5 -

1507 Words
Devran'la her ne kadar daha yakın olsalarda hâlâ kurallar vardı. Sürekli tekrar eden bir rutin. Devran zamanının çoğunu çalışarak geçirdiği için adamın yüzünü neredeyse hiç göremiyor ve ben çağırmadan odama gelme dediği için yanını da gidemiyordu. İşaret dilini artık tamamen öğrenmişti ama konuşamıyordu ki onunla. O olayın üstünden bir hafta geçmişti ve artık konaktakiler Agit'e korkarak yaklaşıyorlardı. O bilmese de ona yaklaşan adamın infazını Devran'ın verdiğini bilmeyen yoktu ve Şiyar da ortadan bir anda kaybolmuştu. Bu yüzden Agit'in her ne yaptıysa da Devran Ağa'nın iplerini eline geçirdiğini düşünüyorlardı. Ki bunu Afşin bile dile getiriyordu. "Şşş güzel oğlan, ağaya ne yaptın da ağzının içine bakıyor?" Agit onun için akşam yemeğini kendi hazırladığı mutfakta bilmiyorum der gibi dudaklarını büzdü. "Abla ben bir şey yapmadım ki." Ona inanmayan kadınlar korksalar da en azından ona yakın olurlarsa başlarına bir şey gelmez düşüncesiyle anlaşmaya karar vermişler. "Hadi hadi kandırma bizi, giyinip kuşanmaya da başladın." Artık daha rahat istediğini giyen genç sabah giydiği çiçekli uzun gömleğine bakarak "Ne var ki giydiğimde" dedi masada oturan Afşin'e dönüp "Abla olmamış mı bu?" diye sordu. Afşin kıkırdayarak "Olmaz olur mu güzel oğlan, şu fiziğe ne giysen olur" deyince genç utanarak işine döndü. Mutfağa giren Zelal Hanım'ın "Semer misali" diyerek laf çarparak masadaki sarmalardan bir iki tane ağzına atıp mutfaktan çıkmasına ise yüzü düştü. Afşin oturduğu sedirden ayaklanıp "Bakma sen Zelal Hanım'a, yediremedi oğlunu kaptırmayı" diyerek gencin yanına gitti ama Zilan'ın "Duymasın hanımın" deyince omuz silkti. "Duyarsa duysun, her gün şu çocuğun gözlerini doldurduğu yetmedi mi?" Agit hızla "Yok abla öyle bir şey" dese de Afşin ona hafifçe omuz atarak "Korkma oğlan, asıl o senden korksun artık" deyince Agit cevap vermedi. Elbette Devran'ın annesine saygısızlık edecek değildi. Her fırsat bulduğunda ettiği laflar ağrına gidiyordu, Devran bir şey diyen olursa bana söyle demişti ama annesinin dediklerini oğluna yetiştirecek değildi. Mutfağa giren hanımağa ile herkes sus pus olurken o Agit'e dönüp "Gel hele benimle güzel oğlan" deyince elindeki işi bırakıp "Abla ben gelince devam ederim, ellemeyin" diyerek mutfaktan çıkan kadını takip etti. Yine bahçeye çıkacaklarını zannederken kadın onu kendi odasına götürüp içeri girmesini işaret ederek kapıyı kapattı. Agit elleri önünde gösterilen sedire oturunca yanına oturan yaşlı kadın başını eğen gence baktı. Sonra da küçük elini tutup sakin bir sesle konuştu. "Güzel oğlan, de bakayım sen bana Devran'ıma ne ettin sen?" Agit korkuyla yaşlı kadına dönüp "Ben bir şey etmedim hanımağam, valla bir şey etmedim" deyince yaşlı kadın onun masum savunmasına gülümseyerek "Etmişsin etmişsin, benim tanıdığım torunum eşimin dediği benim emrimdir demez" dediğinde o akşam masada olanları hatırlayan genç başını eğdi. "Ben desin demedim yemin ederim. Bunu diyeceğini bilmiyorum." Yaşlı kadın doğru söylediğini anladığı gencin sırtını sıvazlayarak "Sen ettin demedim oğlum, Devran'ımın gönlünü mü çeldin yoksa" dediğinde ise Agit iyice utanarak başını daha da eğdi. "Bilmiyorum ki." Hanımağa böyle olmayacak diye düşünerek asıl konuya girdi. "Devran koynuna aldı mı seni, dokundu mu?" Agit artık kıpkırmızı olarak terleyen ellerini pantolona sildi. Gömleğinin eteklerini sıkarak ne diyeceğini düşündü ama aklına yine kurallar gelince yutkunarak başını eğmekle yetindi. Cevabını alan kadın ise anlayışlı bir baş sallamayla "Anlaşıldı" demekle yetindi. Ama oğlanın da bilmesi için daha kısık sesle "Devran'ım sevemediğine dokunmaz, Züleyha'yı hiç sevmedi, istemedi de. Anası olacak aldı getirdi konağa, gir koynuna ama çocuk doğurmayacaksın yoksa evden atarım dedi." Agit duyduklarıyla hem şaşırmış hem de üzülmüştü. Devran sevemediğine dokunmuyorsa o zaman onu da sevmiyordu. Yaşlı kadın ise gayri ihtiyari iç çekerek "Çocuğu olsun istemiyorlar torunumun, miras ona kalacak diye ödü kopuyor hepsinin" dediğinde Agit dudak büzerek "O yüzden mi beni aldılar?" diye sordu. Doktora gittiklerinde Agit için doğurma şansı var ama çok zor demişlerdi. Anne karnında ölüm ya da düşük riski olur dediklerinde Zelal Hanım pek sevinmişti. Agit ise o an doğurabileceğini bile düşünmemişti ama şimdi neden seçildiğini daha iyi anlıyordu. Gözleri dolu dolu yaşlı kadından bir cevap gelmeyince oturduğu yerden kalkıp "Ben gideyim hanımağam, yemek saati yaklaşıyor" diyerek yorgunca baş sallayan kadınla odadan çıktı. Mutfağa geri döndüğünde dakikalar önceki neşesi tuzla buz olan genç yapacağı yemeğe odaklanıp ses çıkarmadan tepsiyi hatırlayıp üst kata çıktı. Devran'ın çalışma odasına girdiğinde de ses çıkarmadan tepsiyi yemek masasına koyup kapıya yöneldi. Yemek için çalışma masasından ayrılan Devran ise onu kapıyı açarken görünce kaşlarını çattı. Ağladı ağlayacak olan genç kendi odasına geçerken telefonun sesiyle durdu ve cebinden çıkarıp mesajı okudu. Devran : Yemeğini yedin mi? Hızlı hızlı - Hayır - diye cevap yazıp odasına girdi. Saniyeler sonra gelen mesajla burnunu çekti. Devran : Afşin'e söyle yemeğini benim odama getirsin. Birlikte yiyelim. Tam mesajı açıp cevap yazacakken bir mesaj daha geldi. Devran : Eğer istersen tabi Agit akmak üzere göz yaşlarını eliyle yelpaze yaparak geri çekip büzdüğü dudaklarıyla cevap yazdı. Agit : İsterim Odasından çıkıp hevesli görünmemesi için atmaya çalıştığı adımlarla alt kata inip mutfağa girdi. "Afşin abla.." devam edemeden elinde tepsiyle sırıtarak ona bakan kadın "Emir büyük yerden geldi güzel oğlan, hadi koş bakayım odaya" dediğinde Agit bu defa gizlemek istemediği neşesiyle ve onu izleyen ev ahalisinin göz hapsinde üst katın merdivenlerini çıkmaya başladı. Devran'ın odasına girdiğinde ise onu masada bekleyen adamın yanındaki sandalyeye oturup "Söyledim, getiriyor" dedi ve tıklatılan kapıya koşup imalı imalı gülen kadının elinden tepsiyi alıp masaya döndü. Onun neşesini saklayamayan yüzü ve ışık saçarak parlayan gözlerini izleyen Devran gülerek başını iki yana sallayıp yemeğine başladı ama sürekli yaptığı yemeği nasıl yaptığını anlatan Agit'in heyecanlı sesiyle daha çok ruhu doymuştu. Fakat Agit aklına gelen şeyle yüzü düşüp yemeğiyle oynamaya başladığında Devran'ın metalik sesi ile irkildi. "Ne oldu?" Devran onun korktuğunu düşünerek başını diğer tarafa çevirirken Agit aslında canı acıyacak diye korkuyordu. "Acıdı mı hı, suyunu doldurayım bekle" diyerek sandalyesinden fırlayıp masanın diğer köşesindeki sülahiden bardağa su doldurdu ve geri dönüp Devran'ın tepsisine koydu. "İçebilirsin, önce hep ben bakıyorum tadına, kötü değil." Devran önce bardaktaki suya sonra ona endişeyle bakan gencin gözlerine bakıp fısıltılı bir sesle "Masumsun" diyerek bardaktaki suyu başına dikti. Agit ne dediğini pek anlamasa da suyu içtiği için rahatlamıştı. Yemeklerini bitirdiklerinde Agit mutfağa dönüp Devran için ıhlamur kaynatarak tekrar odaya girdi ve çalışma masasında bulduğu adamın önüne çayı koyup "Boğazın ağrır, ıhlamur kaynattım" diyerek masadan uzaklaştı, odadan çıkışına yöneldiğinde duyduğu sesle yürümeyi kesti. "Gitme." Hemen geri dönüp ıhlamurdan bir yudum alan adamla rahat bir nefes verdi ve ellerini hareket ettirerek "Konuşursan acıyor, konuşma. Çayını iç, böyle konuş" diyerek işaret diliyle devam etmesini istedi. Devran ise gülerek aynı şekilde parmaklarını hareket ettirerek onun hiç beklemediği bir cümleyi gösterdi. - Kocanı mı azarlıyorsun sen? - Agit şokla gözlerini kocaman açıp hemen - Hayır azarlamadım - diye gösterdi. Esmer adamın kaşlarıyla oturmasını işaret ettiği koltuğa oturunca bu defa tahmin ettiği o soruyu aldı. - Bir şey mi oldu? - Agit önce omuz silkti sonra da dudak büzerek parmaklarının hareketine bıraktı kendisini. - Ben bir şeyler öğrendim - Devran devam etmesi için başını salladığında ise derin bir nefes verip madem konuşarak söyleyemiyorsa işaret diliyle anlatırdı derdini. - Beni neden seçtiğini anladım. Çocuk istemedin, kadın istemedin - Bir kaç saniye durup artık ne olacaksa olsun deyip devam etti. - Dokunmak istemedin. Çünkü kimseyi sevemedin. Onu da sevmedin,kaçmasına kızmadın. Ben bu yüzden burdayım değil mi? - Devran ellerini kucağına indiren gençle sakin bir nefes verdi. Bu kez o ellerini kaldırıp ona sorgular gibi bakan gence cevap verdi. - Eğer sen o adamla kaçsaydın kızardım - Agit kaşlarını çatarak hızlıca - Kaçmazdım - diye gösterdiğinde Devran gülümseyerek başını salladı - Biliyorum - Sonunda onunla daha rahat iletişim kuran Agit akomdaki soruları sormak için yeniden hareketlendi. - Nasıl biliyorsun? - Devran ise onun bir şeyleri öğrenmek istediğini anlamıştı. Bu yüzden de o aklındaki soruyu sordu. - Beni sevdin mi? - Agit gördüğü soruyla utanarak başını eğdi ama şimdi utanma sırası değil diye düşünerek cevap vermek için yine ellerinin hareketine bıraktı. - Sen iyi birisin. Bana iyi davranıyorsun. Gülünce daha yakışıklı oluyorsun. Sesini de duymak istiyorum ama canın acır diye korkuyorum. Beni koruyorsun... - - Ama kuralların var. Beni eş olarak istemiyorsun. Biliyorum - Devran masasının çekmecesindeki kağıdı çıkarıp masaya koyarak sordu. - Hangi kuralı silmek istiyorsun. Göster - Agit çekinerek alt dudağını ısırıp ofladı ve kalemi alarak önüne uzatılan kağıttaki kurallar yazan maddelere baktı ve en istemediği maddeyi seçerek üstünü çizdi. 8. Asla fiziksel temasta bulunulmayacak, ayrı odalarda kalınacak. Devran üzeri çizilen maddeyi görünce kaşlarını çatarak sakallı çenesini sıvazladı. Agit'in sesli bir şekilde "Anladım, ben fazla istedim galiba" deyip çekinerek ayağa kalkmasını izledi. "Allah rahatlık versin, iyi geceler" diyerek uzaklaşan gençle parmaklarını masaya vurup dikkatini çekti. Agit ona dönüp omuz silkerek "Kusura bakma, ben abarttım" demesiyle başını iki yana salladı ve parmaklıklarıyla düşündüğü cümleyi kurdu. - Sana istediğini veremem - Agit ise kırgın bir nefes vererek sordu. - Ne istediğimi biliyor musun? - Devran tahmin ettiği şeyi söyleyeceğini bilse de naşomk iki yana sallayınca Agit de dudaklarını büzdü ve son kez içinden geçeni söyledi. - Sana istediğim zaman sarılmak istiyorum - Esmer beklemediği istekle şaşırarak kaşlarını kaldırdı. - Bu kadar mı? - Agit de başını sallayarak - Daha fazlasını istemeye hakkım yok ki, neden burda olduğumu biliyorum - dediğinde Devran'ın açtığı kollarıyla şaşırdı ama bir daha bu fırsatı bulamayacağını düşünerek yanına gidip ona sarıldı. Başını onun omzuna koyduğunda gözlerinden yaşlar süzüleceğini bilmiyordu, bedenini saran kollarla aslında onu çokta sevdiğini de bilmiyordu, en önemlisi de onun tarafından saçlarının okşanarak sevileceğini bilmiyordu.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD