Tülay hastaneden eve çıkalı iki gün olmuştu. Hastanede tek bir an bile yanından ayrılmamışken iki gündür telefon görüşmelerinden başka iletişimimiz yoktu. Nedense o evden içeri girmek istemiyordum. Sonuçta ben artık o evin gelini değildim ve öyle istediğim gibi o eve girip çıkamazdım. Hem ayrıca Tuğrul'u veya nişanlısını görmek de istemiyordum. Buna hakkım olmadığını bildiğim halde Tuğrul'a çok kızgındım. Ayrılmak isteyen taraf benken, onun bu kadar çabuk bir başkasını hayatına almış olmasını kabullenemiyordum bir türlü. Akşam yemeğini hazırladığım sırada telefonumun çaldığını işittim. Mutfak masasının üstüne bıraktığım telefonun ekranında Tülay'ın ismini görmemle gülümsemiştim. "Efendim Tülay?" "Ne yapıyorsun Nursena?" "Yemek hazırlıyordum canım. Sen ne yapıyorsun?" "Ben de odam

