Bu adam ne diyordu birden gözlerimi açıp üstüme baktım her yerim meydandaydı pikeyi boğazıma kadar çektim bir yerlerden gülme sesi geliyordu ama nereden, elimle telefonu aramaya başladım ah karnımın üstündeydi, oramı buramı görüş olamazdı ya gördüyse niye hep utanç verici şekilde yakalanıyordum. Telefonu yüzüme tuttum “Görmediğini söyle”
“Yalan mı söyleyeyim” Yüz ifadesi çok ciddiydi “Ya Oğuzhan lütfen” dedim güldü “Hadi uyu görmedim ama çok yakında göreceğim. İyi uykular canım” dedi kapattı, görmemiştir… Sutyenim üstümdeydi aman bikinili halimi de biliyordu.
****
OĞUZHAN
Neredeyse kalbim yerinden çıkacaktı, bu kız beni delirtiyordu. Görmedim demek çok zor gelmişti, gördüm deseydim utanacağından sabaha kadar uykusuz kalıp yüzüme bile bakamayacağından emindim. Of be Yasemin bir an önce kollarımda olsan, dedesinin ne dediğini bile söylememişti. İşte şimdi ben onun yerine uykusuzluk çekecektim onu bikinilide görmüştüm siyah şeffaf iç çamaşırlarıyla görmek bambaşkaydı. Yetişkin bedenim ergen gençler gibi gördüklerimin hayaliyle zonkluyordu. Bekleyemeyecektim evliliğimiz ne kadar çabuk olursa o kadar iyi olacaktı. Yoksa hem beden hem de ruh sağlığımı yitirecektim.
*****
“Taylan şifreli dosyalara nasıl ulaşacağım”
“Ben nerden bileyim peder beye sor”
“Bilsen şaşardım zaten hep önüme engeller çıkıyor, tam bilgi erişimi istiyorum. Çalışmak istediğim dosyalar bölük pörçük”
“Dün benimkiyle görüntülü görüştüm, kız ateş parçası iki güne onu yatağa atmazsam bende Taylan değilim”
“Yine kimden bahsediyorsun” Yasemin’den bahsettiğini anlamıştım, suratının ortasına vurmamak için kendimi zor tutuyordum.
“Kimden olacak Yasemin’den bahsediyorum”
“İyi miymiş?” derken kayıtsız kalmaya çalıştım, elimde ki dosayı açıp sayfalarını çevirdim. Şirket böyle giderse yakında batardı, dosyalama sistemleri felaketti. Aslında işlemesindense batması çok daha iyi olacaktı.
“Seni ilgilendirmez ama çok iyi, belki alır İstanbul’a getiririm bir ev dayayıp döşedim mi bıkana kadar gönlümü hoş eder”
Yalan yalan üstüne söylüyordu, hala şüphelerinden kurtulmuş değildi beni kızdırarak açık vermemi bekliyordu. “Senin aşk meselelerin beni ilgilendirmiyor erişim için şifre istediğimi söyledim duymadın mı?”
“Şifreleyene sor dur bir dakika, önceden sırf bizim pederi kızdırmak için şifrelerini kırardım. Bakalım yapabilecek miyim?”
Yapması gerekiyordu erişim şifrelerine ihtiyacım vardı ne yaptıysam girememiştim. Eski dosyalara ulaşmazsam bunca çaba boşa gidecekti. Benim yerime başkasını göndermelerini elli kez söylemiştim. Sanki başka adam kalmamış gibi uzak durmaya çalıştığım firmayı burnumun ucuna sokmuşlardı. Uzun süre uğraştı ellerini başının arkasına koyup koltukta arkasına yaslanıp yüzünde başardım ifadesini gördüm, istediğim dosyalara erişimi sağlamıştı. Fazla hevesli görünmek istemediğimden yanına gitmedim, bakmasına izin verdim nasılsa anlamayacaktı… “Bu dosyalara bakmayı neden istedin ki her biri en az on yıl öncesinin”
“Geleceği inşa etmem için geçmişi bilmeliyim, yarım kalmış işleriniz var neden sonlanmamış, tekrar başlatabilir miyiz öğrenmek istediğim bunlar”
“Karlı olsaydı babam bunların peşini bırakmazdı”
“Mithat Bey şirketini eski usul yönetiyor devir değişti, karanlığa gömülmüş işleri gün yüzüne çıkarıp işler duruma getirmek benim işim”
“Babam başaramamışsa sen hiç başaramazsın, kendine çok fazla güveniyorsun”
Beni küçümsemek için eline geçen hiçbir fırsatı kaçırmıyordu. Onun dolduruşuna gelmeyecektim “Zaman gösterecek şimdi koltuğumdan kalkarsan incelemek istiyorum”
“Kalkmamı istediğin koltuk benim bunu biliyorsun değil mi?”
“Çok istiyorsan giderken yanında götürebilirsin. Taylan yine söylüyorum bana patronluk taslama. Sinirimi bilerek bozmaya çalışıyorsun, sana uymayacağım işlerim var ben senin gibi aylak gezmiyorum”
“Hafta sonu benimle gel o kadını yatağa nasıl attığımı izle. Onun bacaklarını ayırıp”
Üzerine saldırıp o iğrenç gülüşünü yumruklarımla yok etmeyi ne çok istedim, görev elimi kolumu bağlıyordu. “Gerçekten dedikleri kadar varmışsın iğrenç bir adam olmuşsun, bundan sonra ne seninle bir yere giderim ne de eski günlerin hatırına olsa bile seninle konuşurum. Aramızda ki ilişki çalışan ve patronun işe yaramaz oğlu olarak devam edecek. Biraz daha bu şekilde devam edecek olursan istifamı verip çıkacağım”
“Kızdın… O kadına ilgin var ama avucunu yalarsın Yasemin benim sakın yanına yanaşayım deme”
Kolundan tutup odamın dışına çıkarttım kapıyı yüzüne kapayıp arkasından kilitledim yoksa gırtlağını sıkacaktım. Bu şekilde devam etmem çok zordu… Masamın başına geçtim şifre konulan dosyaları gözden geçirmeye başladım çoğu miadını doldurmuş işlerdi. Adamın el atmadığı sektör kalmamıştı. Çoğu işi paravan şirketler üstünden yürütse de başarı kazanmıştı, on kazandığı işlerin vergisini bir olarak göstermiş evrakta sahteciliğe gitmişti. Bunlarda önemliydi ama küçük işlerdi daha büyüklerine ulaşmalı tüm ihaleleri almasına kimlerin aracı olduğunu bulmalıydım. Ulaşmak istediğim onlardı… RVA paravan şirket olarak kurulmuştu, yabancı ülkelere iş gücü pazarlıyorlardı. Çoğu işçide Mithat Beyin inşaatını üstlendiği Rusya da ki plazaya gönderilmişti. Plazayı araştırdım yıllar sonra bile görünüşü gayet iyiydi ne olmuştu da paravan şirket bir anda ortadan yok olmuş işçilerden haber alınamamıştı. Hesap bilgilerinde bir terslik görünmüyordu. İş taahhüdü belirlenen zamanda bitirilip teslim edilmişti, bilgileri flaş belleğe aktardım şirket ağından gönderemezdim. Derinlemesine araştırma yapılmalıydı. Bu işler beni aşıyordu, zorla uzman yapılmıştım görevim hesap işleri vergi kaçakçılığı, ihaleye fesat karıştırma, haksız kazançları bulup ortaya çıkarmaktı. Sırf Taylan ve babasını tanıyorum diye işin içine sokulmuştum. Kısaca elma sepetinin içinde ki yılandım…
Yine çuvallamıştım ya adam temizdi ya da yaptığı işleri çok iyi gizliyordu. Şifre koyulan dosyalar bile saçma sapandı. Birkaç kez mali müfettişlerin ani baskın yaptıklarını, tüm dosyalarını alıp incelediklerini söylemişlerdi kayda değer suç bulunamadığından hakkında ki suçlamalar düşürülmüştü. Koltuğa yaslanıp gözlerimi kapadım Yasemin neler yapıyordu, gözümün önüne gelen hayaliyle sakinleştiğimi hissettim. Onu odamdan arayamazdım her yerde dinleme cihazlarının olduğunu biliyordum. Adam tam bir psikopattı, çalışanlarının arkasından ne konuştuklarını dinlemeye bayılıyordu. Bütün şirketin onları dinlediğinden haberdar olduklarını bilmemesi de onun sorunuydu. Çalışanların birbirlerine notlar yazıklarına şahit olduğumda durumun farkına varmıştım. Okuyan hemen imha ediyordu…
-Uyuyan güzelim uyandın mı? Yazdım bir süre ses çıkmadı ikide bir mesaj var mı diye kontrol ediyordum.
-Biraz önce uyandım duştaydım mesajını şimdi gördüm
-Kadın sen beni deli mi edeceksin, hasretinden mecnuna dönmüş haldeyken duştan çıktım demen reva mı?
-Bir âlemsin Oğuzhan annemin koynundan mı çıktım yazsaydım
-Koynundan çıkmada olmadı, benim koynumda olmalısın… Bu akşam buluşuyor muyuz?
-Derneğe gitmem gerekiyor altı gibi çıkarım görüşürüz
Akşam sevgilimin yanında olacaktım yerlerde sürünen moralim yine yerine gelmişti, adresi konum olarak attı. Mümkün olduğunca uzağa gitmeliydik Taylan asla bizi görmemeliydi, evime götüremezdim bu sefer kendime hiç güvenim yoktu. Mesaim biter bitmez çıktım ilk işim kopyaladığım dosyaları merkeze göndermek oldu. Belki benim görmediklerimi onlar görürdü.
Yasemin’i dışarıda mı bekleseydim içeri mi girseydim karar verememiştim, çıkmasına yirmi dakika vardı. Bir tur daha yapmaya karar verdim Yasemin diğer kadınlar gibi değildi evleneceğim kadındı onu biraz şımartmalıydım. Bir buket çiçek alsam hoşuna gider miydi? Önüme gelen ilk çiçekçide durdum güzel bir gül buketi yaptırdım, yanında ki kuyumcu dükkânının vitrininde duran bileklik tam istediğim gibiydi. Kalın zincirin ucunda kalp vardı, satıcı daha sonra istenen eklemelerin yapılabileceğini söyleyince aldım. Gösterişi sevmiyordu zincir sade ve şıktı. Daha ileride ev, çocuk veya gideceğimiz yerleri anımsatan figürler takılabilirdi. İlk baştan olması gereken benim kalbimdi. Geri döndüm dediği gibi saat tam altıydı, arabadan çıkıp sırtımı dayadım. Dernek tek katlı büyük ölçekli prefabrik evdi oldukça büyük bahçesi vardı. Kapısından çıktı çevresine baktı elimi kaldırdım beni görmüştü hızlı adımlarla yürümeye başladı birden etrafını gençler sarınca durdu. Soru soruyor olmalıydılar bir süre cevap verdi, konuşma uzuyordu yanına yürüdüm. Beline sarıldım gençlerden biri “Sen kimsin” diye sordu. Kaşlarını çatmıştı kavga edecek bir hali vardı. Neydi benim bu gençlerden çektiğim “Öğretmeninizin nişanlısıyım ismim Oğuzhan” dedim kızlar kıkırdadılar “Öğretmenim ne zaman nişanlandınız, hiç haberimiz olmadı”
Yasemin’in her zaman ki gibi yüzü pembeleşmişti “Sözlüyüz çok yakında nişanlanacağız” Kolumu belinden çekip elini tuttum “Çok yakında da evleneceğiz Gidelim mi sevgilim” Yasemin biraz daha kızardı. Özlemiştim daha fazla burada duramayacaktım elinden çektim, itiraz etmedi geri dönerek “Yarın görüşürüz arkadaşlar verdiğim konuya iyi çalışın” diye bağırıp el salladı.
Arabanın kapısını açıp içeri bindirdim kendi tarafıma geçer geçmez yola çıktım. “Seni ne çok özledim”
“Çocuklara ayıp oldu”
“Ayıp olacak ne yaptım ki, hepsi kocaman insanlar eminim içlerinden üç dört tanesinin sevgilisi vardır. Sen beni özlemedin mi?”
“Tabii ki özledim, saatler geçmek bilmedi”
Biraz yavaşladım arka koltuktan çiçeği alıp kucağına bıraktım. “Çok güzeller benim için çok anlamlı ilk kez bir erkekten çiçek alıyorum.”
“Bende sevgilim olan kadına ilk kez çiçek alıyorum” dedim, Yasemin yan döndü “Hiç kimseye çiçek almadın mı? İnanamıyorum…”
“Anneme anneler gününde almıştım niye bu kadar hayret ettin ki?”
“Hadi benim sözlerim normal, daha önce erkek arkadaş edinmedim, istemedim o zaman bile birkaç çocuk teklif yaparken bahçeden koparttıkları çiçeği vermeye çalışmışlardı. Sen bu yaşına kadar eminim birçok kadınla birlikte olmuşsundur”
“Sen benim özelimsin, sana değil çiçek dünyaları vermek istiyorum. Kendimi sana nasıl ifade edeceğimi bilemiyorum geçmişimde ki kadınları hiç benim, bana özel olarak düşünmedim. Hiç birini senin kadar sevip senin kadar istemedim. Yemeğe nereye gidelim, sakin bir yer bulalım dün neler olduğunu anlatmadın”
“Pizza alıp evine mi gitsek”
Bir an dediğini yapmak için içimde delicesine bir istek belirdi “Hayır evime asla gidemeyiz”
“Neden ki rahat ederiz diye söyledim”
Kesin ben çok rahatlardım “Kendime güvenim yok Yasemin, sen gel beni dinle bildiğin bir yer varsa gidelim” dedim güldü evet gülüyordu. Arabayı kenara çekip durdurdum “Neden güvenim olmadığını anlatmamı istermisin? Seni deli gibi arzuluyorum, seninle sevişmeyi o kadar istiyorum ki tahmin bile edemezsin. Eve gidersek seninle yalnız kalırsak kendime engel olamayacağımdan korkuyorum”
Yasemin “Ben seni engellerim” desede sesi o kadar güvensiz geliyordu ki bir an içimdekileri söylemesem mi diye düşündüm. Bilmeliydi onun için neler hissettiğimi ne hale geldiğimi anlamalıydı. Aldığım çiçeğe sanki kurtarıcı gibi sarılmıştı elini tutup avucunun içini öptüm, dudaklarım bileğine kadar ilerledi nabzı deli gibi atıyordu “Yapamazsın aşkım o güzel vücuduna öyle arzular salarım ki, tatmin olmak için, benim olmak için yalvarırsın. Bu yüzden insan içinde olmalıyız”
“Şey de… şey”
Ben bu kıza bayılıyordum “Hangi şeyde”
“Of Oğuzhan bende akıl bırakmadın, cadde üstünde pizzacı var oradan alıp deniz kenarında bir yere gidip arabanın içinde yiyelim. Hem baş başa olur hem de rahatça konuşuruz”
“Yemeğe gidecektik”
“Alacağımızda yemek değil mi aynı şey”
“Seni şık bir restorana götürmek istemiştim”
“Şık veya değil benim için lezzet önemli, bu gün arabada yiyelim sonra senin seçtiğin bir yerde yeriz”
Sevgilim böyle istiyorsa dediği olacaktı. İstanbul’da deniz kenarında ne kadar boş yer oluyorsa o kadar boştu. Tüm deniz kenarları sanki rezervasyon yapılmış gibi doluydu…
“Yanıma yanaşmayacaksın, mümkün olduğunca uzak duracaksın” dedim evime doğru sürdüm. Onca kalabalığın içinde ses eziyetini çekeceğime evimde bedensel eziyetimi çekerdim.
İçeri girer girmez ikimizde banyoya yürüdük, bir adım geri kaldım ellerini yıkadı çıktı, yanımdan geçerken kolu koluma sürtündü, arkasından ben girdim, sadece ellerimi yıkamakla kalmadım birkaç kez soğuk suyla yüzümü yıkayıp, ensemi ıslattım belki ateşim gerilerdi.
O mutfak masasına karton kutuyu açarken meyve suyu için bardakları çıkardım ikimiz aynı anda meyve suyuna uzandık ellerimiz birbirine değdi. Yüzünün pembeleştiğini görmemek imkânsızdı, kızaran biri olsam benim yüzümün de pancar gibi kızarmış olacağından emindim, aramızda ki ateş her saniye yükseliyordu, balkon kapısını açıp dışarı çıktım, demirleri sıkıca tutup derin nefes alıp vermeye başladım sakinleşmeliydim. Bir kez öpsem bedenimde oluşan sancı geçer miydi? Sırtımı demirlere yaslayıp ona baktım, bir kadın bu kadar mı zarif hareket ederdi, sanki yürümüyor süzülüyordu. Attığı birkaç adımda bile kalçalarının salınışı kasıklarıma ateş olarak dönüyordu. Yemeğimizi çabuk yemeliydik kendi kendimin bile hiç hoşuna gitmiyordum belinden tutup yatağa atmama ramak kalmıştı. Kapı çalınca Yasemin yanıma koştu “Kim gelmiş olabilir sakın Taylan olmasın?”
Paniklemişti… “Korkma evimin adresini bilmiyor. Yine de o serserinin ne yapacağı belli olmaz, burada dur. Oysa bir bahane uydurur gitmesini sağlarım” Zil tekrar çaldı “Evde olduğunu biliyorum aç kapıyı” diyen sesi duyduğumda rahatladım. “Kız kardeşim gelmiş”
“Bu saatte evindeyim hakkımda neler düşünür”
“Ciddi olamazsın Yasemin, ikimizde giyiniğiz, dudağındaki ruj bile bozulmadan duruyor, masanın üstünde henüz sıcak olan pizza var. Namusun elden gitmemiş durumda, kimse hakkında kötü düşünmez” dedim omuzuma minik bir yumruk yedim “Gerçekten çok fena adamsın”
Kapıyı açtım kız kardeşim bir hışımla içeri girdi “Niye bu kadar geç açtın” dedi ve Yasemin’i gördü “Aaa evinde kadın varmış” derken yüzünde ki küçümseme ifadesi hiç hoşuma gitmedi…
“Düşüncen yanlış. Yasemin evlenmek istediğim kadın”
Kız kardeşim elini uzattı o yetmedi sarıldı “Ay çok sevindim merhaba ben Birsen” Yasemin onun başının üstünden şaşkınlıkla bana bakıyordu. “Kardeşim çok sıcakkanlıdır”
Birlikte masaya oturduk kardeşimle aralarında bir iki yaş anca vardı. Birsen’in çocuksu davranışlarının yanında Yasemin çok olgundu… Kendi kendime gülümsedim bunca sene hiçbir kadına kalbimi vermemiştim. Kalbim dur demişti aşkın vakti zamanı var. Durmuştum bu güzel kadını görene kadar kalbim benim için göğsümün içinde ki bir organdı. Yıllar önce bir kez, yıllar sonra hep onun için aşkın bu diyerek atıyordu. Kız kardeşim bir yandan yiyip bir yandan Yasemin’i sorguya çekerek pizzanın son lokmasını yedi. Karnını ovuşturdu, güya açtık biz birer dilim yerken arsızca koca pizzayı yemişti “Kahve iyi olurdu” Hiç gitmeye niyeti yok gibiydi… Yasemin masayı toplamak için ayağa kalktı, kardeşim yerinden bile kımıldamadı. Anlasın diye yüzüne baktım oralı bile olmadı. Ben yardım ettim kimse kimsenin hizmetçisi değildi. Yasemin hafifçe kolumu okşadı, sinirlendiğimi anlamış beni sakinleştirmeye çalışıyordu. Kalbim bir kez daha ona aktı gitti.
*****