İçinde yaşamak zorunda kaldığı bu gösterişli ev, çoğu kişinin hayallerinde yaşattığı güzelliğin ve lüksün neredeyse tamamını kendinde toplamıştı ama, Elif için tam teçhizatlı bir hapishaneden farksız olmuştu. Bıkkındı, yorgundu, tatsızdı ve hayallerini kaybetmişti. İnsana umut veren yarının beklentisi uçup gitmişti. Mutsuz bir halde ne olduğunu bilemediği bir sonu bekliyordu beklemesine de bu iyi sonuçlanacak bir nihayet değildi. Deyim yerindeyse ölmeden yaşamdan elini eteğini çekmişti. Konuşmak bile artık gereksiz olmuştu. Karşısındakiler kendini dinlemedikten, anlamadıktan sonra bir şeyleri söylemeye çalışmanın faydası da yoktu. Uzun yılların elinde hırpalanmış gibi bitkin hissediyordu. Günlerdir odasına kapanmıştı. Gözleri kapalı, kendini dinleyerek yatağından çıkmıyordu. Yüzü ince

