Zilan
Kahvaltıdan sonra müsaade isteyip Zeynep'in evine yürüyerek gitmeye karar verdim. Onun arabasıyla merkeze giderdik.
Bizim konağa yakın küçük bir müstakil ev kiralık, önünde küçük de olsa bahçesi var. O kadar güzel ki o bahçede en kısa zamanda beraber çay içip sohbet etmek istiyorum arkadaşımla. 15 dakika sonra Zeynep'in evin önündeydim, kapıyı çaldım. Kapı açıldı.
Zeynep: 'Günaydın canım.'
Zilan: 'Günaydın canım. :)'
Zeynep: 'Çantamı alıp geliyorum.'
Zilan: 'Tamam, ben arabayı almadım seninkiyle gidelim merkeze.'
Zeynep: 'Olur canım, anahtarı alıp geliyorum.'
Beraber arabaya bindik, hemen şarkı açtı. Asla müzik olmadan araba sürmez.
Sezen Aksu'dan Ey Aşk dinledik.
Şarkıyı dinlerken camdan dışarı bakarak Emre'yi düşündüm. Yarın için heyecanlıydım. Nasıl davranacağımı bilmiyordum. Zeynep seslenince kendime geldim.
Zeynep: 'Geldik, hadi gidip çarşının altını üstüne getirelim.' dedi
Zilan: 'Şimdiden söylüyorum yorulursam döneriz yoksa sen akşama kadar bıkmadan gezersin.' dedim
Zeynep: 'Tamam canım, yorulunca otururuz bir kafede dinlenip devam ederiz.' dedi. Ben gözlerimi devirdim. 'Tamam tamam işimiz biterse döneriz ama dönmeden bir kafede kahve içemez miyiz?' dedi muzip bir şekilde.
Zilan: 'Tamam içeriz kahve.' Dedim, çok mutlu oldu.
Çarşıya girdiğimiz gibi Zeynep hemen beni mağazanın birine sürükledi. Bizim kız alışveriş deyince aklı uçuyor, çok seviyor alışveriş yapmayı. Kendime 3 tane güzel takım tunik aldım, onlara uygun da başörtüsü seçtim.
Benim alışveriş bitti ama benim çılgın arkadaşımın alışverişi bitmedi. İkindi olmak üzereydi, artık isyan ettim.
Zilan: 'Artık yeter Zeynep, çok yoruldum her an düşüp bayılabilirim.' dedim
Zeynep: 'Bu son mağazaya da girelim, söz hemen sonra bir kafeye gidip kahve içeceğiz.' dedi. Ona öyle ters bir bakış baktım ki. 'Tamam tamam hadi birer kahve ısmarlayayım ikimize.' dedi ve beraber en yakın kafeye geçip iki sade Türk kahvesi istedik. Ben yanına sütlaç, Zeynep her zamanki gibi magnolia istedi.
Biz tatlımızı yerken kafeden içeri Emre girdi, yanında da bir arkadaşı vardı. Beni gördü ve yanımıza geldi.
Emre: 'Merhaba.'
Zeynep ve ben aynı anda 'Merhaba' dedik, yanındaki arkadaşı da bize selam verdi.
Emre: 'Nasılsınız Zilan Hanım, yarın okula geliyorsunuz değil mi?'
Zilan: 'İyiyim Allah'a şükür, evet yarın geliyorum okula. Biraz heyecanlıyım.'
Gülümsedi.
Emre: 'Ben de ilk gün heyecanlanmıştım ama hemen adapte oluyorsunuz. Okul küçük olunca alışması kolay oluyor.'
Zeynep: 'O kadar heyecanlıydı ki bugün ilk günü için yeni kıyafetler bile aldık.' Zeynep'e öyle ters baktım ki bir de omuz silkiyor. Emre gülümsedi, utandığımı anlayınca konuyu değiştirdi.
Emre: "Biz de arkadaşımla bir şeyler içelim demiştik, sizi de tesadüfen gördüm, selam vermek istedim. Bu arada arkadaşım Hakan, kendisi buradaki jandarmada üsteğmen."
Zilan ve Zeynep aynı anda "Memnun oldum" dedi. Ama Zeynep gözünü hiç ayırmadan Hakan Bey'e bakıyor, elini uzattı ve tokalaştılar.
Hakan: "Ben de memnun oldum. Herhangi bir sorun olursa beklerim." dedi ve iyi günler dediler ve başka masaya geçtiler. Zeynep halen Hakan'a bakıyordu, ben de.
Zilan: "Hayırdır arkadaşım, daldın." Güldüm.
Zeynep hemen toparlandı.
Zeynep: "Aa fark etmemişim." dedi. "Neyse, kahvemiz ve tatlımız bitiyse dönelim." dedi.
Zilan: "Tamam." dedim. Hesabı ben ödemek istedim ama Zeynep ödedi. Geri dönüş yolunda Deniz Toprak ve Resul Dindar'dan Sebebi Sensin'i dinledik. Akşam olmuştu.
Zeynep yorgun olduğunu söyleyip eve geçti. Ben geldiğimde sofradaydılar. Selam verip yerime oturdum. Bu sefer Helin yanıma oturdu. Yemeği yedikten sonra müsaade isteyip odama geçtim.
Hemen kendimi banyoya atıp yıkadım. Rutin işlerimi halledip kaza namazlarımı ve yatsıyı kılıp yattım. Saatimi kurdum ve uyudum…