Yan koltuğa beni koyarken Tuğkan geldi . Kalabalık kızlı erkekli bir grubun içindeydi . Ağabeyimin kucagındayken göze geldik . Hemen aralarından sıyrıp yanımıza geldi . O sırada pamir koltuğa beni koydu ve kendi şöfor koltuğuna geçti . Burnumdan öyle kanlar akıyordu ki nefes alamıyordum . Ağzımdan nefes almaya çalıstıgımda ise kanlar ağzıma doluyordu . " ne oldu ? Ne oldu lan " bağırıyordu . Ağlıyordum bir an önce hastaneye gitmek istiyordum . " Sen mi bir şey yaptın ? Söyle ! " diye bağırıp pamirin yakasına yapıştı . Pamirin yumruğunu yüzüne yediginde birkaç adım sendeledi . O arkadaş grubundan arkadaşı olan üç dört erkek pamire doğru geldiğinde büyük bir arbede çıkacağını anladım . Arabadan inip agabeyim önüne geçtim . Konuşamıyordum ancak tuğakana elimle git yaptım sonrasında diger arkadaşlarını gösterip onlarında gitmesi için yönledirdim . " burada işimiz bitmedi seninle ." Diyip arkadaslarıni alıp binaya soktu . Pamir arabaya bindiginde hastaneye sonunda gidebiliyorduk . Eli ayağı titriyordu . Direksiyona öyle sert vurdu ki kıralacak sandım . " kahretsin ! " diye bağırıyordu . " iyi misin ? " dediginde başımı sağa sola salladım . Değilim . Yan seritte olan araba bize korna bastığında tuğkanın arabasıyla bizi takip ettigini gördüm . Birkac dakika sonra hastaneye vardık . Arabadan hemen inip acil bölümüne gittik . Tuğkanda arkamızdan geliyordu . Beni sedyeye oturtup pansuman yapmaya basladılar . Birden fazla kılcal damarım patlamıstı darbe gördügü için . On bes yirmi dakikalık pansumanın ardından kan durmuştu . Ağzımdan nefes alıp veriyordum . Odanın bir ucunda pamir diger ucunda tugkan duruyordu . Uyumak istiyordum . Kaçmak saklanmak istiyordum . Pamir bu işin peşini bırakmazdı . Tuğkan . . . Kavga etsinler istemiyordum . Kendimi o kadar huzursuz hissediyordum ki o eski karanlıktan bir parcanın geri donusünü hissettim . Kargaşa çıksın istemiyorum . Tek istedigim biraz huzur . Pamir odadan cıkarken ayaklanıp onu takip ettim . " jülide ? " diye seslendi tuğkan . " efendim . " dedim . " o adamla mı gideceksin ? " dediginde " bilmedigin seyler hakkında yorum yapma . " dedim ve dışarıya çıktım . Karışmaması gerekiyordu . Aslinda ona ters yapmamın sebebini içten içe biliyordum . Arkadaşlarıyla eglenirken o benim evde oturmam içimde bir kıskançlık filizlendirmisti . Hem de o gruptaki güzel kızları gordügümde ister istemez sinirlendim . Ardından onun iyiligi icin onu pamirden uzak tutmaya çalısırken ben , o nasıl gider de üstüne yürür ? Saçmalıyordum . Hem tuğkana ayıp ettigimi düsünüyorum hem de haklı oldugumu düsünüyordum . Aklim yine bulanmıstı uyuyup kendime gelmek istiyordum . Arabaya bindigimizde ağabeyimle bir şey konuşmasık . Belki konuşurduk ancak arabaya bindikten birkaz dakika sonra uykunun kollarına kendimi bıraktım . . .
Uyandığımda yatağımdaydım üzerimdeki nevresimi açıp tam kalkacakken kapının pervazında ellerini bağlamıs beni izleyen agabeyimel göz göze geldik . " Daha iyi misin ? " dediginde sadece başımı sallladım . Pisman olmuş muydu ? Hayır lütfen . Bana iyi davransın istemiyorum . Bu saatten sonra artık ona güvenemezdim . Güvenmedigim bir insana karsı da sevgi besleyemezdim ki . Odaya girip yanıma geldi . Yatakta oturuyordum o ise bazanın kenarında durdu . Eliyle saçıma uzandıgında kafamı geriye çektim . " yalnız bırak beni . " dedim . Gözlerini kaçırdı . Ellerini gogsunde kavusturdu . Bu bir seyler soyleyecegim demekti . Belkedim . Onu bu kadar zorlayan sey neydi ? Durdu . . . Durdu . . . " ozür dilerim . " dedi . Kaşlarım havaya kalkmıstı . Bu benim ağabeyim miydi ? Ne olmuştu ona ? Ölecek miydim yoksa ? Hayretler içine düsmüşken " eğer git dersen bir daha asla karşına çıkmayacağım . bunu düsün sabah konuşalım " diyip çıktı . Ağabeyim beni seviyor muydu ? Hayallere kapılma jülide . Sabah ona gitmesini söyleyecektim . Evet bunu yapabilece cesaretim var . Son birkaç gündür bana yaptıklarında sonra gitse daha iyiydi . Kalbim karanlık ve aydınlıgı icinde barındıriyordu . Ne bembeyaz bir sayfayım ne de karanlık bir boşluk . Ben ikisideyim . Bu yüzden karar verirken o kadar zorlsniyordum ki . O an hangi tarafım ağir basarsa onu dinliyordum . . .
Ince bir tahta köprünün üzerindeydim . Köprünün altından yukarı doğru sıcaklığı vuruyordu . Aşsagıya baktığımda alevlerin harlı bir şekilde yükseldigini gördüm . Etrafıma baktıgımda köprünün diger tarafında güzel bir kule vardı . Kulenin duvarları sarmaşıklarla çevriliydi . Güneş tüm güzelligiyle parıl parıldı . Kuş sesleri oradan buraya kadar geliyordu . Rengarek çicekler ve yemyesil bir ormanı içinde barındırıyordu . Arkamı döndügüm an karanlık atmosferle karışılaştım . Gecenin en dibi yaşanıyordu bu tarafta . Korkuyla göz gezdirdim . Kurumuş ağaçlar , yıkık dökük bir ev vardı . Uluma sesleri geliyordu . Yırtıcı hayvanların sesini duyuyordum . Rüzgar sert sert esiyordu . Karşı tarafa gitmek istiyordum . Bendr günesli tarfa gecmek istiyordum . Tahta köprü o kadar yıkık dökük görünüyordu ki aşşagıya düşmekten korkuyordum . En korktuğum ölüm şekli yanarak ölmekti . Ancak bu karanlık tarfta kalmakta istemiyordum . Korku içinde yaşamak mı yoksa risk almak mı ? Derin bir nefes aldım . Tahta köprünün girisine dogru adım attım . Burada kalmaktansa ölmeyi göze alacak kadar cesur davranacaktım . İlk adımı attım sonra ikinci ve üçüncü . Köprünün kenarlarındaki ip askılara tutunuyordum . Bir adım daha attıgımda tahtanın aşsağıya alevlerin arasına düşüşünü gordüm . Bir süre havada süzülen tahta basamak alevlerin arasına düsüp küle dönüştü . Elim ayagım zangır zangır titriyordu . Adımlarıma daha dikkat etmem gerektiğini biliyordum . Dizlerimin feri kesilmisti devam edemiyordum . Ayrıca rüzgar esiyordu bbu yüzden köprünün ileri geri sallanmasına sebep oluyordu . Cok korkuyordum . Geri dönmek istemiyordum . Derin bir nefes aldım . Duşen basamağın bir onündekine basip birkaç adım daha attım . Ruzgar şiddetlenmişti . Köprünün tam ortasına gelmistim . Yolun yarısını geçtim . Ancak suan besik gibi sallaniyordu köprü . Düşmemek icin çöktüm . Köprünün benim agırlığıma dayanabilmesi için dualar ediyordum . Ruzgarın siddeti dinmiyordu . Bu yüzden hareket etmeliydim . Kalkıp adım atmak icin yeltendigimde iplerden biri koptu ve sol tarafa dogru yıkıldı . Tek iple ayakta duruyordu . Sağlam kalan ipten aşşağıya dogru sarkıyordum . Ağlamaya başladım . Cunkü artık sonumun ne olacagını biliyordum . Direnmeye çalışsamda daha fazla tutamadım ipi . Ilk once kısa bir hava boşlugunda süzüldüm ardından alevlerin sıcaklıgı vurdu . Tam içine düşecekten korkuyla uyandım .
Kabus gormuştüm yine . Kan ter içinde uyandım . O kadar gerçekçiydi ki kalbim dört nala koşuyordu sanki . Uykumdan yine hiçbir verim alamamıştım . Kalkıp elimi yüzümü yıkadım . Üzerimi degistirip kahvaltı yaomak icin mutfaga girdim . O sırada mutfağın camindan dışarıyı izleyen pamiri gördüm . Dün akşam dediklerinde ciddi miydi acaba ? Dolaptan kahvaltılıklari alıp masaya koydum . " karar verdin mi ? " diye sordu . Yutkundum . Git demeliydim ama için el vermiyordu . O bana bu kadar merhametsizce davranırken ona nasıl merhamet edebilirdim ki . Etmemmeliydim . Hak etmiyordu . Icimdeki nefret ateşini körüklemek için odun atmaya çalışsamda olmuyordu . Vicdanım el vermiyordu . Kıyamıyordum . " keyfin bilir . " dedigimde " gel ya da git de bana " dedi . Konuşmak için agzımı açtığım sırada zil çalmıştı cevap vermeden kapıyı açmaya gittim .
Karşımda Tuğkanı gördügüm elinde poğaça poşetini bana uzattı . " kahvaltı vakti " dedi neşeli bir şekilde . İceri girmek için adım attıgında " girme . " dedim bozulmuş gibi bana baktıgında " sonra yaparız kahvaltıyı " dedim . " neden ? " diye sordu . " müsait degilim . " dedigimde başını sallayıp onayladı ve merdivenlere doğru ilerledi . Üzgün görünüyordu . Aramıza bir esinti girmisti . Konuşarak halledebilecegimizi bildigim icin rahattım . " jülide ! " diye seslendiginde pamir daha fazla kaçamayacağımı anladım . Yanına gidip " birbirimizn hayatına saygı duyarsak ikimizde bu evde rahatca anlaşabiliriz " dedim . Planımda hic böyle bir cümpe yoktu . Ağzımdan çıkıverdi . Kıyamadım ona . Git demek İstesem de başaramamıştım . " kal diyorsun yani . " dediginde acaba bana zarf mı atıyor diye düsündüm . " benden vazgeçemeyeceğini biliyordum . " diye eklediginde beni denedigini sandım . " oylesine , beni demek için sordun . Yanlış mı anlıyorum yoksa . " dedim . " hayır gerçekten sordum . " dediginde sevinsem mi uzülsem mi bilemedim . En azından oyun oynamiyordu . " ancak bundan sonra git desen bile o şansını kaybetmiş oldun . " diye konuşmasına devam etti . İçime süphe düştü . Gitseydi daha güvenli bir hayat yaşayabilirdim ama benim yüzümden gitseydi ödeşmiş olcaktık . Bunu istemedim . Bir kere kendi gitmisti bu seferde sen gitmemi istedin gibi bir duruma düşecektik . Şuandan sonra başıma ne gelirse kabul etmiş oluyordum . Başa gelen çekilecekti . " umrumda degil . Bana karışma yeter " diyip odama dogru yürüdügümde arkamdan kurduğu cümleyi duydum . " daha yeni başlıyoruz kardesım . . . "
Özel dersime gitmek için daha üç saat vardı . Tugkana mesaj attım . Kahve içmek için bir yerlere gidelim diye . Birkaç dakika sonra hazırlanip binanın önunde bekleyeceğini söyledi . Ben de evden cıkıp aşagıya indim . İndiğimde girisin merdivenlerinde zilli kediyle karşılaştık . Yanına oturdum ama bu sefer sevmeye cesaret edemedim . En son ki seferde beni tırmalamasından sonra korkuyordum . Bir süre sonra Tuğkan binadan çıktı . " geldim . Fazla beklemedib degil mi ? " dedi . " hayır zilliyle oturuyorduk . " dedim . Gelio kedinin tüylerini oksadında mırıldamaya basladı . " seni seviyor . " dedigimde " sen sevmiyor musun ? " dedi . Böyle bir soruyu şakayla karısık bile sorması . Aklının bir kösesinde süphe barındırdığını gösteriyordu bence . " en cok ben seviyorum. " dedigimde kocaman gülümsedi .Tuğkan sevildigini duymaktan hoslaniyordu . " hadi gidelim . " dedikten sonra arabaya dogru yürüdük . Klasiklesmis hareketini yapıp önce benim kapımı açtı . " buyrun hanımefendi . " dedi . Gülumseyerek teşekkur ettim ve arabaya bindim . " nereye gidelim ? " diye sordugunda " rahat konusabilecegimiz bir yer olsa daha iyi olur . " dedim . Ardından bir süre yolculuktan sonra yeni açılan bir kafenin onünde durduk . " burayı ablam isletiyor . " dedi kafeyi göstererek . " ne güzel . " dedim ve kafeye girip cam kenarı bir masada oturduk . Sahil manzarası olan bu kafenin konumu çok güzeldi . " hoşgeldin tugkan . " dediginde karsımızda iri yarı sakallı bir adam tugkana bakıyordu . " ooo hoşbuldum agabeyim . Nasılsın ? " dediginde " iyi sükur " dedi ve adamın gozleri beni buldu . " kim bu güzel bayan ? " diye sordu flörtöz bir sekilde . Tugkan " kız arkadaşım " dedi . Adamın yuzundeki gulümseme düsmüstü . " ben de ahmet , baristalık yapıyorum burada . " diyerek kendini tanıttı . " jülide ben de memnum oldum . " dedim . Ardından siparişleri verdigimizda yanimızdan ayrıldı . " ağabeyim icerdeydi o yüzden kahvaltı için seni alamadım . " dedim direkt konuyu açarak . " öyle mi ? " baska neden olabilirdi tuğkan hayatim . "Evet . O günden sonra nasıl seni onunla yan yana getirebilirim sence ? " dedigimde kahkahalar içinde " bir rövanş almam lazim . " dediginde " tuğkan " dedim onu ikaz eder şekilde . " şaka , sadece şaka " dedi . Sonrasında " kalbim kırıldı birazcık " dedi . " olamaz ! Benim senin kalbini kırmak gibi bir gaflete düşemem beyefendi . " dedim . Edebiyat kitaplarından bahsederken normal sohbetimize geçtiğimde de önce ki konudan esintiler bırakıyordu . " kalbimi çaldığın yetmiyor bir de onu kırıyorsun . " diyip küsermiş gibi yaptı . " ne yaptım ki ? " diye sordum aynı onun gibi çocuksu bir ifadeyle . bir anda o kadar ciddilesti ki . " hastanede beni bırakıp pamirin arabasına bindiginde . . . " dedi . sesi konusması ve mimikleri o kadar ciddilesti ve keskinlesti ki karşımda pamir oturuyor sanacaktım neredeyse . " beni hastaneye getiren oydu onunla dönmem daha uygundu . " dedigimde direkt karşı cıktı . " benim arabamla bırakabilirdim seni " dedi . üzerine gitmek istemiyordum ancak kendisi beni zorluyordu . " sen nasıl olduguma bakmak yerine pamirin yakasına yapıştın . " dediğimde " öyle mi diyorsun jülide ? " yanlıs bir sey dedigimi düsünmüyordum bunlar gerceklerdi . cevap vermemi beklemeden masadan kalkıp gittiginde hayretler icinde masada yalnız başına kaldım . . .