Dicle'nin anlatımıyla devam Allah’ım… Keşke bunların hepsi bir rüya olsa. Gözlerimi açtığımda her şey silinse. Ne Cihangir ağa kalsa, ne bu ev, ne de üzerime çöken bu ağırlık. Ama uyanmadım. Uyanamadım. Gerçek, yüzüme tokat gibi çarpıyordu. Araba durduğunda içimde bir şey koptu. Kapı açıldı, ayaklarım yere değdi. Karşımda abimi gördüm. Yüzü gergindi ama sesinde garip bir kabulleniş vardı. “Hoş geldin ağam,” diye seslendi Cihangir ağa 'ya bakarak “Buyur, bir kahvemizi iç.” İçimde çığlık attım. Hayır demesini bekledim. Geri çevirmesini. Ama adam hiç tereddüt etmeden eve yöneldi. Sanki buraya aitmiş gibi. Sanki bu ev onunmuş gibi. Abim önden yürüdü. Cihangir arkasından. Ben annemin arkasına sığındım. Ayaklarım geri geri gitmek istedi ama bedenim beni dinlemedi. Konağa girdik. Ev sess

