Bazen bir ses, yıllar sonra duyulduğunda bile aynı yerden kanatır insanı.
Bir şarkı…
Bir bakış…
Ya da eski bir adın, yeni bir tehdit gibi fısıldanması.
Efken’in gönderdiği mesajdan sonra ne ben uyuyabildim, ne Arel susabildi.
Ama ikimiz de kendi sessizliğimize tutunduk.
Arel o gece çalıştığı odaya çekildi.
Ben ise yatağımda doğruldum.
Karanlık duvara bakarak düşünmeye başladım.
“Seni en iyi tanıyan, en çok acıtır…”
Bu sözü annem sık sık söylerdi.
Ben anlamazdım.
Ta ki… Efken, kalbimi ellerinin arasına alıp paramparça edene kadar.
⸻
Ertesi sabah Arel kapımı tıklattı.
“Hazır ol. Gidiyoruz.”
“Nereye?”
“Sana kim olduğunu hatırlatacak bir yere.”
Arabada konuşmadık.
Ama arabanın içi kelimelerden çok, suskunlukla doluydu.
Yol kenarında, şehrin dışında, terk edilmiş bir eski at çiftliğine geldik.
Kapısı zincirliydi ama Arel cebinden eski bir anahtar çıkardı.
O an fark ettim.
Burası onun geçmişinden bir yere aitti.
İçeri adım attığımda her şey tozlu, yorgun ama tanıdık gibiydi.
Sanki burası sadece Arel’in değil… geçmişte terk edilmiş tüm çocukların sığınağıydı.
“Burada ne var?” diye sordum.
“Ben.”
“Nasıl yani?”
“Ben burada büyümedim. Ama burada öğrendim. Sessizliği, yalnızlığı, hayatta kalmayı. Ve… güvenmenin ne kadar pahalıya patlayabileceğini.”
Göz göze geldik.
Arel ilk defa bana kendinden bir pencere açtı.
Ve ben… o pencereden rüzgar gibi içeri girdim.
“Peki ya Efken?” dedim.
“O buraya hiç gelmedi. Ama burada iz bıraktı.”
Arel bir kutu çıkardı.
İçinde eski fotoğraflar, notlar, isimler…
Ve bir defter.
Kapakta bir harf: “H.”
Elim titreyerek açtım.
İlk sayfada şu cümle vardı:
“Kırmak için önce nasıl sevileceğini öğrenmen gerekir.”
Altında tanıdığım o yazı…
Efken’in.
Kalbim sıkıştı.
Bütün cümleler üzerime yıkıldı.
Sadece bir defter değildi bu.
Efken’in bana yazdığı bir karanlık senaryoydu.
Beni nasıl yıktığını, hangi adımlarla kırdığını yazmıştı.
Planlıydı.
İnce ince.
“Bu… bu nasıl olabilir?” dedim gözlerim yaşla dolarken.
Arel bana baktı.
“O sadece aşık olmadı Havin. Seni işledi.”
O an içimdeki kırılgan Havin, yerini sessizce büyüyen bir öfkeye bıraktı.
Çünkü artık biliyordum.
Bu sadece bir aşkın ihaneti değildi.
Bu… bir savaşın ilk sayfasıydı.
⸻
Arel, arabada sessizdi dönerken.
Ama son cümlesi her şeyi özetledi:
“İzini sürmeye başladım. Efken yakında seni gölge olmaktan çıkarmaya çalışacak. Ve biz… önce adım atmalıyız.”
Ben aynaya baktım.
Göz altlarım mor, ama gözlerimin içi parlıyordu.
Çünkü artık ilk kez…
Kendim için savaşıyordum.
⸻
Devam Edecek…