Gözümün önünde bir gerçek vardı. Hayatıma dair, beni ben yapan şeylere dair saf bir gerçek vardı. Daima tutarlı, dengeli bir yaşam sürme fikri nereden aklıma geldi bilmiyorum ama gençlik çağlarımda yaşıtlarım bile ipin ucunu kaçırırken daima hanımefendiliğimi korumuştum. Fakat insan buna ne kadar daha devam edebilirdi? Bu ben miydim yoksa benliğimle yapışan zorunluluk olarak gördüğüm bir şey miydi? O kazadan sonra uzun uzun düşünme fırsatım olmuştu. Ailem, özellikle de annem beni yalnız bırakma fikrine şiddetle karşı çıktığı için neredeyse bir ay eskisi gibi ailemin evinde yaşamıştım. Tüm çocukluğumu geçirdiğim odamda ve dertlerimden tamamen uzakta... Beni yetişkin olmaya iten Serhat harici neredeyse hiç karar almadan... Tek taraflı full sakatlığımdan en berbatı elimi kullanamamam olmuş

