Üniversite sonuçları açıklandığında hepimiz çok mutluyduk, özel bir üniversitenin İşletme Mühendisliği Bölümünü tam burslu olarak kazanmıştım.
Hayri dedem hediye olarak bir aylığına eski öğrencilerinden birinin motelinde kalmam için rezervasyon yaptırmıştı…
İlk kez tatile gidiyordum, annem baştan karşı çıkmıştı, beni gözünün önünden ayırmak istemiyordu onu çok iyi anlıyordum minicik oğlunu tek başına bırakmasının üzüntüsünü hala içinde yaşıyordu. Dedem senelerdir bir yere gitmediğimi, artık büyüdüğümü, yanına gideceğim kişinin bayan olduğunu söyleyince kabul etti.
Uzun süren bir otobüs yolculuğundan sonra Bodrum’a vardım, turist doluydu canlı cıvıl cıvıl hareket halinde oluşu hoşuma gitti, İstanbul’un bir yerlere yetişme halinde olan insanlarından sonra bu rahat atmosfer beni rahatlattı.
Motelin adını görünce yüzümde gülümseme oluştuğunu hissettim Happy Motel… Sahibini buldum adını verdiği otel gibi güler yüzlü genç bir kadındı.
“Hayri hocamı çok severim, o benim bir tanemdir torunu da benim başmisafirim olur, benim adım Şeyda”
“Çok sağ olun, size çok selamları var, bende Yasemin. Çok gençsiniz size nasıl hitap etmem gerekiyor”
“Selamını aldım kabul ettim, canım ne istersen onu söyle. Sizli konuşmazsan çok sevinirim… Şimdi seni odana yerleştirelim sezon çok yoğun geçiyor havuza bakan odayı ayırdım, gece otelin içinden geçmeye bile gerek yok balkonundan atla havuza girersin, ben bile müşteri azalınca alt odalarda kalıyorum, gece havuza girmeyi severim”
Oda çok güzel döşenmişti, beyaz ağırlıklı renkler kullanılmış böylece oda daha büyük gözüküyordu, yemek saatlerini hatırlatarak gitti, hemen balkona çıktım, dediği gibiydi havuzla aramda az mesafe vardı.
Havuz çok kalabalıktı gündüzleri ses olacağa benziyordu, içeri girdim uzun yol beni yormuştu, kapıyı kapatınca sesler kesildi, uzun bir uykudan sonra kapımın çalınmasıyla uyandım, Şeyda abla gelmişti… “Nerdeyse yemek bitecek, geç kalınca uyuduğunu tahmin ettim, Hayri hocamdan torunumu aç bırakmışsın diye azar işitemem”
Bir söyleyip beş gülüyordu, hayatım boyunca bu kadar neşeli bir insan görmemiştim eşi ve küçük oğluyla birlikte aynı masaya oturduk, eşi İtalyan’dı ufak oğlu da annesi gibi sıcakkanlıydı, beş yaşında var yoktu Zeno Murat hemen kucağıma çıktı…
“Anne bak benim saçlarıma benziyor, çok güzel kız bayıldım”
“Yasemin ablanda senin gibi sarışın ikinizde çok güzelsiniz”
Saat oldukça geç olmuştu, eşi ve oğlu birlikte yatmaya gittiler birer kahve içelim dedi “Ne güzel bir aileniz var, otelinizde çok güzel”
“Sadece yazın işletiyorum, ben bir iş koliğim çalışmadan duramam, eşimle bu otelde karşılaşıp birbirimize âşık olduk, bir sürü olaylardan sonra evlendik. İtalya’ya yerleştik, orada çalışmaya başladım, seneler sonra tekrar geldik buranın satılık olduğunu gördük, ani bir kararla satın aldık, şimdi sadece yazları geliyor burayı işletiyoruz birkaç sene sonra oradaki işlerimizi kapatıp temelli geleceğiz, ikimizde Bodrum aşığıyız”
“Gerçekten çok güzel bir yer”
“Dur sen daha hiçbir yerini görmedin, işlerden fırsat kaldıkça ben seni gezdiririm”
“Çok sevinirim”
Odama geri döndüm hava çok sıcaktı, Şeyda ablanın dediğini yapmaya karar verdim, havuzda kimsecikler yoktu, ılık suya kendimi bıraktım, günlerim dolu geçiyordu hayatım boyunca bu kadar mutlu olmamıştım. Şeyda abla sözünde durmuştu, işler biraz hafifledi mi beni hemen dolaşmaya götürüyordu.
Bitez’e bayılmıştım, Akyarlar, Gümüşlük, Pedasa her köşesi ayrı güzeldi, tarihi yerlerini de geziyorduk, yel değirmenleri, antik tiyatrolar, bodrum kalesi, mozole akşamları yorgun argın dönüyorduk, biraz yemek yedikten sonra kendimi yatağa zor atıyordum, geceleri kalkıp kimseler yokken havuza girmek daha hoş oluyordu. “Gece kuşu bende geldim”
“Hoş geldin sefa getirdin Şeyda ablacığım” Havuzda birkaç tur yüzdükten sonra kollarımızı duvarına dayadık. “Güzelim dikkatimi çekti niye gündüzleri hiç havuza girmiyorsun”
“Gece girmeyi daha çok seviyorum, kalabalık değil rahat yüzebiliyorum”
“Bir sürü yakışıklı genç var hiç birine baktığını görmedim.”
“O tür arkadaşları okulum bitene kadar kendime yasakladım, bu yüzden bakmıyorum, ilgilenmiyorum”
“İlginç bir kızsın senin yaşındaki kızlar genç delikanlıları tavlama peşine düşerler. Hiç erkek arkadaşın olmadı mı?”
“Olmadı istemiyorum da, önceliklerim farklı ya da hoşlandığım birisi olmadı. Ne bileyim işte öyle bir şey. Dedemin öğretmenin olduğunu biliyorum, bende ilkokul öğretmenimi çok severim. Aranızda ki bu sevgi dolu ilişki nasıl gelişti”
“Tam emekli olacağı yıla rast geldim, çok deli dolu bir tiptim hele matematik notlarım sıfır. Sınıfta kaldım kalacağım, bir gün teneffüste koştururken tekerlekli sandalyesine çarptım nasıl olduğunu bilemeden sandalye devrildi çok korkmuştum. Allahtan bir yerine bir şey olmadı tabii ceza alacağım söylendi. Öğretmenim cezayı kendinin vereceğini söylemiş. Uzun süre teneffüse çıkmamı yasakladığı gibi ders çalışmamı şart koştu. Onun büyüklüğü sayesinde notlarım yükseldi bu yüzden öğretmeni mi çok severim. Karnım acıktı hadi mutfağı talan edelim”
Bir ayın nasıl geçtiğini anlamadan tatilimin son gecesi geldi. Bavullarımı hazırladım, Şeyda abla, eşiyle birlikte dışarı çıkacağımızı haber verdi. Merkeze inip barlar sokağını dolaştık, her bardan değişik müzik sesleri geliyordu yollarda Şeyda ablayla dans ettik. Bir aydır oteldeydim en eğlendiğim gece olmuştu. Bir sürü fotoğraf çektirdik, hayatımda ilk kez bir kadeh şarap içtim. Bodrum’un güzel, neşeli ve büyülü gecesinde insanların rahat davranışlarına bende dâhil oldum kimse kimseyi rahatsız etmiyor sadece eğleniyorlardı. Geç vakit otele döndük, odama girer girmez yattım sabah ilk otobüsle gidiyordum kapı hızlıca vuruldu… “Yasemin benim”
Kapıyı açtım Şeyda abla oldukça telaşlı görünüyordu “Ne oldu Şeyda abla”
“Canım, şimdi haber geldi eşimin annesi hastalanmış biz hemen gidiyoruz, sabah seni göremeyeceğim, Allahtan uçak bileti bulduk”
“Burası ne olacak,”
“Sezon bitimine az kaldı zaten bir süre yardımcımız ilgilenecek”
“Çok geçmiş olsun her şey için çok teşekkür ederim”
“İyi ki geldin, seni tanıdığıma çok sevindim telefon numaram sana verdiğim kartta yazılı, seni muhakkak arayacağım, İtalya’ya da geleceksin”
Vedalar beni her zaman hüzünlendirmişti, sarılıp öpüştüğümüzde gözyaşları yanaklarımdan akıyordu… “Deli kız ağlama bakayım, bak beni de ağlattın sen benim kız kardeşim oldun mutlaka görüşeceğiz” dedi gitti dünyada tek başıma kalmışım gibi hissettim. Tekrar yatağıma döndüm, uykum iyice açılmıştı tekrardan uyumamın imkânı yoktu…
Yatakta oraya buraya döneceğime son kez havuza girer yorulursam daha rahat uykuya dalabilirdim.
Bikinimi giyip balkon demirlerinden atladım, havuz bomboştu doyasıya yüzdüm neredeyse hava aydınlanmaya başlamıştı, yorulmuştum omuzlarım kulaç atmaktan ağrıyordu. Duşumu alıp tekrar yatağıma uzandım. Yastığıma sarılıp gözlerimi kapadım, okul başlayacaktı son rahat anlarımın kıymetini bilmeliydim.
Sanki bir sıcaklık beni sarmaladı, huzursuzca kıpırdandım vücudumu saran kollar çok rahattı, bedenim bulutların üzerinde gibiydi, çok hoş kokan güçlü bir vücudu hissediyordum. Gözlerimi açmak istedim rüyam o kadar güzeldi ki gözlerim bile açılmayı reddediyordu, kocaman bir el karnımdan yukarı doğru okşayarak çıktı, göğüslerimi okşuyordu ilk kez böyle bir rüyanın içindeydim… Sırtıma enseme konan öpücükler gerçek gibiydi, omuzumda baskı hissettim döndüm, dudaklarım sert dudakların baskısıyla aralandı, hayalimin elleri her yerimdeydi ilk kez duyduğum bu hislerin yoğunluğu beni şaşırtmıştı, daha fazlasını gerçek olmasını ister bir haldeydim. “Dokun bana”
Hayal konuşamazdı, birden ayıldığımı uyandığımı hissettim, yüksekten yere çarpmak gibiydi, rüya değildi yatağımda bir erkek vardı, kollarından kurtulmaya çalıştım, benden oldukça ağırdı o an fark ettim ikimizde çırılçıplaktık.
“Çekil üstümden, bırak beni” diye bağırdım sanki beni duymuyor ateş gibi dudakları boynumda dolaşıyordu. “Neden durayım odana gelmemi sen istedin, bu kadar tatlı olduğunu bilseydim daha önce teklifine evet derdim”
“Ben seni çağıran kadın değilim çabuk bırak beni şimdi bağırmaya başlayacağım”
“Bu da yeni numaralarından birimi?” Elleri yine hareketlenmişti, üstüme uzanmaya çalışırken karnına dizimle vurdum yataktan nasıl kalktığımı bilemedim etajerin üstündeki ışığı yaktım, loş ışık onun hayal benimde çağıran kadın olmadığımızı ortaya çıkarmıştı, utanç içindeydim, duştan sonra üstümde sarılı bir halde uyuyup kaldığım havlu yerde duruyordu yerden kaptığım gibi bedenime sardım sanki hiçbir tarafımı görmemişti. Parmağımla kapıyı gösterdim “Çık odamdan yoksa hemen polise haber vereceğim”
Benim kadar o da şaşkın bir haldeydi, çarşafı çıplak bedenine örtmeye çalışıyordu “Ben odaları karıştırmışım, özür dilerim hemen gidiyorum”
Hiç tanımadığım bir erkek vücudumun en mahrem yerlerine dokunmuş beni öpmüştü, hala yatağın içindeydi. “Hemen yatağımdan çıkmazsan polisi arayacağım”
“Bir saniye müsaade et şortum buralarda olmalı” Çarşafın içine girdi. Şortunu bulmuş olmalıydı. İyice kapıya yanaşıp kulpunu tuttum en ufak ters hareketinde açıp bağırmaya niyetliydim. Giyinmiş olarak yataktan çıkıp yanıma geldi elini uzattı kendimi geriye çektim “Sen çok güzelsin, melek gibisin” Gençti yirmili yaşlarda gibi görünüyordu “Bir söz daha edersen çığlık atmaya başlayacağım”
Uzatmış olduğu elini çekti “Tamam hemen gittim, yarın sabah görüşürüz sakın benden kaçma, inan sapık değilim, barda tanıştığım kadın odasına davet etmişti, sana ilk dokunduğumda o olmadığını fark etmeliydim.”
“Hadi git artık”
“Başını kaldır yüzüme bak”
Kaldıramıyordum, ne yapacağımı şaşırmıştım çenemi tuttu yüzümü kaldırdı dudaklarımdan sertçe öptü ve hızla gitti, hata bendeydi, üşütmemek için klima yerine balkon kapısını açık bırakmıştım, hemen sıkıca kapadım giyindim hava aydınlandı bavulumu alarak otelden çıktım. Son kez otele baktım, mutluluğumu yanımda götürecek utancımı burada bırakacaktım… Ama bırakamıyordum İstanbul’a olan uzun yolculuğum sırasında gözlerimi kapattığım her anda yaşadıklarım aklıma geliyordu… Ya kötü bir insan olsaydı hayatım mahvolacaktı gerçeği görünce açıklamasını yapmış özrünü dilemiş gitmişti, ne ben onu ne de o beni tanıyordu, rezalet çıkarıp bağırsaydım kendi çağırdı deseydi Şeyda ablamda yoktu kendimi aklayana kadar işe polis karışır evdekilerin durumdan haberi olurdu, yüzlerine bakamazdım.
Kaç kez aklıma geldiğini, kaç kez utancımdan yanaklarımın alev gibi yandığını sayamadım…
*****
Annemleri ben ne kadar özlediysem, onlar beni daha çok özlemişlerdi. İlk kez birbirimizden bu kadar uzak kalmıştık.
“Anlat bakalım neler yaptın nerelere gittin, yediğin içtiğin senin olsun gördüğün yerleri anlat” Dedem annemin teyzemin sormasına bile fırsat vermemişti. Sorduğu sorunun cevabını vermeden derin bir nefes aldım. Sanki aç kalmışım gibi teyzem yaptığı börekleri tabağıma koyuyordu. Annem kestiği börek dilimini ağzıma uzattı, hızlıca çiğnedim konuşmaya başlamazsam iki kadın koca tabağı yedireceklerdi.
“Şeyda ablanın selamlarını getirdim dedeciğim, eski öğrenciniz sizi öve öve bitiremedi. Mutlaka sizleri de beklediğini söylememi istedi. Şimdi geleyim nereleri gördüğüme” Gittiğim günden başlayarak, tüm yaptıklarımı gezdiğim yerlerin güzelliklerini anlattım, son geceden hiç bahsetmedim beynimin derinliklerine ittim. “Her gittiğim yerde fotoğraf çektim, çektirdim.”
“Şu resimleri bastıralım da gezdiğin yerleri bir de görsel olarak bizde görelim”
“Tamam dedeciğim, yarın ilk iş bastırırım” Nihayet merakları tatmin olmuş olacak, günlük konuşmalarına başladılar, bir iki yudum çay içip yorgun olduğumu bahane ederek eve çıktım. O anı düşünmeyecektim, rüya gördüğümü düşünmek içimi rahatlatacaktı tabii bedenime söz geçiremiyordum yanaklarım yine yanmaya başladı…
*****
Sabah ilk iş fotoğrafçıya gittim zaten dijital kameraydı kısa sürede fotoğraflar basıldı. Hep birlikte bakıyor, gittiğim yerleri daha detaylı anlatıyordum, son gece resimlerine sıra gelmişti, Şeyda abla ve eşiyle deniz kenarında çektirdiğimiz fotoğrafa bakınca arka planda kameraya giren grubun içinde onu gördüm, gülmüştü kalbim yerinden çıkacak sandım.
“Ne oldu kızım birden rengin kaçtı, hasta mısın ateşin mi var bakayım” Utancım karşımdaydı fena olmamın nedenini nasıl anlatabilirdim “Yok anneciğim, sabah bir şey yemedim ondan olsa gerek”
Annem “Hadi bakalım, yemek ye biraz uzan tatilde tembellik etmeye alıştın tabii” derken, dedem “Bu yaz torunumun tembellik etmek hakkı, zaten okulun başlamasına da bir şey kalmadı” dedi. Fotoğrafları aceleyle topladım, sanki o gece olanları anlayacaklarmış gibime geldi yine yüzüm kızarmıştı, yukarı eve çıkar çıkmaz hepsini, dolabımın içine attım.
****
Üniversite günlerim başlamıştı dersler çok yoğundu, gece gündüz ders çalışıyordum, çevremdeki kişilerin çoğunluğu zengin çocuklarıydı, kıyafetleri, okula gelirken kullandıkları araçlar hep son modeldi, birbirlerini bularak gruplar halinde geziyorlardı kendilerine özel ayrı bir dünyada yaşıyorlardı. Birkaç arkadaşım içlerine katılmaya çalışmış küçük düşürülerek uzaklaştırılmışlardı. Maddi manevi aralarına karışmak mümkün değildi, iki ayrı dünya gibiydik…
Sınıfımda ki kızlardan bazıları ayrı dünyanın erkekleriyle çıkmaya başladılar, çok geçmeden ayrıldılar. Kendilerine ilgi duyan kızları tavlayıp kullanıp bırakıyorlardı, gece hayatı, içki, kumar ve bazılarının uyuşturucu kullandığı dedikodusu okulda yayılmış, ama hiçbir zaman kanıtlanmamıştı.
Onların tuzağına düşen üzgündü, iki kız okuldan ayrıldı. Bile bile onların arasına girmişlerdi, uçlarda yaşıyor olduklarını tahmin etmemiş olmaları onların hatasıydı. Gösterişli dünyalarından uzak durdum, benim tek amacım okulumu bitirip bir an önce çalışma hayatına atılıp gittikçe yaşlanan annemi geçim derdinden kurtarmaktı. İlk sene kim kimdir anlamakla geçti, ilişkiler yüzeyseldi, merhaba, günaydın, not aldın mı? Gibilerden konuşmalarla vakit geçirdik…
****
İkinci senemde Banu adında bir kızla arkadaş oldum… Çok iyi niyetli güzel bir kızdı çok çalışkandı, babası da annesi de memur olarak çalışıyorlardı o da benim gibi takıntısız olarak okulu bitirip iş hayatına atılmayı dört gözle bekliyordu…
Arkadaşım olunca okul hayatım daha güzelleşmişti, artık kantinde tek başıma oturmuyor sadece notlarımı almak için yanaşanlardan kurtuluyordum. Okula gelmeyip gezenler ilk başlarda inek diye bizimle alay ederken sınav zamanları not diye peşimizde koşturuyorlardı… Bu gibi kişilere hiç acımıyordum ilk senemde tuttuğum notları vermiş sonrasında yardım ettiğim kişiler tarafından inek lakabı takıldığını öğrenmiştim.
Sınıfımızın açıkgözlerinden biri bizim gerçekten sömürüldüğümüzü söyledi, “Niye notlarınızı satmıyorsunuz, hiç çalışmayanlar tuttuğunuz notlara yüksek ücret öderler sizin de elinize para geçer”
Baştan yanaşmasam da sonradan bu fikir ilgimi çekti, matematiğin her dalında çok iyiydim hocalar tarafından takdirle karşılanıyor yardımcı olmam için beni arıyorlardı. İstek olursa notlarımı satmaya karar verdim. Banu’yla ders aralarında kantine gidiyor ortam gürültülü de olsa notlarımızı karşılaştırıyor eksiklerimizi tamamlıyorduk.
“Selam” Başımı kaldırdığımda koloni halinde gezen gruptan birkaç kişiyi gördüm, teklifsizce masadaki boş sandalyelere oturdular “Selam da oturmanız için izin verdiğimi sanmıyorum”
“Ne var oturduysak, sizinle bir şey konuşmak istiyoruz”
“Ne istiyorsunuz?” İki erkek bir kızdı, benimle konuşan çocuk kendini tanıttı “Ben Tunç arkadaşlarım Sinem ve Murat, matematikte çok iyi olduğunu duyduk. Hem notlarına hem de bizi çalıştırmana ihtiyacımız var, ücretin neyse veririz”
“Sınavlar iyice yaklaştı, benim kurallarımla çalışırsanız olur yoksa size yardım edemem”
“Kabul ediyoruz bir iki ay dişimizi sıkarız”
“Her gün iki saat okuldan sonra karşıdaki kafede buluşuruz, geçmiş notları ve günlük olanları size tekrarlarım, öğrenip öğrenmemek size kalmış sorumluluk kabul etmem”
“Anlaştık, bizimle birlikte birkaç arkadaşımız daha var”
“Fark etmez, hepiniz can kulağıyla dinledikten sonra kaç kişi olduğunuz önemli değil, benim dersim olduğunda Banu size anlatır o da benim kadar başarılı”
Bu grupla çalışmak istemiyordum ama onlardan alacağım para annemin biraz olsun rahat etmesini sağlardı, dişimi sıkıp bir terbiyesizlik yapmadıkları sürece dayanmalıydım, okul dışında ne yaptıkları beni ilgilendirmiyordu.
****