Geceden kalan huzurun içimde bıraktığı sıcaklık hâlâ canlıydı. Zeliha’nın bakışları, sabah bana söylediği sözler, ellerimizin masada kenetlenişi… Hepsi, asker üniformamın altındaki kalbimi ısıtan tek gerçekti. Ama biliyordum ki her mutluluk anının ardından sorumluluk daha sert bir şekilde kapımı çalacaktı. Ve işte, o gün kapımı çalan sorumluluk, bütün timin kaderini belirleyecek kadar büyüktü. Karargâhın koridorlarında yürürken botlarımın sert adımları yankılandı. Duvarlarda sıralanan görev panoları, disiplinin her ayrıntısına sinmiş kokusu, içerideki askerlerin ciddiyeti… Hepsi bana yeniden kim olduğumu hatırlattı: Binbaşı Ömer Karasu. Sevdiklerimin güvenliği için yemin etmiş, her anıyla ülkesine bağlı bir asker. Henüz odama geçememiştim ki haber ulaştı: Albay beni görmek istiyordu. İçi

