5.BÖLÜM

2201 Words
5.BÖLÜM Banu ile arkadaşlığımızı sınırladım devamlı Serdar ve arkadaşlarıyla dolaşıyordu. “Yasemin biz çok eğleniyoruz sende bize katılsan” “Siz eğlenmenize devam edin, bana göre olmadığını biliyorsun” Banu’nun samimi arkadaş olduğumuz günleri özlediğinin farkındaydım, beni yanına çekerek kendini korumaya almak istiyordu. O gönlünü eğlendirirken hoşlanmadığım insanların eğlencesi olamazdım. Birkaç kez daha beni de gruba dâhil etmeye çalıştı, itiraz edince bir daha teklif etmedi. Geçen seneki zoraki başarılarından sonra bu sömestrde ayni grup ders için başvurdular, geçen seneki şartlarla kabul ettim, bu sene dersler çok daha ağır olduğundan ders ücretini fazlalaştırdım. Onlar için iki kuruş para önemli değildi. Banu’nun yüksek olan notları düşmeye başladı, derslere girmiyor not tutmuyordu, birkaç kez uyarmaya çalıştıysam da başarılı olamadım, okula şiş gözlerle sarhoş gibi geliyordu, eski neşesi konuşkanlığı kalmamıştı, kıyafet seçimi de değişmişti. Serdar gibi siyah ağırlıklı giyinip koyu renk ojeler abartılı makyaj yapmaya, saçlarını bile rengârenk boyamaya başladı, sağına soluna piercing taktırmıştı, vücuduna dövme yaptırıyordu o masum görünüşlü arkadaşım gitmiş yerine acayip görünüşlü bir kız gelmişti. Okul çıkışında annesiyle karşılaştım “Sabahat teyzeciğim ne oldu?” Kadıncağızın yüzü çok endişeli görünüyordu. “Ah Yasemin kızım, bende seni bekliyordum, Banu buralarda mı?” “Yok, teyzeciğim o çıkalı çok oldu” “Kızım sende fark etmişsindir, Banu çok değişti, konuşmak istiyorum beni tersliyor, gecesi gündüzü yok ne babası ne ben önünü alamıyoruz, dövdük olmadı, sövdük olmadı, bir haftadır eve gelmedi, aramadığımız yer kalmadı ulaşamıyoruz sen gördüğünü söyleyince biraz içim rahat etti, yardım et kızım” Annesine böyle kötü davrandığına inanamıyordum “Bende konuşmaya çalıştım, eskisi gibi benimle de konuşmuyor” “Tekrar konuşmaya çalışsan seni çok severdi” Kadın yardım isterken gözyaşlarını tutamıyordu, gecelerini gündüzlerine katıp ellerinde avuçlarında ne varsa kızları için harcayan anne babasına nasıl acımıyordu. “Tamam, teyzeciğim ben yine konuşmaya neler yapıyor anlamaya çalışırım” Kafede verdiğim derse de gelmemişti, Banu’yla Serdar’ın nerede olduğunu sordum karşılığı onlar ayrı dünyada deyip gülmek oldu. Sözleri her yöne çekilebilirdi, aklımdan kötü olaylar geçiyordu. Telefon açtım yine cevap vermedi. ***** Sabah erkenden okula geldi, gözlerinin altı morarmıştı. “Bu ne hal Banu” “Ne varmış halimde?” Parmağımın ucuyla gözaltına dokundum, elimi itti “Sen aynaya bakmadın herhalde, gözlerinin altı çökmüş morarmış” “Serdar böyle seviyor, kilo aldığımı söyledi bende rejim yapıyorum” derken bana değil çevresine bakınıp duruyordu. “Bu rejim işi değil, çok sağlıksız görünüyorsun, gel doktora gidelim” “Eeee yeter be, ne çok karıştın anam mısın babam mı sana ne” hızla yanımdan uzaklaşmaya başladı, peşinden koşup kolunu tuttum acıyla çığlık attı. “Ne var kolunda niye bağırdın” kolunu elimden kurtarmak için çekti bırakmadım. “Bırak beni yok bir şey” Onu dinlemiyordum kolunu sıvadım mosmordu “Serdar seni dövüyor mu?” “Ben düştüm, kendim düştüm, Serdar beni çok seviyor hiç incitmez” Bu sözleri söylerken bile panik halindeydi, tuvalete soktum içerideki iki kızı dışarı çıkarttım, kurtulmak için çabalıyordu izin vermedim… Bluzunu kaldırdım vücudunun çeşitli yerlerinde morluklar vardı bazısı yeni bazısı geçmeye yüz tutmuştu, sırtını çevirdim çok daha acı manzarayla karşılaştım, uzun uzun izler vardı birkaç yerinde de sigara yanığı gibi izler kabuk bağlamıştı. “Ne yapıyor sana, Banu nasıl izin verirsin” “Hepsi benim suçum onun değil” Ağlamaya başladı, ağlaması çözüm müydü “Her ne yapmış olursan ol, sana bunu yapmaya hakkı yok canına okuyacağım o serserinin” “Ne olur ona bildiğini belli etme, onsuz yaşayamam” Hem dayak ye, hatta işkence yapsın yine de koru “Sana işkence yapan adam olmadan yaşayamayacağını mı söylüyorsun bu nasıl bir düşünce” “Seni de beni de öldürür, benden ayrılırsan seni öldürürüm dedi” “O herif sinek mi öldürüyor kendini ne sanıyor, Banu uyuşturucumu kullanıyor” Suskun kaldı, bu tahminimi doğruladı. “Ya sen Banu sen uyuşturucu kullanıyor musun, bu yüzden mi bu kadar eziyete katlanıyorsun?” “Kullanmıyorum ama onu bırakamam” “Yalan söylüyorsun” Kolunu açtım iğne izi yoktu, dedemle konuştuklarımız aklıma geldi, okulda ki bazı çocukların uyuşturucu kullandığını duyduğumu söylediğimde eğer eroinse sadece koldan değil vücudun değişik yerlerinden enjekte ettiklerini söylemişti, pantolonunu indirmesini sağladım düşündüğüm gibiydi, baldırının çeşitli yerlerinde iğne izleri vardı, hıçkırarak ağlıyordu. “Kendine acımıyorsan bile seni büyütmek, okutmak için gecesini gündüzüne katan ailene biraz olsun sevgi duyuyorsan gerçeği anlatırsın” Her dakika tuvalet için girip çıkanlar vardı burada konuşma yapmamız mümkün değildi. Yine kaçmasın diye koluna girdim boş sınıflardan birine soktum. İtiraz etmeden yanıma oturdu başı önündeydi elimle yüzüne düşen saçlarını kaldırdım, siyah göz boyası yanaklarından yol yol akmıştı. Çantamdan çıkarttığım peçeteyle silmeye çalıştım benim güzel arkadaşım ne hale düşmüştü. Elimi iki eliyle birden tuttu… “Seni dinlemediğime o kadar pişmanım ki, bir beş değil kaç kez uyardın. Çok büyük hata yaptım çok. O kadar kibardı ki, beni çok sevdiğini söylüyordu bir gece çok içki içtik evinde birlikte olduk, sonra değişmeye başladı, uyuşturucu kullandığını gördüm kendinde olmuyordu bana olur olmaz zamanlarda vurdu, ayıldığı zaman özür üstüne özür diliyor beni çok sevdiğini istemeden yaptığını söylüyor hediyelere boğuyordu… Daha fazla dövmeye başladığında ayrılmak istedim, gitme diye yalvardı kapıdan çıkarken yakaladı yine vurdu bayılmışım. Uyandığımda çok kötü haldeydim beni bağlamıştı değişik zamanlarda eroin enjekte etmeye başladı, yalvardım ağladım dinletemedim, benden ayrılmaman için yapıyorum dedi, sonrası malum bağımlı hale getirdi, şimdi onsuz olamam beni anla, ailem bu halde asla kabul etmez” Öfkeden delirebilirdim, sakin olmazsam arkadaşımı kurtaramadan kaybedebilirdim. “Sen ondan ve bu illetten kurtulmak istiyor musun bana onu söyle” “İmkânsız, uyuşturucu olmadan yaşayamam kendi başıma olmaz, beni bulur yardım ettiğin için sana da zarar verir” Serdar’dan çoktan vaz geçmişti ondan ayrılamamasının tek nedeni korkuydu. Şimdi kurtulamazsa yol kenarında bir yerlerde ya yediği dayaklardan ya da uyuşturucudan ölür kalırdı. “Şimdi buradan çıkıyoruz ona kesinlikle hiçbir şey belli etmiyorsun bir yolunu bulmaya çalışacağım, sen yeter ki bana güven, annenle konuştuk, çok kötü bir halde onlar senin ailen ikisi de seni çok seviyorlar” Kollarıma aldım sıkıca sarıldım, çocuk gibi sığındı arkadaşımla birlikte bende ağladım, kime danışabilirdim. “Serdar bana söylediğini bilmesin, huyuna git yine dayak yeme.” Vücudunda ki darp izlerinin fotoğraflarını çektim. İspat delil olmadan rapor alınıp dava açılamazdı. ***** Polis abi aklıma geldi irtibatı hiç kesmemiştik, onu görmeye gittiğimde çok sevinir benim sarı kızım gelmiş diye herkese beni gösterirdi, zaman içinde yükselerek aynı karakola komiser olmuştu, okuldan çıkar çıkmaz yanına gittim her zamanki gibi beni gördüğüne çok sevindi “Ne zamandır gelmiyordun sarı kız, küstüm sana” “Haklısın abi sizi ihmal ettim, derslerim çok yoğundu, ama hep aklımdaydınız bir gitsem de polis abimin çayını içsem, güzel muhabbetini dinlesem diyordum” “Seni hınzır kız yine dilinden bal damlıyor, bilirsin ben sana hiç dayanamam affettim gitti” Tombul göbeğini hoplatarak güldü… “Abi sana danışmam gereken bir olay var ve çok acil” Banu’nun durumunu olduğu gibi anlattım, ne yapabileceğimizi sordum… Arkadaşımın durumuna çok üzüldü, narkotikte çalışan arkadaşına telefon açtı durumu anlattı birlikte narkotik şubesine gittik orada da ifade verdim, isimlerini söyledim, merak etmememi arkadaşıma zarar gelmeyecek şekilde bu işi halledeceklerini söylediler, elimden geleni yapmıştım gerisi polisin işiydi. Banu üç dört gün okula gelmeyince komiser abime telefon açtım, merak etmememi haberleri olduğunu Serdar’ın arkadaşlarına belli etmememi söyledi, üç gün sonra bilgi vermek için beni aradı Serdar’ın evine baskın yapmışlar zaten uzun süredir takipteymiş, evi arandığında değişik uyuşturucular da bulunmuş… Banu ve Serdar tedavi görmek için hastaneye sevk edilmişler, Serdar hakkında tutuklama kararı çıkmış, ailesi sadece içici olduğunu satıcı olmadığını öne sürerek mahkûmiyet kararını düşürmeye çalışsalar da hapis kararı çıkmış, zorla uyuşturucu kullandırmak, şiddet ve evinde bulunan uyuşturucunun fazlalığından tedavisi bitince ceza evine girecekti. Çok şükür arkadaşım kurtulmuştu, kimliğini gizli tutarak siciline işlenmesi önlendi… Kendi de istekli olduğundan AMATEM deki tedavi süreci sene sonunda bitmişti, yine de her ay kontrol olması yeniden başlamamasını sağlayacaktı, bu zor süreçte onu hiç yalnız bırakmadım. Ders notlarımı götürdüm sene sonunda ki sınavlara girmesini sağladım, sene kaybı yaşamadan dördüncü sınıfa geçmişti Serdar’dan bir daha hiç bahsetmedi nerdeyse bir seneye yakın yaşadığı kötü günleri ailesinin desteğiyle atlattı. ****** Yazın her zamanki gibi dernekte ders vermeye devam ettim, eski öğrencilerim bir kişi dışında yine gelmişlerdi, aralarına beş kişi daha katılmıştı. Emine’ye ne olduğunu sorduğumda babasının felç geçirdiğini annesinin okuldan alıp zengin biriyle nişanladığını söylediler, içimden ‘İnşallah istediklerine kavuşursun küçük Emine’ dedim. Dedem rahatsızlandı uzunca süre hastanede yattı, eve geldiğimde onu görememek beni çok üzüyordu, her gün ders çıkışı ziyaretine gitmeye başladım günlük olayları konuşuyor isterse ona kitap okuyordum, tüm hastane personeli beni tanımıştı istediğim saatte girip çıkabiliyordum. “Bakın yine torununuz ziyarete geldi” Dedeme bakan stajyer doktorlardan biriydi ne zaman gelsem bir şekilde odaya giriyordu… “Gelir benim kızım, dedesini çok sever” “Tabii çok severim benim bir tanecik dedem var” “Dedeniz her gün sizden bahsediyor” “Kesin yaptığım yaramazlıkları anlatıyordur” “Anlatmaz mıyım, ama yaramazlıklarını değil, başarılarını neler yaptığını anlatıyorum” Doktor hasta dosyasına şöyle bir göz gezdirdi çıktı… Dedem çapkınca göz kırptı “Kızım bu çocuğun sende gözü var” “Aman dede sana öyle gelmiştir” Doktorun bakışlarının farkındaydım, dedemin anlamasından utanmıştım. Dedemin yanında bir saate yakın kaldım, eve gitme vaktiydi odasından çıktığımda doktor beni bekliyordu “Yasemin benimle bir fincan çay içer misin?” “Eve geç kalıyorum” “Çok uzun sürmez, ben çayları alayım dışarıda otururuz” İtiraz etmeye gerek yoktu sonuçta dedemin doktorlarından biriydi, çayları alarak ağaçların altında ki banka oturduk, hemen konuşmaya başladı, “Benim adım Yiğit Tandoğan bu sene okulu bitiriyorum. Uzunca süredir seni izliyorum, ilk gördüğüm günden beri ilgimi çekiyorsun, bir türlü cesaret edipte yanına yanaşamadım bu gün bile bir çay için zor teklif yapabildim. Biraz yarışma programı gibi oldu ama hemen söyleyemezsem bir daha hiç konuşacak cesaretim olmayacağını hissettim, ben senden çok hoşlanıyorum Yasemin, oh be nihayet söyledim” “Ne dememi bekliyorsunuz ki?” “İlk önce sizli konuşmayı bırakmanı, sonrada arkadaşlık teklifimi kabul etmeni” “Sizi yani seni hiç tanımıyorum” Aramamızda ki resmiyeti bitirmekten huzursuz olmuştum… “Arkadaşlık teklifini de o yüzden yapıyorum, birbirimizi daha iyi tanımamız için” Benden biraz daha uzun, sarışın hoş bir gençti arkadaş olmaya değer diye düşündüm, geçen günlerde hastalara karşı olan merhametli yaklaşımı hoşuma gitmişti. Arkadaş olabilirdik daha ciddi bir ilişkiye kendimi hazır hissetmiyordum. “Seninle arkadaş olalım ama sadece arkadaş, flört değil çok yoğunum gönül ilişkilerine ayıracak zamanım yok” “Bende çok yoğunum şimdilik arkadaş olmamız bile yeterli” Eve yürüyerek dönmeye karar verdim düşünmeye ihtiyacım vardı, kaçıncı teklifi arkadaşlığa çevirerek reddetmiştim, niye böyle yaptığımı anlayamıyordum şimdiye kadar sevgilim diyeceğim bir erkek arkadaşım olmamıştı. Aslında biliyordum kimse o değildi dört yaz geçmişti on dakika bile sürmeyen ilginç gece hala aklımdan rüyalarımdan çıkmıyordu birazda ben kendimi yalnızlığa mahkûm ediyordum, her yaklaşanı adını bile bilmediğim beni çoktan unutmuş hatırlamayacak olan o genç adamla kıyaslıyordum. Yoğun olarak çalışmaya başladım hem eskisi gibi onu düşünmüyordum, dedemi ziyarete gittiğim zamanlarda doktorla kantinde, bahçede çay içiyor sohbet ediyorduk. Belki belli mi olur belki ilişkimiz ilerlerdi. Tam unuttum diye düşünürken Şeyda ablanın dedemin sağlığını sormak için açtığı telefon yine aklıma düşmesine neden oldu, “ Yaseminim Hayri öğretmenim nasıl oldu?” “İyi şükür birkaç gün sonra eve dönecek” “Çok sevindim canım, sana şimdiye kadar söylemedim ama yeni aklıma geldi… Senin geldiğin yazdan sonra yeniden oteli açtığımızda genç bir çocuk seni sormaya geldi… Oda numaranı söyleyip sadece sarışındı adını nerede yaşadığını biliyor musunuz deyip durdu, sen gerek duysaydın adını söylerdin diye düşünüp adresini vermedim, bir daha da görünmedi zaten, geçen gün seninle çekildiğimiz resimlerin birinde gördüm de öyle hatırladım, sen tanıyor muydun?” “Yok, Şeyda ablacığım tanımıyorum, iyi yapmışsın” Seneler sonra ondan aldığım haber işe yaramasa da mutlu olmama neden olmuştu… Dedem birkaç gün sonra hastaneden taburcu oldu tekrar bir aradaydık, okulların açılmasına az kalmıştı artık son senemdi gerçek hayata adım atmama çok az kalmıştı şimdiden gerekli gördüğüm yerlere öz geçmişimi gönderiyordum, daha mezun olmamam dolayısıyla geri çevriliyordum. Banu biraz da olsa düzelmişti, geçmişten hiç bahsetmiyorduk hiçbir şey olmamış gibi davranmaya çalışıyordu bunun gerçek olmayacağını bilecek kadar onu tanıyordum, ders verdiğim şımarık grubun arasına asla girmiyor onları gördüğünde yolunu değiştiriyordu. İçlerinde olduğum için Serdar’ın ceza aldığını biliyordum ailesinin kuvvetli avukatları sayesinde üç dört sene mahkûmiyet almış bu cezası tedavi olacağı süreye çevrilerek cezasını hastanede çekmesi kararlaştırılmıştı, bir daha da onun hakkında konuştuklarını duymadım, çabuk arkadaş olup çabuk dışlıyorlardı. ***** “Anneciğim ben geldim” Annem her zamanki gibi sıcacık yüz ifadesiyle beni karşılayınca tüm yorgunluğumu, sorunları kapının dışında bırakıveriyordum. “Hoş gelmişsin kızım, yemek hazır otur sofraya senin sevdiğin börekten yaptım” Evin içi mis gibi börek kokuyordu, minik bir dilimi alıp ağzıma attım “Dedemlerle yeseydik” “Misafirleri geldi, dedene de hiç kıyamazsın onlara da bir tepsi yapıp bıraktım” Gerçi annem ne yaparsa yapsın mutlaka Hayriye Teyzemlere de verirdi “Kim gelmiş, tanıyor muyuz?” İçi buz dolu bol köpüklü ayranı önüme koydu “Onlara da sürpriz oldu oğulları geldi” “Aaa bunca sene sonra, çok sevinmişlerdir” Yıllardır evlat hasreti çektiklerini çok iyi biliyordum, özlemlerini bir nebze benimle dindirmeye çalışsalar da kim öz evladının yerini tutabilirdi ki. O gün dedemleri hiç görmedim, ertesi gün geldiğimde camda beni bekliyordu, “Gel yavrum oğlum Hasan’la tanış” Elli, elli beş yaşlarında bir adamdı dedeme çok benziyordu “Hoş geldiniz” diyerek selamladım. “Hoş bulduk Yasemin babam senden çok bahsetti, seni çok seviyor” “Bende dedemi çok seviyorum, teyzemi de seviyorum” “Bir süre burada kalacağım umarım seninle iyi arkadaş oluruz, çok uzun sürelerdir buralardan uzağım bana olan biteni anlatırsın” ***
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD