Beni Kırmadan Önce Sevmiş Miydin?

552 Words
Günler birbirine karışmaya başlamıştı. Zaman… artık anlamını yitiriyordu. Ne gece tam karanlıktı, ne sabah tam aydınlık. Arel’in evindeki sessizlik bile benimle dost olmuştu artık. Ama her dost gibi… bazen sormaması gereken soruları da fısıldıyordu: “Acaba Efken beni kırmadan önce… gerçekten sevmiş miydi?” Bu sorunun cevabını hiçbir zaman alamayacağımı biliyordum. Ama bilmek istediğim başka bir şey daha vardı: “Arel neden beni hâlâ burada tutuyordu?” ⸻ Mutfakta çay demliyordum. Arel içeriden kitap okurken klasik müzik açmıştı. Kafamı içeri uzattım. “Hayatında hep bu kadar sıkıcı mıydın, yoksa ben geldiğimden beri mi böyle oldun?” O gözlüğünün üstünden bana baktı. Gülmemek için kendini zor tutuyordu. “Senin ‘tehlikeli’ tanımın kitap okumaksa, seni hâlâ çok hafife alıyorum demektir.” “Çok da meraklıymışsın… gözlük bile takmışsın, yemin ederim bir edebiyat hocası gibi görünüyorsun.” Arel gözlüğünü çıkardı. Yavaşça ayağa kalktı, bana doğru yürümeye başladı. Bir adım… bir adım daha… “Ne kadar yakın gelirsem o kadar susuyorsun fark ettin mi?” “Ben susmuyorum. Sadece… nefesimi tutuyorum.” Aramızda artık yalnızca birkaç santimetre kalmıştı. Gözlerim gözlerine değdi. Kalbim yerinden çıkacak gibiydi ama bu korku değildi. Tanımlayamadığım… bir şeydi. Sonra çaydanlık ötmeye başladı. İkimiz de aynı anda geri çekildik. Arel gülümsedi. “Az kalsın mutfağı yakacaktın.” “Senin yüzünden,” dedim. “Çünkü… dikkat dağıtıyorsun.” O an ilk kez Arel’in gözlerinde bir şey kırıldı. Kalkanlar, zırhlar… Sadece bir anlığına. ⸻ O gece yatağa gittiğimde bir yandan gülümsüyordum, bir yandan da içimdeki o sessiz alarm çalıyordu. Bu huzur fazla güzeldi. Bu gülümseme fazla gerçek. Ve işte tam o an… kapı altından bir zarf kaydı. Gözlerim karanlıkta açıldı. Yatağımdan kalktım, zarfa uzandım. Üzerinde hiçbir şey yazmıyordu. İçini açtım. Tek bir cümle vardı. “Ben seni asla unutmam Havin. Çünkü sen, beni insan yapan tek şeydin.” – E.D. Nefesim kesildi. Kapıyı açtım, koridora fırladım. Kimse yoktu. Ne ses, ne adım. Arel’in odasına koştum. Kapıyı çaldım ama açan olmadı. Sonra fark ettim… kapı açık. Oda bomboştu. Masada sadece bir kağıt. “Gidip bir şey öğrenmem lazım. Sakın yalnız dışarı çıkma. –A” Titriyordum. Çünkü ben Efken’in gölgesinden kaçarken, o artık benim yanı başıma kadar gelmişti. Ve Arel… yoktu. ⸻ Sabah olduğunda elimde zarfla merdivenlere oturdum. Bacaklarımın arasına başımı gömdüm. Bir ara ağladım mı, hatırlamıyorum. Ama sonra ayak sesleri duydum. Başımı kaldırdım. Arel karşımdan geliyordu. Saçları dağınık, ceketi yoktu. Yorgun ama kararlı. “Biri odama not bırakmış,” dedim. “Biliyorum,” dedi. Şaşırdım. “Nereden biliyorsun?” “Çünkü bırakılmasını ben engelleyemedim.” O an içimdeki küçük güven çöküverdi. Ayağa kalktım. “Yani sen onun burada olduğunu biliyordun?” “Bilmiyordum. Ama tahmin ediyordum.” “Ve bana bir şey söylemedin?” “Çünkü seni daha çok korkutmak istemedim.” “Ama ben zaten korkuyorum Arel! Her an, her saniye!” Gözlerim doldu. Arel yaklaştı. Elini uzattı, ama bir an tereddüt etti. Sonra parmakları saçlarıma dokundu. Kafamı eğdim. “Ben artık kaçmak istemiyorum,” dedim. “O zaman beraber duracağız,” dedi. “Ama Efken beni hâlâ seviyor olabilir…” “Ve ben seni hâlâ kurtarmak istiyor olabilirim.” İçimden bir parça çözüldü o an. Arel’in parmakları saçlarımda değil, kalbimdeydi sanki. İlk kez biri beni tamir etmeye çalışmıyordu. Sadece… yanımda duruyordu. Ve işte o gece ilk kez kalbim şunu fısıldadı: “Belki de sevilmek, sessizken de yanında kalabilmektir.” ⸻ Devam Edecek…
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD