8 sekiz sene önce
"İlk tanışma"
Başım hala zonklamaya devam ediyordu. Dün yirminci yaş günümü kutlamıştım. Üniversiteden bazı arkadaşlarımı ve liseden birkaç arkadaşımı davet ederek küçük bir parti vermiştim. Niyetimde küçük bir parti vardı aslında ama arkadaşlar işe alkolü katınca parti sabahın dördüne kadar devam etmişti. Şimdide kantinde en yakın arkadaşlarımdan biri olan Yade'nin konuşmalarını dinlemek zorundaydım.
Yade pembe rujlu dudaklarını bükerek konuşuyordu "Bu çok heyecanlı olacak! Sana diyorum Sedef! Katılacaksın değil mi?"
"Neden bahsediyorsun?"
"Of ya sen beni dinliyor musun hiç?" Yade sinirle saçlarını savurdu. Diğer arkadaşım Esma hafiften kıkırdayarak "Bu gün akşam üniversitenin en havalı çocuklarından biri olan Said Aksoy bir parti veriyor. Yade yarım saattir ondan bahsediyordu," diye açıklamada bulundu.
"Ee bundan bize ne?"
"Nasıl bize ne? Çocuk bizide davet etti!"
Yüzümü buruşturarak Esma'ya baktım. Esma başını sallayarak "Doğru söylüyor," dedi "Her nasılsa o çocuk bizi de davet etti. Gitmemek oldukça kaba bir hareket olur."
"Çocukla aynı üniversiteye gitmek dışında başka bir ortak noktamız yok diye biliyordum."
"Kimin umurunda! Duyduğuma göre Said'in arkadaşlarıda orada olacakmış. Hani bu sene yeni gelen yüksek öğrenim okuyan yakışıklı gençler var ya! Onlar da orada olacak!"
"Hmmm," diye tepki verebildim sadece. Yade bu tür şeylere acayip hevesli bir kızdı.
"Ne hmmmsi Sedef ya! Akşam gidiyoruz," Yade etli dudaklarını tekrar büzmüştü "Tamam mı Esma sende geleceksin!"
Esma'nın "Eğer izin alabilirsem bakarız," demesiyle şimdi Yade ona sinirlenmeye başlamıştı.
Yade rahat bir kişilikti. Annesini küçük yaşta kaybetmişti ve babası zengin bir iş adamıydı. Küçük kızını gül bebek el bebek yetiştirerek fazlasıyla şımartmıştı. O yüzden bizim tutucu ailelerimizi anlayamıyordu.
Akşam; sonunda Yade'nin ısrarlarıyla hepimiz Said Aksoy'un yalısında bulmuştuk kendimizi. Kabul etmeliydimki çocuk baya zengindi. Üniversitenin en havalı çocuklarının hepsini davet etmişti.
Ben üzerime her zamanki gibi rahat bir şeyler giymeyi tercih etmiştim. Böyle bir ortamda bulunacağımı sanmıyordum. Yade'nın şık mini etek kırmızı elbisesine tezat ben rahat, biraz ev hanımı tarzında beyaz yazlık bir elbise giymiştim. Nisan ayının ortalarındaydık. Havalar artık sıcaktı neredeyse. Esma da gelmişti bu gece. O bile çok şık ve şirin olmuştu. Harika uzun bacaklarını saran dar siyah bir kot pantolon giymişti. Çimen yeşili gözleriyle harika görünüyordu.
Arkadaşlarım gülüp eğlenirken benim hala kafam zonkluyordu. Dünden beri böyleydim. Normalde birkaç gün önce regl olmam gerekiyordu ama gecikmişti ve bu gün başlamıştı. Bu yüzden olmalıydı bu baş ağrısı. Kadın olmaktan bazen gerçekten nefret ediyordum. Erkeklerin böyle sorunları olmuyordu. Heriflerin en büyük sorunu bazen mastürbasyon yapmak zorunda kalmalarıydı bence.
Kızlara biraz hava almak istediğimi söyleyerek bahçeye çıktım. Yüksek müzik sesi beni rahatsız ediyordu. Arka bahçede bulunan bazı ağaçların arkasına geçerek "Oh dünya varmış! Boktan şarkıları yüzünden kafam patlayacaktı!" dedim kendi kendime.
Biri benim sesimi duymuş olmalıki karanlığın içinde tıslama şeklinde gülümseyerek "O sikik şarkılar her insanın kafasını patlatabilir bence" dedi.
İrkilmiştim. Karanlığa bakınca uzun boylu bir gencin sigara içmekte olduğunu fark ettim. Etraf oldukça karanlık olduğundan yüzünü ayırt edememiştim.
Bu da kimdi be? Sesimi çıkarmadım ve görmezden geldim.
Çocuk her kimse sigarasından büyük bir duman çekerek üflemişti sonrada rahat ses tonuyla "Sigara için mi geldin?" diye sordu.
"Affedersin ne?"
Çocuk tekrar alayla gülümsedi. (bunu karanlık yüzünden yüzünü göremesem de hissedebiliyordum) "Beni duydun."
"O zamam seni görmezden geldiğimi de anlamış olmasın zeki çocuk."
Tekrar alayla güldüğünde nedense kalbim hızlandı. Piç herifin sesi seksiydi. "Karanlık kuytu bir köşeye geliyorsan iki nedenin vardır külkedisi," dedi lakayt bir tavırla.
"Ya öyle mi?" Onu alaya almam onun pek umurunda değildi.
"Bir; ya sigara içmek için geliyorsun," o sırada elinde ki sigarasını göstererek bir duman üfledi, büyük pencerelerden ara sıra dışarıya sızan ışıklar sayesinde onun bazı hareketlerini ayırt edebiliyordum. "İki; ya da sevgilinle kaçamak yapmak için. Bilirsin salyalarla dolu şu fransız öpücüğünü gerçekleştirmek için karanlık kuytu bir köşeyi tercih ederler genellikle."
Yüzümü buruşturdum. Zaten midem bulanıyordu birde çocuğun söyledikleri ben de kusma hissi yaratmıştı. "Iyy bu iğrenç!"
"Sigara mı ya da salyalarla dolu fransız öpücüğü mü?" alayla sormuştu bunu "Bence ikisi de fena değil. Sadece ikisi de kaliteli olmalı o kadar."
"Hayır," dedim biraz sinirle "İğrenç olan sensin bence."
"Hmmmm," dedi uzun bir şekilde tekrar sigarasından bir duman üfleyerek "Olabilir. Ee şimdi söylemeyecek misin? Hangi sebepten dolayı bu kuytu köşeye geldin?"
"Sana ne bundan?"
Çocuk aşırı mı meraklıydı ya? Sesinin kendinden emin çıkması ve erkeksi olması benim sinirime dokunmaya başlamıştı. Ve hala çocuğun yüzünü karanlık yüzünden görememiştim. Sadece fazlasıyla uzun olduğunu ve Adonis'i bile kıskandıracak kadar erkeksi seksi bir sese sahip olduğunu fark edebilmiştim.
"Sadece merak külkedisi. Sigara içeçeksen sorun olmaz ama eğer sevgilini bekliyorsan sizi yalnız bırakmam daha uygun olur."
"Bu kadar uygar biri olmanı beklemiyordum."
Aniden bedenim ürperdi. Sanki birinin yakıcı bakışları üzerimde geziniyordu. Tüylerim diken diken oldu. "Eğer o adam ben olsaydım aynı şeyi bende isterdim," dedi aniden. Sesi fazlasıyla tehlikeli çıkmıştı. Sonra aniden alay ederek "Güzel bir kızla yalnız kalmak daha fazla şey yapabilmek demek," dedi. "Fransız öpücüğü gibi..."
Siktir! Bir an için, sadece bir an için yüzünü dahi görmediğim bir adamla öpüştüğümü hayal etmek kendimden tiksinmeme neden olmuştu. Başımı iki yana sallamamak için büyük bir güç sarf ettim. "Erkekler ve onların ilkel davranışları..." Sesimin normal çıktığı için Tanrı'ya şükrettim.
Çocuk sessizce gülmüştü. "Güzel bir sevgilisi olan her erkek kadınını kıskanır."
"Düzeltiyorum; Özgüveni sıfır, toksik davranışlara sahip, bitik her bir erkek demek istedin sanırım."
Birkaç saniye sessizlik oldu. İçimden bir ses onun benim yüzümü incelediğini söylüyordu. "Yanılıyorsun," dedi sonunda. "Maskülen enerjisi yüksek bir erkek bile sevdiği kadını diğer erkeklerden kıskanır. Çünkü biz erkekler bir başka erkeğin ne düşündüğünü biliriz. Burada kadının bizi aldatacağını düşündüğümüzden ya da ona güvenmediğimizden değil kıskançlığımız. Sadece çok sevdiğimiz biz kadına bakan erkeklerin boktan gözlerini oymak arzumuzu kıskançlığımızın ardına saklıyoruz."
Ona ağzım açık bir halde bakakalmıştım. "Ne o psikoloji falan mı okuyorsun? Hemcinslerini baya korumaya yöneliksin."
"Hayatın gerçeklerini söylemem beni psikolog yapmıyor külkedisi. Ee hâlâ söylemedin?"
"Neyi?"
"Sevgilini mi bekliyorsun külkedisi?"
"Sevgilim yok benim," neden bilmiyorum ama aniden ona sevgilimin olmadığı gerçeğini söylemiştim "Ve bana iki de bir de külkedisi deme. Benim bir adım var!"
Çocuk tekrar sigarasından uzun bir nefes içine çekmişti. Genelde böyle durumlarda karşı taraf kızın adını sorması gerekmiyor muydu? Niye bu herif benim adımı sormuyordu?
"Peki niye buradasın?"
"Seni ilgilendirmez. Seni tanımıyorum bile!"
"Burada çok fazla alkollü gencin olduğunu görmüyorsun sanırım. Senin gibi bir kızın..." o an bana baktığını hissetmiştim. Lanet olsun ışığın altında kalan bacaklarıma bakıyordu. Resmen bacaklarım karıncalanıyordu. "... başına belayı olmayı severler," diye yarım kalan cümlesini tamamladı.
"Sadece midem bulandı. Temiz hava almak için çıkmıştım," sesim bir öncekiden zayıf çıkmıştı. Ve ben neden bu salak herife açıklama yapıyordum.
"Hamile misin?"
"Ne?"
"Midenin bulandığını söyleyen sensin?"
"Bundan bunu mu çıkardın gerçekten?" Şok içerisindeydim "Hamile bile olsam adını sanını bilmediğim bir herife bir şey açıklamak zorunda değilim!"
Çocuk küçük bir kahkaha atmıştı "Baya hırçınsın küçük kız," dedi.
"Bir kıza herifin biri hamilemisin diye sorunca o kızın doğal olarak verebileceği tepkiyi veriyorum."
"Anladım hırçın kız," çocuğun hala sırıttığına yemin edebilirdim "Hala söylemedin. Hamile misin?"
"Tanrım! Bela mısın ya sen?"
"Verdiğin tepkiden dolayı doğru tespit yaptığımı var saymaya başlıyorum."
"Ukalanın önde gidenisin! Hayır hamile değilim! Bilirsin kadınlarda her ay olur ya regl diye bir şey! O sorunum var Bay Meraklı!"
Çocuk bana uzun süre baktı. Sonra kalın erkeksi sesiyle "Az önce adını sanını bilmediğin herife bir şey açıklamak zorunda değilim diyordun," dedi kendini beğenmiş ses tonuyla.
Ağzım açık kalmıştı resmen. Herifteki kibir bütün dünya nüfusundaki insanlara yeterdi. "Biliyor musun doğruyu söylüyorsun. Burada seninle konuşan da kabahat zaten Bay Ego Manyak!"
"Bay Meraklıdan Bay Ego Manyağa terfiye ettim."
"Ayrıca götün tekisin gibime geldi."
Çocuk birden kahkaha atmıştı. Büyük içten bir kahkahaydı bu. Ve neden bilmiyorum ama kahkahası içimi ısıtmıştı.
"Götün teki olduğum bazen söylenir," dedi hafif alayla.
"O zaman on ikiden vurmuşum."
"Kadınlar benim gibi götün teki olanlardan hoşlanıyor ama. Bilirsin yatakta iyi performans sergileriz."
"Bir tanıya daha vardım. Ayrıca koca bir pisliksin," o sırada telefonum çalmaya başlamıştı. Arayan Yade'ydi. Cevap verdim. Benim nerede olduğumu merak etmişti. "-Arka bahçedeyim Yade. -Hayır iyiyim. -Tamam geliyorum bizardan." Telefonu kapatınca karanlığa baktım. Çocuk hala orada duruyordu. Yarısı içilmiş sigarasını yere atarak üzerini çiğniyordu.
"Arkadaşlarını bekletme külkedisi."
"Adım Sedef," aniden adımı söylemiştim. Çocuk bana baktı. Karanlık yüzünden hala yüzünü tam olarak göremiyordum. Ama gülümsediğini hissettim.
"Fuat," dedi sadece sonrada arkasına bakarak bahçeden çıktı. Onun arkasından bakarken telefonum tekrar çalmaya başlamıştı. Bu kez Esma arıyordu. Tekrar partiye geri dönerken o çocuğa bakıyordum. Uzaktan bile ne kadar uzun olduğunu görebiliyordum. Üzerinde beyaz bir gömlek ve kot pantolon vardı. Yüzünü görememiştim ama saçlarının açık renkte sarı olduğunu görmüştü. Piçin güzel bir kıçı vardı. Ve bunu fark ettiğim için ister istemez kızarmıştım.
Kızların yanına gittiğimde Yade birkaç erkek arkadaşla sohbete dalmıştı. Bunlar hukuk fakültesinden gençlerdi. Yade'nin aynı zamanda liseden arkadaşlarıydı. Esma, Yade ve ben okulun en güzel üç kızı olarak biliniyorduk. Esma'ya kıvırcık güzeli diyordular. Yeşil gözlü, sarıya yakın bal renginde kıvırcık saçları vardı. Yade'ye ise kırmızı bomba diyordular. Adını hakkıyla taşıyordu. Saçlarını kırmıza boyamayı seviyordu çünkü. Bana ise kutup yıldızı diyordular. Simsiyah saçlarımın aksine koyu mavi tonlarında gözlerim vardı. Çoğu zaman erkeklere karşı fazlasıyla mesafeliydim. Ve bu sene içerisinde bana çıkma teklifi eden dört çocuğu reddetmiştim. Bu yüzden bana kutup yıldızı lakabını uygun görmüştüler.
"İşte Sedef'te geldi! Neredeydin!" Yade gülümseyerek elimden tutttu ve beni bir koltuğa oturttu "Seni tanıştırmak istediğim biri var."
"Öyle mi?" sesim ilgisizliğimi vurgulamıştı ama Yade anlamamamızlıktan geldi.
"Bu Murat. Hukuk fakültesinde okuyor. Bu da Çetin ve Ushan." Yade üçlü kanepenin kenarına oturmuştu seksi bir şekilde. Böylece uzun bacakları daha da açılmıştı. Bu iştah açıcı görüntüsü diğer erkeklerin dikkatini çekmişti "Murat senin hoşlandığın birinin olup olmadığını soruyordu."
Murat denen çocuğa baktım. Yakışıklı bir çocuktu. Simsiyah saçları olan aşırı beyaz tenli çocuktu. Ah hayır ya... Bu çocuk yakışıklı değil aslına bakarsan neredeyse kıza benziyordu. Koyu çikolata renginde gözleri haylazca bakıyordu. Küçük bir burna sahipti üstelik. Tanrım! Erkek dediğin sert olurdu. Böyle kız gibi güzel değil.
"Eee Sedef cevap vermedin. Var mı birileri?" Bunu soran Murat'tı.
Zorla gülümsedim "Maalesef yok," dedim "Pek zamanım olamıyor. Biliyorsun okul..."
"O zaman benim şansım var."
"Hiç sanmıyorum..." dedim homurdanarak. Bunu fark eden Yade gözlerini açarak bana uyarıyla bakmıştı. Tam o sırada ben tekrar konuşacaktım ki içeriye dışarıda ki gençler girmişti. Herkes onlara taraf bakmıştı. Daha doğrusu benden başka herkes gençlere bakmıştı. Muhtemelen gelenler az önce dışarıda gördüğüm karanlık bahçenin kenarında sigara içen gençlerdi.
Esma "Bunlar şu yüksek lisans okuyan gençler değil mi? Said'in onlarla arkadaş olduğunu bilmiyordum," diye ortalığa konuştu.
Murat "Said'i bilirsiniz iyi bir çocuk. Bana kalsa bazılarını asla davet etmezdim ama o böyle düşünmüyor," deyince konu dikkatimi çekti.
"Neden böyle dedin?"
Murat elindeki birasından yudumlayarak benim arkamda kalan gençlerden birini işaret etti. "Şu çocuk, adı Fuat. Belalı tiplerden. Onunla Said'in arkadaş olduğuna ben bile şaşırıyorum."
Arkamı döndüğümde neredeyse kalbim atmayı bırakmıştı. Bir an resmen nefes almayı unuttum.
Bu oydu.
Fuat...
Az önce karanlık bahçede konuştuğum çocuk. Ah Tanrım! Çok yakışıklıydı. Fazla yakışıklıydı! Fevkaladeydi neredeyse. İlk bir erkeğe bakarken neredeyse dibim düşmüştü. Az önce karanlıkta konuştuğum çocuk kesinlikle buydu. Nasıl biliyorum bunu tek bir fikrim bile yoktu ama hissediyordum. O alaycı konuşma tarzı, o seksi ses tonu... Hepsi sadece bu çocuğa yakışacak türdendi. Diğer hiç birine o ses tonu ona yakıştığı kadar yakışamazdı.
"Yok artık! O sarışın bombaya mı belalı diyorsun! Adam çok yakışıklı! Çocuk Chris Evan'ın sarışın versiyonu gibi!" Yade düşüncelerimi sesli bir şekilde söylemişti.
Tekrar ona bakmıştım. Hayatımda gördüğüm en yakışıklı sarışın çocuklardan biriydi. Altın sarısı harika parlak saçları vardı. Ve bu güne kadar hiç kimse de karşılaşmadığım buz mavisi gözlere sahiplik ediyordu. Uzaktan bile o gözlerin keskinliğini görebiliyordum. Vahşi bir panterin bakışlarına sahipti. Çocuğun sert mizacı sanki kadınları baştan çıkarmak için yaratılmıştı. Tanrı'nın bu çocuğu yaratırken özenle uğraşmış olduğu malumdu.
"Ondan uzak durmanızı tavsiye ederim kızlar," Murat sanki kıskanmıştı. O çocuğa partideki bütün kızların hayranlıkla bakması çoğu erkeği kıskandıracası gibi onu da rahatsız etmişti. Kız gibi güzelliğe sahip olan Murat için bu durum daha da sinir bozucu olmalıydı. "Herif uyuşturucu satan amcasının elinde büyümüş."
"Nasıl yani?" Yade konuyla baya ilgilenmişti. Arkadaşımın fazla meraklı olması bazen işeme yarıyordu. Böylece o çocuğa karşı garip bir ilgi duyduğumu kimse öğrenmeden her şeyi öğrenebilecektim.
"Duyduğuma göre Fuat'ın amcası mafya babası gibi bir şeymiş. Uyuşturucu kaçakçılığından üç sene önce içeriye girmiş," bu kez konuşan Ushan'dı. Yanındaki çocuğa bakarak alayla sırıtarak "Sence hap falan istesek bulur mu?" diye dalga geçti.
"Bu mu yani bütün bildiğiniz?" Herkes bir anda bana bakmıştı "Sırf çocuğun amcası bir pislik diye onunda bir bela mıknatısı olduğunu mu düşünüyorsunuz?"
"Sence yeterli bir neden değil mi?"
"Hayır, kesinlikle yeterli bir neden değil."
Murat pis bir sırıtmayla bana bakarak "Duyduğuma göre altı ay hapis yatmış ayrıca," dedi. Bunu söylemesiyle birlikte etrafta bir sessizlik oluşmuştu.
"Suçu neymiş peki?" İçimden bir ses o çocuğun kötü bir şey yapmış olmayacağını söylüyordu. Bu yüzden hapis yattığını söylediğinde sakin duruşumda bir değişiklik yaşamadım. Eğer gerçekten hapis yatmışsa bile iyi bir gerekçesi olmalıydı. Tanımadığım bir adam hakkında böyle düşünmek biraz hastalıklı bir zihniyete sahip olduğumu kanıtlıyordu ama şu an mental sağlığımı sorgulayacak durumda değildim.
"Bir adamı öldüresiye dövmüş. Adam iki ay hastanede kalmış. Yani ben öyle duydum. Olaya şahitlik etmiş değilim sonuçta."
Gözlerim hafifçe irileşmişti. Hemen arkamı döndüm. Uzaktan içkilerin olduğu küçük barın orada bir taburede oturuyordu. Uzun bacaklarını erkeksi bir şekilde sallıyordu. Bir elinde kehribar rengi içkisi vardı. Bu sert mizaçlı çocuğun birini öldüresiye dövebilme ihtimalini tarttım bir an. O eller en az bir boksörün ki kadar güçlü olmalıydı. Öfkelendiğinde karşısındaki adama acıyacak türden bir insan olmadığını hissedebiliyordum. O sert bakışlı gözler birçok şey yaşadığını vurguluyordu.
O an aniden gözlerimiz birleşti. Bana baktı. Yüzü ifadesizken aniden alaycı küçük bir gülümseme yer edinmişti dudaklarında. Sonra bakışları yavaşça dudaklarıma kaydı. Birkaç saniye oyalandıktan sonra tekrar gözlerimin içine baktı. Dudaklarının kenarının nasıl yukarıya kıvrıldığını, gözlerindeki ışığın nasıl daha da keskinleştiğini saniye saniye şahitlik etmiştim.
Hay sikeyim! Beni tanımıştı! Hemen bakışlarımı kaçırdım. Tanrım! Ona bakarken beni yakalamıştı! Bu çok utanç vericiydi. Piç dudaklarıma bakmıştı! Bir an ciğerlerime oksijen yetmediğini düşündüm çünkü beni bir sıcaklık basıyordu. Lanet olsun! Aklımı kaçırıyordum.
"Çocuk baya ilgimi çekti!" Yade tekrar araya girmişti.
"Bence gerçekten değ uzak durulması gereken bir tip," en başından beri sessiz olan Esma sonunda konuşmuştu, "Çocuğun sorunlu bir aile de büyümüş olduğu kesin. Bu yüzden hırçın olabilir."
"Ah hadi ama kızlar bu kadar sıkıcı olmayın! Onu yanımıza davet edelim ne dersiniz!"
"Yade bence sen iyice saçmalamaya başladın," Esma benden destek istercesine bana bakınca ben ne diyeceğimi şaşırdım. Bir başka vakit olsa hemen reddederdim ama nedense bu gün, bu akşam o genç hakkında daha çok şey bilmek istiyordum.
"Bilemiyorum... birini ailesi yüzünden yargılamak artık demode gelmiyor mu?" dedim yavaşça.
Esma bana şoke olarak bakarken Yade sevinçle yerinden kalktı ve Fuat'ın yanına gitti. Erkeklerden rahatsız olduğunu gösteren homurdanma gibi sesler geldi ama kimse Yade'ye hayır diyemiyordu.
Çekingenlikle arkama baktım. Yade Fuat'ın yanına varmış, bir şeyler söylüyordu. Fuat'sa sakin yüz ifadesiyle onu dinliyordu. Yade bizi işaret edince Fuat'ın bakışları yavaşça bize taraf döndü. O an benim kalbim hızlı atmaya başlamıştı. Ne oluyor ya bu kalbe? Bu gün arıza yapma eğiliminde galiba.
Hassiktir! Başın dertte Sedef! Fuat'ın bakışlarındaki parıltıyı fark etmiştim! Siktir! Adam bana bakarak gizli bir sırıtmayla alt dudağını ısırarak bakmıştı. Bakışlarımı kaçırdım hemen. Tanrım! Beni bir sıcaklık sarıyordu. Ve işin ilginç yanı ilk defa kasıklarımda bir sıcaklık hissediyordum.
Esma bana dikkatle bakarak "Sedef iyi misin sen... sanki biraz kızardın?" diye sordu. "Hasta mısın yoksa?"
Of Esma ya bunu sesli söylemek zorunda mıydın? "Yok... iyiyim ben."
"Emin misin Sedef? Yüzünün rengi trafik ışıkları gibi renk değiştiriyor."
Tekrar ağzımı açmıştım ki "Mide bulantısı geçmedi sanırım Sedef," diye biri konuşmaya dahil olmuştu.
Lanet olsun seni göt herif! Bunu söyleyen Fuat'tan başkası değildi. Bir koltuğa yerleşirken bana bakarak gülümsemiş sonra da göz kırpmıştı.
Murat kuşkuyla "Siz tanışıyor musunuz?" diye beni sorgulayan bir tavırda sormuştu.
Ben aceleyle "Yok hayır... yani evet ama değil aslında," diye saçmalamaya başlamıştım.
Yade ilgiyle "Tanışıyor musunuz tanışmıyor musunuz?" diye araya girince Fuat bana en az diğerleri kadar ilgiyle bakıyordu.
Seni göt herif! O buz mavisi gözleriyle sanki "biliyorum" diyordu.
Adi pislik!
"Az önce dışarıya hava almak için çıktığımda karşılaştık. Abartılacak bir şey yok." Gerçeği itiraf etmek en iyi çözümdü
"Demek öyle," Yade bana bakarak sinsi bir gülümseme yollamıştı. Yade hakkında bildiğim en iyi şey çöpçatanlık işine bayılmasıydı.
İnsanların kişisel hayatına burnunu sokmak ne kadar eğlenceliydi ki? Artık eminim o, beni Fuat denen bu gizemli çocukla aynı kafese tıkmanın yollarını arayacaktı.
"Söylesene Fuat senin hakkında söylenenler doğru mu?" Yade yapmıştı yine yapacağını. Resmen ulu orta yerde çocuğun kişisel hayatıyla ilgili soruları pat diye sormaya başlamıştı.
Herkes gibi benimde bakışlarımda Fuat'a kaydı. Çocuk rahat bir şekilde arkasına yaslanarak umursamaz bir tonda "Hangisini soruyorsun kızıl?" dedi.
Ah. Kızıl. Yade'ye denilebilecek güzel bir sözdü.
Yade bir kaşını kaldırarak önce Murat'a sonra da Fuat'a baktı. "Hapse girmen kısmı mesela?"
Fuat omuz silkerek "Bunu bildiğinizi sanıyordum," dedi. Bu cevabı Murat'ın söylediğini doğruluyordu.
Gerçekten birini darp etmekten hapse girmişti. Gözlerim hafiften büyümüştü. Ona hayretle, şaşkınlık karışımıyla bakıyordum. Oysa bana ifadesiz gözlerle baktı. Sanki canı sıkılmıştı.
"Peki sevgilin var mı?" Yade'nin bu sorusu benimde ilgimi çekmişti. Bir aptal gibi kendime engel olamayarak biraz öne eğildim. Onun vereceği cevabı beklediğime inanamıyordum!
Fuat'ın dudaklarının kenarı yukarıya kıvrılırken, gözlerinin nasıl alayla parıldadığını gördüm. "Uzun süreli ilişkiler pek bana göre değil," dedi sonunda lakayt bir tavırla.
"Tek gecelik takılırım diyorsun yani?" Bu kez konuşan Murat'tı. "Senin gibilerinden beklenen bir hareket."
"Benim gibiler derken?" Fuat'ın ses tonu normal çıkmıştı ancak gözlerindeki o sakin ifade nedense bana tehlikeli gelmişti. Murat'ı ciddiye almadığını gösteriyordu bu bakışlar. Sanki gözleriyle "düşüncelerin sikimde bile değil" diyordu.
"Bilirsin kızlar yanında olduğu erkeklerin yanında güvende olmak ister. Seninse pek güven aşıladığını sanmıyorum."
Fuat birkaç saniye sessizce Mutat ile bakıştıktan sonra birden kahkaha atmıştı. "Tavsiyen için sağol. Artık araba kullanmaya başlayacağım."
"Ne?"
"Benim çevremdeki kızlar anormal olmalı. Aşırı derecede hız tutkunular. Motor kullanmamda onların baya ilgisini çekiyor. Artık ne yapmam gerektiğini biliyorum. Araba daha güvenli olduğu için beni sıkıcı bulabilirler."
Yade'nin gözleri ilgiyle parıldamıştı. "Motorun mu var?"
"Evet. İstersen bir gün dolaştırırım kızıl."
"Süper! Bütün şehri dolaşmak isterim!"
Murat bir şeyler homurdanarak birasından yudumladı. Fuat'a sataşmanın pek eğlenceli olmayacağını anlamıştı sanırım. Ben ise ara sıra ilgiyle Fuat'a sorular soran Yade'ye bakıyordum o kadar. Bazen onun gibi rahat olmayı isterdim.
Daha sonra konuşma başka şeylere kaymıştı. Yade ve Esma diğer çocuklarla oldukça hararetli bir tartışma konusu bulmuştu. O sırada ben yine sessizdim.
"Bu hareketler sana yakışmıyor."
Duyduğum sesle irkilmiştim. Hafiften kaşlarım yukarıya havalandı. Fuat bana sırıtarak bakıyordu.
"Nasıl yani?"
"Hırçın ve ateşli bir kız olduğunu sanıyordum."
Hırçın kelimesi sinirime dokunsada benim ateşli olduğumu düşünmesi nedense midem de kıpırtılanmalara neden olmuştu. Ama bunu ona gösterecek değildim. "Artık hırçın ve ateşli olmadığımı mı düşünüyorsun?" dedim oyununa karşılık.
Bana baktı. En az otuz saniye beni süzdükten sonra koyulaşan mavi bakışlarıyla "Hayır," dedi "Şimdi patlamaya her zaman hazır ateşli bir yanardağını andırıyorsun tatlım."
"Ah..." sözlerini öyle lakayt bir tavırla söylemişti ki... bunun beni etkilememesi gerekiyordu ama etkilemişti. "İyi yanından bakalım hala ateşli olduğumu düşünüyorsun," hemen kendime gelerek kızarmamı engellemek için saçma bir cümle kurmuştum.
Fuat bana bakarak hafifçe gülmüştü, "Hadi ama! Sakın bana ateşli olmadığını düşündüğünü söyleme?" haylaz bir ifadeyle bakarak sormuştu.
Diğer kızları işaret ederek "Hayran kitlem bazılarına kıyasla baya düşük," dedim.
"Siktir at onları! Pahalı şeylerin alıcısı az olur," sonunda küstah bir şekilde göz kırpmıştı.
"Arkadaşlarıma küfür etme!" Ettiği küfürle bir an şoke olmuştum. Çocuğun çok pis bir ağzı vardı ama... Tanrım bir kıza nasıl edepsiz ve seksi bir şekilde iltifat etmenin en iyi yolunu biliyordu.
Fuat kıs kıs gülerek bana bakıyordu. "Kabul et güzelim ettiğim iltifat gururunu okşadı. Ben kadınları iyi tanırım."
"Birileri sana senin nasıl bir ego manyak olduğunu hiç söyledi mi? Ya da senin nasıl büyük bir kibirli pislik olduğunu?"
"Az önce bahçenin karanlığında karşılaştığım ateşli bir kız götün teki olduğumu söylemişti."
Neden bilmiyorum ama bütün bedenime bir sıcaklık yayılıyordu. "Bundan gurur duyar gibisin."
Fuat gözlerini kısarak "Söyleyen kız seksiydi o yüzden," diye cevap verdi.
Tanrım! Az önce bana ateşli demesi yetmezmiş gibi birde bana şimdi seksi olduğumu söylemişti. Ta gözlerimin içine bakarak. Kalbim hızlı atmaya başlamıştı. "Her kadına böyle iltifatlar ederek onu ağına düşüreceğini mi sanıyorsun."
"Genellikle işe yarar."
"Peki bende işe yaradı mı?"
"İzin verirsen belki," göz kırpmıştı.
Vay be! Herif gerçekten de zekiydi. Her ne kadar küstah bir piç gibi davransa da direksiyon başında benim oturduğumu söylüyordu. "Tamam kabul. Bir pislik gibi davransan da kadınlar da nasıl etki bırakılır iyi biliyorsun."
"Ah sanırım birileri bana âşık oluyor," geriye doğru yaslanarak başını biraz yana eğmişti.
"Erkeklerin hayal güçlerinin kadınlara kıyasla daha iyi çalıştığını bilmiyordum."
Gözlerinin içi parıldamıştı. Dişlerini göstererek sırıtırken dili üst dişlerini yokluyordu. Tanrım! Bu adam Amerikan filmlerinde olan belalı sersesileri andırıyordu. Adonis kadar yakışıklı serseri bir genç! Kulağa çok mu seksi geliyordu yoksa ben mi deliriyordum?
"Ee ne okuyorsun?" diye sordu aniden.
"Edebiyat," dedim yavaşça "Ve sen sormadan söyleyeyim, evet, okumaya bayılırım ve aşk romanlarını da çok severim."
Aniden Fuat'ın kaşları çatılmıştı. Göz temasını sona erdirmişti. "Güzelmiş. Sanırım benim gitme vaktim geldi," diğerlerine bakarak iyi eğlenceler diledi ve birden kalkıp gitmişti. Ben daha ne olduğunu anlayamadan bana sadece "Hoşça kal," demişti o kadar.
Ne demek oluyordu bu?
Görüşürüz bile dememişti. Onun yerine hoşça kal demişti... Bunun anlamı bir daha benimle görüşmek istemediği mi oluyordu?
Bu göt herif kendini ne zannediyordu?