfkeye büründü. "Neden kafamı her çevirdiğimde yüzünle karşılaşıyorum?"diye sordu. Bu cümleyi kurarken aynı zamanda usulca yutkunmuştu genç adam. "Şeyy.."diye söze başladı genç kız. "Ben dün için.."devamını getiremeden sözünü kesti Arel. "Dünü hiç yaşanmamış var say. Boşa geçen onca saatimi öylesine saçma bir şeye harcadığım için dünü hiç yaşanmamış var sayıyorum." Genç kız aldığı cevap karşısında içli bir nefes aldı. Arel'in böyle bir yanıt vereceğini tahmin etmişti fakat buna rağmen teşekkür etmeye gelmişti. Bu yüzden kolay kolay pes etmeyecekti. "Biliyor musun seni tanımaya başladım artık. Buraya gelirken böyle bir yanıt vereceğini göze alarak gelmiştim."diye söylendi genç kız Arel'in yüzündeki öfkesinin aksine alaycı bir gülüşle. "Beni tanıdın demek ha? Bu dediğine inanıyor musun gerçekten?" "Çözülmesi kolay bir karakterin var herkes gibi. Öfkelisin ama kendine, bunu hala itiraf edemediğin için başkalarından çıkarıyorsun acını. Kendini yıkılmaz bir duvar olarak görüyorsun fakat bilmiyorsun ki en güçlü duvar bile günün birinde tek bir dokunuşla yıkılabilir. Öyle ki paramparça olur ve senin ruhun bile duymaz." Arel beklemediği bu yanıt karşısında sinirle dişlerini sıktı. "Bunu neye dayanarak söyleyebiliyorsun?"diye sordu. Sesinde ki tonlama şimdi daha yüksek çıkıyordu. "Sadece tek bir gece iznim olmadan odama girip beni savunmasız o halimle gördüğün için mi beni tanıdığını düşündüğünü sanıyorsun?" İki adım daha atıp genç kızın üzerine yürüdü. "O gece kendimde bile olmadığım halimle ne anlattım sana bilmiyorum. Ama bunu ilk ve son kez söyleyeceğim sana; beni tanıdığını düşündüğün o aklın çok yanılmış şifacı. Beni tanımak için önce ne yaşamışsam onu yaşaman gerekir sonra ne hissettiysem onu hissetmen gerekir. Tüm bunları da yapamayacağına göre beni hiç bir zaman da asla tanıyamayacaksın." Arel'in cümleleri keskin bir ok kadar kararlı ve net çıkarken genç kız duruşunu hiç bozmadı. "Seni zaten tanımak istemiyorum."dedi. "Sadece dışarıdan herkesin kolayca anlayabileceği izlenimimi söyledim. Eğer illa bir şeyleri tanımaya çalışacaksam buna kendimden başlardım, senden değil.." Arel genç kızın bu cümlesine karşılık hafifçe gülümseyip adımlarını kapıya doğru yöneltti. "Güzel,"diye söylendi alaycı bir tonla. "Tanımaya ilk olarak kendinden başla Lavinya Ekiz." Kurduğu cümle sonrası kapının çıkardığı o tok ses ve koca bir merak tohumu bıraktı genç kızın kalbinde Arel. Lavinya Ekiz demişti ona. O..o gerçekten biliyor muydu kimliğini? Yoksa onunla yeni bir oyun mu oynuyordu? Dün öylesine taktığını söylediği isimle bugün ansızın dudaklarından dökülen Ekiz soy ismi ne demek oluyordu? Genç kızın aklıyla dalga mı geçiyordu? Tek amacı onun aklını karıştırmak mıydı? Aklında bir sürü soru karmaşası yaşayan şifacı, tüm bu sorularını yanıtlayabilecek en doğru kişiye gitti. Bilge Hares'in yanına. * Bilgenin kapısı önüne gelen genç kız odaya girmek için hafifçe tıklattı kapıyı. Fakat bir süre içeriden ses gelmedi. Belki duymamıştır diye düşünerek kapıyı yeniden tıkatan genç kıza yanıt rastgele oradan geçen hizmetkardan geldi. "Bilge Harese mi bakıyordunuz Şifacı hanım?"diye sordu genç kadın. "Evet, odasında değil mi Bilge?" "Hayır, biraz önce kendi atölyesine, yani ikinci hanedan sarayına gitti."diye cevap verdi. Başıyla teşekkür edip Bilgenin oda kapısı önünden ayrılan şifacı soluğu karmakarışık olan aklıyla kendi odasında aldı. * Saatler geçti uyandığı sabahın ardından. Karanlık kendi örtüsüne büründü. Etraf daha sessiz daha sakin bir ilerleyişe bıraktı kendini. Buna rağmen sık sık Bilgenin gelip gelmediğini kontrol etmekten asla vazgeçmedi genç kız. Her an Bilgenin geleceğini ve aklındaki çıkmaz soruların cevabını vereceğini düşündü. Artık tek başına baş edemediği düşünceleri bedenine ağır geldiğinde bir kez daha içindeki umuda tutunarak Bilgenin gelip gelmediğini kontrol etmek için odasından ayrıldı. Aklındaki bilinmez bir çok soruya yanıt verebilecek tek bir kişi vardı o da Bilgeydi. Bu şehirde gözünü açtığı ilk andan itibaren desteğini hiç esirgemeyen Bilge Hares.. Yeniden oda kapısının önünde aldığı solukla kapıyı bir kaç kez tıklattı şifacı. Bu defa içeriden gelebilecek sese karşı inancı tamdı. Öyle de oldu beklediği o sesi duydu. Ama o ses Bilgeye ait değildi. Duyduğu sesle hemen arkasına dönen şifacı karşısında Arel'i gördü. "Bilge bugün gelmez boşuna bekleme." Arel'in kurduğu cümle genç kızın yitirdiği inançla beraber öfkesine de sebep oldu. "O gelmezse ben giderim."dedi kendinden emin çıkan sesiyle. "Emin misin?"diye sordu Arel alaycı bir tonla. "Bu saatte?' "Evet bu saatte." Elini ensesine atarak yüzündeki çarpık gülüşle genç kıza baktı. "İyi peki."dedi. "Oraya nasıl gitmeyi düşünüyorsun? Seni alacak kimse yok, üstelik henüz bu şehirde ışınlanan kimseyi görmedim." Genç kız Arel'in bu alaycı sözlerine karşı içli bir nefes aldı. "Dışarıdaki korumalardan rica ederim. Bir şekilde kendim hallederim. Sana ihtiyacım yok." "En son bana ihtiyacının olmadığını söylediğinde seni bir çukurun içinden çıkarmıştım."diye hatırlattı. Ardından ekledi. "Yarın sabahı bekle." Arel'in verdiği cevaba karşı kaşlarının ortası gerildi genç kızın. "O gün başıma ne geldiyse yine senin yüzünden gelmişti. Bugün yine senin yüzünden..."Durdu. Sözlerinin devamını getirmek istemediği için Arel'in hemen yanından uzaklaşmak için bir adım atmak istedi fakat aniden dönen başı ve ayak bileğindeki ince sızıyla dengesini kaybedecek gibi oldu. Bunu saniyesinde fark eden Arel genç kızın dengesini kaybetmesine izin vermeyip anında yakaladı kolunu. "Benim yüzümden."diye tekrar etti ardından. "Bugün Bilgenin yanına benim yüzümden mi gitmek istiyorsun?" Arel'in sorusuna karşılık başını evet anlamında salladı şifacı. Ardından Arel'in kolundan kurtulup dengesini hemen arkasındaki kapıya yaslanarak sağladı. "Zihnimde kocaman bir bilinmezlik yarattın. Ne düşüneceğimi ne yapacağımı bilemez hale geldim. Tüm bu aklımdaki sorulara cevap verebilecek tek bir kişi var. O da Bilge." Arel aldığı cevaba karışılık sesli bir nefes verdi. "Aklının karışık olduğunu söylüyorsun ve tüm bunlara verecek tum cevapların Bilgede olduğunu düşünüyorsun."dedi. "Bilge bugün gelmeyeceğine göre aklındaki soruları da yarına kadar bekletmen gerekecek şifacı. Bu yüzden sana şimdiden rahat bir uyku diliyorum. İyi geceler." Göz devirerek yüzünü buruşturan genç kız umursamaz bir sesle "Sana da."dedi ve ardından genç adamın yanından ayrılmaya hazırlandı. Fakat daha attığı ilk adımda bugün fazlasıyla üstüne bastığı ayak bileği acısını yineledi. Tüm gün dinlenmek yerine her on beş dakika da bir Bilgeyi kontrol etmek için yorduğu bedeni ve hissettiği acısı tazelendi. Üstelik Bilgenin sabah verdiği ilaçları kullanmayı da ihmal etmişti. Üst üste yaşadığı sorunlar ve onun yarattığı sonuçlar üzerine sakinleşmek için nefes alıp verdi genç kız. Fakat yine de pes etmeyip kendini zorladığı adımlarıyla biraz daha uzaklaştı Arel'in yanından. Tüm bu gördükleri sonrası soluğu saniyesinde genç kızın yanında alan Arel hissettiği öfkesiyle anında kucağına aldı şifacıyı. Ardından tek bir kelime dahi etmesine izin vermeren konuşmaya başladı. "Konuşmaya başladığın anda bırakırım seni. O zamanda odana kadar emekleyerek varmak zorunda kalırsın." Genç kız hiç bir cevap vermeden kendisini odasına kadar bırakan Arel'e hiç bir şey söylemedi. Fakat Arel'in kucağından indiği ilk anda sessizliğini saniyeler içinde bozdu. "Bunu neden yapıyorsun?"diye sordu. "Sürekli aklımı karıştırıyor orada bir bilinmezlik yaratıyorsun. Aklımla dalga geçiyorsun." Genç kızın sesi sonlara doğru isyan edermiş gibi çıktığında Arel masada gördüğü her iki kutuyu da alıp şifacıya uzattı. "Uyumadan önce kullan."diyerek usulca yutkundu. Genç kız Arel'in uzattığı her iki kutuyu da elinin tersiyle itti. "Neden?"diye sordu bir kez daha. "Bana seslendiğin o isim.. Lavinya. Ardından eklediğin Ekiz soy ismi. Tüm bunlar ne demek oluyor? Benim hakkımda ne biliyorsun sen?" "Hiç bir şey.." "İnanmıyorum." Sakin kalmak adına derin bir nefes aldı Arel. "Neye inanıp inanmadığınla ilgilenmiyorum."diye tersledi ardından. "Önce ortaya bir laf atıp sonra hiç bir açıklama yapmadan kaçamazsın." "Yalnızca korkaklar kaçar şifacı, ben kaçmıyorum sadece umursamıyorum."diye karşılık veren Arel kurduğu son cümlesiyle adımlarını kapıya doğru yöneltmişti ki genç kız zor da olsa ani bir hamleyle ayağa kalkıp oda kapısının önüne geçerek Arel'in gitmesini durdurdu. Hem hissettiği acı hem de kalbinin ortasındaki boşluğun bedenine yüklediği ağırlıktan dolayı kendiliğinden dolan gözlerini Arel'in kahvelerine sabitlediğinde usulca yutkundu. "Korkaksın,"diye fısıldadı oldukça güçsüz çıkan sesiyle. "Önce kendinden sonra da sana sorduğum sorulardan kaçacak kadar korkaksın." Arel aniden çatılan kaşlarıyla karşısındaki genç kızın yüzünü inceledi. Ardından "Ne bilmek istiyorsun?"diye sordu. Yüzündeki öfkeli ifade sesine de yansımıştı. "Benim hakkımda ne bildiğini bilmek istiyorum. Lavinya Ekizin ne anlama geldiğini öğrenmek istiyorum." Bakışlarını kaçırarak içli bir nefes aldı Arel. Bir süre sessiz kaldıktan sonra şifacıya gerçek bir açıklama yapmak için dudaklarını araladı. "Lavinya Ekiz.."dedi. "Senin kimliğin. Benim sana verdiğim kimliğin. Kullanıp kullanmamak sana kalmış. Bunu bana yaptığın son iyiliğin karşılığı olarak gör. Bu da benim sana ilk ve son kez yaptığım en büyük iyiliğim." Arel'in yaptığı açıklamayla kapının önünden çekilen genç kız bir süre afalladı. "Bu kadar mı?"diye sordu derin bir nefes vererek. Başını evet anlamında sallayan Arel son kez genç kıza bakıp hemen önünde durduğu kapıyı açtı. Ve aklına gelen son şeyle şifacıya döndü tekrar. "Bilgenin verdiği ilaçları kullanmayı ihmal etme. Zaten senin bu halde olmanın sebebi olarak beni görüyor. Daha fazla üstüme gelmesini istemiyorum."dedi ve hızla ayrıldı genç kızın odasından. Arel'in gidişi ardından biraz önce söylediklerini sorgulamaya başlamak isteyen şifacı bir kez daha aniden açılan kapısıyla bocaladı. Hemen karşısında duran Arel'in annesi Harla Hanımı gördüğünde usulca yutkundu ve ayağa kalktı. Bu gecenin sorunsuz bitmeyeceğine kendini inandırdığında az sonra başına gelecekler için derin bir nefes aldı. Asıl gece şimdi başlıyordu onun için.. Bölüm sonu..? Diğer bölümde görüşmek üzere..?
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD