Öpücüklerimi yavaşlattım, saçlarını sırtını okşamaya başladım, vazgeçilmez tattan zorla ayrılıp başımı boynuna gömdüm. Her yeri ayrı güzel mi olurdu, boynunu geriye atınca öpmeden duramadım. Kollarımı bedeninden ayırdım elleri hala ensemdeydi tekrardan öpülmeyi bekliyordu “Devam edersem duramayacağım, sana söz verdim sözümden vazgeçemem” Yüzünün kızarmasını izledim, yavaşça kollarını boynumdan indirdi. Parmak uçlarında kalkarak dudağıma minik bir öpücük bıraktığı anda yine beline dolandım “Söz verdin kahven var mı?” dedi içeri geçti. “Bu saatte kahve içersen uykun kaçar”
“Gökyüzüne bak neredeyse sabah olacak”
“Kahveyi güzel bir kahvaltı sonrası içsek olur mu?”
“Çok daha iyi olur acıkmıştım” Açık mutfağa yürüdü, kadınımı seyrederken içim mutluluk doluyordu. Buzdolabını açarken izin ister gibi bana baktı “İstediğin gibi davranmakta özgürsün” dedim yanına gittim. Çay makinesini çalıştırıp, tabakları masaya koydum. Kahvaltı kutusunda hepsi hazırdı masaya getirdi, çay demlenene kadar ekmekleri kızarttım. Karşılıklı oturduk birbirimize baktık “Benimle evlen Yasemin” dedim eline henüz aldığı çatal tabağının içine düştü. “Çok ani olmadı mı?”
Başımı kaşıyıp gülümsedim “Bu sözleri daha sonrası için planlamıştım ama seni karşımda görünce ağzımdan çıkıverdi”
“İstemedim ama ağzımdan kaçtı diyorsun yani… Anladım”
“Yasemin onu demek istemedim seninle evlenmeyi gerçekten çok istiyorum, senden ayrılmak istemiyorum aynı evde olup, aynı yatakta uyuyup, şimdi ki gibi aynı masada yemek yerken seni karşımda görmek istiyorum. Suratını asma daha ne diyebilirim” dedim kocaman gülümsedi “Bunları bende çok isterim ama bize biraz daha zaman ver”
“Ne kadar zaman istiyorsun? Birbirimizden bu kadar hoşlanırken, birlikte olmak isterken zamanı aramıza sokma. Bana bir şans verirsen sana kalbimle birlikte tüm sevgimi vereceğim… Sensiz bir gün bile geçirmek istemiyorum”
“Ailemi özellikle annemi bilgilendirmeliyim, sonra senin ailen var bakalım ailelerimiz bizi kabullenecekler mi? Dedemin, teyzemin, Hasan amcamın düşünceleri benim için çok önemli. Sonra senin iş durumun belirsiz, ben desen işsizim.”
“Bu dediklerinin üstesinden geleceğime söz verirsem benimle evlenecekmisin?”
Kalbini vermeyi teklif eden bir adamı nasıl reddedebilirdim “Evet seninle evlenmeyi çok isterim”
Ayağa kalkıp onu da kaldırdım sıkıca sarıldım benim olacaktı benim… Balkonun demirine iki beyaz güvercin kondu Yasemin’e bak onlarda bizim gibi eşler dedim. Güvercinler gagalarıyla birbirlerine dokunurken bende çok yakın gelecekteki eşimin dudaklarına küçücük bir öpücük bıraktım. Zamanı gelince Taylan’ların şirketinde niye çalıştığımı anlatacaktım. Şimdiden onu tedirgin etmek istemiyordum
*****
YASEMİN
Yaşadıklarıma inanamıyordum, arabayı kullanan Oğuzhan’a baktım bu güzel adam benim eşim olacaktı. Şeyda ablanın dediği gibi yıllar öncesinden çöp çatan çöpümüzü çatmıştı. Bu dünyada hiçbir olay tesadüfi değildi mutlak bir nedeni vardı. Kendine baktığımın farkına varınca yüzünde güzel bir gülümseme oluştu elimi tuttu. Kırmızı ışıkta durduğu an elimi dudaklarına götürüp avucumun içini öptü “Hala inanamıyorum”
“Bende öyle şaşkınlık içindeyim”
“Annene bu gün, hatta hemen benden bahset, istersen şimdi bile gelip kendimi tanıtabilirim”
“Acele etmeyelim ama sana söz, gün içinde bahsedeceğim”
“Bende seni bırakıp işe giderken annemlere telefon açıp kalbimin sahibini buldum, evlilik hazırlığına başlayın diyeceğim”
“Sağa da ki sokağa gir ikinci ev”
“Eviniz güzel yerdeymiş hep iki katlı bahçeli evler var”
“Bende seviyorum, ben evime sen işine gidiyorsun. Almaya geldiğin, evinde ağırladığın, evime bıraktığın için teşekkür ederim”
“Bunlar için teşekkür etmene gerek yok, tabii ki yapacağım sen benim sevdiğim kadınsın. Senden bir isteğim var, bir önceki sözünün başını tekrarlar mısın?”
Neyi tekrarlamamı istiyordu ne söylediğimi düşündüm “Evime, evine mi? Teşekkür ettim başka”
“En başa gel hatırla sevgilim”
“Ya çok fenasın” Bana neyi söyletmek istediğini bulmuştum, çok güzel sevgilim demiş içim sıcacık olmuştu. Söylesem günaha mı girecektim “Bende seviyorum demiştim duymak istediğin bu muydu? Gerçi istediğin anlamda söylememiştim”
“Olsun bir daha tekrarlayıp yanağımdan öpüyorsun işe çok geç kaldım”
“Bende seviyorum hayırlı işler” der demez arabadan indim. Hani öpücüğüm diye bağırdı, gülerek el salladım. Şaşkın adam bavulumu bırakmadan gitmişti hatırlamış olmalı geri geri gelip bavulu indirdi. “Seni seviyorum” dedi arabasına binip hareket etti. Bir süre arkasından baktım, onunla birlikte olmak istiyordum bundan emindim aklımda kalbimde Oğuzhan senin için doğru erkek diyordu. Beni öptüğünde dudaklarının verdiği his inanılmazdı, tüm vücudum karıncalanmış ateşler basmıştı. Bir an önce kendime gelmeliydim…
Bahçe kapısını açtım “Ben geldimmmm” diye bağırdım, dedem bahçedeydi okuduğu kitaptan başını kaldırıp gözlüğünü çıkardı kocaman gülümsedi, Keriman teyzem yine mutfakta olmalıydı ellerini önlüğüne silerek kapıdan çıktı. Annemin izinde olduğunu biliyordum yarı beline kadar üst camdan sarktı. Hasan amca çiçekleri suluyordu birden dönünce elinde ki fıskiyeli hortumla beni ıslattı tam hoş gelmiştim.
Dedem “Tam yaza uygun karşılama oldu” diyerek gülmeye başladı, annem merdivenlerden inince açmış olduğu kollarına atıldım “Hoş geldin yavrum biz seni iki gün sonra bekliyorduk”
“İstemiyorsanız gideyim iki gün sonra gelirim” dedim annem daha sıkı sarıldı “Çok özlemiştim”
Dedem “Gel yanıma otur” diye seslendi, Keriman teyzem elinde kocaman tabakla geldi “Mücver yapmıştım sen seversin hoş geldin yavrum hadi otur da ye” dedi.
Güzel ailemle yine bir aradaydım hepsinin ellerini yüzlerini öptüm, annemde evden yiyecek bir şeyler getirdi bir masanın çevresine toplandık. Gerçi henüz acıkmamıştım ama ailemin hatırına çiğ tavuk bile yerdim.
“Eee anlat bakalım sarı kız. Otelde çalışmaya devam edeceksin diye düşünüyorduk”
Dedemin sorgu zamanı gelmişti “Annem beni çok özlediğini söyleyerek başımın etini yedi, kızma anneciğim şaka yapıyorum bende seni sizleri çok özledim. Madem gelmeyi kafama koydum bari önce geleyim sürpriz yapayım dedim. Sizler bensiz ne yaptınız anlatın”
“Aynı şeyler yavrum, seni özledik başka olay yok”
“Olay var da yok, seni özlediğimizde hem fikiriz, sen olmayınca ev bomboş geldi” diyen Hasan amcamın yüzü düşünceliydi, dedeme baktım onunda yüzü aynı şekildeydi “Neler oluyor bana da anlatın”
“Evlerinizi satın diye baskı yapıyorlar”
“Kim yapabilir böyle bir saçmalığı ev sizin ister satarsınız istemezseniz satmazsınız. Kimin nesiymiş bunlar”
“Avukat olduğunu söyleyen bir kadın geldi, yanında takım elbise giymiş iki adam vardı. Evinizi almak istiyoruz dedi sözleşmeyi önümüze koydu. Verdikleri para fena sayılmaz ama ben bu evde doğdum, evlendim, çocuğumuz oldu evimden vaz geçemem ben öldükten sonra satılsın veya satılmasın ben yaşarken asla satmaya niyetim yok dedim. Yine geleceğiz dediler… Çektiler gittiler üst sokakta ki Efruz Beyi bilirsin çocukları sat diye baskı yapıyorlarmış adam kahrından ölecek. Karşı evde oturanlarda satmayız kaç yıllık ömrümüz var bizden sonrakiler ne yaparlarsa yapar diyorlar. Alt sokak üst sokak hepimiz çok uzun yıllardır bir aradayız İstanbul’da böyle ferah rahat yer kalmadı. Bina üstüne bina dikiyorlar nefes alınmıyor. Şu ayva ağacını, bu kırmızı dutu, erik ağacını şehir içinde nerede bulacaksın ben nasıl böyle bir yeri komşularımı bırakayım da bilmem kaç katlı binalarda hapis hayatı yaşayayım.”
“Çok haklısın dedeciğim kendini üzme” Masanın toplanmasına yardım ettim, üstümü bile değişmemiştim yukarı çıkarken dedem “Akşam kahvesine bekleriz” diye seslendi. “Saat beşte kahveleri yapıp getiririm” diyerek karşılık verdim. Annemle birlikte yukarı çıktık, ne temiz kadındı ev misler gibi sabun kokuyordu. Koltuğa oturunca dizine yattım ana kucağına uzanmak huzur veriyordu. Yavaşça saçlarımı okşamaya başladı “Güzel yavrum sende bir haller var”
“Ne gibi annem” Ay ne kadındı hiç açıkta vermemiştim, ya da ben öyle sanıyordum. “Gözlerinin içi bir başka parlıyor, devamlı gülümsüyorsun”
Söylese miydim ne derdi? Kızar mıydı? Kucağından doğrulum bacaklarımı altıma alıp oturdum… “Anne sana bir şeyler anlatacağım ama kızmayacaksın olur mu?”
“Sen anlatmadan kızıp kızmayacağımı nereden bilebilirim. Sen anlatmadan evvel benim bir diyeceğim var”
Konuşmayı ertelememde hiçbir mahsur yoktu “Söyle annelerin en tatlısı söyle”
Annem “Hafta sonunun da sana görücü gelecek” dedi olduğum yerde donakaldım “Anne beni evlendirmeye niyetin var mı?”
“Yaşın geldi bu sene olmazsa beş sene sonra eninde sonunda kollarımdan uçup gideceksin”
İçimde ki ben ayağa kalktı kollarını açtı bir sağa bir sola döktürüyordu. Yerimde biraz daha dikildim “Anneciğim bende tam bu tür bir konuşma yapmaya hazırlanıyordum lafı ağzımdan aldın. O görücülere telefon aç zahmet edip gelmesinler benim beğendiğim bir erkek hali hazırda var”
“Kimmiş o bakayım tatil yerlerinde mi tanıştın, kimin nesi kimin fesiymiş. İki aydır tanıdığın adama mı gönül verdin”
“Anne vallahi hayret bir şeysin görücülerin adamı ne kadar tanıyorum”
“Olsun ben aileyi tanıyorum iyi insanlar, oğlan bankada memur”
“Ben tanımıyorum ve Oğuzhan’ın ailesiyle de tanışırsın. Ben sevdim anne hem iki aydır değil altı sene öncesinden tanıyorum”
“Ah benim arkamdan neler çevirmişsin sen. Birde ben millete kızım dizimin dibinden ayrılmaz diyorum.” derken dizine vurup duruyordu, ima ettiğini anlıyordum…
“Anneciğim dövünmeyi bırak da dinle düşündüklerinin hiç birinde gerçek payı yok. Hani liseyi bitirdiğim yaz otele gitmiştim ya Oğuzhan’la orada döneceğim son gece tanıştık. Biraz muhabbet ettik konuştuk. Sabahına zaten yola çıktım… Aradaki sahneleri asla anlatamazdım beni öldürür, benimle yetinmez Oğuzhan’ı da öldürürdü. Aklım onda kalmıştı… Bu sene gittiğimde havuz kenarında küçük bir çocuk bana çarptı havuza düştüm tesadüfe bak ki üstüne düştüğüm kişi Oğuzhan çıktı. Bunca yıl sonra birbirimizi tanıdık onunda aklı bende kalmış olduğundan altı yıl önce ki otele gelmiş. Bir bilemedin iki gün görüştük ikimizde birbirimizden etkilendik. Yeni yurt dışından gelmiş bir şirketle anlaşmış işe başlaması gerektiğinden geri dönmesi gerekti. Her gün telefonla konuştuk, görüntülü görüştük. Bu sabah beni havaalanından aldı. Arada ki ev sahnesini de atladım. Bekâr adamın evinde kız kısmının ne işi olurmuş diye kızardı. Seninle çok ciddi düşünüyorum benimle evlenir misin dedi.”
“Kaç yaşında, ne iş yapıyor, ailesi kim, ne işle uğraşıyorlar, başka kardeşi var mı? Seni biliyorlar mı? Anlat…”
“Yirmi dokuz yaşında, bir holdingde üst düzey yönetici olarak çalışıyor. Üniversiteyi Fransa da okumuş, orada çalışmış. Babası rahatsızlanınca birazda ülkesine özlem duyduğundan gelmiş.”
“İyi yapmış yaban ellere kızımı veremem”
“Annesi emekli öğretmen, babası da memuriyetten emekli olmuş. Bir kız kardeşi var şimdilik bilgim bu kadar.” Annem onu seviyor musun diye sorunca bunca yıldır onu sevmek için beklemişim gibi geliyor demek o kadar doğru geldi ki. “Dedenlerle de konuşalım senin üstünde çok büyük emekleri var, tek başına karar veremeyiz. İkimizi de öz evladından ayırmadılar. Onlara durumu açıkladıktan sonra akşam yemeğine gelir tanışırız”
Oğuzhan’ın mesaisi bitmek üzereydi neredeyse telefon açardı. Kahveleri cezveye koyduğum anda telefonum çaldı -Günün yani benden sonra ki saatlerin nasıl geçti
-Mutlu, her yönden mutlu geçti ya senin
-Biraz sıkıcıydı, seni özledim annenden izin alamaz mısın yemeğe çıksak
-Bu gün imkânsız yarın için sözüm olsun, bu arada annemle konuştum
-Elini çabuk tuttun
-Tutmasaydım görücüler geliyordu, açıklama yapmak zorunda kaldım
-Çok iyi yapmışsın seni bırakıp işe dönerken bende annemlerle konuştum, müsait olduğun zaman bizi yemeğe bekliyorlar
-Birazdan aşağı inip dedemlerle konuşacağız, annem de müsait olduğu zaman akşam yemeğine gelir tanışırız dedi
-Çok sevindim şimdilik bir pürüz olmadan ilerliyoruz, gece kaç gibi yatarsın görüntülü aramak istiyorum
-Ben seni yattığım zaman ararım henüz hiç uyumadım dedim telefonu kapattım annem elinde ki fincanı biraz sesli olarak tabağına koydu “Görücülere kadar söyledin”
“Elini çabuk tutmuşsun dedi ne yapsaydım anne, bir neden belirtmek zorundaydım” Annem birden ağlamaya başlayınca ne olduğumu şaşırdım “Anne neden ağlıyorsun kötü bir söz demedim”
“Ah benim yavrum gelin olup gidecek mi?”
“Bende korktum yarın gitmiyorum ya anneciğim. O sizinle tanışacak, ben onun ailesiyle tanışacağım. Sonra aileler birbirleriyle tanışacak daha çok var çok. Belki beni ailesi beğenmeyecek yine başına kalacağım”
“Senin gibi kızı buldular da beğenmeyecekler, belki de ben onların oğullarını beğenmem”
Anneme sarıldım “Kızını yere göğe koyamazsın bilmez miyim? Ah anam bana hem ana hem baba oldun. Hakkını ödeyemem”
“Hakkım sana helal kuzum o kadar iyi evlat oldun ki bir gün bile beni üzmedin. Allah sana senin gibi evlatlar versin, ayağına taş değmesin”
Bir annenin evladına edeceği en güzel duaydı, birbirimize sarılmış şekilde ağlıyorduk, niye ağlıyorduk onu da bilmiyordum. Ben annemin o benim gözyaşlarımızı silerken gülmeye başladık. “Ay çeyizlerinde çok eksik var”
“Of anne her şey bitti bir çeyizler kaldı zaten”
“Sen ne bilirsin çeyizi olmayan gelin mi olur”
Bu arada kahveler taşmıştı yeniden yapmak zorunda kaldım, lokumları çikolataları yanlarına ilave edip aşağıya indik. Kahveler oradan buradan sohbet ederek içildi. Söze girsin diye annemin gözünün içine bakıyordum. “Hayri Bey amca size geçen gün görücülerden bahsetmiştim ya”
“Araştırma yapmadan kızımızı vermeyiz”
“Gerek kalmadı bizim kız meğer başka bir genci seviyormuş, bizimle tanışmak için gelmek istemiş”
Ve sorular, yine sorular Teyzemin, dedemin, amcamın bitmek bilmeyen sorularını cevaplamaktan dilim damağım kurumuştu dedem yine araştırma yapmadan önümüze gelene kız vermeyiz dedi. “Sarı kız getireceğin adamı gözüm tutmazsa bil ki bu iş olmaz”
“Siz en iyisini bilirsiniz dedeciğim” dedim amcam arkadan gülerek göz kırpınca gülmemi zor tuttum. Amcam babasının omuzlarına ellerini koydu “Atı alan Üsküdar’ı geçmiş gibi duruyor”
“Ben at falan anlamam oğlum, gözüm tutmazsa bu iş olmaz” Dedem çok ciddi duruyordu dediği gibi ya beğenmezse ben ne yapacaktım. Hayatta kırmayacağım dört sevdiğim insandan biriydi. “Gelsin bakalım adamın aklını başından alır bizim kızla evlenmekten vazgeçiririz. Ne güzel sarı kız bize kalır” diyen amcama üzüntüyle “Ama amca” dediğim anda dedem gülmeye başladı “Bizim kız çoktan gitmiş, gün belirleyip haber verin gelsin bir an önce konuşalım”
Of kazasız belasız bir engeli de sorun olmadan atlamıştım, sırada diğer engeller vardı. Son duran engel en kötüsüydü ilişkimizi açıkladığımız anda Taylan’ın Oğuzhan’a göstereceği tepkiden korkuyordum. Hiç uyumadan geceyi bulmuştum, olduğum yerde uyuyordum annemin bu kız güya el ocağı yakacak da ev idare edecek dediğini duydum, kolumdan tuttu uykulu gözlerle el salladım, merdivenleri zor tırmandım. Üstümü çıkartır çıkartmaz pikenin altına girdim. Telefonum çalıyordu “Aloo”
“Kulağına değil yüzüne tutacaksın”
Telefonu elimden düşürdüm “ Çok uykum var yarın konuşsak”
“Sen konuşmasan da olur ben gördüklerimden çok memnunum”
*****