Vizit sırasında Burak, hastanın tahlillerini sorarken Hande dosyaları birbirine karıştırdı. "Şey... Buradaki amcanın kolesterolü yüksek çıkmış ama bence sebebi Buca pazarındaki o yağlı peynirler! Doktor Bey, amcaya kızmayın, o peynirler çok lezzetli!" 🧀👴
Burak sabır çekerek siyah gözlerini yumdu. Hastanedeki diğer doktorlar bıyık altından gülerken, Burak hastanın yanına eğildi. "Beyefendi, asistanımın kusuruna bakmayın. Kendisi tıp fakültesini değil, sanırım 'nasıl kaos çıkarılır' fakültesini bitirmiş."
Ancak tam odadan çıkarken, hastanın yaşlı eşi Hande’nin elini tuttu. "Kızım, sabah bana bir çiçek getirdin ya, günüm aydınlandı. Allah senden razı olsun."
Burak kapının eşiğinde durdu. Hande’nin o sakarlığının arkasındaki kocaman kalbi ilk kez görmeye başlıyordu. Ama tabii ki bunu asla itiraf etmeyecekti. 🧊
🌙 Akşam Çıkışı: Şirinyer’de Bir Tesadüf
Mesai bitiminde Burak, yorgun argın arabasına binerken Hande’yi durakta beklerken gördü. Hava kararmış, Buca’nın serinliği çökmüştü. 🌙✨
Burak arabayı yavaşça yanına yaklaştırdı. Camı indirdi. "Bin şu arabaya Işık. Seni bu sakarlıkla eve sağ salim bırakmazsam, yarın hastanede kesin bir yangın çıkarırsın."
Hande sevinçle arabaya bindi. "Gerçekten mi? Ay Burak Bey, çok kibarsınız! Şirinyer pazarının oraya bıraksanız yeter, anneme boyoz almam lazım!"
Burak sadece içini çekti. Ama o akşam, Buca’nın ışıkları altında, Burak Saygıner’in o sert kalbi, Hande’nin neşeli kahkahalarıyla biraz daha ısınmaya başlamıştı... ❤️🏥