Buca’nın Gözyaşları ve Durmuş Bir Zaman

570 Words
​Hande, Burak’ın evinden fırladığında ne yöne gittiğini bilmiyordu. Hıçkırıkları yağmur sesine karışıyor, "Yürüyen bir felaketsin!" sözleri kulaklarında yankılanıyordu. Görüşü yaştan ve yağmurdan bulanmıştı. Şirinyer’in o meşhur kalabalık kavşağına geldiğinde, sadece uzaklaşmak istiyordu. 🏃‍♀️💧 ​🌪️ O Korkunç An ​Tam o sırada, Buca yokuşundan aşağı freni patlamış bir kamyonet hızla geliyordu. Hande, dünyadan kopmuş bir halde yola adımını attı. ​FREN SESİ... KÜT! 💥 ​Hande’nin narin bedeni havada savrulup metrelerce uzağa, o sert asfaltın üzerine düştü. Az önce neşeyle koşan o kız, şimdi yağmur sularının içinde hareketsiz yatıyordu. Çevreden çığlıklar yükseldi: "Doktor çağırın! Ambulans!" 🚑😱 ​🧊 Burak’ın Yıkılışı ​Burak, evde Hande’nin yere fırlattığı önlüğe bakarken içindeki öfke yerini devasa bir boşluğa bırakmıştı. "Hata yaptım," diye fısıldadı kendi kendine. "Onu çok kırdım." ​Tam o sırada Mert’ten bir telefon geldi. Sesi titriyordu: "Burak... Çabuk hastaneye gel. Acil girişine bir vaka geliyor... Hande. Durumu çok ağır." ​Burak’ın elindeki telefon yere düştü. Siyah gözleri dehşetle büyüdü. Hayatı boyunca binlerce hastaya müdahale etmiş o soğukkanlı cerrah, ilk kez dizlerinin bağının çözüldüğünü hissetti. Arabasına nasıl bindiğini, Buca sokaklarını nasıl geçtiğini hatırlamıyordu. 🏎️💨 ​🏥 Ameliyathane Soğukluğu: "Uyan Işık!" Hastaneye girdiğinde sedyenin üzerindeki o kanlar içindeki kızı gördü. O neşeli, lila elbiseli, susam kokan Hande gitmiş; yerine bembeyaz bir gölge gelmişti. ​Burak hemen önlüğünü giydi, elleri titreyerek eldivenlerini taktı. "Ben gireceğim ameliyata! Ben!" diye bağırdı. ​Mert onu durdurmaya çalıştı: "Burak, bu halde giremezsin, etik değil!" ​"O BENİM ASİSTANIM! O BENİM HER ŞEYİM!" diye kükredi Burak. 👿🔥 ​Ameliyat sırasında cihazlardan gelen o düzenli "biip" sesi bir anda değişti. Uzun, düz bir ses yankılandı: BİİİİİİİİİİİİİİİİİP... 📉🚫 ​Mert acı içinde bağırdı: "Kalbi durdu! Nabız yok! Burak, kalbi durdu!" ​😭 Burak’ın Pişmanlığı ve Feryadı ​Burak donup kaldı. Zaman durdu. Dünyanın en iyi cerrahı olduğunu iddia eden adam, sevdiği kızın durmuş kalbi karşısında çaresizdi. Hemen elektroşoku eline aldı. ​"Yükle! 200 Joul! Bas!" ⚡️ ​Vücut sarsıldı ama o çizgi düzelmedi. ​"Yükle! 300! Hande, sakın beni bırakma!" ​Burak, cihazları kenara itip elleriyle kalp masajı yapmaya başladı. Gözlerinden yaşlar süzülürken, o sert adamdan eser kalmamıştı. Siyah gözleri kıpkırmızıydı, hıçkıra hıçkıra ağlıyordu. 😭😭😭 ​"ÖZÜR DİLERİM!" diye bağırdı Hande’nin göğsüne bastırırken. "Sana söylediklerim için özür dilerim! Sen felaket değilsin, sen benim karanlık dünyamdaki tek ışıksın! Lütfen uyan... Lütfen! İstediğin kadar vazo kır, istediğin kadar dosya yak... Hepsini ellerimle yaparım ama yeter ki nefes al! Buca sensiz çok sessiz Hande... Ben sensiz hiçbir şeyim!" 💔🙏 ​Burak’ın gözyaşları Hande’nin yüzüne damlıyordu. Hastanedeki herkes, o buz adamın ilk kez bir çocuk gibi hıçkırarak ağlamasına şahit oluyordu. ​"Yalvarırım... Bir şans daha..." dedi sesi fısıltıya dönüşürken. Başını Hande’nin göğsüne koydu. Tam o anda... ​Bip... Bip... Bip... 💓 ​Zayıf bir sinyal. Çok zayıf ama bir yaşam belirtisi. ​🌙 Uzun Bir Bekleyiş ​Saatler sonra Hande yoğun bakıma alındı. Burak, kapının önündeki soğuk sandalyeye çökmüştü. Üzerindeki önlük hala Hande’nin kanıyla lekelenmişti ama o bunu umursamıyordu. Münevver Hanım ve Mert yanına geldi. ​Burak başını kaldırmadı bile. "Ona çok kötü bağırdım anne," dedi hıçkırarak. "Son sözlerim ona bir canavar gibiydi. Eğer uyanmazsa, ben kendimi asla affetmeyeceğim." ​Mert, arkadaşının omzuna elini koydu. "O inatçıdır Burak. Buca’nın yokuşlarını tırmanan kız, bu savaşı da kazanır. Bekleyeceğiz." 🏥🕰️ Burak, gece boyu camın arkasından Hande’yi izledi. İçinden binlerce kez dua etti: "Söz veriyorum Işık... Eğer uyanırsan, her gün sana boyoz alacağım. Her gün senin sakarlıklarına güleceğim. Yeter ki o güzel gözlerini aç..." 🌙✨
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD