Elina orman yoluna saptığında, trenin tıngırtısı hâlâ kulağında çınlıyordu. İstasyondan uzaklaştıkça, etrafını saran sessizlik bir huzur değil, kalbinin içindeki çalkantıya ayna tutuyordu. Üzerindeki bol erkek kıyafetleri, kalbindeki heyecanı saklamaya yetmiyordu. Cebine iliştirilmiş, ince krem rengi bir kağıda uzandı. Lucas’ın eliyle yazılmış ismini görmek, kalp atışlarını hızlandırdı. Elina bir ağaç gövdesine sırtını yasladı, zarfa parmaklarını yavaşça doladı ve dikkatlice açtı. İçinden Lucas’ın zarif, hafif eğimli harfleriyle yazılmış satırlar çıktı. Kağıdın kenarları düzgün, ancak üstü silik parmak izleriyle lekelenmişti — belki Lucas birkaç kez okumuş, belki de yazarken elleri titremişti. Mektubu açtı, ve yavaşça sesli okudu: Sevgili Elina, Bu satırları yazarken trenin kalkmasına

