Yine kış gelmişti, sevmediğim yine çok zor geçireceğimizi bildiğim kara kış, evlerinde yakacak odunları olan arkadaşlarıma imrenirdim onlar doyasıya kartopu oynarlardı, bilirlerdi evlerine gittiklerinde anneleri onlara bir tas çorba verecek, evlerinin sıcaklığında tekrar ısınacaklar… Ya ben kara dokunmaya korkuyordum ne içimi ne bedenimi ısıtacak bir ev ortamım yoktu, annemde kardeşimde benim gibi üşüyordu,
“Anne karnım çok acıktı” Midem açlıktan kazınıyordu bir lokma yemezsem bayılacak gibi olmuştum. Annemin üzüntüden kararan yüz ifadesini görünce dediğime üzülmüştüm, gözleri dolmuştu yaşlar akmasın diye başını geriye attı. Bu sene tarhana yapacak malzeme alamadığından sıcak çorbaya bile hasret kalmıştık. “Biraz daha hava kararsın, markete gideriz kuzum”
Gece gidiyorduk, okul arkadaşlarım görecek diye çok korkardım, herkes bilirdi ne kadar fakir olduğumuzu ama yine de annemde bende çok utanırdık,
“Hadi uyan kızım vakit geldi” Zorlukla uykuya dalmıştım, gözlerimi ovuşturdum soğuktan başım üşümüş gözlerim çapak yapmıştı “Kardeşimi almayacak mısın?”
“Hava çok ayaz zaten öksürüyor, biz hemen gidip gelelim” Kardeşimi sıkıca sardı sarmaladı, yanlarına yastıkları koydu. Biz gelene kadar üşümezdi ben gelince onu koynuma alır sıcacık yapardım.
Evden dışarı çıktık, ellerimi ağzıma götürüp nefesimle ısıtmaya çalıştım ne mümkün. Soğuktu, o kadar soğuktu ki içim titriyor, dişlerim birbirine vuruyordu, sokağı inmeden ellerim morarmış ayaklarımı hissetmez olmuştum, üzerimdeki incecik hırka beni soğuktan korumuyordu, annemin yanına sokuldum, sanki beni ısıtabilecekmiş gibi o da benimle aynı durumdaydı, yarı koşarak yarı yürüyerek marketin önüne geldik. Annem gibi bende etrafıma baktım bu soğukta kim dışarı çıkardı ki? Zıplamaya başladım hareket etmek belki üşümeme engel olurdu.
“Az daha sabret kızım, işim bitiyor”
Marketin önünde ki çöpleri karıştırıyordu, belki birkaç sebze, meyve buluruz demişti, yarısı çürümüş birkaç patates, parçalanmış bir lahana kısmetimize çıkanlardı, yine de yüzümüz gülmüştü bulduklarımız bizi üç dört gün idare ederdi. Annem suyun içine atar çorba niyetine içerdik, yarın bende arkadaşlarımla kartopu oynayacağım diye sevindim, eve geldiğimde lahana çorbası sıcacık olacaktı, yağsız yavan oluyordu ama olsun sıcaktı içim ısınırdı. “Çok üşüdüm anne “
“Tamam, yavrum hadi gel, gidelim artık. Bu geceki rızkımız bu kadarmış buna da şükür” Annemin elini sıkıca tuttum. Evimize yaklaşmıştık, ayakkabımın açılmış kenarlarından kar içeri giriyordu. “Ayaklarım çok üşüdü anneciğim, eve kadar koşalım mı?”
“Bak hınzır kıza, benim koşacak halim mi var”
“Hadi anne, bak Burak’ta uyanmıştır bizi göremeyince ağlar sonra” Annemin elini daha sıkı tuttum, rüzgâr çıkmıştı bıçak gibi yüzümüzü kesiyordu, Gülerek koşmaya başladık evimizin sokağına geldiğimizde ikimizde nefes nefese kalmıştık, gecenin karanlığında gökyüzüne vuran alevlerin kızıllığı, duman kokusu…
“Anne yangın”
Annem elimi bıraktı çılgın gibi koşuyordu, peşinden koşmaya başladım evimiz alevler içindeydi, itfaiye arabaları her yerdeydi, insanlar sağa sola koşuşuyorlar polisler uzak tutmaya çalışıyorlardı cehennem yeri gibiydi çığlık çığlığa bağırmaya başladım “Burak, kardeşim”
Annem kendini alevlerin içine atmaya çalışıyor oğlum içerde diye bağırıyordu, iki polis zor zapt ettiler biride beni tutuyordu, “Hanım bize zorluk çıkartma, itfaiyeciler uğraşıyor iki arkadaş içeri girdi”
Anneme sarıldım birlikte çamurun içine çöktük, bir ümit gözlerimizi yanan evden ayıramıyorduk, iki itfaiyeci kendilerini dışarı attıkları anda olan patlama ile tüm dünya başımıza yıkıldı sandım, evden yanan tahta parçaları uçuyordu, bizi koruyan polisler kollarımızdan çekerek evden iyice uzaklaşmamızı sağladılar, annem resmen yerde sürükleniyordu.
Gün ağarmaya başladığında evden sadece dumanlar yükseliyordu, birkaç saat sonra gerçek tüm çıplaklığıyla gözlerimizin önündeydi yedi kişi ölmüştü, kardeşim, Ümmüye, annesi, babası kardeşleri. Melek nine, Ömer dede… Pencereler demirli olduğundan kaçamamışlardı.
Komşuların dediğine göre baca tutuşmuş rüzgârın sert esmesiyle alevler bir anda evi sarmış. İtfaiye gelene kadar kurtarmak için koşmuşlar başarılı olamamışlardı, annem kendinde değildi gelen ambulanstaki doktor hemen bir iğne yaptı, uyuşmuş bir halde çamurların içinden sedyeye aldılar, oğlum diye sayıklıyordu minicik kardeşim ölmüştü. Daha doğru dürüst oynayamamıştık, karnı açtı içim yanıyordu.
“Kızım gidecek yeriniz var mı?” diyen polis abiye baktım “Yok polis abi bizim kimsemiz yok” Zor konuşuyordum, ne yapacaktık nereye gidecektik. Üstümüzdekilerle bu soğukta kalakalmıştık, annem hala kendinde değildi. Poşetin içinde ki lahana parçalarını gördüm, çamura bulanmışlardı. Gittim bir tekme vurdum hepsi dağıldı evden çıkmasaydık belki kardeşim ölmeyecekti. Polis abi tekrar yanıma geldi “Size bir yer bulmak gerek” Bende biliyordum da kim bize evini açardı. Ellerimi yüzüme kapadım hıçkırarak ağlamaya başladım, ah kardeşim…
Sokağın başında oturan Fadime teyze buz tutmuş elleriyle gözyaşlarımı silmeye çalışıyor içinde bulunduğumuz çaresizliğe ağlıyordu. “Ben alırım yanıma, birkaç gün kalırlar” dedi…
“O zaman şimdilik kalacak yer sorununu çözdük, biz valiliğe haber veririz, bir yerlere yerleştirirler”
Annem uzunca süre kendine gelemedi, kardeşimi diğer altı kişiyle birlikte toprağa verdik, en minik tabut onundu annem bayıldı iki gün kendini bilmeden yattı…
Polislerden de bir haber çıkmamıştı, Fadime teyze her ne kadar iyi davranmaya çalışsa da onlarda çok zor durumdalardı zaten kendileri beş kişiydi, bizde gelince ufacık evde yedi kişi olmuştuk, kocası çocukları söylenmeye başlamışlardı ilk bir iki gün iyi davranmışlar sonra elimde ki kuru ekmeği bile bizim diyerek almışlardı. “Ne akılsız kadınsın, bu ikisini alacak bir sen mi kalmıştın” Adam bizim duyup duymadığımıza aldırmadan yüksek sesle konuşuyordu. “Günahtır bey, iki zavallıyı sokakta mı bıraksaydım”
“Ulan ben sizi zor doyuruyorum, bir de bunları musallat ettin başımıza”
“Biraz sesini alçalt duyacaklar”
“Kendi evimde istediğim gibi konuşurum, bir an önce defolup gitsinler, benim yük taşıyacağım diye belim kopuyor kimseye bakacak halim yok”
“Allah korkusu yok mu içinde, bu soğukta garipleri nasıl dışarı atarız”
“Allah bile acımamış onlara ben mi acıyacağım yarın bu evden gidecekler, akşam görürsem dayağı yersin, seni de onlarla birlikte atarım dışarı”
Annemin gözlerinden yaşlar süzülüyordu, elimi uzattım ıslanmış yanaklarını sildim, kapının girişinde eski bir yorganın üzerinde yatıyorduk, aralardan gelen soğuk içimize işliyordu,
“Ağlama annecim, Allah bizi unutmamıştır”
“Unutmaz güzel kızım, elbet yardım eli uzanacaktır, kardeşin aklıma geldi hiç gün göremeden öldü yavrum, acım ona”
*****
İkimiz de zar zor uykuya daldık, sabah uyandığımda annem Fadime teyze ile konuşuyordu “Sağ ol Fadime Allah senden razı olsun bize en zor zamanımızda yalnız bırakmadın, biz artık gidelim, sizde zor durumdasınız”
“Nereye gidersin kadın başına Güner”
“İlk polise gideceğim onlar bir yol gösterir”
“Ya bulamazlarsa yine buraya geri gel olur mu, dün gece konuşulanları duyduğunu biliyorum, sen kocamın kusuruna bakma, yokluk onunda belini büküyor. Güner çok param yok, al bu otuz lirayı hiç olmazsa yol parası yaparsın, yanınıza da peynir ekmek hazırlayayım acıkırsanız yersiniz”
“Senin hakkını nasıl ödeyeceğim, helal et iş bulduğum anda paranı öderim”
“Benim başıma gelseydi sende yardım ederdin, helal olsun keşke elimden daha fazlası gelseydi”
Annem yanıma gelip omuzuma dokundu “Hadi kızım uyanda gidelim artık, Fadime teyzenin elini öp” Tüm konuştuklarını duymuştum, Fadime teyzeye sarılıp elini öptüm ondan başka bize kucak açan kimse olmamıştı. Annem elimden tuttu, ne olacağını bilmediğimiz hayatımızın ilk gününe, kardeşimin yasını tutamadan adım attık, “Anneciğim Fatoş öğretmenime uğrayalım ne olursun”
“Kızım evini bilmiyoruz, okul yarıyıl tatilinde nereden bulacağız?”
“Ben biliyorum anne çok uzakta oturmuyor, yürüyerek bile gideriz” Heyecanla öğretmenimin kapısını çaldım, beni görünce çok sevindi, “Hoş geldin Yasemin, sizde Güner Hanım hoş geldiniz, ikinizin de başı sağ olsun duyunca çok üzüldüm, daha dün memleketten geldim, bu gün size uğrayacaktım, nerde kaldığınızı araştırıyordum”
“Öğretmenim biz karakola gidiyoruz, sizi görmek istedim”
“İyi yapmışsın Yasemin, ben de yalnız yaşıyorum benim yanımda da kalabilirsiniz evim küçük ama birlikte yaşar gideriz”
“Sağ olun Fatoş Hanım, polis bize yardım edileceğini söylemişti eğer bir sonuç çıkmazsa birkaç gün misafiriniz oluruz”
“Hiç çekinmeyin, lütfen gelin. Yasemin kızımı çok severim, size telefon numaramı yazayım bir ihtiyacınız olursa hemen beni arayın, Yasemin sayılarla aranın çok iyi olduğunu biliyorum telefon numaramı aklına kaydet”
“Olur, Öğretmenim” Anneme yazıp verirken numarasını sesli olarak söyledi “Tekrarla bakayım” Aklıma not ettiğim numaraları bir çırpıda söyleyince başımı okşadı “Aferin Yasemin. Güner Hanım şartlarınız ne olursa olsun bu çocuk okumalı, biraz önce dediklerimi tekrar edeceğim zor durumda kaldığınızda lütfen beni arayın”
*****
Semt karakoluna gittik, yangın gecesi orada olan polisi gördük bizi görünce tanımıştı “İyi ki geldiniz bacım, ben de öğleden sonra gelecektim valiliğe durumunuzu anlatan bir yazı yazdım, biraz evvel cevap geldi, sizi bekliyorlar”
“Allah razı olsun, nasıl gideceğimizi tarif edin bir an evvel gidelim”
“Az durun biz sizi arabayla bırakırız, bacım sakın gücüne gitmesin arkadaşlarla aramızda az olsa da biraz para topladık”
“Gerek yok, arkadaşım verdi idare ederiz” Annemin utandığını, üzüldüğünü biliyordum, başkalarına muhtaç olmak onu kahrediyordu. Uzattığı zarfı annem almayınca polis abi benim elime tutuşturdu.
“Olmaz öyle şey, paranın fazlası zarar etmez zaten çok bir şey değil bizde memuruz keşke daha çok yardım edebilseydik, bayan memur arkadaşlarımız birkaç parça giyecek getirdi hem senin için hem de bu sarı kıza inşallah üzerinize olur”
Küçük bir bavulu elimize verdi, polis arabasıyla valiliğe kadar götürdü, girişteki adama niye geldiğimizi söyledi. “Hadi içeri girin sizinle ilgilenecekler, ihtiyacınız olursa karakolun yerini biliyorsunuz gelirsiniz, Allah yardımcınız olsun”
Yine bir başımıza kalmıştık, adam bizi üst kata çıkardı genç bir kadına beklendiğimizi söyledi. “Siz oturun, ben vali yardımcımıza haber vereyim”
Telefon açtı on dakika sonra odaya alındık, orta yaşlarda bir adam kocaman bir masanın arkasında oturuyor, önünde ki kâğıtlara bakıyordu, kadın bizim neden geldiğimizi tekrardan söyledi dışarı çıktı,
Adam başını kaldırdı gülümsedi “Hoş geldiniz, ben vali yardımcısı Salih Yılmaz, durumunuzu inceledik kaybınız için başınız sağ olsun çok acı bir olay. Araştırılma yapıldı Vali Bey durumunuzla yakından ilgilendi, Yasemin kızımızın tüm okul masrafları valiliğimiz tarafından karşılanacak bu konuda endişeniz olmasın, kalacağınız yer olarak, küçüğün okuluna yakın bir ev seçildi, size de kurumumuzda hizmetli olarak iş vermeyi düşünüyoruz, siz ne dersiniz”
“Ne diyeyim vali bey çok teşekkür ederim” Uzun süredir ilk kez annemin yüzü gülüyordu.
“Yeni evinizin adresini sekreterimden alırsınız, aybaşında da gelir burada işe başlarsınız”
Vali yardımcısının odasından çıkar çıkmaz annem bana sarılıp yanaklarımdan öptü. “Kurtulduk kuzum” Sekreterden adresi aldık, eski mahallemizden uzak okula yakın küçük bahçe içinde iki katlı bir evdi, bahçeden içeri girdiğimizde yaşlı bir hanımla karşılaştık, kısacık boylu, tombul güler yüzlü bir kadındı. “Ne bakmıştınız?”
“Bizi valilikten gönderdiler, burada kalacakmışız”
“Haberim var, gelin kızım evi göstereyim” Merdivenlerden üst kata çıktık, iki odalı aydınlık küçücük bir evdi, içi eşyalıydı, sevinçle odaları dolaştım ders çalışacağım masa bile düşünülmüştü, içeri genç bir kadın girdi “Güner hanım ben yardım derneğinden Füsun Korkmaz, yeni evinizi beğendiniz mi?”
“Beğenmez miyim, çok sağ olun umarım zamanı gelince bende başkalarına yardım edecek konuma gelebileyim”
“Böyle düşünmeniz ne güzel, bazı kişiler paralarıyla, bazı arkadaşlarda emekleriyle yardımcı olurlar, her türlü yardıma açığız. Ülkemizde o kadar çok yardıma ihtiyaç duyan kişiler var ki inanamazsınız elimizden geldikçe sorunlarını gidermeye çalışıyoruz, Keriman teyzemizde bize yardımcı olanlardan evini çok az bir kira karşılığı derneğe tahsis etti”
Keriman teyze yaptığından utanmış gibi üzüntüyle bakıyordu “Hiç para almak istemezdim, bir emekli maaşıyla geçiniyoruz elimden bu kadarı geliyor”
Füsun Hanım yaşlı kadının elini okşadı “Olsun teyzeciğim sen hiç üzülme, bir sürü kişinin boş duran yazlıkları, evleri olmasına rağmen böyle bir şey yapmıyorlar, Allah razı olsun senin gibilerden ya sen küçük Hanım odanı beğendin mi?”
“Çok beğendim teşekkür ederim” Nasıl beğenmezdim o kadar güzeldi ki, en güzeli de annemle benim yaşayacağımız yerimiz olmasıydı. Eşyalar olmasa bile başımızda damı olan soğuktan koruyan odamız olacaktı.
“Şimdi ben gidiyorum bir ihtiyacınız olursa bana ulaşmanız için telefon numaramı bırakacağım, sakın çekinmeyin” dedi elini uzatıp yanağımı sevdi… Geldiği gibi gitmişti…
Keriman teyze “İnşallah rahat edersiniz burada” derken odaya bakıyordu, masanın üstünde duran vazoyu düzeltti. “Bir ihtiyacınız eksik bir şey varsa çekinmeden söyleyin olur mu?”
“Çok teşekkür ederiz Keriman abla, başımızı sokacak bir dam altı bile yoktu. Senin merhametli yüreğin sayesinde iki odalı evimiz oldu. Allah razı olsun…”
Kadın anneme gülümseyip bana elini uzattı “Hadi aşağı gelin bir şeyler yapmıştım beraber yiyelim hem Hayri amcanızla da tanışmış olursunuz”
“Zahmet olmasın size” diyen anneme baktım, Keriman teyzenin elini tutmalı mıydım? Annem yavaşça başını eğince uzanan eli tuttum…
“Olmaz kızım, Allah ne verdiyse yeriz” Tekrar aşağı indik, kocası tekerlekli sandalyedeydi, biz güler yüzle karşıladı bembeyaz saçlı sakallı bir adamdı,
“Hoş geldiniz, bu kızda ne kadar güzelmiş böyle adın ne bakayım”
“Yasemin amcacığım” dedim eğilip elini öpüp başıma koydum “Adında senin gibi güzel, istersen bana dede dersin, kaçıncı sınıftasın?”
“Orta ikinci sınıftayım”
“Yardıma ihtiyacın olursa gelirsin ben emekli matematik öğretmeniyim” Sevinmiştim zorlandığım yerlere bu tonton amca bana yardım ederdi “Benimde en sevdiğim derstir”
“Akıllı kız, seninle iyi anlaşacağız” Yüzünde ki gülümsemeyi sevmiştim. Eski Türk filmlerinde ki Hulisi Kentmen’e benziyordu.
*******
Gerçekten çok iyi anlaştık, ben okuldan geldiğimde annem işte oluyordu Hayri dede camda beni bekliyordu sohbet etmeden yukarı çıkmıyordum. Keriman Teyzede muhakkak bir bardak süt ve yanında yiyecek bir şeyler hazırlamış oluyordu, ben de karşılığında alışverişlerini yapıp evlerinde ki ufak tefek işlere yardım ediyordum.
Annemde her hafta sonu evlerini temizliyordu, ikisi de çok kızmışlardı, Annem yaptığının hiç önemli olmadığını eğer ben kızınız, Yasemin torunuzsa size yardım etmem kadar doğal bir şey olamaz diyerek gönüllerini almıştı.
Keriman teyze ve Hayri dede çok yalnız insanlardı, gelen gidenleri yoktu seneler sonra bir oğulları olduğunu öğrendik, öğrenciyken sağ sol davalarına karışmış, uzunca süre hapishanede yatmış, sonra da yurt dışına gitmiş hiç haber alamamışlardı.
Derslerim Hayri dedem sayesinde çok daha iyi oluyordu, okulda öğrendiğimden fazlasını ondan öğreniyordum, öğretmenim de sık sık bizi ziyaret ediyor güzel sohbetler yapıyorduk, Keriman teyze sayesinde kitapları keşfetmiştim, neredeyse bir oda dolusu kitabı vardı yaşıma uygun olanları veriyor okumamı teşvik ediyordu.
Ortaokul, lise yıllarım mutlulukla geçti sene sonu her getirdiğim karne dedem, teyzem ve annem için mutluluk kaynağı oluyor, çoğu arkadaşım dershaneye giderken ben dedem sayesinde hiç gerek duymuyordum.
*****