Ecem uyandığında yatakta yalnızdı. Esnerken eliyle ağzını kapatıp etrafına bakındı. Odada kimse yoktu. Dün akşam Mete ile birlikte uyumuşlardı. Diğer odada annesi kaldığı için yaramazlık yapamamış olsalar da Ecem, Mete ile uyumaktan memnundu. Derin bir nefes alıp dün gece olanları düşündü. Mete’nin söylediklerini… artık resmen sevgiliydiler. Bunu aklında geçirmek bile gülümsemesine yetti. “Prenses uyanmış” diyen sesle Ecem kafasını çevirip kapıya baktı. Kızarmış ekmek kokusu burnuna dolarken Mete’nin taşıdığı kahvaltı tepsisini gördüğünde midesi guruldadı. Ses odada yankı yapınca utanırken Mete “Ve acıkmışa” diyerek gülümseyip tepsiyle birlikte yatağa çıktı. Ecem yatakta doğrulurken dudağını ısırıp “akşam çok fazla bir şey yiyememiştim” diyerek kendini savundu. Mete tepsiyi ortalarına

