“Öğretmenim”
“Efendim Kemal konuyu anlamadın mı?”
“Anladım öğretmenim” dedi ağlamaya başladı, en küçük öğrencimdi. Zayıf ufak tefekti onu her gördüğümde yetersiz beslenmeden ölen kardeşim aklıma geliyordu. Elimden geldiği kadar derneğe gelirken simit poğaça gibi yiyecekler getiriyordum. Bir gün çalışmaya başlarsam daha çok yardım edecektim. “Babam içip annemi dövüyor, ne yapacağımı bilemiyorum. Annemin çok canı yanıyor”
“Dernek başkanıyla bu konuyu konuşmak istermisin? Belki bir yol gösterirler” Dernek başkanımız sorunlu ailelere sahip çocukların ailelerine de yardımda bulunuyordu. Evet, gibilerden başını sallayınca birlikte Şahika Hanımın yanına gittik. Kemal olanları anlattı, dışarı çıktı.
“İnan Yasemin hangi birine yetişeceğimi bilmiyorum, çocuklarını zor doyururlar, içkiye verecek para bulurlar o yetmezmiş gibi şiddet uygularlar. Laf edecek olsan fakiriz derler madem fakir olduğunu biliyorsun durumunu biraz olsun iyileştirmek için şu zıkkımı neden bırakmıyorsun, bahaneleri de hazır, kahırdan, üzüntüden yokluktan içiyorum yoksa şöyle olacağım böyle yapacağım. Çocuklar doysun diye erzak götürürüz satıp içkiye yatırırlar, para veririz yine aynı olay. İş buluruz iki gün çalışıp çıkarlar. Bazen o kadar kızıyorum ki böylelerine yardım edesim gelmiyor yine de çocuklara kıyamıyorum. Ya doğum olayları her sene bir tane doğuruyorlar. Allah verdi rızkını da verir diyorlar. Allah size akılda vermiş bunca çocuğu doğurup açlığa sefalete mahkûm etmenin ne mantığı var. Çok şeyi anlamaz oldum Yasemin, onların yerine ben tükeniyorum. Kemal’in annesi geldi, durumunu anlatıp yardım istedi yardımı yaptık sonra öğrendim ki ne verdiysek kocası elinden alıp içkiye yatırmış evde boy boy dört çocuk daha var. Kadıncağızın yine karnı burnunda, niye korunmadın bunca çocuk yetmedi mi dedim. Kocası korunmasına karşıymış, adamın sanki fabrikaları var da rahatça çocuk bakıp büyütecek.”
“Büyük çocuklar yurda alınamazlar mı?”
“Adam izin vermiyor ki, çalışıp eve bakacaklarmış. Çocuk değil kendine bakacak işçi doğurtmuş. Kemal’i de yardım ettiğimiz için okutuyor yoksa alır çalıştırır. Yine bir konuşurum”
Burası böyleydi kime dokunsan bin ah işitirdin. Kemal’in cebine gizlice para koyup annene ver sakın baban görmesin dedim. Sadece Kemal değil geri kalan on çocuğumda aynı durumdaydı. Annesi babası çok iyi çocuklarımda vardı, yemeyip yedirirler, giymeyip giydirirlerdi. Kemal’in yaşadıklarını düşünerek dernekten üzüntüyle ayrıldım, yıllardır aralarındaydım olanları yaşadıklarını biliyor yine de çok etkileniyordum. Çocuklar değişiyor sorunlar aynı kalıyordu, içlerinden başarılı olanlar çıkınca dünyalar benim oluyordu. Eve geldim annem üzgün olduğumu anlamıştı, niye üzüldüğümü bilir soru bile sormazdı. Banyoya girip yıkandım hazırlanmaya başladım. Annesini, kız kardeşini görmüştüm, babasıyla ilk kez karşılaşacaktım iyi bir izlenim bırakmak istiyordum. Annem lacivert tayyörünü giydi, yıllardır bir yere giderken giydiği tek resmi kıyafetiydi. Boynuna fular bağlayıp kıyafetini daha şık hale getirdim, saçlarını topuz yaptım. İş görüşmesine giderken giyerim diyerek aldığım siyah pantolon ceketimin içine beyaz gömleğimi giydim tam iş kadını kıyafeti olmuştu. İlk andan sonra ceketimi çıkarınca japone kollu bluzumla çok daha iyi görünüyordum. Alçak topuk yerine yüksek topuklu ayakkabıları tercih ettim istediğim görüntüyü yakalamıştım, hafif bir makyajla giyinmem bitmişti. Aşağı indik, bizimkilerde şık giyinmişlerdi Hasan amcam dedemin kravatını bağlıyordu. Dedem taksi çağıralım anca gelir deyince Oğuzhan’ın araç göndereceğini söylemediğimi fark ettim. Tam o anda kapımızın önünde kocaman Vip araç durdu. Şoför tembihli olmalı ki aşağı inip dedemin tekerlekli sandalyesine yardım etti, yarım saat sürmedi boğazda balık lokantasının önünde durduk. Oğuzhan kapıda bekliyordu bu kibar davranışı sadece benim değil büyüklerimin de hoşuna gitmişti. Kendini ilk dedeme tanıtıp elini öptü sonra diğerlerini selamladı. En son sıra bana gelmişti hepsi önden gidince belime sarıldı görecekler diye yalandan itiraz etsem de dinlemedi. Girişten masaların olduğu yere kadar eli belimdeydi “Bu gün hiç konuşmadığımızın farkında mısın?”
Gerçekten konuşmamıştık “Özür dilerim yoğundum” dedim durdum “Sabah konuştuk ya”
“İyi kendindesin nerelerde olduğunu merak etmiştim”
“Bu gün dernekteydim öğrencilerimden birinin ailevi sorunu var ona üzüldüm, birazdan kendime gelirim” Kendime gelmeliydim bu gece bizim için özeldi, bir daha bu anlar geri gelmeyecekti. Büyüklerin hal hatır sormaları sonrası yemekler geldi ister istemez ortamda bir sessizlik hâkimdi kimse kimseyi tanımıyordu. Hasan amcamla Oğuzhan’ın babası eskilerden muhabbete başladılar, Dedem öğretmendi annesiyle muhabbet etmeye başladı. Sonrasında hepsi birbiriyle konuşmaya başlayınca benimde içim rahat etti. Resmiyet kalkmış hoş sohbet başlamıştı. Birsen beş karış suratla oturuyor hiçbir konuşmaya katılmıyordu böyle olacağını biliyordum. Oğuzhan’la yan yana oturmamıza işkencemi desem güzel mi desem bilmiyordum. Eli elimden ayrılmıyor birisi görecek diye benim ödüm patlıyordu, yemekler geldiğinde eli elimden gidince boşluk hissettim bana yaşattıkları güzeldi. Şimdi sıra bendeydi elimi baldırına koydum ne olduğunu şaşırdı elinde ki şişeyi düşmekten zor kurtardı. Etrafına baktı öyle olmaz böyle olurdu gülümsedim elimi çekerken yakaladı aynı yerde tuttu. Annemin kızım tuzu uzatır mısın demesini kurtuluşum olarak düşündüm yanılmıştım. Bu sefer onun eli benim baldırımdaydı ve içime ateşler yağıyordu. Resmen masa örtüsünün altında savaş yapıyorduk ben elini ittikçe o daha yukarı kaydırıyordu elimi ağzıma götürüp yapmasana diye fısıldadım. Ne hissettiğini söyle söz bırakacağım dedi. Öyle bir bakışı vardı ki söylemezsem tatlı işkencesine devam edecekti. Çantamdan telefonumu çıkardım -Hoşuma gitti ama devam edersen yanından kalkacağım haberin olsun yazdığım mesajı gösterdim elini çekti yüzünde kocaman bir gülümseme vardı. O andan sonra ikimizde sohbete dâhil olduk, hatta bir ara Birsen bile konuştu.
“Yasemin yarın sabah erkenden seninle buluşabilir miyiz” diyen annesine baktım “Çarşıya çıkalım”
“Hiç gerek yok lütfen zahmet etmeyin”
“Her işimiz aceleye geliyor ama gelin çarşısı adettendir”
“Nişan için hiç gerek yok ismi üstünde evlendiğimizde gelin çarşısına çıkarız”
Annemde beni onaylayınca konuyu kapattık, gecemiz çok güzel geçmişti. Oğuzhan kolunu aşağı indir diye fısıldadı. Baştan mı başlayacaktık hayır diyerek karşılık verdim. “Sana çiçek aldığım zaman çok hoşuma giden bilekliği de almıştım vermeyi unuttum şimdi kolunu aşağı indir.”
Zinciri bileğime taktı ucunda kalp vardı çok hoşuma gitmişti. “Yarın takardın” Günün hatırası olsun istedim, bu benim kalbim diyerek cevap verdi. Başımı kaldırdım annem bize bakıyordu yüz ifadesi hafiften kızgın gibiydi kolumu masanın üstüne koydum anında bilekliği fark etti ifadesi düzeldi.
Evimize aynı araçla bırakıldık yarın uzun bir gün olacaktı. Eve çıktık ilk işim ayakkabıları ayağımdan çıkarmak oldu, şişmezlerse iyiydi “ Neydi o haliniz neredeyse burun buruna oturdunuz, dibinden ayrılmadı çok tedirgin oldum. Sonra bilekliği görünce rahatladım niye yarın değil de bu gün taktı”
Diğer yaptıklarımızı iyi ki fark etmemişti “Bende sordum… Önceden almış vermeyi unutmuş bu günün hatırası olsun dedi. Ben bir duş yapıp yatıyorum yoksa yarın parmağımı kımıldatacak halim olmayacak.”
Yattığım gibi aklıma gelenle anında yatakta dikildim Oğuzhan’ı aradım hemen açtı “Kız kardeşin Serdar’a bizi söylerse, yani senin Yasemin adında bir kadınla nişanlandığını söylerse o da abisine söylerse ne yaparız?”
“Bu gece annemlerde kalacağım, bu konu benimde aklıma geldi eve girer girmez olanı biteni Birsen’e anlattım. Abisi nişanlına göz koydu diye mi benim ilişkime karşı çıkıyorsun dedi. Bu kız akıllanmayacak. Sen çeneni tutmazsan Yasemin zarar görürse asla kardeşim olamazsın dedim.”
“Umarım seni dinler”
“Sen benim abimsin ben senin ilişkine karşı çıkmıyorsam sende benimkine karışma. Abisi kötü niyetli diye kardeşi de olacak değil dedi. Annem konuştuklarımızı duymuş, abin yüzünden değil o adamın terbiyesizce davranışlarından dolayı ben karşıyım, öyle bir insandan arkadaş bile olmaz ve sen bana karşı olan davranışını görüp hala nasıl savunma yapabiliyorsun. Hangi erkek kız arkadaşının annesine kızın reşit ilişkimize karşı çıkamazsın der. Bana söylenenleri sindirebiliyorsan kapı orada çık git dedi. Birsen sustu cevap vermedi ama nasıl hareket edeceğini bilemiyorum, aklını başına getirmezse çok tatsız olaylar olacak”
“Sen anneme böyle saygısızca konuşmuş olsaydın aşkından ölsem bile ayrılırdım. Birsen de henüz olayın şokunda düşününce doğru yolu bulacaktır”
****
Telefonu kapattık niye böylesi kötü bir durumun içine düşüp huzursuzluk içinde nişanım oluyordu. Taylan Oğuzhan’dan önce bana takmıştı, Oğuzhan’a takıntısı olayın tuzu biberi olmuştu. Bunlar yetmiyormuş gibi şimdi de sahneye kardeşi çıkmıştı. Otelin uyuma saatine göre vakit erkendi, Şeyda ablam hala koşturuyor olmalıydı. Telefon açıp geldiğimden beri tüm olanları anlattım, yarın nişanımız olacağını söyleyince ilk sözü ben sana söyledim aranızdakiler kolaylıkla yaşanmayacak olaylar. Çok mutlu ol söylediğim gibi balayına buraya geliyorsunuz. Neye ihtiyacın varsa haberim olacak dedi.
“Ablacığım henüz düğün aşamasına gelmedik” dediğim anda Şeyda abla o meşhur kahkahasıyla güldü. “Aha şu masanın üstüne yazıyorum ay bitmeden sen evlenmezsen bende Şeyda değilim.”
“Abla ne dersen çıkıyor gözümü korkutma”
“Korkacak ne var ki canım, Neyi bekleyeceksiniz ki mutlu olma vaktin gelmişken ertelemenin anlamı ne?”
****
Sabah Şeyda ablanın telefonuyla gözümü açtım “Günaydın hayırdır ablacığım”
“O adam ben uyuduktan sonra gelmiş, resepsiyondaki eleman yeniydi girişini yapmış. Seni sormuş görevli işe yeni girdiğini tanımadığını söylemiş. Haberin olsun diye açtım adam burada deli danalar gibi dolaşıp duruyor önüne gelene seni soruyor. Bir sürü insanla karşılaştım. Böylesini hiç görmemiştim kapatıyorum beni gördü yanıma geliyor”
Şeyda abla kapatır kapatmaz Oğuzhan’ı arayıp olanı anlattım. Hazırlan seni almaya geliyorum kahvaltı ederiz dedi. Anneme yardım edeceğim gelemem dediysem de dinlemedi. Anneme söyledim itiraz etmeyince şaşırdım. İşin iç yüzünü ben giyinirken anlattı Şermin Hanım telefon açıp Oğuzhan’la gitmeme izin vermesini nişan için kıyafet almak istediğini söylemiş. İzin çıkmıştı, zaten nişanı bahçede takacaktık. Anneme ikram için uğraşmamasını söyledim, acele nişana hazır ikramlıklar ayıp karşılanmazdı. Çabucak giyinip aşağı indim dedemler bile henüz uyanmamıştı. Oğuzhan geldi aşağı inip kapımı açtı, biner binmez yanağıma öpücük kondurdu. “Günaydın sevgili nişanlım”
“Günaydın nereye gidiyoruz?”
“İlk önce kahvaltı sonrada alışveriş”
“Aslında hiç gerek yoktu dün akşamda söylemiştim”
“Annem ısrar etmese de ben zaten kararımı vermiştim bu yüzden rahat ol”
Deniz kenarında aceleyle ettiğimiz kahvaltı sonrası, seçimimiz tüm mağazaların bir arada olduğu alışveriş merkezi oldu. En çabuk bu şekilde işimizi bitirebilirdik… Ne yazık ki Oğuzhan benden bile müşkülpesent çıktı. Elime bir sürü elbise tutuşturuyor giyinmemi bekliyor, yorum yapıyordu. İyide çoğu seçtiği nişan kıyafetine benzemiyordu mağazalardan birinde son giydiğim elbisede ortak karara vardık. İnce askılı beyaz elbisenin iç eteği diz üstümde bitiyor danteli diz altıma kadar iniyordu, bedenimi tam sarmıştı. Oğuzhan’ın gözlerinde ki beğeniyi görüyordum fark etmemek imkânsızdı tüm vücuduma aç gözlerle bakıyordu. Beyaz tek bantlı yüksek topuklu ayakkabılarla kıyafetimi tamamladık. Mağazadan çıkar çıkmaz ilk sözü kesinlikle hemen evlenmeliyiz yoksa aklımı kaçıracağım demek oldu.
*****
Kahve içmek için kafelerden birine oturduk, lavaboya gidip geleceğini söyledi. Kahvem bitmiş hala gelmemişti, nerede kaldığını sormak için telefonumu elime aldığım anda onu gördüm elinde bir sürü paketle geliyordu. Sandalyeye oturup derin bir nefes aldı bunlar ne diye sordum paketlerin içine baktım mağazalarda giydiğim kıyafetlerdi. Ağzımı açtığım anda “Karşı çıkacaktın seninle atışmaktansa böyle almayı tercih ettim, kalk uygun ayakkabıları, çantaları alalım. Bir iki kot pantolon ilave edelim, yüzüklerimizi seçelim ve annem istediğin bileziği almanı söyledi onu da seçeceksin. Başka ne vardı dur telefonuma kaydetmiştim, gecelik, iç çamaşır takımı, makyaj seti, parfüm, terlik, havlu bir sürü daha yazdırdı. Birde bunları içine koyacak bavul alacakmışız” dedi ağzımı kapatıp yine açtım “İstemediğimi söylemiştim bunlara ne gerek var”
“Demek ki varmış kaynananın isteklerine karşı mı çıkıyorsun gelin hanım. Hadi elimizi çabuk tutalım. Kaşlarını çatma güzelim annem yıllardır oğlumun mürüvvetini görmek istedim gelinimin her şeyinin eksiksiz olmasını istiyorum dedi. Senin istemediğini biliyorum ama bu kadar güzel düşünen anne gönlü kırılmaz”
Ne diyebilirdim ki, tekrar hızlandık… Oğuzhan’a inanamıyordum iç çamaşırı satan mağazada beğendiği tüm takımları almıştı. Ben bunları anneme nasıl göstereceğimi düşünürken bir bavul daha alıp geldi. Bir takımını benim bavula diğerlerini yeni aldığı bavula koydu “Bunu benim eve götüreceğim kendine sorun etmene gerek yok.” dedi. Aklımı okumuştu, birkaç iç çamaşırı daha ekledi, arada kendine de alışveriş yapmayı ihmal etmiyordu. En son kuyumcuya girdik yüzüğümüzü seçtik ölçümüzü verip günün yazılmasını beklerken diğer alacaklara sıra geldi. Ben bilezik takmayı sevmediğimi söyledim kuyumcu burma alırsak ileride değerini kaybetmez dedi. Bir tanesini koluma taktım çıkarttım ölçüsü iyiydi. Oğuzhan çift burma olanlarından üç tane ayırdı bunlar annem babam ve kız kardeşim adına alınanlar, şimdi sıra bende sana pırlanta tam set istiyorum lütfen itiraz etmeden birini seç”
Seçtim onun yüzüğünün parasını ben verdim daha fazla almasına katlanamayacaktım. Anlamıştı sesini çıkarmadı. Öğleden sonra olmuştu zamanında yetişemeyecektik, beni eve bırakır bırakmaz gitti, bende kıyafetimi bırakır bırakmaz yine dışarı çıkıp pastaneye koşturdum. Nişanım için pasta istediğimi söyledim sahibiyle yıllardan beri birbirimizi tanırdık “Hayri amca telefon açtı benim torun nişanlanıyor en güzel pastanı yaparak akşama getir dedi, diğer ikramlıkları da hazırlıyorum. Tam vaktine getireceğim” Ah benim canlarım hiçbir şey için dertlenmeme gerek kalmıyordu. Anneme yeni bir elbise almayı çok isterdim, alırsam iyice parasız kalacaktım. Bir an önce işe girmeliydim ne anne eline, ne de koca eline bakmak istiyordum.
*****