Yazarın anlatımıyla devam Mizgin, elindeki telefonu yatağın üzerine fırlatıp odanın içinde adeta dans etmeye başladı. Cihangir’den gelen o kısa ama umut dolu telefon, içindeki bütün korkuları bir anda silip süpürmüştü. Gardırobun kapaklarını hızla açtı, askıları sertçe kenara itti. "Biliyordum işte!" diye mırıldandı kendi kendine. "Beni öyle kolayca silemezsin Cihangir Ağa. O çocuk yaştaki kızla ömür geçmeyeceğini sen de anladın sonunda." Yatağın üzerine serdiği küçük valize en iddialı, en şık geceliklerini, Cihangir’in sevdiğini bildiği o kırmızı elbiseyi özenle yerleştirdi. Aynanın karşısına geçip saçlarını düzeltti, kendine güvenen bir tavırla gülümsedi ve odasından çıkıp merdivenlere yöneldi. Salonda ise bambaşka bir hava hakimdi. Dicle, sabah Cihangir’in ona fısıldadığı o g

