Sabaha kadar döndüm durdum, gözüme uyku girmedi. Anlaşmalı da olsa sevdiğim adamla evleniyordum. Saat kaçta daldım bilmiyorum. Sabah namazına telefonumdaki saat çalınca kalktım, namazı kılıp hazırlanmaya başladım. Ne giysem bilemedim ama bu sefer boydan bir elbise giyindim, ona uygun bir şal taktım. Hafif bir makyaj yaptım. Bu sefer çantamı ve montumu alıp aşağı kahvaltıya indim. Sadece babaannem vardı, yerime oturdum ve kahvaltıya başladım. Herkes teker teker sofraya oturdu, amcam halen sinirle bana bakıyordu. O arada Helin hemen soru sordu:
Helin: "Abla, Emre eniştenle konuştun mu? Ne zaman seni istemeye geliyorlar?" dedi.
Zilan: "Bilmiyorum, daha konuşmadık ama bugün konuşuruz herhalde." dedim.
Helin: "Aa, ne heyecanlı abla! Beraber çarşıya çıkalım, sana isteme için yeni kıyafetler alalım." dedi.
Amca: "Ne bu heyecan, sanki kızı verdik. Ortada bir şey yok daha." dedi.
Tam bir şey diyecektim, babaannem lafa girdi.
Zozan: "Sen karışma Botan, ben Zilan’la konuştum. Kızın gönlü var. Emre'yle konuşsunlar, günü belirler yüzüğü takarız." dedi.
Amca: "Sen de ne hevesliymişsin torununu hemen vermeye ana." dedi.
Zozan: "Hevesimden değil, kızımın gönlü Emre’de. Yoksa sen kızımın başını yakacaksın. En azından sevdiğiyle evlenir." dedi.
Amcam çok sinirliydi, kıpkırmızı oldu. Rohat da aynı durumdaydı, eli yumruk olmuştu.
Boran: "Beraber çıkalım mı? Benim de işim var, ablayla seni bırakır işim bitince de seni alırım." dedi.
Zilan: "Olur, hadi çıkalım." dedim.
Helin: "Ağabey ben de gelmek istiyorum, çarşıya gidelim eksiklerimi alayım ne olur." dedi.
Boran gülümsedi, bana baktı. Ben de olur anlamında başımı salladım.
Boran: "Gel başımın belası gel." dedi.
Helin: "Aşk olsun ağabey." Hemen suratını astı.
Zilan: "Ağabeyin şaka yapıyor, hadi çıkalım yoksa geç kalacağım okula."
Beraber yola çıktık. Boran dikkatli olmamı istiyor, Rohat’ın bakışları başka bakıyor. "Seni okuldan ben alırım, sana zarar vermesin." dedi. Aslında haklıydı. Helin de "Abla geçen yengem Zerya’ya ne olursa olsun Rohat’la Zilan evlenmeli, güç bizde olmalı diyordu." dedi. Ben de tamam, fazla konu uzamasın diye tamam dedim. Çıkacağım saati söyledim, onlar da beni okula bırakıp yollarına devam ettiler. Dersin başlamasına az kalmıştı. Emre'yi gördüm, hemen ayaküstü selamlaştık ve derse girdik. Emre okul çıkışı konuşalım dedi, ben de kabul ettim. Sanki saatler geçmiyordu, gün mü uzun sürdü anlamadım. Sonunda son zil çaldı ve çocuklar evlerine dağıldı. Ben sınıfı toplarken Emre sınıfa girdi.
Emre: "Konuşalım mı?" dedi.
Zilan: "Tamam." dedim ve öğretmen masasına oturdum. O da sandalye alıp karşıma gelip oturdu.
Emre: 'Bana akşam neler olduğunu anlatır mısın? Mesaj atıp kabul ettiğini yazdın. Akşam bir olay olmasaydı sen biraz düşünecektin. Neler olduğunu anlat.' dedi. Ben de olanları anlattım, çok sinirlendi, ellerini saçlarının arkasından geçirdi ve dedim ki:
Emre: 'Tamam Zilan, fazla uzatmayalım. Ben akşama ailemle konuşurum ve bu hafta içi seni istemeye geliriz, bu işi fazla uzatmayalım.' dedi.
Zilan: 'Tamam olur, ben de artık rahatsız olmaya başladım amcamdan, Rohat'tan. Sen ailenle konuş, bana günü söyle, ben babaannemle konuşurum.' dedim. Sonra lafa nasıl gireceğimi bilemedim ama zor da olsa sordum: 'Nasıl olacak Emre, aynı odada nasıl kalacağız?'
Emre: 'Babam, ağabeyimle bana konakta ayrı ayrı katlar verdi. En üst katta ağabeyim oturuyor, onun hemen altında ben. Katların büyüklüğü aynı, içleri ise yeni dekore edildi. Ağabeyim özel bir mimar tuttu. İki odası var; biri yatak odası, diğeri ise çalışma odası. Ayrıca bir de giyinme odası ve küçük bir salonu bulunuyor. Salonda oturma grubu ve televizyon var, bir duvarda ise küçük bir kahve köşesi yer alıyor. Adeta ayrı bir ev gibi ama yemekleri birlikte yiyoruz. Yatak odasında küçük bir kanepe var, ben o kanepede uyurum, sen de yatakta yatarsın. Başka odada kalamam, biri gelir olmaz.' dedi.
Zilan:’ Ben yatarım kanepede .’ Dedim ama kesin kızardım
Emre:’ Bunları sonra konuşuruz.’dedi
O arada sınıfının kapısı çaldı ‘ gel’ dedim ve kapıdan boran ve Helin girdi.
Zilan:’ Geldiniz mi.’ Dedim
Helin:’ Geldik abla.’ Her zamanki gibi neşeli haliyle
Boran:’ Bizi tanıştıra çakmışın:’ dedi
Zilan:’ Pardon tanıştığıyım Emre. Emre bunlarda Kardeşim Boran ve Helin.’ Dedim
Emre Elini uzattı Boran’da elini sıktı karşılıklı ‘ memnun oldum dediler: tabi bizim Helin mutlu bir şekil.’ Bende memnun oldum enişte.’ Dedi
Emre:’ bende memnun oldum küçük hanım.’ Dedi
Boran:’Zilan çıkalım mı:’ dedi
Zilan:’Çıkalım.’dedim ceketimi çantamı aldım ve hep beraber cıktık. Bizi yolcu etti Emre ve akşam arayacağını söyledi.
Konağa geldiğimizde müsaade istedim ve odama geçtim benim katta Helin ve Borana oda ayarladık ben istedim babaannemde bir şey demedi ama babam ağa olduğu halde halen misafir odasında kalıyordu eşiyle. Önce itiraz edecek gibi oldu ama babaannem onu susturdu.
Namazı kılıp Zeynep’i aradım çok mutlu oldu bizimki isteme günü yanımda olacakmış hemen alış verişe çıkmalıyız. Helin ve Zeynep’in alışveriş zaafı var çok seviyorlar ama ben o iki alışveriş canavarıyla gidersem kesin yorgunluktan ölürüm neyse telefonu kapattım aşağı indim Fatma abla sofrayı kuruyordu. Biraz oturduk, sofra hazır olunca hepimiz sofraya geçtik.
Hepimiz sohbet ediyorduk amcamlar hariç bende laf arasında Emre'yle konuştuğumu yarin isteme gününü ayarlıcağız dedim. Babaannem tamam kızım sen nasıl istersem öyle olur dedi. Amcam ve ailesi yemekten sonra durmadılar konaklarına geçtiler bende müsaade istedim ve odama gidip her zamanki gibi namazımı kılıp banyoda rutin işlerimi haletlim pijamalarımı giyinip uyudum…