Emre
Benim hayatım annem öldüğü gün değişti. Bana bir mektup bırakmış, orada babamın kim olduğu yazıyordu.
Benim babam aslında bir ağaymış. Annem hemşireymiş, Şırnak sağlık ocağında ve babamı çok sevmiş ama babam evli olduğundan annem sadece kuma olabilirmiş.
Annem istememiş ve tayinini istemiş ve arkasına bakmadan çekip gitmiş. Sonra bana hamile olduğunu öğrenince geri dönüp kuma olmamak için kimseye bir şey dememiş.
Elimde mektupla beraber Demir Konağı'na vardım ve mektubu Azad Ağa'ya verdim ve beni hemen kabul etti. Ailesi de, kardeşlerim ilk başta tepkiliydiler ama bana değil babama. Eşi Hatice Anne beni hemen olmasa bile kabul etti.
Sonra ben geri döndüm İstanbul’a, arada gidip geliyordum ama bir gün babamın rahatsızlandı ve ağabeyim Ömer artık ağa olmuştu ve bizimle yaşa dedi, babamı yalnız bırakma ben de kabul ettim.
Bugün ağabeyim sayesinde buradaki ilk okula tayinimi aldırdı, tanıdığı varmış milli eğitimde. Bugün okula Zilan geldi, o da tayinini okula aldırmak istediğini öğrenince formu doldurup abime verdim, o hallederdi.
Ağabeyime sordum acaba Zilan'ı tanıyor mu diye, ondan öğrendim hikâyesini. Allahtan dedesi babaannesi arkasında durmuşlar. Ama çok güzel, hele o gözleri... Hayatımda ilk defa bir kadına karşı böyle hissediyorum. Önceden hiç karşı cinsle ilişkim olamamıştı ama Zilan'ı unutamıyorum, yüzü gözümün önünden gitmiyor. İnşallah en kısa zamanda tahin işini halleder ağabeyim...