Koşarak eve döndüm, annemin yine içi rahat etmemiş temizlik yapmıştı, aceleyle toz aldım banyoya girdim saçlarımı kuruturken annem hala orayı burayı toplamaya çalışıyordu. Zorla banyoya soktum. Hazırlanmak için çok az vaktimiz kalmıştı. Kıyafetimi giymeden yapacak bir şey var mı diye aşağı seslendim, her şey hazır giyinin artık diye cevap aldım. Ana kız giyinip süslendik “Anne elbisen yeni”
“Ne yapayım kuzum, kızımın nişanında yıllardır giydiğim kıyafeti giymek istemedim yakışmış mı?” diyerek çevresinde döndü. “Lacivert çok yakışmış, benim güzel anneme ne yakışmaz ki”
Olmaz ayıp desede yanaklarını allıkla renklendirip çok hafif ruj sürdüm. Elbisesiyle aynı renk eşarbını bağladı çok kibar ve güzel olmuştu. Bu yüksek ayakkabılarla nasıl yürüyecektim, spor ayakkabılarımla aşağı indim. Masanın üstüne tabakları, bardakları koydum. Pastane istediklerimizi gönderdi onları yerleştirdim. Aynada yüzüme baktım, makyajım az ve özdü, ayakkabılarımı giyerken annem koş kızım geldiler dedi. Ayağım burkulmadan yürüyebilirsem kendimi şanslı sayacaktım. Bahçe kapısından ilk önce annesi girdi “Maşallah benim kızıma” diyerek içeri geçti, peşinden babası, onun peşinden kız kardeşi geldi, elinde kocaman çikolata tepsisi vardı, en son Oğuzhan, bavulu kapıya bırakıp kocaman bir buket çiçekle içeri girdi. Çok büyüktü içinde ki gülleri sayamıyordum “Boşuna sayma tam yüz adet, bu arada çok güzel olmuşsun”
Birçok kez ben söylemeden düşünceleri mi sezip cevap vermesiyle şaşkınlığa uğruyordum. Gözlerine baktım, içimden seni seviyorum diye geçirdim. Gülümsedi annemin gösterdiği sandalyeye oturdu. Aklımın içinden bende seni seviyorum mu geçmişti. Bu adamla mucizelere tanık oluyordum. Hasan abi ağaçları ışıklandırmış bahçe çok daha güzel olmuştu, sohbet başladı. Annem gözüyle işaret edince anladım kahve zamanıydı, makinede kahve pişirmenin ne zorluğu vardı ki zaten hepsini önceden hazırlamıştık. Kahveleri pişirip fincanlara pay ederken Birsen yanıma geldi “Abimin kahvesine tuz koy ne olur”
“Yazık ne gerek var”
“Lütfen Yasemin hatırım için” dedi atmaya mecbur kaldım, el çabukluğuyla o kadar az koydum ki şekerin tadı tuzu bastıracaktı. Büyüklere servis yaptım sıra Oğuzhan’a geldi “Tuzluymuş gibi iç kardeşini kıramadım” diye fısıldadım. “Yasemin’in elinden zehir olsa içerim”
Kahveyi arada gözlerini kocaman yapıp kardeşine bakarak bitirdi… Kahve fincanlarını toplayıp içeri bıraktım yanlarına geldim. Hüseyin amca sebebi ziyaretimiz diyerek söze girdi. Konuşurken bir anneme bir dedeme bakıyordu. Allah’ın emri peygamberin kavliyle kızınız Yasemin’i oğlumuz Oğuzhan’a istiyoruz dedi. Annem çocuklarımız çok mutlu olsunlar derken, dedem babası Salih Bey adına evet diyorum diyerek onayladığını söyledi. Annem ağlıyordu, elimde ki peçeteyle akan gözyaşlarını sildim. Ağlamamak için kendimi zor tutuyordum. Dedem ikimizi de yanına çağırdı Birsen nişan yüzüklerimizin olduğu tepsiyi eline aldı. Dedem çok mutlu olun diyerek yüzüklerimizi takıp kurdeleyi kesti. Nişanlanmıştık birbirimize bakıp gülümsedik büyüklerin ellerini öptük. Oğuzhan’la aldığımız takıları taktılar. Nişanlım onlardan sonra nişan yüzüğümün yanına pırlanta yüzüğü takıp diğerlerini kolyeyi, bilekliğini, küpeleri takarken öyle bir dokunuyordu ki yüzüm pembeleşmeye başladı. Halimi görünce kocaman gülümsedi. Pastayı kesip tabakları hazırlayıp ikram ettik. Herkesin yüzü gülüyor bu da beni çok mutlu ediyordu. “Sevgili büyüklerim beni dinlerseniz çok mutlu olacağım” Oğuzhan ne diyecekti ki?
“Sizlerin anlayışı sayesinde sevdiğim kızla nişanımız oldu. Yine sizlerden isteğim nişan günlerinin uzamamasıdır. Bildiğiniz gibi işim var, ailemi rahat geçindirebilecek maaş alıyorum. Eşyalı stüdyo dairede oturuyorum, tabii siz büyüklerin isteği doğrultusunda başka bir eve de geçebiliriz. Şimdilik olduğum evde oturursak çok kısa zamanda Yasemin’in istediği yerde ev alabilecek konuma geleceğim. İzniniz olursa en kısa sürede evlenmek istiyoruz” dedi bacağının kenarını sıktım “Bana sordun mu?”
“Sordum sende evet dedin”
“Ne zaman? Bu akıl okuma işi bazen sapıtıyor olmalı, bana en son sorduğun soru kurabiye yer misin, bende evet dedim”
“Aklımdan nişan olacağına nikâhımız olsaydı diye geçirdim. Sen evet dedin…”
“O kurabiye evetiydi” biz didişirken, dedem çatalının kenarıyla bardağına vurdu “Gençler konuşmanız bittiyse kararımızı açıklıyoruz. Evlilik için ilk adım atıldı, nişanlı çiftleri fazla beklemenin de bir anlamı yok. Oğuzhan oğlum, gayet güzel kendini anlattı. Yapmak istediklerini söyledi gayet mantıklı konuştu, siz konuşurken bizde aramızda konuştuk aynı karara vardık. Madem ev eşya işleriyle uğraşmayacaksınız. İstediğiniz zaman evlenmenizde bir sorun görmüyoruz. Bunun kararını siz ikiniz vereceksiniz. İki aile içinde, gençler içinde hayırlı uğurlu olsun.”
Oğuzhan kulağıma eğildi “Çok yakında karım olacaksın sevgilim” diye fısıldadı, bu sefer ben onun kulağına eğildim “Hiç sanmıyorum sevgilim”
“Göreceğiz canım, benden önce nikâh diye koşturmazsan bende Oğuzhan değilim”
“Görürüz canım, iddiayı kaybedince sana ne diye hitap etmemi istersin?”
“Kocacığım, hayatım, canım demen yeterli” Biz atışırken ailesi ayağa kalkıp gitme vakitlerinin geldiğini söylediler, sevgiyle uğurladık. İşimiz bitmemişti, ilk işim üstümü değişmek oldu ana kız alt katı, bahçeyi eski haline getirdik anca ondan sonra evimize çıkabildik. Keriman teyzeyi de çağırdım bavulu açma zamanıydı, çoğunu diğer bavula koymuştuk eve götürmüştü. Nişan bavulunda ne olması gerekiyorsa vardı, hatta fazlası vardı. Anneme, teyzeme marka eşarp, dedemle amcama da en iyi yerden gömlek, kravat konmuştu. Eklemeleri annesi yapmış olmalıydı. Keriman teyze biraz daha oturup evine indi.
Gece yarısını geçmişti telefonuma bir sürü fotoğraf geldi nişan anımızın fotoğraflarıydı. Oğuzhan ne güzel çıkmıştı, parmağımın ucuyla resmini sevdim çok yakında kocam olacaktı. Annem yanıma gelince fotoğrafları gösterdim “Hepsinde güzelsiniz ama bu ayrı bir güzel normal bastırsan da evimizin duvarına assam özlediğimde baksam olmaz mı?”
“Ne demek annem istediğin Fotoğraf olsun”
“Kızım Oğuzhan’la konuşup duruyordun evlenmek istemiyor musun?”
“Annem tabii ki evlenmek istiyorum, Oğuzhan çok acele ediyor”
“Nişanlı çiftler çok bekletilmez, her şey hazırsa niye bekleyesiniz”
“Sende mi damadının tarafını tutuyorsun”
“Belli ki seni çok seviyor hemen evlenmek istiyor. Bu zamanda düzgün insan bulmak çok zor, maazallah Taylan veya kardeşi gibi karşına çıkaydı biz ne yapardık. Sen bir ölürken ben bin ölürdüm”
“Ben okulda onun gibileri çok gördüm anne, hemen tanıyor uzaklaşıyorum”
“Böyle konuşma yavrum bazılarının alacası içinde olur derler, huyunu saklar kapılır gidersin sonrasında iş işten geçmiş olur. Okuyoruz, seyrediyoruz hangi kadın kendini döven, söven, erkekle evlenmek ister ki. Bile bile hiçbir kız kendini ateşe atmaz”
“Haklısın anneciğim Banu’yu hatırlarsın çok iyi bir kızdı, kapıldığı çocukta başta çok efendi duruyor, diğer zengin züppe arkadaşlarına benzemiyordu. Sonrası felaket oldu, kendi kullandığı yetmiyormuş gibi ondan ayrılmasın diye Banu’yu da eroine alıştırmaya çalışmış, dayak atmış. Kızcağız elinden zor kurtuldu”
“Allah yüzüne bakmış… Onca zorluk çektik gözüm hiç parada olmadı, iki lokmam olsun huzurla mutlulukla yiyeyim diye düşündüm. Oğuzhan kendini anlattı, sıkıntı çekmeyeceksin. Bunca sene okudun sende bir işe girersin rahat yaşar gidersiniz.”
“Annem seni yalnız bırakmanın garip bir üzüntüsü var içimde”
“Hiç bunları düşünme, kızı erkeği çocuklar büyür evlenip gider bu hayatın döngüsüdür. Yalnız değilim Hayri Bey amca, Keriman teyze, Hasan bey burnumun ucunda yaşıyorlar belki ileride yanıma bir kızcağız alırım bana arkadaş olur, bende ona bakar büyütürüm. Hem annem yalnız diye kendine kahır etmezsin, bir çocukta sefaletin içinden kurtulmuş olur”
“Seni çok sevdiğimi biliyorsun değil mi?”
“Biliyorum güzel kızım biliyorum. Bu yüzden gözün arkada kalmadan yuvanı gönül rahatlığıyla kur”
Gece birlikte yatmaya çok alışmıştık belki de ayrılık yakında diyerek annem yanıma geliyor bende onun koynunda uyuyordum. Ne biçim bir duyguydu hem Oğuzhan’la evlenmeyi çok istiyordum, bir yandan da annemden ayrılmak istemiyordum. Birileri hem ağlarım hem giderim deyimini bu düşünceler için söylemiş olmalıydı.
****
Sabah mutluluğa gözlerimi açtım ilk işim parmağımda ki yüzüğüme bakmak oldu. Gerçekten nişanlanmış olduğuma inanasım gelmiyordu. Annem üstümde ki pikeyi bir tutuşta kaldırdı. “Çabuk kalk çayı koy nişanlın ne kadar kahvaltılık varsa alıp gelmiş bahçede oturuyor”
“Niye haber vermeden geldi ki saçıma başıma bak” der demez telefonuma baktım, neden haber veremediği belli olmuştu şarjı bitmişti, takar takmaz banyoya koştum. Daha dün gecenin makyajı yüzümde duruyordu yüzümü yıkamaktansa duş yapmak daha iyi olacaktı ne yapayım biraz bekleyecekti. Hızla odamı düzelttim annemin tek kızdığı olay odamı dağınık görmekti. Toplamak benim için rutin hale gelmişti. Yarım kollu önden düğmeli elbisemi giydim, altına keten terliklerimle şık oluyordu. Saçlarımı kurutmaya fırsatım yoktu, Atkuyruğu yapıp, lastiğin üstüne fular bağladım. Of geç kalmıştım koşarak merdivenlerden inerken son basamakta ayağım takıldı. Oğuzhan tarafından anında kucaklandım, düşmekten kurtulmuştum.
“Kollarıma bir melek düştü, günaydın sevgili nişanlım” der demez kollarını vücudumdan çekip ellerini ceplerine soktu. Gülümsedi, bu adamın gülümsemesine bayılıyordum, ellerim onun pazularına yapışmış haldeydi…
“Öhö öhö, deden bahçeye çıkıyor bu sıralarda da bir öksürük var girip mi olacağım nedir” diyen teyzeme baktım bayağı kötü öksürüyordu. Birden kaş göz işareti yapmaya başladı “Yasemin kızım tabak eksik getir. Ay bu kız beni öldürecek ellerin bize lazım deden çıktı çıkıyor” Ellerim mi? Anca ne halde olduğumu fark etmiştim ateşe değmiş gibi çektim. Ve benimki hala gülümsüyordu ama gülümsemesi ben sana dedim şeklinde manidar bir gülümseyişti.
“Hoş geldin, sen çok fena adamsın ben utandırmaktan zevk alıyorsun”
“Elma gibi kızarman hoşuma gidiyor. Ellerini benden uzak tutamadığına göre ay sonunda evleniyor muyuz?”
“Hayır” dedim masaya yardım etmeye başladım, ne var ne yoksa alıp gelmişti. Keyifle yaptığımız kahvaltı sonrası dışarı çıkmamız için izin istedi. Anneme baktım “Güle güle gidin çok geç kalmayın” Dedemde aynı sözleri tekrarladı… Eve çıkıp çantamı alacağımı söyledim, peşimden geliyordu. “Ayıp olacak yanlarında kalsaydın hemen geleceğim”
“Hiç yaşadığın evi görmediğimin farkında mısın?”
Haklıydı içeri buyur ettim, evimi seviyordum. Anne kız yıllar içerisinde eşyalarımızı yenilemiş evimizi güzel hale getirmiştik. “Odan hangisi?” dedi gösterdim. Tek kişilik bir yatak, küçük bir gardırop, orta boylarda bir kütüphane, çalışma masasıyla tipik bir genç odasıydı. Kolumdan tuttuğu gibi sarıldı “Oğuzhan sırası mı vallahi anlayacaklar”
“Seni hissetmeye ihtiyacım var”
“Daha sonra lütfen Oğuzhan”
“Bu sözünü unutma” diyerek parmak uçlarıyla dudaklarımı okşadı. Fırsatını bulduğunda neler olacaktı, kalbimin çırpınışını hissediyordum. Bir kez öpüşmüştük hala aklımdaydı… Aşağı inip vedalaştık her zaman ki gibi kapıyı açtı “Beni kötü alıştırıyorsun, yapmadığın zaman üzüleceğim. Bu yüzden kendi kapımı kendim açarım”
“Anlaştık… Olurda unuturum, acelem olur üzülmeni hiç istemem. Nereye gitmek istersin?” dedi telefonu çaldı arayanı bana gösterdi Taylan’dı açmadan kapattı. Yine çaldı “Ne yapayım?”
“Aç bakalım derdi neymiş”
“Efendim Taylan, aramanı görmezden gelmedim araba kullanıyordum açamadım. Yasemin’le misin bana niye anlatıyorsun ki?”
Hoparlörü aç diye işaret ettim açtı. “Kardeşim kız buz gibi duruyor tam bir afet, sana yatağa atacağımı söylemiştim. Birazdan tekrar yanıma gelecek”
“Özelin beni ilgilendirmez, başka bir diyeceğin yoksa kapatıyorum” der demez kapattı “Allah’ın cezası pislik bir an önce şu iş bitse de şundan kurtulsam. Sen niye gülüyorsun, gülünecek ne var”
“Ne yok ki adam boş hayaller içinde seni sinir edip kendini yüceltmek için paylaşma ihtiyacı duyuyor. Bende ne afetmişim”
“Bu dediğinde çok haklı buz gibi duruyorsun içinden alevler kaynıyor. O hayal kuradursun buzları eritip ateşe uzanan ben olacağım. Senden hayali olarak bahsetmesi bile sinirimi bozuyor”
“Boşuna sinirini bozma, gerçek olmadığını biliyorsun”
“Erkek olarak sözleri kanıma dokunuyor”
“O pisliğin yanında değil senin yanındayım, bu saçmalık yüzden günümüzü zehir etmeyelim”
Uzun süre sessiz kaldı, kaşları çatıktı telefonu aç dediğime çoktan pişman olmuştum. Kulelide arabayı park etti. Deniz kenarında uzun bir yürüyüş yolu vardı, el ele tutuşarak yürümeye başladık. Balık tutanlar, bizim gibi yürüyüş yapanların yanı sıra sandalyelerini alıp gelen aileler piknik yapıyorlardı. Bazıları neşeli, bazıları düşünceli onlarca insan içinde gidebildiğimiz yere kadar gittik. Aramızda oluşan sessizliği bozmalıydım “Annenler ne zaman gidiyor?”
“Birsen’in biraz aklı başına gelmiş gibi o son sözleri ben duymadım demiş ne kadar doğru söylediğini bilmiyorum. Birsen’le aramızda yaş farkı var, o büyürken ben yurt dışındaydım. Şımarık büyütüldü aramızda sıcak abi kardeş ilişkisi oluşmadı. Bu yüzden olaylara tepkisi nasıl olur tam olarak bilmiyorum. Bildiğim tek şey o benim kardeşim asla zarar görmesini istemiyorum. Bu konuda sert mi davranmam gerekiyor davranacağım. Altun ailesinden bıktım…”
“Altun’mu? Soy isimleri Altun’mu?”
“Evet, lanet olacasıların soy ismi”
“Kız kardeşini kesinlikle korumalıyız, o iti çok iyi tanıyorum, polise ihbar eden benim”
“Ne zaman nasıl?”
“Aynı okulda okuduk sana bahsetmiştim arkadaşımı mahvetti, uyuşturucu kullanıyordu, psikopatın önde gideniydi. Arkadaşım uzun süre tedavi gördü, Serdar’ın ailesi oğullarının cezasını hastanede çekmesini sağladı. Sonrasında ne olduğunu bilmiyorum kardeşin onunla devam edecek olursa kesinlikle hayatı mahvolur”
“Ne baş belası aileymiş, hepsi birbirinden adi. İlk defa uzun süreli baş başa kaldığımızın farkında mısın? Bu günlük tatsız konuları bırakalım mı?” Durdu yüzünde sevdiğim gülümsemesi oluştu “Nasıl hissediyorum biliyor musun? Sanki yıllardır beraberiz, öfkemi, derdimi, sevincimi seninle paylaşıyorum. Aslına bakarsan çok kısa süredir birlikteyiz ama bizim ilişkimiz yıllardır sürüyor gibi. Seni yeni tanıdım veya yeni tanıyorum gibi hissetmiyorum.”
“Duygularımız birbirine çok benziyor”
“Bu ruhsal beraberlik durumumuzu onayladığımıza göre ay sonunda evleniyoruz değil mi?”
“Âlemsin Oğuzhan dönüp dolaşıp konuyu ay sonuna bağlıyorsun. Hayır…” Ağzım hayır diyor kalbim böylesi bir birliktelik mucize evet diye bağırıyordu. “Evlenme işini şimdilik bir kenara bırakalım”
“Bırakamam canım eninde sonunda o eveti ağzından alacağım”
“Dünya kadar CV yolladım doğru dürüst geri dönüş olmadı, tüm şirketler tecrübeli eleman arıyorlar ben çalışmak istiyorum”
“Bir süre bekle desem adı lazım olmayanların şirketinde ki görevimi bitireyim. Oturacağımız yeri belirleriz. Sana uluslararası iş yapan bir şirkete girmek istediğimi söylemiştim orası olmazsa eski şirketim pozisyonumu açık tutuyor. Bu bahsettiğim yerler devasa şirketler dünya çapında iş yapıyorlar. Yabancı dilin ne durumda”
“Beş yıl İngilizce ders gördüm iyi sayılır”
“Düşündüğüm işler gerçekleşene kadar yabancı dilini ilerletmeye devam ederiz. Şirketlerin nasıl işlediğini tüm bildiklerimi sana aktarırım. Dediğim şirketlere girme şansın çoğalır tabii benimde katkım olur.”
*****