bölüm 2

2108 Words
ekranda yanıp sönen isim özel matematik dersi verdiğim çocuktu. Telaşla telefonu açtım . " merhaba yelizcim " dedim . "julide abla seni bekliyorum " dedi nazlanarak . " hayatım ben biraz geç gleeceğim söylemeyi unuttum ." dedim ve ekledim " merak etme on beş dakikaya geliyorum ama " "tamam ablacım " dedi ve telefonu kapattı . Bugün özel ders olduğunu unutmuştum . Yeliz daha ikinci sınıf öğrencisi çok tatlı bir kızdı. Mirzanın uzaktan bir akrabasının çocuğuydu :Telefonu kapattığımda Tuğkan sordu . "kimdi arayan ? " dediğinde " özel ders verdiğim öğrencim derse geç kaldım " dediğimde sandelyeden usulca kalktı. " Başka zamana artık " dedi kahvaltıyı kasdederken . "Kusura bakma lütfen " dedim . Gülümsedi ve mutfaktan çıktı . " habersiz gelenin hali böyle olur " gülümsedim sadece ve evden çıktığında koşarak odama girdim . Kitaplarımı çantama koyup telefonumla beraber bende evden çıktım . Yol üstünden taksiyi çevirip bindim . Ardından iki saaatlik özel dersi vermek için Yelizlerin evine gittim. Yavaş öğrenen bir çocuktu Yeliz . Okulda çekindiği için öğretmenlerine soru soramıyordu bu yüzden Mirza nın önerisiyle beni yardımcı olmam için ailesiyle tanıştırdı ve derslere başladık . Ders bittiğinde Yelizle vedalaşıp işlek caddeye çıktım . Gelmesi için minibüsü beklerken Mirza aradı . "Efendim." dedim telefonu açıp . " Nerdesin kızım " dedi . Ufak bir kıkırtı koptu dudaklarımdan . Grubumuzdaki herkese böyle davranırdı . Bizi koruyup kollayan bir babaymış tavırlarına girerdi . "Yelizleydim şimdi okula geçiyorum . " dedim . " Tamam biz Larayla kampüsteyiz gelince uğra " "Tamam , görüşürüz " dedim ve gelen minibüse bindim . Üniversitenin önünde inip kampüse girdiğimde gözlerim arkadaşlarımı aradı . O sırada çardaklarda oturan ve bana el sallayan Mirzayla göz göze geldik . Yanlarına doğru ilerledim . Çardağa geçip oturdum . "nasılsın" dedi neşeli sesiyle Lara . "İyiyim hayatım sen " dedim aynı şekilde ona . Laranın cevap vermesine sıra gelmeden Mirza atlayıp " ya iyi şükür be hayatım " dedi . Lara , Mirzanın omzuna vurup " kıskanmasana mı acaba " dediğinde gülüştük " iyiyim iyim " dedi ardından . Mirza " Buğlemle aran nasıl ? " diye soruverdi direkt . Oturuşumu dikleştirip "İyidir herhalde " dedim ama sorduğuna göre dün ki olayla ilgili bir şeyler olduğunu anladım . "Buğlem böyle düşünmüyor . " dediğinde yavaştan sinirlenmeye başlamıştım . " eğer bir problem varsa bunu Buğlemle biz konuşmalıyız diye düşünüyorum " dedim . Lara hemen ortamı yumuşatmaya çalıştı . "Mirza işte boş boş konuşuyor ya " dedi tatlı sesiyle ama bu alevlenmeye yüz tutan ortamı söndürebilecek veya yatıştırablecek bir söylem değildi . "Eflali aramak sana mı düştü ? " dedi Mirza . Normalden çok daha fazla sorgulayıcı ve kaba konuştuyordu. "Anlamadım ." dedim . "Kızın sevgilisiyle arasını bozmuşsun ." dediğinde masadan kalktım . "mirza seninle hiç kavga edemeyeceğim şimdi , gidiyorum dersim var " dediğimde Lara arkamdan ismimi seslensede dönmedim . Dersim bittiğnde alışveriş yapmak üzere markete gittim . Marketten döndüğümde sabahki kahvaltının , kahvenin temizlenmek ve toparlanmak üzere beni beklediğini gördüm . Bir an önce işe koyuldum çünkü bugün işimin ve dersimin az olduğu gündü . Biraz temizlikten sonra telefonu elime aldım. grupta mesajlaşıyorlardı . Konuşmaları okudukça dikkatimi Tuğkanın sabahki kahvaltıyı Mirzaya anlatmış olduğunu ve buna sitem eden Doğukanın mesajlarını gördüm doğukan ozan : daha önce bizi çağırmamıştı jülide kalbimi kırdı Lara boz : bende istiyorum jülide Doğukan ozan : bu kırık kalbin onarılması için ben de bir kahvaltı istiyorum belki biraz affedebilirim mesajlara cevap vermek için klavyeye girdim . " cuma günü gelin " yazdım sadece ve temizliğime devam ettim. Mutfakta işim bittiğinde telefonumu aıp koltuğa uzandım . Haftada iki günüm yarı doluydu . Diğer günle ya özel derse ya da derslerime çalışıyordum . Cma günü de bizimkileri kahvaltıya çağıracağıma göre bu hafta sadece bugünüm vardı . Saate baktığımda akşam altıyı geçtiğini gördüm . Gelen bildirimlerle yanıp sönen telefona girdiğimde mesajları okudum. Mirzaya gelemeyeceğini söylediğinde şaşırdım . Neden diye sorduklarında ise bir şeyler gevelemiş ortaya geçerli bir neden sunmamıştı .Özelden yazmaya yeltendiğimde vazgeçtim . Yarın Buğlemle de Mirzayla da yüz yüze konuşabilirdim diye düşündüm . Belki de üzerlerine düşmezdim bile . Bu düşünce aklımdan geçtiğinde kendime kızdım . Benim için çok şey yapmıilardı . Karakter olarak net ve uzak bir insandım . Buna rağmen beni aralarına almışlardı. Ne kadar uzak dursamda hep bana samimi br şekilde yaklaştıklşarı için zamanla duvarlarım inmeye başlasada bazen içimdeki o karanlık tarafım nefret ve umursamazlıkla doluyordu . Laranın "Jülide börek de yaparsın değil mi ?" diye sorduğunu gördüm . " Sen istersin de ben yapmaz mıyım " yazıp göderdim . Doğukan ilgi çekmek için bir şeyler yazsada cevaplamadım. Lara aile içinde şiddet olan bir evde büyümüştü . Bütün kırgınlıklarını tüm üzüntülerini neşesiyle örtüyordu . Kimse yaralarını göstermemek için çabalıyordu . Çünkü en ufak bile üzüntülerinden bahsetmeye başlasa altında yatan nedenlerin birinde ailesi oluyordu . Sadece bir kere bu konularda benimle konuştu . O zamandan beri Laraya farklı düşkündüm . Bana güvenip o neşeli maskesini indirmişti . Bana içindeki acılarla dolu kalbinde tüm yaraları ve kesikleri açmışken nasıl duyarsız kalabilirdim ki . Gözyaşları o kadar çok akıyordu öyle bir içli ağlıyordu ki gerçekten üzüldüğüm sayılı anlardandı. Genelde kimseye bu kadar yakınlaşmazdım .Tam anlamıyla koltuğa uzanıp biraz soluklanma ve düşünme fırsatı yakaldaım . Çoğu zaman hayatın temposundan durup nefeslenme fırsatım olmazdı . Sanki bu akşam arkadaşlıklarımı gözden geçirmem için bgeçirmem için bir ışık doğmuştu . Belki de onların da beni sevme süreleri dolmuştu . Nasıl ben Laraya düşkünsem Mirza da Buğlemin en ufak üzüntüsüne katlanamıyordu . Bu daha az sevildiğim anlamına gelmezdi . Herkesi denk sevemezdi kalp sonuçta .Kimsenin kalbinde de bir numara olmak istemezdim zaten . Bu sevginin verdiği yükü kaldırabileceğimi düşünmüyordum .Sevgi hissi duygusu direkt bana anlamsız geliyordu zaten . İnsanın dünyada tek sevebileci kişi kendinin olması gerektiğini düşünüyorum . Bunu kavrayana kadar bir çok şey yaşadım . Birisini sevdiği zaman o kişi bir anda hayatın merkezine düşüyordu . Bir karar alırken onu düşünmem her adımda çaba sarfetmek gerekliydi . Bunu yapabileceğimi sanmıyordum . Ne kimsenin kalbine girmeye yeltendim ne de kalbime almayı . Belki de yaptığım korkaklıktır . Kesinlikle korkaklıktı . Üzülmekten üzmekten korkuyordum ya da yeterince sevgi vermeyeceğimden alamayacağımdan .Asla bir doğru insan olduğunu düşünmüyorum . Birine kalbini açtığında onu doğruyla yanlışlarıla kabullenmen gerekir .Derin bir iç geçirdim . Arkadaşlıkta sürekli sorumluluk alman gerken beraber gülebildiğin beraber ağlamasını da bildiğin bir ilişkiydi aslında . Yani doğru arkadaşlık bu olmalıydı . Düşüncelerim bir birbirlerine çelme takıp gerçek olup zihnimde yer edinmek için savaşırken iki insanın nasıl düşüncelkeri tamamen uyuşabilir ki ? Zihnim bir ip yumağı olup düğüm düğüm olduğunda daha fazla kendimi yormak veya kurduğum mahkemelerde yargılamakdan vazgeçip uyumaya gitmeye karar verdim . Yatağa geçmek için ayaklandığımda gurulduyan karnım yatağa değil beni mutfaya gitmeye itti . Evimi olması ne kadar güzelse yemek ve temizlik o kadar kötüydü . Ev işleriyle pek aram yoktu ancak açlıktan ölmemek için mutfağa girdim . Tost yapıp öğünü geçiştirmektense yemek yapmaya hazırlandım . Çünkü yarın bi ton dersten sonra yemekle uğraşmak yine istemeyeceğimi biliyordum. Nohut yemeği ve pilav yapmak için işe koyuldum . Tarife bakıp yaparken evde salça olmadığını fark etmem uzun sürmedi . Bakkala sokağın diğer ucundaydı . Üşendiğimden öylece yemeden yatmak aklımdan geçsede sonra fikrimi değiştirdim . Eğer Tuğkan banakahvaltıya gelebiliyorsa bende belki ondan biraz salça isteyebilrdim . Elime bir kase alıp üst komşumun kapısını çaldım . Birkaç kere tıklattığımda kapıyı aöçmayınca merdivenlere yöneldim . Ancak açılan kapıyla Tuğkanın evde olduğunu anlayıp döndüm. " merhaba komşum " dedi samimi bir şekilde . " Merhaba " diyip çekingen bir şekilde salçasının olup olmadığını sordum . Daha birkaç saat önce marketten gelmiş olmama rağmen onu almayı unutmuştum . " Bakmam gerekiyor " diyip içeri geçti . Kısa bir süre sonra elimdeki kaseyi doldurup geri verdi . "Teşekkür ederim komşum " dedim bende onu taklit ederek . O sırada Tuğkanın arkasından seslenen Mirzayı duydum " kimmiş gelen ? " diye sorduğunda Tuğkan tamamen kapıyı açıp Mirzanın beni görmesini sağladı . Şaşkınca bana baktı bir şey sölemedi sanki kendini tutmak istiyordu ama başarısız oldu . "Ne işin var burada ?" dedi işte işin var burada ?" dedi işte şimdi asıl şaşkın olan bendim . Kafamı bir sola eğip ona imalı bir bakış attım . Tuğkan " Ne diyorsun sen kendisi alt komşum " dediğinde kafasını sallayıp içeri geri geçti . O anlık sinirle Tuğkana da bir şey demeyip eve indim . Ne oluyordu bir türlü anlam veremiyordum . Bu zama kadar bana asla böyle davranmamıştı . Daha önemli daha kızması gerekn yerlerde bile asla böyle davranmazdı . Sinirle mutfağa geçip yemeği yapmaya devam ettim . Yemeği pişmeye bırakıp bir şeyler dinlemek için müziklerime girdim. En sevdiğim playlisti karışık çala bastım ve dinlemeye koyuldum . Nerdeyse bir saat sonra yemeğim pişmişti . Pilavdan ve nohuttan biraz alıp yemek için masaya koydum . O sırada kapının çalmasıyla daha yemeğime başlayamadan kalktım . Karşımda dikilen Mirza hiçbir şey demeden içeri daldığında artım son raddeye gelmiştim . " Çık çabuk evimden" diye bir hışımla bağırdığımda onun ateş saçan gözleriyle buluştum . Arkada duran kapıyı eliyle itip beni kapı ve onun arasında bıraktı . Kendimi aşırı gergin hissediyordum . hem ilk defa bu merzayla karşılastığım için hem de kendimi gerçekten suçlu hissediyordum . Belkide benim için öneml olmayan şey onun gerçekten kalbini kırmstı. Boynunu biraz eğip yüzünü yüzümle aynı hizaya getirdi . Bu yakınlık beni rahatsıız ediyordu . Hala ittirği kapının üzerinde olan eliyle kapıya vurmasıyla irkildim . "Tuğkana mı yaklaşıyorsun sen ?" dedi . Dehşete düşmüştüm . Bu kadar kızdığı şey bu muydu ? kendime gelip onu göğüsünden ittirdim . "bana hesap mı soruyorsun sen ?" dedim . Birkaç adım sendelemişti . "Cevap ver " dedi . Ceketinden tutuğum gibi kapıyı açıp dışarı çıkması için çekiştirdim . "defol git aklını başına topla "diye bağırdığımda artık ikimizde sinir küpüydük . "Doğru dimi hissettiğim ondan bu kadar sinirlisin " dedi . "Beni tanımıyormuş gibi davranma " diyip kapıyı yüzüne çarptım . Elim ayağım titriyordu . Evime girip bana hesap sormak da neydi . Doğukanı aradım telefonu elime alıp . Birkaç çalıştan sonra açtığında direkt söze girdim . " Merzayla konuş bana satışıp dumasın . İki gündür çok sinirleniyorum . Söylememe rağmen anlamıyor " dedim . Doğukan beni ikaz etti . "jülide bi soluklan ne oldu ." dedi . Birkaç kıs soluktan sonra açıkladım olanları "gerçekten çok şaşırdım " dediğinde " Bende bende ilk defa onu böyle gördüm ." dedim. Sonrasında ekledi " Neye kızdıını da anlamadım ki , sana sataıyor " dedi . "bilmiyorum ama canımı sıkıyor " dedim . "Anladım br de ben konuşayım bakalım sen sakin ol "dediğinde "tamam kapatıyorum " dedim ve telefonu koltuğun üstüne fırlatmıştım .Bir ok gibi gergindim . Bir bardak su almak için mutfağa girdiğimde yemek masasının üzerinde duran soğumuş yemeğime baktım . Tüm iştahım kaçmıştı . Suyu içtikten sonra pijamalarımı giyip yatağa girdim . Neye bu kadar sinirlenmişti ki ? Tuğkanla neredeyse üçüncü dialoğumuzda aramızda böyle bir şey yoktu . Ancak olsaydı mirzayı ne rahatsız edecekti . Acaba arkadaşını mı paylaşmak istem,yor gibi saçma bir şey düşündüğümde direk bunu çöpe attım . Çünkü larayla bizi tanıştıran oydu . Aklıma Mirzanın benden hoşlandı- ah hayır bu asla olmayacak bir şeydi . Yıllardır arkadaştık öyle bir şey olsa hissederdi . Belki de ... belki de ... korumacı tavrından mı böyle yapmıştı . Ne olursa olsun bana bağıramazdı . En iyisi uyumak ve yarın güzel bir güne uyanmayı umut etmekti . Gözlerimi kapatıp uykunun beni kollarına düşürmesini bekledim . Ancak bir türlü uyuyamıyordum . O kadar çok tadım kaçtı ki kendimi bi türlü uykuya bırakamıyordum . Eğer kalkarsam kesin uyumam sabahı bukacaktı . Uykusuzluk beni mahvediyordu . Tüm gün içindeki enerjimi en aşşağıya indiryor her an uykulu olduğumdan odak problemi yaratıyordu . Daha fazla yatakta durmadım çünkü boş tavana bakmaktan çok sıkıldıp kalktım . Mutfağa geçip kahve yaptım . Zaten yeterince uykum kaçmıştı . Kavemi alıp balkonuma çıktım . Akşamın karanlığında şehrin ışıkları çok güzel görünüyordu . Gökyüzdeki yıldızları çok fazla göremiyordum ufak bulutlar yarın havanın kapalı olacağını gösteriyordu . Gökyüzüne bakıp havayı tahmin etmek çok hoşuma gidiyordu . Doğru ya da yanlış fark etmiyordu . Mermerin kenarına bardağımı koyup içerden hikaye defterimi ve kalemimi aldım . Köşe sandalyeme oturup kahvem ılınana kadar bir şeyler yazdım . Sağ eimle yazmaya devam ederken sol elimle kahveme uzanmaya çalıştım . Bugün her şey aksi gitmek için birbiriyle sözleşmiş gibiydi . Bardak büyük bir gürültüyle gecenin sessizliğini böldü . Balkondan aşşağıya baktığımda kimsenin başına düşmediği için sevindim ancak aynı şeyleri alt komşumun beyaz kurunaya bekleyen kıyafetleri için söyleyemeyeceğim . Bembeyaz güzelim kıyafetler hep kahve olmuştu . "eyvah " diye ufak bir nide koptu dudaklarımda . bir gülme sesi duyduğumda Tuğkanında balkonda olduğunu gördüm . "Gülten teyze öldürecek seni " dedi dalga geçerek " Gülme , ne yapacağım" dedim . " Hemen taşınmaya bak "demdesiyle bende güldüm ama sabah Gülten teyze uyandığında pek güleceğini sanmıyordum.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD