ZEYNEP Bu gün hastane çok yoğundu. Bir türlü dinlenmeye vakit bulamamıştım. akşam üzeri yoğunluk azaldığı an kendimi odama attım. Çok yorulmuştum. Bütün gün acil serviste, yoğun bakımda, poliklinikte koşturup durmuş, bir hastadan diğerine yetişmeye çalışmıştım. Hakkâri’de doktor olmak demek, sadece mesleğini icra etmek değil, aynı zamanda insanların umudu, derdi, bazen de tek dayanağı olmak demekti. Sırtımı sandalyeye yasladığım anda derin bir nefes aldım. Ellerim hâlâ sabun kokuyordu ama yorgunluğun ağırlığı parmak uçlarıma kadar sinmişti. Gün boyu onlarca insanın hikâyesine tanık olmuştum; kimi basit bir yarayla gelmişti, kimi ağır bir hastalıkla. Ama en çok, gözlerime umutla bakan çocukların yüzü kalmıştı aklımda. Kimi zaman düşünüyorum; burada doktor olmak, başka şehirlerdeki mesle

