bölüm 11

2012 Words
Yarası olan gocunur diye bir söz vardır . Bu konuda yanlış yaptıgım bir sey olmamasına rağmen ağabeyim böyle ithamlarda bulunması beni derinden yaralamıştı . Ne kadar hayatımda yokmuş gibi davransamda bazen bir yabancının yaptıgı yorum hatta bir bakış bile kalbı kırmaya yeterli oluyordu . " sacmalama . " diyebildim sadece . Üzerime dogru yürudügünde aramizda bir adımlık mesafe vardı . Boyu benden çok uzun oldugu icin egilip o ates saçan gözlerini bana dikti . " acınası birisin . " dedi ve bileğime yapışıp sıkmaya basladı . " tuğkana güvenme o da seni terk ettiginde yalnızlıktan geberip gitmeni bekliyor olacağım . " dedi . Gözyaslarım pıtır pıtır döküluyordu . Elinin içinde sıktığı bileğim baskıdan dolayı ağrı veriyordu . Suan psikilojik bir baskı kurdugunu biliyordum . Ayrıca sadece psikolijik baskıyla kalmıyor fiziksel şiddette de bulunuyordu . Kolumu çekmeye çalışsanmda onun gücünün karsisında benimki yel kalırdı . O fırtınaysa ben yaz esintisiydim . Kolumun acısina dayanammıyordum . " bırak kolumu . " diyip çekistirmeme rağmen bırakmıyordu . " tek başına hayatta kalamayacak kadar acizsin . " dedi . Gözlerindeki o öfkeyin yansımasını görüyordum . Suan korku doluydum . Bir an once kacmak istiyordum ancak onun gitmem icin izin vermesi gerekliydi . " Nefret ediyorum senden . " ddedim bilegimi kurtarmaya çalısirken gözyasları eşlinginde . " Nefretin bana güc veriyor . " dedi . Sakaklarinda bulunan damarlar belirginlesmisti sinirden . Burnundan soludugu nefesin hırıltıl sesi daha da urkmeme sebep oluyordu . Gözü öyle bir dönmüştu ki suan beni cekip vurabilecek kadar kördü . Kolumu bıraktıgımda diğer elim bilegime gitti hemen . Zangır zangır titriyordum . Bir hısımla evden çıktıgında kendimi koltuğa bıraktım . Günün sinirini benden çıkarmıştı . Anne karnındaki bir bebek gibi kıvrıldım . Kücük ve bitkin bedenime bir darbe yemiştim . O kadar cok ağlıyordum ki gözyaşları içinde uykuya daldım . Uyandıgımda gecenin dördüydü . Pamirin evde olup olmadıgını anlamak için ayakkabilıga baktıgımda gelmedigini anladım . Ardından gözlerim sızıyla dolan bilegime döndü . Mosmor olmustu . İnanamıyordum . Parmaklarının izi bilegimde bir resim gibi duruyordu . Saçlarımı karıştırdım . Kafam karısık oldugu zaman direkt ellerim saçlarıma gidiyordu . Kafamın içi gibi saçlarımda hep karışıktı . Telefonu alıp tuğkana mesaj yazdım . " uyuyor musun ? " gecenin dördü de olsa bir ihtimal yazdım . Birkac dakika sonra cevap verdi . " Neden uyanıksın ? " soruma soruyla cevap vermisti . " sahile gidelim . Günesin dogusunu izlemek istiyorum . " yazıp gönderdim . " hazırlann. " yazdığında kalkıp üzerime bir şeyler geçirdim . Ardından aşagıya inip gelmesini bekledim . Çok fazla bekletmeden o da geldi . Arabasına binip sahile dogru yol aldık . Üzerimde olan siyah boğazlıklı kazağın kollarını aşağıya doğru çekiyordum . Eğer tuğkan görürse ona nasıl açıklayabilirdim ki ? Yalan söylemezdim , söylemezdim de zaten . Sahile geldigimizde kordondaki kamelyaların birine oturduk . Yanyana oturup yüzumüzü denize göndük . Omuzuna başımı koyuo denizle gökyüzünün birlestigi yeri izliyordum . Ne gece ne gündüzdü . Lacivert , sarı ve mavinin birbirleri arasındaki uyum büyülüyordu . Bu manzara icimi ısıtıyordu . Önceden tek geldigimde bu kadae güzel görunmüyordu . Yanımda sevdigim insan oldugu icin aynı manzara eskisinden cok daha ışıltılı ve büyüleyici görünüyordu . Ruhumdaki yaralar tek tek sarılıyordu . Yenileri eklenen kırgınlarım ise beni o kadar derinden etkilemiyordu çünku bana iyi gelip yaşadıgım olayların ustesinden gelebilme gücünü veren sevgi unsuru vardı . Denizin kokusu cigerlerime doluyordu . Aldıgım oksijen çogu zaman bana haram olurken şuan ilaç gibiydu . Tuğkan elimi tutmak icin yeltendiginde acıyla inledim . Moraran bilegime dokunmasıyla ağrı tüm bedenime yayılmışti . Korkuyla ayaklandı tuğkan . " Ne oldu ? İyi misin ? " dedi ve konusmaya sorular sormaya devam etti . " hastaneye gidelim mi ? Atak mı geçiriyorsun ? . " dediginde sakin bir sekilde " otur tuğkan lütfen . " dedim . Meraklı gözlerle bana baktıgında " kolum ağrıyor önemli bir şey yok . Hadi günesin doguşunu izleyelim . " dedigimde aniden aşşağıya çektigim kazağımın kolunu yukarı çektiginde onu engellemek icin elimi cekmeye çalıssam da coktan görmüstü . " bu . . . Bu nasıl oldu jülide ? " dedi tek kaşı havaya kalkmıştı . " kim yaptı sana bunu " diye eklediginde ağlamak istedim hüngür hıçkırık ama kendimi tutmalıydım . " biraz morartı sadece . " dedigimde onun gerildigini anladım . " biraz mı ? Bu birazcık bir morartı mı ? " dedi ve ekledi . " nasıl oldu bu anlat lutfen . " bu cümledeki lutfen bana daha fazla soru sordurtma gercekleri söyle demek oluyordu . Yalan söylemek istemiyordum ama agabeyime cephe almasını da istemiyordum . O kadar arada kalmıştım ki . Yalan soyledigim anladıgında benden ya soğursa diye düsündüm ama agabeyime de gidip bir şey derse diye de korkuyordum . Tuğkana güvensem de pamirin gücüyle başa çıkabilecegini sanmıyordum . Ne yapmalıydım ? Kafamin icinden beni surkeli karanlıga suren düsünce avukatlarım simdi beni aydınlıga göturmek icin bir şeyler yapmalıydı . Yalan ya da doğru ikisinin de sonucu kötü olacaktı . Ben sadece daha az hasarl atalatabilecegimiz şıkkı seçmek istiyordum . Olanları anlatmaya karar verdim . Yalan dolana girip işi daha da çıkmaza surüklemek istemedim . Sadece bazı kısımları ve bazı cümleleri atlayarak anlattım . " . . .O kadar sinirliydi ki anlık olarak bilegimi sıktı . Cildim beyaz ve hassas oldugu icin bu kadar morardi yoksa acımıyor ." Dedim . Dinginlikle benim cumlemi bitirmemi bekledi . Ellerini yumruk yapmıştı . İfadesi dümdüzdü . Çenesi kaskatı kesilmişti . " ben sana bakmaya kıyamazken " sesinde ondan daha önce duymadıgım tınıları barındırıyordu . Onun dudaklarından dökulen cumleler naif ve domunaklı bir melodiye sahip olurdu ancak suan daha çok karanlık bir melodiyi andırıyordu . " nasıl sana böyle davranabilir ? " bu bir soru degil sitemdi . " önemli degil günün siniri bana patladı yoksa böyle davranmazdı. " dedim biraz da olsa yumuşatabilmek icin . " jülide . . . " dedi ikaz dolu bir sesle . Güneş ufaktan bize el sallıyordu . Diğer elimle elini tutup konuyu degistirmek icin " baksana ne güzel ." Dedim ufka bakarak . İlk defa tugkan neşesiz bir sekilde bir konusmayı devam ettiridi . " öyle " dedi sadece . Birkaç dakika durduk durmadık " kalkalım mı ? " dedi . Keyifsizdi . Onun da moralini bozdugum icin cok daha üzgündüm . " hadi " diye arabaya doğru yürüdü. Geniz omuzları ve yapılı sırtı bir sanat eseri gibi gorünuyordu . Uzun boyuyla sanki zanaatkarin elinden cıkmıs usta bir eser gibiydi . Arabaya bindigimizde radyodan eglenceli bir şarkı açtım . Biraz morali yükselsin diye uğraşiyordum . Arada bir sarkıya eşlik ediyor ona göndermeler yapıyor olsam da sadece yola bakıyordu . . . Bınanin icine girip merdivenleri cıktık benim katta durdugumuda ona koskocaman sarıldım. Varlıgımı ona hissetirmek istiyordum . Ayrıldıgımızda onu asık suratını gördüm . " aklım sende kalacak böyle bakma . " dedim . " benim de aklım sende . . . " dediginde " endişelenmeni gerektirecek bir şey yok " dedim. Aklı bende kalsın istemiyordum . Ona belli etmememye çalışsamda bende eve girmekten korkuyordum . Pamirin nasıl davranacağını kestiremiyordum . " eğer yine böyle bir şeye yeltenirse beni arayacagına söz ver . " dedi . Gülmemek icin kendimi zor tuttum . Mesela akşam olan olayda tugkani arasaydım ve gelip agabeyime diklenseydi buyuk ihtimal ikimizin de son aksamı olurdu . Gülmemek için kendimi tuttugumu anladığında " komik olan ne hanımefendi ? " diyerek konuştu . Bir sey demeyip kapıyı actım . Rahat bir nefes aldım pamir evde degildi . Ayakkabılarımı cıkarıp eve girdigimde tugkan kapıda dikiliyordu . "Hadi görüsürüz . " dedim neşeli bir sesle . Dudaklarını bir çocuk gibi büzdügünde tatlığına dayanamadım . Kapidan biraz dışarıya çıkıp tuğkanın dudagına küçük bir buse kondurup eve kaçtım " görüsürüz . " diyip kapiyı kapattım . Tuğkan şok icinde bana bakmiştı . Bende beklemiyordum ama o kadar tatlı dudaklarıni büzmüştü ki öpesim gelmişti . Hem ağabeyim yüzünden akli ben de kalacağına bu sekilde onun aklında olmak tercihimdi . Şapşal şapşal gülümsüyordum . Midemde kelebelekler cidden uçuyordu . İcim icime sığmıyordu . Haykırmak istiyordum . Enerjiyle dolmuştum . Evin içinde sallana sallana yürürken kolumu kapiya çarpmamla tüm aşk sarhoşluğum kaçtı . Ilaçları ve kremleri koydugum bir çekmecem vardı . Oraya kolum için bir seyler bulup bulamayacagima baktım . Morluklar icin bir krem buldugumda onu sürdüm . Odama girip üzerimi degistirdim . Cok garip bir günden . Önceden her günüm derdin ve kederin içinde geçerken simdi hem sorunlar hem de sevginin icindeydim . Düsünmekten , kafamin icinde mahkemeler kurmaktan uyku tutmayan gecelerim vardı artık o anların yerini tuğkan aldı . Beni nasılda derinden etkilemişti . Kalbimin tüm karanlık odalarını ışık olmuştu . Kanayan yaralarıma melhem , solmuş bütün çiceklerime can oluvermişti . Yapmam dedigim her seyi onunla yapıyordum . Yıkılmaz dedigim tüm duvarlarımı yıkıyor yıkılmayanın duvarlarına da rengarek resimler çiziyordu . Onu sevmek bana iyi geliyordu . . . Hic uyku uyumamıştım iki saat sonra ağabeyimin düzeni kurmak icin kıyametler kopardıgı sınav vardı . Çok fazla çalışmamıştım . Ortalama bir bilgim vardı . Son birkaç gündür ozel ders , tuğkanla sahil derken derslerime pek vakit ayıramadım . Dersi derste dinledigim icin çok sorun olacagını tahmin etmiyordum . Masaya oturup son tekrarlarımı yapmaya başladım . Tuttuğum notlarımı gözden gecirdim . Ardından hazırlanıp evden çıktım . Sınavın yapılacağı dersliğe girip sınavın başlamasını bekledim . Önce dersliğe ağabeyim girdi ardından asistani oldugunu tahmin ettiğim kadın peşinden girdiler . Kısa boylu , uzun saçlı ve tatlış bir kadına benziyordu . Kağıtları dağıtmaya başladılar . Önüme düşen kağıtla şoka uğradım . Öyle bir sorular vardı ki ağzım açık kaldı . Çok zordu o kadar zordu ki . Tüm sınıf birbirimize bakıyorduk . Herkesin gözleri dehşetle açılmıstı . Sınav süresi bir buçuk saatti . Bu süre zarfında kalem oynatan çok sayılı ögrenci vardı . Tüm sınıfça çuvallamıştım . Çalışmadıgım icin pisman olacaktım ancak bu sınav seviyesine uygun çalışmak mümkün degildi . Çogumuzun kağıdı tertemizdi . Birkaç soru için uğraşsamda sadece birkaç boş işlemden öteye geçememistim . Şeytanlık kanına işlemişti . Sadece ozel hayatında degil her alanda zoru oynamayı seviyordu . Moralim bozuk bir şekilde eve gidiyordum . Belki de biraz özel dersleri azaltmam gerekecekti . Vizeler de yaklaşıyordu . Ne yapacağımı bilemedim . Sınavlarım önemliydi ancak maddi ihtiyaçlarım için de özel ders lazımdı . Notları alıp onlardan calışsam derse girmesen nasıl olur diye düsündüm . Sonradan kimsenin bana not vermeyeceği dank etti . Yolun kenarında yürürken arkamdan gelen korna sesiyle aklım yerinden çıkacaktı . Arkamı dönüp kim bu hayvan diye bakacakken tuğkanın arabasını görmem bir oldu . Söför koltuğunun oldugu tarafa gittim . Camını aşşağıya indirdi ve " nereye gidiyorsun güzellik bırakayım mı ? " dedi çapkınca . Gülümsedigimde " o kornayı var ya " dedim " bir daha çalma öyle . " dedim . " çalarsam ? " dedi ve camdan biraz kafasını dısarı çıkardı . Yüzlerimiz yakınlaştığında tuğkanın gözleri dudağıma kaydı birkac saniyeligine . " öper misin mesela ? " dediginde " tugkan ! " dedim . Güldükten sonra " atla bakalım " dedi ve arabaya bindim . O kadar sıkılıyordum ki evde bu boş olan tek günümdü . Apartmandan inerken tugkanın sesini duymuştum . Arkadaşlarıyla dışarı cıkıyordu . Sonuçta onun için bu hayat sadce benden ibaret degildi . Keşke benim de arkaşlarım olsaydı . . . Laraya yazsam ne olurdu ki ? Hayır jülide bunu yapma . Canın sıkılıyor diye pişman olacağın seyleri yapmamalısın . Biraz düsündükten sonra ders çalısmak için kütüphaneye gitmeye karar verdim . Kitap ve defterlerimi çantaya doldurup evden çıktım . Binanın kapısını tam açacakken kapı büyük bir hızla açıldı . Demir kapi burnuma vurmuştu . Gözlerimde şimşekler çakmıştı . Kafamı kaldırdığımda kapıyı açan pamirdi . Burnuma baktığını fark ettigimde elim oraya gitti . Iki deliginden de şarıl şarıl sıcak kırmızi kanlar akıyordu . akan kanlar parmak uçlarıma önce bulaştı ondan sonra da tüm avucuma dolmuştu . korku dolu gözlerle agabeyime baktım . burnum kırılmıs olabilir miydi ? kan akısı durmuyordu üzerimde ki gri kazağın yakaları bile hep kandı . pamir gitmekle kalmak arasında savasıyordu . icimden bana yardım etmesi icin dualar ediyordum . dizlerimde derman yoktu . " ağabey " dedim sadece dün ki yaşanılan olayın üstüne bir de bu eklenince bana daha fazla iskence etmek istemeyecek olacak ki beni kucağına alıp hastaneye gitmek icin arabasına bindirdi .
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD